Atıf Ünaldı Yazılar

Bir bilişim bir de Ankara tecrübesi geçirdim bu hafta. Her nekadar İstanbul gelişimin şehri de olsa insanın arada sırada bir Ankara gezisi yapması gerekiyor. Bu Türkiye’nin vizyonunu devletin, milletin, meclisin ve askerin gündemini görmede oldukça önemli bir yer tutuyor. Meclis bıraktığımız gibi, insanlar geliyor, insanlar geçiyor. Bir süre önce bilişim konuşuldu Meclis’te. Konuşuldu konuşulmasına ama biz artık konuşulanlardan çok olacakları bekliyoruz. Beni en çok etkiliyen sözde sektörün temsilcisi olmak için meclis’e giren ve bunun için her türlü desteği isteyen milletvekillerimizin şu ana kadar her hangi birşeyin altına imzalarını atmamalarıydı. Gerçi şu an bütçe görüşmelerini seyrediyorum ve görüyorum ki bütün milletvekillerimiz bilişimin ve iletişimin önemini kabul etmişler. Tek üzüldüğüm nokta bilişimin milletvekili olmak için kullanılması.
Türkiye yeni bir binyıla girerken aynı zamanda yeni bir coğrafyanın da parçası oluyor. Her ne kadar Türk “”medyası”” ilk anda kokoreç tüketiminin AB konusunda bize sıkıntı yaratacağını söylese de, bu bilişimden para birimimize hatta bayrağımıza ve kullanılış şekillerine kadar herşeyi etkileyecek. Merak ediyorum bunu kaç aydınımız göz önüne alıyor. TL yerine AB para biriminin kullanılmasını halkımız nasıl karşılayacak veya buna ne kadar alışabilecek?
Her nekadar bu sorunlarımızı dile getirsem de aslında hepimizi rahatlatacak bazı gelişmelerin de olduğunu Ankara’dan döneceğim gece öğrendim ve çok sevindim. Belli bir olgunluğa ulaşmadan bu gelişmelerden bahsetmek istemiyorum. Ama Türkiye’nin doğru bir yola girdiğini düşünüyorum. Özellikle bilişim sektörü konusunda bundan eminim birkaç yıl önce yapılan hatalar şimdi düzeltilmeye başladı. Tek korkum bu hataların yapılmasına neden olan danışman ve “”yetkililerin”” şu anda da etkin olmaları. Ama artık devletimiz, askerimiz ve milletimiz neye nekadar güvenmeleri gerektiğini anladı. Bu mutluluk verici bir gelişme.
Ankara seyahatimin en can alıcı noktası ise internetin artık özel birşey olmadığı fikrine ulaşmamdı. İstanbul’da bilişimde gencinden yaşlısına binlerce insan, İstanbul’da yaşayan bizlerin arabalarıyla gitmeye bile üşendiğimiz yerlerine koşarak gidiyordu. Ankara’da ise o ana kadar bilgisayarla hiçbir ilişkisi olmayan bürokrat ve etkin kişinin konu bilişim olunca kulak kesilmesi yeni milenyumun internet üzerinde yaşanacağının en güzel göstergesiydi. Ben yeni dünyanın başlangıcı olacak 1 Ocak tarihini eskilerin baharın gelişini müşdeleyen cemrenin düşmesi olayına benzetiyorum. Cumartesi günü geçirdiğim deneyim, internet düşen cemreden sonra, şimdi de Holywood’a cemrenin düştüğünü gösteriyor. Bu şekilde devam ederse 10 gün sonra hepimizin umut ettiği ama bu kadar kısa zamanda olmasını öngöremediği yeni bir dünyaya uyanacağız.
Bu dünya aydınların daha az acı çektiği daha umut dolu, daha net bir dünya olacak.
NETleşmek üzere….

Eskiden internet ve bilgisayar hakkında öyle ortalık yerde konuşmazdık. İnsanlar bize marslı gözüyle bakardı. Şimdi o kadar ilginç bir hal aldı ki; televizyon programıma konuk olan herkes, internetten çok rahat bir şekilde bahsediyor. Dünyada ilk kez tamamen sanal bir ürün olan Yahoo’nun reklamını Eurosport’ta gördüğümde gözlerim dolmuştu. Şimdi Türkiye’de bile böyle web siteleri var. Kendi reklamlarını yapıp, para kazanıyorlar. Hatta basın ve halkla ilişkiler konusunda da insanlar çalıştırıyorlar.
Eskiden program konuklarımız, web hakkında bahsettiğimizde bize marslı gözüyle bakarken, bu hafta konuk olan gurup Kargo’nun fan sitelerini gezdik. Web sitesi olmayan ünlüler ise, bu durumdan hayıflanıp, hemen benden çözüm bulmamı istiyorlar. İşin komik tarafı, yaptığım küçük bir araştırmaya göre, konuklarım olan ünlülerin yüzde doksanı daha önce güvensiz bir web design şirketi tarafından aldatılmış veya taciz edilmiş.
İnsanlar bu duruma rağmen internete güveniyor ve geleceği ondan ümid ediyor.
Bir süredir internet üzerinde sörf yaparken çeşitli trojan pingleri atan yüzlerce insanla karşılaşıyorum. IP’leri belli olan, bu insanlar oldukça saf bir şekilde bir oraya bir buraya saldırıyorlar. Birçok kişi bu insanların kısa zamanda amaçlarına ulaşıp istekleri herneyse onu gerçekleştiriyorlar. Birkaç web design şirketi bu sayede korkunç paarlar da kazandı. Peki sormak istiyorum, bu şirketler saygın mıdır?
Veya bu insanlar internet üzerinde etkin olacaklar mı? Tek kelime ile “”Hayır””. Web platformu normal yaşama oldukça benzer, ne kadar çok riske ederseniz o kadar çok kazanır, ne kadar çok hile yaparsanız o kadar alt bir karakter halini alırsınız.
Internet’I Amerika’nın keşfine benzetmek çok doğru olur. Önce topraklar boştu. Herkes bir alan kapabilmek için yarıştı. Artık kasabalar kuruldu. İnternet eskisi gibi ıssız ve ilkel bir alan değil artık. Emin olun çok kısa zaman içinde kanun adamları bu kasabalara gelip, bir düzen yerleştirmeye çalışacak. Tabii bu çalışmanın karşısında, iflah olmaz kanun kaçakları da olacak. Sonunda nette şehirler kurulmaya başlayınca saygın amaçlarla çalışan kişiler bu işin en büyük payesine sahip olacak. Bunu unutmamak gerektiğini düşünüyorum…
NETleşmek üzere…

Posta sunucusu üzerinden e-posta okumanın iki farklı yolu vardır. Birincisi ve ülkemizde en çok kullanılanı e-posta içeriği ve başlığının çekilmesidir. İkincisi ise daha çok depolama gücü az olan makinelerle internet’e bağlanan veya çeşitli sebeplerle internet üzerinde zaman kısıtlaması olan insanların kullandığı sadece konu satırı ve gönderen isminin alındığı yöntemdir. Bu sayede gereksiz mesajlar direkt olarak posta sunucusu üzerindeyken transfer edilmeden fark edilerek silinebilir. Bu tür kullanımların da olması konu satırını oldukça önemli bir konuma getirmiştir. E-postanın içeriğini kısaca özetleyen bir konu başlığı herkes için oldukça yararlı olacaktır.
Konu satırı tam bir cümle olmak zorunda değildir. Konu satırı içinde kısaltmalar kullanılabilir. E-postanın içeriğini açıklamak durumundadır. Eğer mesajınız başkaları tarafından cevaplandırılmışsa konu satırında Regarding (hakkında, -e dair) kelimesinin ilk hecesi olan “”re:”” ana başlığını görebilirsiniz. Bazı e-posta programları cevapladığınız mesaja bu başlığı koymayabilir. Bu durumda bunu sizin yapmanız oldukça kibar olacaktır.
Konu: Re: Internet dernegi toplantisi
Eğer mesajınız acil bir konuyu anlatıyorsa, konu satırının başında bunu belirtmeniz oldukça yerinde bir davranış olur. İngilizce mesajlar için URGENT: kelimesi bu tip durumları anlatmak için en çok kullanılan düzendir. Türkçe’de ise bu durumları ifade etmek için ACİL: kelimesi konu satırının başına yerleştirilebilir.
Konu: ACİL: Internet dernegi toplantisi iptal edildi.
İngilizce mesajlarda bunun dışında yaygın olarak kullanılmayan fakat oldukça yararlı olan REQ: (Request : Rica ) ve FYI: (For Your Information : Bilgilerinize ) konu satırı başlıkları da vardır. Bu kelimelerin Türkçeleri kısa olduğu için kullanılması oldukça yararlı olacaktır.
İlişkili mesajlar
Eğer bir mesaja cevap veriyorsanız, cevap verdiğiniz mesajdan alıntılar yapmanız karlı tarafın konuyu anlamasını kolaylaştıracaktır.
Sadece
Evet
Yazan bir mesaj yerine:
>Pazartesi günü haberleşme projemizi konuşmak için büromuza uğrar mısınız?
Evet
Yazmak daha anlaşılır olacaktır.
“”>”” işaretini birçok e-posta programı otomatik olarak koymaktadır. Bu işaret başka bir mesajdan alıntı yaptığını belirten global bir imgedir. Alıntı yapılan mesajlarda kullanılması oldukça gereklidir.
Mesajlar gidip gelirken arada belli bir zamanın geçtiği unutulmamalıdır. Bu amaçla içinde zaman ayrıntıları bulunan veya bir soruya cevap olabilecek durumda olan her türlü mesajın içinde de alıntılar bulunması gerekmektedir. Mesajlarınızı yazarken açık olmak gerekmektedir. Yarın, öbür gün gibi gibi kullanımlar yerine gerçek tarihler, “”diğer söylediğiniz daha doğru”” yerine “”toplantı günü ile ilgili söyledikleriniz daha doğru”” gibi anlatıcı yapılar kurmak karşı tarafın sizi anlamasına yardımcı olacaktır.
Eğer bir paragrafın ortasındaki bir cümleden itibaren alıntı yapacaksanız, sizinle alakası olmayan herşeyi sildikten sonra yerine “”…”” koymanızda yarar vardır.
Karşılıklı süre gelen mesajlaşmalarda, eğer içinde bilgi yoksa son mesajdan daha önceki mesajları silmeniz mesajın boyunu kısaltacak, dolaysıyla internet üzerinde daha hızlı dolaşmasına neden olacaktır.
Elektronik posta programı bulunmayan insanların e-postalarına ulaşmaları amacıyla web üzerinde bazı parasız mesaj okuma servisleri oluşturulmuştur. Bu tip servislerde Türkçe karakter seti bulunmadığı için yazılan Türkçe karakterler düzgün görünemeyeceklerdir. Eğer karşınızdaki insanın mesajlarını okuduğu posta programını biliyorsanız bu özellikleri kullanabilirsiniz. Fakat bilmiyorsanız en azından konu satırında (işğüöç) gibi Türkçe karakterler bulundurmamanız konu satırının anlaşılır olmasını sağlayacaktır.
Biçim
E-posta genel kullanım ve sunucular arasında geçiş tarzı olarak büyük bir kısmı standartlaştırılmış bir kullanıma sahiptir. Buna rağmen e-posta gönderme ve okuma programlarının çeşitliliği gönderdiğiniz mesajın karşı tarafta aynı şekilde görülmemesine neden olabilir. Bu yüzden mesajınızı yazarken dikkatli olmanız gerekir.
Bazı e-posta programları mesajın içeriğini, salt metin olarak okur. Bu durumda daha önce eklenmiş olan koyu yazı, renk gibi özellik kontrol programcıkları da metnin içinde aynen gösterilir.
Sana iyi yıllar diliyorum. Mutlu ol, mutlu kal.
Yazan bir metin: Sana iyi yıllar diliyorum. Mutlu ol, mutlu kal. şeklinde görülebilir.
Bunu e-posta programınızı salt metin gönderimine ayarlayarak düzeltebilirsiniz. Eğer karşı tarafın bilgisayarındaki programın yeteneklerini biliyorsanız bu html özelliklerini kullanmanızda bir sakınca yoktur.
Geliştirilmiş Karakter Seti:
Internet üzerindeki her türlü belge adresler ve transfer edilen her bilgi, 1982 yılında oluşturulan Latin 1 karakter setinin ilk 128 karakterlerini (harf, sayı ve işaret) kullanarak gerçekleştirilir. Bu bilgisayarlara modem bağlantılarında oluşabilecek hataları düzeltmek için bir miktar yer sağlar. Fakat internet kullanıcıları diğer karakterlere de ihtiyaç duyarlar. Türkçe karakterler diye harfler bu kullanılmayan setin içindedir. Artık (quoted-printable) şifreleme yöntemi bu ekstra karakterler kodlanırlar.
Kodlanan karakterler e-posta okuyucusu tarafından yeniden açılırlar. Fakat karşı tarafın makinesinde bu işi gerçekleştiremeyen bir e-posta okuyucusu varsa şifrelenen karakterler oldukları gibi görüntülenirler. Bu durumda mesaj karşı tarafta =E8, =E9 gibi anlaşılmaz setlere dönüşür.
Bu tip genişletilmiş karakter seti kullanımlarında Windows95 işletim sistemi ve MacOS işletim sisteminin de ayrı standartlara sahip olmaları bu ekstra karakterleri kullanmanızı engelleyecektir. Bu yüzden genişletilmiş karakter setini kullanmak için karşı taraftaki makinenin özelliklerini de bilmekte yarar vardır.
Türkiye’deki büyük çoğunluğun e-posta kullanımında genişletilmiş seti deşifre eden programlar kullandıklarını göz önüne alırsak Türkçe karakterleri kullanmakta bir sorun olmayacağını düşünebiliriz.
Web Bağlantıları:
Birçok e-posta programı http:// ile başlayan web bağlantılarını html kodları ile linkler. Bu durumda karşı taraf mailimizi aldığında linkin üzerine tıklamak suretiyle web sayfasına ulaşabilir. Bu yüzden bağlantımızı yazarken sonuna herhangi ekstra bir karakter eklememeye dikkat etmeliyiz.
http://www.sabah.com.tr/index.html.
yazmak yerine noktayı daha uzağa koymak üzerine tıklamak veya seçmek açısından rahatlık sağlayacaktır.
http://www.sabah.com.tr/index.html . gibi.
Sayfa Düzeni Kısa paragraflar:
Mesajlarınız, ekranın belli bir kısmında scroll yaparak gösterilir. Scroll dikkati dağıtan bir olgu olduğu için paragraflarınız ne kadar kısa olursa o kadar rahat bir okunma sağlanır.
Satır uzunlukları:
Eğer e-posta yazdığınız program satır atlama işini otomatik yapmıyorsa bunu dikkatli bir şekilde sizin yapmanız lazım. Eğer 75 karakterden büyük satırlar oluşturursanız karşı taraftaki mesaj okuyucu program 75. Karakterden sonrasını alt satırdan devam edecektir.
Mesaj programınızda alt satıra geçme bilgisini siz veriyorsanız bunu 50 – 75. Karakter arasında yapmanız gerekmektedir. Bunu 76. Karakterde yaparsanız tek karakter için bir satır açılır ve karakter yazıldıktan sonra alt satıra geçiş yapılır. Bu oldukça çirkin bir görüntü oluşturur.
Yalın yazılım:
E-postanın kısa zamanda transfer edilebilen bir iletişim aracı olduğunu unutmayınız. Bu özelliğinden dolayı bilgiyi sadece isteneni verecek şekilde sınırlandırmakta yarar vardır. Karşı taraf gerektiğinde daha fazlasını sorma imkanına sahiptir. Genellikle en çok kullanılan 1 ekran boyu olan 25 satır o mesajın limiti de olmalıdır. Bundan fazlası scroll yapacağından okumakta güçlük yaratabilecektir.
İmgeleme:
E-postanın duygularınızı sadece yazılara dökebileceğiniz bir iletişim aracı olduğunu unutmayınız. Bu durumda bazı özel hallerimizi belirtmek için özel imgeler kullanırız. Bu imgeler global duygular içerir yani mesajınızın yazıldığı dil bu imgeleri kullanmanıza engel olmayacaktır…
Vurgu
Mesajınızda önemli bulduğunuz ve dikkat çekmek istediğiniz bir noktayı vurgulamak niyetindeyseniz, mesajın o kısmını * işaretinin içine yazmak iyi bir yöntemdir.
Örneğin:
Benim *düşüncem* pazar günü görüşmemizin doğru olacağı yönünde.
Benim düşüncem *pazar günü* görüşmemizin doğru olacağı yönünde.
Bazı durumlarda vurgu dikkati çekmek yerine uyarmak amacıyla da kullanılır. Bu durumda uyarının bulunduğu kısımı büyük harfle yazmak mantıklı olabilir..
Hayır, kırmızı teli koparma.
Yerine,
“”HAYIR!!!, kırmızı teli KOPARMA””
yazmak daha etkili olabilir.
Burada unutulmaması gereken en önemli nokta büyük harfin internet etiğinde bağırmak anlamına gelmesidir. Bu yüzden büyük harf kullanımında gerçekten gerekli olduğuna dikkat etmemiz gerekmektedir.
Mimikler:
E-posta her ne kadar karakterlerden oluşan bir metin olsa da, buna duygularımızı katmamızı sağlayan çeşitli imgeler vardır. Bu imgeler de daha önceki bölümde incelediğimiz vurgular gibi her dilde yazılan mesajlarda kullanılabilir.
Gülen surat (Smiley)
Türkçe’ye gülen surat olarak çevrilen “”smiley”” ifadeleri en yaygın kullanılan mimiklerdir.
En belirgin birkaç çeşidi aşağıda gösterilmektedir.
🙂 mutlu
🙂 gülen
🙁 üzüntülü
😉 göz kırpma
😮 şaşkın
:-> melun, şeytani
:/ hmmm…
8-)) heyecanlı
Eşdeğerleri parçalamak:
E-posta üzerinde bilgi alış-verişi yaparken, unutulmaması gereken en önemli nokta bilginin en anlaşılır şekilde alıcıya gitmesinin sağlanmasıdır. Bu amaçla eğer mesajınızın içinde parçalayabileceğiniz kısımlar varsa mesajınız bu şekilde biçimlendirin.
Örneğin;
sağındaki göstergeye bak;
1. İrtifa 1500’ün altındaysa önündeki kolu yukarıya çek,
2. İrtifa 1500’ün üstündeyse
a. Yakıt kontrolü yap
b. Alana uzaklığı hesapla.
Durum
Fiziksel bir yakınlığınız bulunmayan, sadece sanal ortamda ilişkilerinizi yürüttüğünüz insanlar sizi e-postalarınızla tanımaya çalışacaktır. Bu yüz yüze, göz göze görüşmekten oldukça farklı bir olgudur. Çünkü karşınızdaki sizin gözlerinizdeki pırıltıyı göremeyecek, sesinizdeki vurguyu hissedemeyecek, hatta sizin herhangi bir zevkiniz konusunda bilgi sahibi olamayacaktır. Bu durumda e-postanız karakter tahlilinizde oldukça önemli bir kanıt halini alacaktır.
Dikkat edilmesi gereken en önemli konu, imla açısından kusursuz, dilin doğru kullanıldığı bir mesaj hazırlamaktır. Dil belki sizin için önemli değildir fakat karşı tarafta sizi tanımaya çalışan insana; yaşınız, eğitim durumunuz, konu hakkındaki bilgi düzeyiniz hatta zekanız hakkında doğru veya yanlış bir takım bilgiler verecektir.
Geri Dönüş Adresi:
E-postanızı alan kişi sizin hakkınızdaki bir başka bilgiyi de mesajınızın üzerine yerleştirdiğiniz geri dönüş adresinizden alacaktır. Bu adres bir internet servis sağlayıcının adresi ise interneti kişisel ihtiyaçlarınız için kullandığınız düşünülebilir.
Eğer e-posta adresiniz ibm.com ile bitiyor olsaydı bu sizin profesyonel bir bilgisayar uzmanı olduğunuz görüşünü uyandıracaktır.
Eğer e-posta adresiniz usa.net, hotmail.com, yahoo.com gibi anonim e-posta adresleri veren ve bunları verirken herhangi bir denetleme yapmayan bir şirketten ise bu sizin güvenilirliğinizi bir parça düşürecektir.
Unutulmamalıdır ki bu tip düşünceler her zaman doğruyu vermez, 15 değişik ve saygın yerden e-posta adresi olan bir insan pekala hepsini bir seferde kontrol etmek için bu mesajlarını anonim bir adreste biriktiriyor olabilir.Ama büyük ihtimalle bu tahminler doğrudur.
E-posta adresiniz aynı zamanda yaşınız, bu adresi hangi ciddilikle kullandığınız, bilgisayara ne kadar zamandır ilgi duyduğunuz konusunda da bilgi verir. Esra251@yahoo.com , esra@yahoo.com’a göre internete oldukça yeni girmiştir. Büyük ihtimalle bayandır.
Saygınlık:
E-posta adresinizin başındaki kullanıcı isminizin “”esra”” yerine “”bebek”” veya “”güzel”” olması sizi mesajınızla tanımaya çalışan kişide daha az saygın bir imaj bırakacaktır.
Hakkınızdaki bilgiyi daha rahat edindirmek için bir imza dosyası oluşturabilirsiniz. İmza dosyaları birçok mesaj programı tarafından her mesajın sonuna otomatik olarak yerleştirilir. Yalın yazı şeklinde olması önemlidir.
Esra Gozali
İşletme Müdürü
Kanal Teknik
E-Posta kullanımı
Yazdığınız mesajın tamamını büyük harfle yazmak, uzun satırlar yazmak sizin internet ve e-posta konusunda ne kadar az deneyimli olduğunuzu gösterir. Aynı zamanda bu mesajlar sizin e-posta atmaya ve bununla ilgili genel ahlak kurallarını öğrenmeye ne kadara ilgili ve yatkın olduğunuzu da gösterir. Çünkü bu tip hatalar profesyonel internet kullanıcıları tarafından en çabuk tepki verilen kurallardır. Bu tepkiler genellikle oldukça serttir.
Hitap ve imza dosyaları
Doğada her şeyin olduğu gibi bir e-postanın da bir başlangıcı ve bir sonu olmalıdır. Hernekadar bu kurallar yaygın bir şekilde uygulanmıyor olsa da, hitap ve imza ideal bir mesajın göstergesidir. Hitap kelimesi mesajın içeriğine göre değişken olabilir. Eğer resmi bir içeriğiniz varsa mantıklı olan
“”Sayın yetkili””
“”Sayın ilgili””
gibi hitaplar kullanmak oldukça yerinde olur.
Kimlik Saptaması:
Karşı taraftaki insan sizi tanımıyorsa, yapabileceğiniz en mantıklı iş konuyu anlatmadan önce bazı açıklamalar yapmaktır. Eğer mesajınızın içeriğinde;
Karşı tarafı nereden bulduğunuzu ,
Ne istediğinizi ,
Kim olduğunuzu
Tam ve kesin olarak açıklayamazsanız mesajınıza cevap alma olasılığınızı tamamen kaybedersiniz.
Özellikle webmaster’lar gibi internet profesyonelleri her gün sizin yüzlerce mesaj alırlar. Bu durumda eğer gerçekten bir şeyler öğrenmek istiyorsanız, öncelikle bu mesajı yazmanıza neden olan konuyu açıklamanız gerekmektedir. Aksi takdirde mesajınız gereken ilgiyi bulamayacaktır. Ayrıca bu tip insanların hayatlarının bir kısmını sizden gelen mesajları okumak ile harcadıklarını unutmamalıyız. Bu yüzden bu gibi makamlara gereksiz mesajlar atmak oldukça yanlış olur.
İmza dosyası
Artık kullanmakta olduğumuz bir çok program daha önce hazırladığımız bir imza dosyasını mesajlarımızın sonuna ekleyerek yollamaktadır. Bu imza dosyalarının iki çeşidi vardır. En yaygın ve en eski imza dosyası şekli metin dosyalarıdır. Bu dosyaların içine istediğinizi yazabiliriz, fakat genel kartvizit bilgilerinin, telefon ve diğer kontak bilgilerinin yazılması doğu olacaktır. Yaygın yöntemlerden biri de bu imza dosyasının başına bir cümle mesaj yada özlü bir söz yerleştirmektir. İkinci imza dosyası çeşidi .vcf dosyalarıdır. Bunu Netscape ve Explorer’in mesaj programları okuyabilir, oldukça düzenli bir yazılış şekli vardır ve adres defterine kolayca eklenebilir. Fakat mesajlarını bu programlar dışındaki programlarla bakan insanlar bu dosyaların içerik erini göremeyeceklerdir. Bu durumda mantıklı olan eğer mesajlaştığınız insanlar arasında böyle kişiler varsa onlara özel olarak mesajların sonuna elle girmek yada imza dosyası olarak salt metin dosyaları kullanmaktır.
Görev Dağılımı
Bir web sitesi dolaşırken, ilgiliye mesaj atma ihtiyacı duydunuz. İnternet interaktif bir mecra olduğundan bu oldukça mantıklı bir istektir. İdeal bir web sayfasında künyeninde içinde bulunduğu bir dipnot bölümü bulunmaktadır. Fakat büyük bir ihtimalle bu bölümde birbirinde farklı birkaç tane e-posta adresi olabilir. Bir web sayfasının yapımında genel olarak birden fazla insan çalışır. Yaptıkları işler açısından da birbirinden oldukça fazklı görevleri vardır. Her sitenin bir webmaster’ı olmak zorundadır. Bir webmaster sayfalara konulacak içeriği belirleyen ve onun işlenmesinden sorumlu olan insan olduğuna göre, bu konulardaki düşünce, eleştirir ve önerilerimizin en doğru adresi onlardır. Ayrıca bunun dışında içeriğin gerçek hayattaki işleyişi ile ilgili konulardan sorumlu olan bir halkla ilişkiler uzmanı, veya editör bulunur. Bu konuyu küçük bir senaryo ile renklendirelim. Bir hazır çorba ile ilgili bir küçük anket yapılmakta.
· Eğer çorba sayfalarının sitenin genel içeriğine uygun düşmediğini düşünüyorsanız bu mesajı webmaster’a atmalısınız, çünkü site hakkındaki tüm sorumluluk onun üzerindedir.
· Eğer anketin işleyişinde bir sorun varsa bu da webmaster’ın konularından biridir. İçeriğin işlenmesi ve sayfalara yerleştirilme şeklini de webmaster belirler.
· Eğer anketin sorularını yanlış ve gereksiz buluyorsanız bunu editör ya da halkla ilişkiler uzmanı ile konuşmalısınız.
· Eğer konu edilen çorbanın tadını beğenmiyorsanız bu da halkla ilişkiler uzmanı yada editörü ilgilendiren bir konudur.
Netiket:
Özet olarak e-posta kullanan herkesin aklında tutması gereken bir takım konular vardır.
1. BÜYÜK HARF KULLANMAYIN. Bu bağırmak anlamına gelir.
2. Eğer cümle yapınız duygularınızı anlatmaya yeterli gelmiyorsa, karşı taraftaki insanın bunu sezemeyeceğini farz ederek, mimik imleçleri kullanmaktan çekinmeyiniz.
3. Satır uzunluklarınız 65 – 70 karakteri geçmemeli.
4. Göndereceğiniz yazının içeriğine dikkat edin. Bu içerik kalıcı bir delildir ve başkalarına iletilebilir.
5. Olabildiğince kısa yoldan anlatacağınızı yazın.
6. Karşı tarafın onayını almadan (50K’nın) üzerindeki herhangi bir dosyayı mesajınıza iliştirmeyin.
7. Tartışma gruplarına yolladığınız mesajlarınıza dosya iliştirmeyin.
8. Tartışma gruplarına mesaj yazarken salt metin dosyası yollamaya dikkat edin.
9. Tartışma gruplarına web sayfaları yerine adreslerini yollayın.
10. Web sayfalarının adreslerini yollarken http://…. şeklinde yazmaya özen gösterin.
11. Yöneticisinden izin almadan, tartışma gruplarına yaptığınız işin reklamını yapan mesajlar atmayınız.
12. Açıklayıcı konu satırları yazmaya dikkat ediniz. Unutmayın ki birçok önemli insan mesajlarını konu satırlarını okuyarak eler.
13. Eğer zincirleme uzayan bir mesaja cevap veriyorsanız sizden bir önceki mesaj dışındaki mesajları silin. Aksi takdirde mesaj çok uzayacak ve okunmaz hale gelecektir.
14. Bir mesajı başkasına iletecekseniz yazacaklarınızı mesajın en üstüne yazınız.
15. Kısaltmaları çok kullanmamaya dikkat ediniz. Unutmayınız ki karşınızdaki insan bu kısaltmaların anlamlarını bilmeyebilir.
Genel yazılım hataları:
E-posta adresi duyururken yapılan en yaygın hatalar :
1. E-posta adresinin ortasında boşluk olmaz.
Örnek : yüz yüze@star.com.tr
2. E-posta adresinde büyük harf kullanılmaz.
Örnek : Kenan Erçetingöz@Star.Com.TR
3. E-posta adresinde Latin 1 alfabesinin ilk 128 karakteri kullanılır. çşğöüı ve ÇŞĞÖÜİ harfleri kullanılmaz.
Örnek : Kenan Erçetingöz

Koskoca iki hafta geçti… Biraz tatil yapmaya çalıştım.Ama ne tatil!!! Elimde laptop (müştemiatıyla birlikte bayağı ağırmış) , tatil yörelerinde biraz gezdim. Aslında hoş oluyor bu geziler. Yazılarımı daha önce okuyanlar bilirler, geçen aylarda Ankara, İzmir, Konya derken bu ay da internet hakkında insanları bilgilendimek adına Antalya’ya gittik. Daha önce de bahsetmiştim, bu faaliyetler Türkiye’nin belki de en geniş sanal organizasyonu sitebuilders bünyesi altında yapılıyor…
Neyse ki bu sefer hepimiz hazırlıklıydık, tişört ve şortlarımızla ferah ferah anlattık, web tasarımını, interneti.. Hala sorular gelmeye devam ediyor…Antalya’daki dostlarımıza teşekkür ederim.. Tabii sitebuilders adına..
Biz iki kafadar (birisi ben, birisi iki canavar babası Cavit Önen), ver elini Kaş’a. Kendisine web sitesi yaptırmak isteyen motel sahibi bir dostumuza yardımcı olmak için gittik oralara. Gerçekten çok sakin ve hoş bir tatil beldemiz Kaş. Tavsiye ederiz.. Bu arada motellerden devamlı mailler alıyorum, resimler, fiyat listeleri yolluyorlar. Internet üzerinden bu tip bir pazarlama gerçekten çok hoş.. Hem herkesi haberdar ediyorlar hem de bizim açımızdan tatil anında nereye gitsek endişesini azaltıyorlar.
Daha sonra Marmaris’e geçtim. Aslında turizm açısından Marmaris Turunç bu sene bayağı dolu. Yalnız koca beldede internete bağlanılacak tek bir bilgisayar olması beni biraz üzdü aslında. Bu tip yörelerde yabancı turist sayısını arttırmak için yapılacak en başarılı faaliyet internet café’lerin sayılarını arttırmak gibi geliyor bana. Gördüğüm kadarıyla gelen turistler, arkada bıraktıkaları dostları ile internet üzerinden haberleşmeyi tercih ediyorlar.
Dilerim turizm ile uğraşan şirketler interneti ciddiye alırlar. Hatırlarsınız daha önceleri İzmir Çeşme’de sırf internette tanıştığı arkadaşlarını ağırlamak için pansiyon açan bir bakkalın hikayesini anlatmıştım… Gerçek bir inanç ve başarı öyküsü idi.
Başarıdan bahsedilince, Turkcell’in NY borsasındaki başarısını umarım izliyorsunuzdur. İletişim lisansları devletten ilk alındığında gerçekten pahalı idi. Ama işte bir inancın yapabileceklerini ortada . Görebilmek hoş oluyor. Amerika’da bile insanlara şapka çıkartan hiselerden bahsediyoruz.. Herhalde “”iletişimin yeni dünyada ne kadar yaşamsal”” olduğunu anlamak için güzel bir örnek. Umarım hepimiz iletişime bu özeni göstermeye devam ederiz.
İki haftadır, hazırladığım bir dosya konusu yayınlandığı için size 5K yarışması hakkında bilgi veremedim. Yarışmanın zor olduğu yönünde çok fazla mesaj aldığım için 5K’yı 25K ya çıkarma kararı aldım. Yine bana mail ile yollayabilirsiniz. Yine iki hafta süreniz var ve kazanan bir adet 15″” Nec monitör alacak. Şu ana kadar bu yarışmaya web sayfası gönderen arkadaşlarım üzülmesin onların yaptıkları da bu yarışmaya biraz avantajlı olarak girecek. Biliyorum havalar sıcak ama hepinizden çok güzel ve yaratıcı fikirler çıkacağından eminim. Artik fareyi değil klavyeyi kullanalım biraz beyler, bayanlar.
NETleşmek üzere.

Medya olarak internet çok komik objelerin uçtuğu bir mekan. Geçen gün bu medyayı kullanarak bir arkadaşım çok sevdiği bir karikatürü bana mailledi. Aslında karikatür denilmesine rağmen “”hiç de komik değildi.”” Bunu tabii ona söyleyemedim. Hepiniz merak ettiniz şimdi değil mi? Karikatür de bir çocuk elinde küçük bir tüy testere, koca koca ağaçları yıkmış. Ağaçların üzerinde yahoo, amazon filan yazıyor. İşte böyle fiziksel sistemler ne kadar kuvetli olursa olsun web de genç bir çocuk elindeki modası geçmiş bir bilgisayarla bütün bu sistemleri yok edebilir. Bu aslında beklenmesi gereken bir olaydır. Yanlış anlamayın bu benim, bu tip faaliyetleri desteklediğim anlamına gelmesin. Zarar vermek, hele hele büyük kütlelere zarar vermek kabul edilebilir hareketler değildir.
En son geçen gün ÖSS sınavından bir önceki gece, ortalık birbirine girdi. Nedeni bir web sayfasıydı. Bu sayfada, ÖSS sorularının internet üzerinden formu dolduran herkese ulaştıracağı yolunda bir yazı vardı. Belli ki bu işi çok genç çocuklar tezgahlamışlardı. Arkadaşlarının düştükleri duruma belki de gülüyorlardı. İşin bu kısmı aslında çok üzücü. . Aslında ne yalan söyleyeyim yetkililerin bir tip bir durum karşısında bu kadar aciz kalması çok hoşuma gitti. Yıllardır bakın yeni bir jenerasyon gümbür gümbür geliyor diyordum. Artık geldi hadi bakalım uğraşın. Peki iktidar şu an sizin elinizde ya bu gücü de kaybettiğinizde ne olacak? Bence en kısa zamanda bu yasaklayıcı, muhafazakar tavırlarınızı bırakında şu teknolojinin getirdiklerini öğrenip mantığına alışmaya başlayın yoksa kocaman bir çınar gibi devrilirsiniz.
Lakin, bu birkaç gencin information war, bunun çalışma sistemi ve ne etkin bir silah olduğu konusunda bilgileri yoktu. Eğer yakalanırlarsa kamu kaynaklarını kötü amaçlarla kullanmak yüzünden hüküm giyeceklerini de muhtemelen bilmiyorlar. Ama ne mutlu ki bu gençleri siz internet yöntemleri ile hiçbir zaman yakalayamayacaksınız. Neden mi? Çünkü yapılandırmayı bu tip bir deşifeye yönelik değil yasaklamaya yönelik kurmaya çalıştınız. Halbuki sistemi o kadar net kurup bu insanları o kadar kolay yakalayabilirdiniz ki!
Lakin kimsenin işini doğru dürüst yapmadığı bir ülkede bu konuda bilgiyi kimden alacaktınız. İnternet Üst Kurulundan mı? Hayır, onlar şu an bir vakıf kurmayla uğraşıyorlar. Neden mi? Üst Kurulların elinden para geçmiyor, parayla oynayamıyorlarmış. İnternet Üst Kurulundan bu bilgiyi alamazsınız neden mi? Çünkü bu kurul Özgit hocaya kızgın olduğu için domain işini kontrol etmeye karar verdi. Peki biz yıllardır şu domain işini yanlış yapıyoruz dediğimizde bu insanlar neredeydi? O zaman iyi dostlardı.
O şartlarda olsaydı belki hiçbirimiz bu konuyu dikkate almayacaktık. Aslında bu yazıya ilk başladığımda da amacım bu tip bir durumda sistemin kendini koruyup, sorumluların ortaya çıkması için nasıl bir yapılanma içine girmesi gerektiğini yazmaktı. Ama bu yetkililere dert olmuyorsa niye ben kendi jenerasyonumun silahını sabote edeyim.Eğer merak eden varsa bu teknolojiyi araştırsın bulsun, bulamıyorsa bir bilene sorsun.
NETleşmek üzere…
Medya olarak internet çok komik objelerin uçtuğu bir mekan. Geçen gün bu medyayı kullanarak bir arkadaşım çok sevdiği bir karikatürü bana mailledi. Aslında karikatür denilmesine rağmen “”hiç de komik değildi.”” Bunu tabii ona söyleyemedim. Hepiniz merak ettiniz şimdi değil mi? Karikatür de bir çocuk elinde küçük bir tüy testere, koca koca ağaçları yıkmış. Ağaçların üzerinde yahoo, amazon filan yazıyor. İşte böyle fiziksel sistemler ne kadar kuvetli olursa olsun web de genç bir çocuk elindeki modası geçmiş bir bilgisayarla bütün bu sistemleri yok edebilir. Bu aslında beklenmesi gereken bir olaydır. Yanlış anlamayın bu benim, bu tip faaliyetleri desteklediğim anlamına gelmesin. Zarar vermek, hele hele büyük kütlelere zarar vermek kabul edilebilir hareketler değildir.
En son geçen gün ÖSS sınavından bir önceki gece, ortalık birbirine girdi. Nedeni bir web sayfasıydı. Bu sayfada, ÖSS sorularının internet üzerinden formu dolduran herkese ulaştıracağı yolunda bir yazı vardı. Belli ki bu işi çok genç çocuklar tezgahlamışlardı. Arkadaşlarının düştükleri duruma belki de gülüyorlardı. İşin bu kısmı aslında çok üzücü. . Aslında ne yalan söyleyeyim yetkililerin bir tip bir durum karşısında bu kadar aciz kalması çok hoşuma gitti. Yıllardır bakın yeni bir jenerasyon gümbür gümbür geliyor diyordum. Artık geldi hadi bakalım uğraşın. Peki iktidar şu an sizin elinizde ya bu gücü de kaybettiğinizde ne olacak? Bence en kısa zamanda bu yasaklayıcı, muhafazakar tavırlarınızı bırakında şu teknolojinin getirdiklerini öğrenip mantığına alışmaya başlayın yoksa kocaman bir çınar gibi devrilirsiniz.
Lakin, bu birkaç gencin information war, bunun çalışma sistemi ve ne etkin bir silah olduğu konusunda bilgileri yoktu. Eğer yakalanırlarsa kamu kaynaklarını kötü amaçlarla kullanmak yüzünden hüküm giyeceklerini de muhtemelen bilmiyorlar. Ama ne mutlu ki bu gençleri siz internet yöntemleri ile hiçbir zaman yakalayamayacaksınız. Neden mi? Çünkü yapılandırmayı bu tip bir deşifeye yönelik değil yasaklamaya yönelik kurmaya çalıştınız. Halbuki sistemi o kadar net kurup bu insanları o kadar kolay yakalayabilirdiniz ki!
Lakin kimsenin işini doğru dürüst yapmadığı bir ülkede bu konuda bilgiyi kimden alacaktınız. İnternet Üst Kurulundan mı? Hayır, onlar şu an bir vakıf kurmayla uğraşıyorlar. Neden mi? Üst Kurulların elinden para geçmiyor, parayla oynayamıyorlarmış. İnternet Üst Kurulundan bu bilgiyi alamazsınız neden mi? Çünkü bu kurul Özgit hocaya kızgın olduğu için domain işini kontrol etmeye karar verdi. Peki biz yıllardır şu domain işini yanlış yapıyoruz dediğimizde bu insanlar neredeydi? O zaman iyi dostlardı.
O şartlarda olsaydı belki hiçbirimiz bu konuyu dikkate almayacaktık. Aslında bu yazıya ilk başladığımda da amacım bu tip bir durumda sistemin kendini koruyup, sorumluların ortaya çıkması için nasıl bir yapılanma içine girmesi gerektiğini yazmaktı. Ama bu yetkililere dert olmuyorsa niye ben kendi jenerasyonumun silahını sabote edeyim.Eğer merak eden varsa bu teknolojiyi araştırsın bulsun, bulamıyorsa bir bilene sorsun.
NETleşmek üzere…

5K

Çağımız iletişim çağı. Bu malum cümleyi duyunca tepkinizin ne olduğunu görür gibiyim. İşte tam da bu duyguyu yakalamak için bu cümle ile başaladım yazıma. Sizden ricam bu duyguyu içinizde saklı tutun çünkü bu yazıyı okurken ve okudukdan sonra bu duyguya ihtiyacınız olacak.
Her hafta size ne kadar hızlı ilerlememiz gerektiği ve bu ilerlemeye ne kadar hızlı uyum sağlamamız gerektiğinden bahsediyorum. Bu artık benim için monoton bir gidiş halini aldı. Dünya’da işte aynen bu sorunla uğraşıyor şu aralar. Endüstri devrimi hepimizi o kadar tekdüze ve kalıplı hale getirdiki yaratııcı fikirlerimiz yok oldu. Yaratıcı güce sahip insanlar ise bu devrimin çarkları arasında tuzla buz olup eriyip gitti. Hepimiz özel yaşamını bile, bir mavi yakalının monoton iş hayatı gibi yaşıyoruz. Bu bizi buraya kadar getiren “”sistem”” isimli mekanizmanın bir getirisi. (Bu sistem kelimesini tırnak içinde yazmam, benim düşünce yapımın içinde böyle bir şey olmamasından kaynaklanıyor.)
Peki internet ile gelen yenilikler bize neyi verdi. Evet, bir düzen ve sistem vardı, ama bunun dışında daha yaratıcı şeyler yapılabilir ve bu yapılanlar sisteme ters düşmeyebilirdi. Bu nedenle dünyada internet mucizesine inanan her insan, etraftan gelebilecek bu zeka ve yaratıcılık kıvılcımlarına kapılarını açtı. Çünkü kuralları ve yaşam tarzıyla yeni bu platform üzerinde durabilmek bu duygulara bağlıydı.
İnternet mucuzesine inanan biri olarak ben de bu çorbada bir tuzum olsun istedim. Okuyucularıma, okulların da kapanmaya başladığı şu günlerde bir sürpriz yapayım istedim. Bu amaçla bir ufak bilgi ve tasarım yarışması tertipledim. İsterseniz sizi biraz daha heyecanlandırmak için öncelikle bu yarışmanın hediyesinden bahsedeyim. Hediyemiz 15 inç bir monitör. Flat square ve gerçek 15 inç nir NEC monitör. Şimdi gelelim bu bilgi yarışmasının kurallarına. Sizden içeriği ve bu içeriğe bağlı olana görsel malzemeleri ve objeleri ile tamamı 5K gelen bir sayfa yapmanızı istiyorum.Ama dikkat edin tam 5K olması lazım daha fazla olan hiçbir sayfa yarışmaya katılamayacaktır. Bunu winzip veya .zip dosyası çıkaran herhangi bir programla sıkıştırıp atif.unaldi@mecramax.com adresine e-maillemenizi istiyorum. E-mailinizin içine adınızı, adresinizi ve telefon numaranızı, varsa icq numaranızı da yazmayı unutmayın.
Katılım şartları konusunda, hiçbir kuralımız yok. Netizen olmanız yeter. İnternet’I sevmeniz ve biraz düşünmeniz, biraz da çarpıcı bir fikre sahip olmanız yeter. İşte tam bu noktada yazının en başındaki cümleyi okuduğunuzda hissettiğiniz duyguyu hatırlamanızı istiyorum. Yaptığınız sayfanı o duyguyu yaratmamasına dikkat edin.
Şimdi de isterseniz gelelim değerlendirme yöntemine. Çok güzel bir buluş dediğimiz herşey olabilir. İçinde şiir olan güzel düzenlenmiş sadece text içeren bir sayfa bile olabilir. Herşey ve herkes kabulümüz. Hatta birden fazla sayfa ile de bu yarışmaya katılabilirsiniz. Tek bir arzumuz var, “”off yine mi bundan…”” dedirtmemesi.
Kazananı 2 hafta sonra yine bu sayfalardan ilan edeceğiz. Hediyenizi ise bu yarışmada bize monitörü sağlayan Genpa COM aracılığı ile size ulaştıracağız. Bize yardımlarından dolayı onlara da teşekkür ederim.
Unutmayın bu sadece bir fikir jimnastiği ve ileride bu konuda organize edeceğimiz gerçek bir yarışmanın ön hazırlığı. Umarım hepimizi mutlu edecek tasarımlarla karşılaşırız…Bu arada tasarım ile ilgili her türlü sorununuzu konuşmak için benimle bağlantı kurabilirsiniz.. uin: 3886866
NETleşmek üzere…
Haftanın Sözü: Love Thee Gerçek bir aşk sözü. (Yazarın notu: İLKE’siz aşk olmuyor.)
Haftanın Şarkısı: Frank Valli & The 4 Season , You are just too good to be true.

Adı: Ekim
Soyadı: Önen
Nick: Canavar (daha sanal ortamlarda kullanmadı)
Nick babası: Atıf Ünaldı
Yaşı: 3 (Kendisi 4 olduğunu ısrarla söylüyor)
Görevi: 3 yaşındaki bir çocuğun yapması gereken herşey. Koltuklardan atlamaktan, evin en ücra köşelerini karıştırmaya kadar bir çocuğun yapması gereken herşey.
Bu göreve seçilmesinin sebebi:
Siemens sistem sorumlularından Engin Çetinkaya (arkadaşımız) birgün, Cavit’lere gider (Canavar’ın canavar babası) . Evde oturulurken, uzun zamandır ilgi göstermediği için, canavar ile oynamak ister.
Ne oynayalım, nasıl oynayalım derken. Canavardan bir fikir çıkar. Korsan oyunu oynanacaktır. Engin (akıllı ya!!) hemen tek gözünü kapatır ve haykırır:
– Tamam ben korsan oldum, getir bakalım kılıçları.
Canavar acıma duygusu ile Engin’e bakar. Konuşmaz, kilitlenir. Bu büyükler ne yapmak istiyor gibi Engin’e son birkez bakar. Arkasını döner, sakince yürür. Masanın yanına gelir. Hala suratında bir üzüntü vardır. Sandalyeye çıkar, sonra masaya. Bilgisayarın power tuşuna basar. Öğretmek isteyen bir üniversite hocası tavrıyla Engin’e seslenir:
– Buraya gel!!
Engin’in şaşkın şaşkın bakar. Tıpkı kendisini avlamak üzere pusu kuran kaplanı farkeden bir ceylan gibi korkulu ve ümitsiz bakmaktadır. Eli hala tek gözünü kapatmaktadır. Derin bir nefes alır ve bilgisayar ekranına yönelir. Canavar Engin’in geldiğini farkedince, mağrur bir tavırla “”Bak bu korsan oyunu”” der. Ekranda mouse ile oyun ikonunu göstermektedir.Çift tıklar, oyun açılmıştır. Engin suratındaki şaşkın ifadeyi silmeye çalışır. Yıllarca kendisinden büyüklere bilgisayar teknolojileri ve kullanımını anlatırken, karşısında gördüğü o şaşkın ifade artık kendi yüzündedir. Engin yaşlanıyormuyuz diye düşünür. Bu arada canavar açılan oyunda karşısına gelen soruya “”Bak bu soruya yes diye cevap vereceğiz. Y ye basmamız lazım”” der. Engin (yaşlı adam) yorulmuştur. Üzülmüştür.
Zira bir gece önce, işin arasında sıkılıp iki kafadar bu oyunu çözmeye çalışmışlardır. Fakat bir fıçının ne altından ne de üstünden geçememiş, geçemedikleri bu kısımda oyunu bırakmak zorunda kalmışlardır. Engin bunu hatırlayınca. “”Canavar filan ama burada takılacaktır nasıl olsa, bekle olum kazanan sen olacaksın?”” diye düşünür. Fakat canavar beklenenin aksine, fıçının yanına gelince hiç şüphe etmeden fıçıyı tutar kaldırır ve kenara atar. Engin artık ne yapacağını bilemekte, kekelemektedir konuşmakta zorluk çekmektedir.
İşte böyle dostlar. Bu yeni oluşan kültürü 3 yaşındaki bir çocuk, bizden daha iyi anlıyor. Artık genç olmamıza rağmen biz bile kendimizi geliştirmemiz lazım. Yoksa opera önünde smokin giyen kokoreççinin korktuğu başımıza gelir. Toplum bizi dışlar.
Netleşmek üzere…

Haftanın lafı: btw..Oscar is not a frog. Phrozen Crew…

Biriden başladı bu I LOVE YOU problemi. Tabii ister istemez hepimizi etkisi altına aldı. Beni de farklı bir şekilde etkildi. Kurtulmanın yollarını anlatan yüzlerce mesaj aldım. Hatta bazıları daha da ileri gidip, bilgisayarınız bundan zarar görürse nasıl kurtulunacağından, yeni versiyonlarının isimlerine kadar herşeyi içeriyor. Dayanışma gerçekten çok güzel birşey. İnternette bunu yaşamak beni çok mutlu ediyor.
Geçen hafta tek gündem I LOVE YOU değildi başka neler neler vardı? Microsoft SQL 2000’i piyasaya sürdü. Bu ürünü diğer SQL’lerden ayırıyor olmaları bence çok doğru. Tamamen yeni bir ürün çıkmış kadar yenilik var. Bu konuda bilgiyi web sitesinden almanızı, özellikle uygulama geliştiricilere tavsiye ederim. Bu toplantı sırasında yazılım geliştiricilerin kurduğu sanal topluluğun yeniden şekillendiğini öğrendim ve çok sevindim. Türkiye’nin başarılı yazılımcılara çok ihtiyacı var. Bari bu teknolojiyi bir yerlerinden yakalayalım. Bu konuda daha geniş bilgiyi www.yazgelistir.com adresinden alabilirsiniz.
Yine geçen hafta, bir toplantımdan sonra Türkiye’nin en ciddi spider (arama makinelerine link getiren programa verilen genel isim) programlarından birine sahip ibis’den (www.ibis.com.tr) Güniz ve Öykü ile karşılaştım. Hemen ibisi sorgulamaya başladım tabii. Öykü bundan çok memnun oldu. Bu beni Öykü gibi ne yaptığını bilen birisi için farklı bir iş değildi ama benim için şaşkınlık derecesinde ilginçdi. Çünkü Türkiye’de bazı insanlar birşeyler yapıp, sonra ne yaptıklarını bile bilmeyecek durumda oluyorlar. Buna en güzel örnek, yine büyük gazetelerimizin birinin internet ekinde geçen hafta karşıma çıktı. Yazarımız browser ile arama motorunu aynı şey sandığı için internet tarihini anlatırken Netscape’in dünyanın ilk arama motorunu çıkardığını yazmış. Başlığı okuyunca önce şaşırdım içimden “”vaybe artık internette benim bile yetişemediğim gelişmeler oluyor dedim. Ama sonra çok güldüm.””
Dönem bilgi dönemi, ve daha da önemlisi bilgiye ulaşmak değil analiz edip, biçimlendirebilmek önem kazanıyor. Biz net jenerasyonu hergün gerekli gereksiz binlerce mesaja maruz kalıyoruz. Yaşamak için iyi bir filtreleme yapısına sahip olmamız gerekiyor. Bunu unutmamak lazım. Bu arada yolladığımız mesajların da bu mesaj trafiği içinde dikkat çekebilmesi için, doğru anlaşılır basit ama ilginç olması artık bir gereklilik hali aldı. Aslında bu gelişmeler hepimizin günlük yaşamasına neden oluyor. Geleceğe plan yapmayı unutur hale geldik. Günlük yaşam tarzını özel hayatlarımıza da taşımış olmamaız beni çok üzüyor. Umarım bu yanlış kültürden kurtulur ve hayatı bir bütün olarak görmeye devam ederiz.
Pazartesi akşamı yazımı okuyanların mesajlarınız çiselemeye başladı. ( Aslında normal bir insana göre bu mesaj sayısı fazla olabilir ama benim için sadece çiseledi diyorum.. Çünkü sizden çok mesaj bekliyorum..) Anladığım kadarıyla en büyük sorunumuz kendi bilgisayarımızla. Bu noktada yeni başlayan köşemizin yanı sıra internet ortamında da sorunlarınız çözmek gibi bir projemiz var. (Benden duymuş olmayın)..
Netleşmek üzere…

Bir Pokemon çılgınlığıdır gidiyor. Nereye dönseniz bir Pokemon fanatiğinin saldırısına uğruyorsunuz. Her nekadar genç kızlığa adım atan güzel kardeşim, bu çocuklara biraz sinirle bakıyor olsa da, bu gidişin benim için anlamı çok farklı.
Geçen ay içinde bir iş toplantısı için, çok değerli iş ortağım Selim Bey, sevgili eşi ve çocukları ile birlikte Ankara’ya gittik. Bu yolculuk sırasında 4 yaşındaki genç arkadaşım Pokemon konusunda bana çok hoş bir küçük seminer verdi. Her nekadar televizyondaki jenerikde 250 tane olduğu söylense de toplam 158 tane Pokemon olduğunu. Bunların kara, hava, su diye bölümlere ayrıldığını bu sayede öğrendim. 4 yaşındaki bir Pokmon fanatiğinin görev ve yaşama şekillleri ile birlikte bu 158 şirin yaratıktan 30 unu ezbere biliyor olması beni çok düşündürdü. Eminim bunu çoğunuz önemsemiyeceksiniz ama bizim jenerasyon hep eğitim sistemin ne kadar bozuk olduğu nakaratıyla büyüdü. Hatta sırf bu konu üzerine dersler yaptığımızı bile hatırlıyorum. Koca bir blok ders bu konuyu tartışırdık. Ben bundan nefret ederdim, sistemin bozukluğunu düzeltmek için alternatif sunamıyorsak ağlamanın, sızlanmanın bir işe yaramadığını düşünürdüm hep. Şimdi işte elimiz kalem tutmaya da başladı, zaten bu aralar online education konusuna da yoğunlaşmışım bir yazı döktüreyim dedim.
İsterseniz klasik eğitim sistemimiz ile Pokemon eğitiminin bağlantılarını biraz inceleyelim. Hep derler ya bu aldığımız eğitim ilerde bizim ne işimize yarayacak, işte Pokemon da aynen böyle. Hiç bir yararı yok, üstelik içi dolu bile olmayan bir obje. Anlatım basit, serüven yok, 158 kahraman var , ana anlatımın etrafında tonla gereksiz bilgi var. Yani Pokemon’u klasik eğitim sisteminde ders olarak okutsanız, üniversite öğrencileri bile anlamadığı gibi, bir yığın kavgaya ve mitinge de neden olur. Bu yapısıyla Pokemon hergün ağlanıp sızlanan, alternatifi ise kesinlikle bulunamayan eğitim sistemimizin ana malzemesi olacak kadar kötü.
Buna rağmen Pokemon 4 yaşında bir insanı esir alıp bütün mantığını şırıngalıyor. Peki bu nasıl oluyor?
Dünya reklam ve pazarlama konusunu o kadar önemser oldu ki, yeni jenerasyon iyi paketlenmiş herşeyi yutabilmek için aç kurtlar gibi bekliyor. Bu aslında bir yönden hoş görünmesine rağmen oldukça kötü birşey. Bu noktadan bakıldığında belli jenerasyonlara belli paketleme şekilleriyle ulaşmak çok kolay gibi görünüyor ama hala endüstri toplumu yapısından, basma kalıp insanlıktan da çıkamadığımız görülüyor.
Bir konunun akılda kalabilmesi için zihinde en az 20 dakika yer işgal etmesi lazım. Bu aynı çok beğendiğiniz bir şarkıyı devamlı tekrarlamaya başlamanız ve daha sonra unutma ihtimalinizin olmaması gibi… Pokemon o kadar çok çeşit ürün olarak insanların hayatına giriyor ki, unutmak mümkün değil. Geçen gün süpermarkette alışveriş yaparken önümde iki ebevyn yeni çıkan oyuncaklı bir sabun hakkında konuşuyorlardı. Kulak misafiri oldum. Konuşmaların en sonunda adam oyuncağı beğendiğini ümitsiz bir ifadeyle dile getirdi. “”Çok güzel ama Pokemon değil”” . Oyuncağı yerine koyup devam ettiler. Artık Pokemonlar hayatı öylesine işgal etmişlerki onsuz hiçbirşey kabul görmüyor. Dolaysıyla evinin heryanı Pokemn dolu olan bir çocuk bunu öğrenmekden kendini alamıyor.
Klasik eğitimin bu pazarlama stratejilerini kullanması neredeyse imkansız. Biz ise önce var olandan memnunsuz, sonra kaybedince kırgın ama mutsuz yaşayıp gidiyoruz. Gelecek yıl konusunda çok ümitliyim. Hepimizin etrafından bu kırgınlık gidecek. Büyük üniversitelerin hepsi online eğitim için yatırımlar yapıyor. Eğitimim çehresine bir mutluluk geleceğinden eminim. Bakalım hangi özel üniversite uzaktan eğitim konusunda başı çekecek ;-)))
NETleşmek üzere…

Slm…

Hepinize gönül dolusu bir merhaba. Yıllardır çeşitli dergilerde köşe yazıları yazıyorum ama hiç bu kadar çok zorlanmamıştım. Cüneyt bey ile konuştuğumuz günden bu yana, ne yazsam ve nasıl yazsam düşüncesi içindeyim. En önemli sebeplerden biri amatör bir dergide yazmanın zorluğudur. Amatör kelimesi sakın yanlış anlaşılmasın aslında bu kelime fransızca amour kökünden gelmiştir ve yaptığı işe aşkla bağlı olmak anlamına gelir. Bu nedenle bu dergi de yazmakdan mutluluk ve heyecan duyuyorum. Umarım ilerki haftalarda bu duyguyu birlikte yaşar mutluluklarımızı, mutsuzluklarımızı, heyecanlarımızı birlikte paylaşırız. Bu başlangıç size bir internet yazarı için garip görünebilir. Size bunu daha sonra uzun uzun anlatacağım fakat bir başlangıç olarak şunu söylemek istiyorum: İnternet diğer bütün teknolojilerden farklı olarak, hammaddesi insan olan bir olgudur. Kimse İnternet’e bağlanmazsa bu teknoloji de yok olur.
Dolaysıyla bizim işimiz teknoloji gibi görünse de iyi bir netizen, insanla ve insanla ilgisi olan herşeyle yakından ilgili olmalıdır. Bunu bir yaşama felsefesi olarak kabul etmek, gelecek teknolojilere uyum sağlamak açısından büyük avantajlar sağlayacaktır.
Bu yazıyı size Ankara’dan yazıyorum. Türk Telekom yetkilileri ile görüşmek için bu şehre geldim. Her ne kadar bir takım görüşmelerim ertelense de bu arada interneti telefon hattı üzerinden kullanan insanların en büyük sorunu olan bağlantı numaraları yani pop konusunda bazı bilgiler de edindim.
Öncelikle lokal numara gibi görünen 200’le başlayan 7 haneli numaraların tarifesi 822 ‘li numaralarla aynı imiş. Eğer uzun zamandır bağlandığınız numara, şu aralar bağlanmıyorsa, muhtemelen pop numaranız yanlışdır. Bunu düzeltmek için ttnet’in web sitesinden servis sağlayıcınızın numarasını bulun. Kullanıcı isminizin sonuna @ işareti koyarak hiç boşluk vermeden servis sağlayıcınızın ismini yazın. Bağlandığınızı göreceksiniz.
Gelelim bir diğer önemli gündeme. Hayır bu gündem Cumhurbaşkanlığı seçimleri değil. Biz bilgisayarcıların geleneksel virüsü CIH. Gerçi bu yazıyı huzurla okuyabiliyorsanız, bu sorundan kurtulmuşsunuz demektir. Ama sakın rahatlamayın her ay bu virüsün değişik bir versiyonunun karşınıza çıkma ihtimali var. Bundan kurtulmak için anti-virüs programları yüklemeye özen gösterin. Size yollanan dosyalara dikkat edin. Eskiden olsa dosya yerine program derdim ama artik word makrolari da dahil birçok yerden değişik virüsler ile karşılaşabiliyoruz.
Bu hafta gündem bu kadar. Bu sayıyı tanışmaya ayırdım ama bilin ki size daha iyi bilgiler ulaştırabilmek için her hafta önemli bulduğumuz bir konuyu bu dergide sizinle payaşacağız. Bu hepimiz için mutluluk verici olacak. Umarım siz de e-maillerinizle beni yalnız bırakmaz değişik konulardaki görüş, öneri ve isteklerinizi bildirirsiniz.
Hepinizin geri dönüşlerini bekliyorum. Zira biz internetciler geri dönüşümsüz platformlardan pek hoşlanmayız..
Netleşmek üzere.