TekelNet

Yıllar önce iki meraklı oturup iki bilgisayarı birbirine bağlamış. Graham Bell, söz konusu olduğunda bu belki son derece büyük bir başarı sayılmazdı ama şu an bir bakış açısına göre (bu bakış açısı fikirlerine son derece saygı duyduğum bir gazeteci büyüğüme aittir) kapitalizmin iki çıkış noktasından biri olabilecek kadar önemlidir.
İnternet önce bir lüks, bir oyun aracı daha sonra da her fikrin üzerinde yaşadığı bir bilgi platform, bir hayat tarzı olarak okullarımıza, işyerlerimize ve hatta kolumuzdaki saatlere kadar yerleşti. Bu bilgi platform üzerine önce elzem olmayan bilgilerimizi yerleştirdik. Ama artık VPN lerle birlikte en hayati bilgilerimizde dahil herşey bu bilgi sathının üzerine yerleşeti.
İnsanın haberleşme adına yaptığı herşey bu ağın bir parçası oldu. Şu an canlı yayınlar da dahil olma üzere herşey bu ağın bir parçası.
Bu bilgi ağına web-centric bir gözle baktığımızda bizi ençok rahatlatan şey kaotik bir yapının varlığıdır. Doğal olmanın bir numaralı kuralı bu. Kendinden gelişen ve doğal yollarla büyüyen her “”yaşayan”” formun kaderi belkide. Peki bu kaotik yapı bazı noktalarda zorlamalarla düzenli bir yapıya dönüştürülürse ne olur?
Avusturalya yakınlarında bir adada fare popülasyonunun artışı üzerine yapılan araştırmada doğa bilimcileri, bu gidişatı durdurabilmek için adaya kedi getirmeye karar verdiler. Gelen kediler fareleri yeyince asıl sıkıntının farelerin çoğunlukla yedikleri böceklerin artışında olduğunu görmüşler. Adadaki böcek popülasyonu artınca da doğaya birkez daha müdahale ederek belli bir kuş türünün adada bulunmasını sağlamışlar. Kuşlar baskın bir şekilde üremeye başlayınca da o adadaki en önemli kuş türlerinden birinin soyu tükenmişti. Belgesellere meraklı biçok kişinin hatırlayabileceği bu olay, daha sonra büyümenin doğal yapısına ters düşülmemesi konusunda belki de en önemli kıstaslardan biri olmuştur.
İnternet üzerindeki yapı genel olarak çok başıbozuk ve kaotik bir şekilde büyümesine rağmen bu büyüme oldukça doğal bir düzlemde gerçekleşmektedir ve bu doğallık bir müdahaleyi gereksiz hatta yanlış kılmaktadır.
Bir ülkenin bütün internetinin tek bir noktadan çıkması durumunu varsayalım. Sonra bir başka ülke ile arasında bir sorun çıktığını ve bir şekilde bu çıkışın kapandığını varsayalım. (Bunun bir yöntemi ambargo diğer yöntemi ise bir bombalama olabilir.) Bu durumda bu ülke haberleşmesini neyle sağlayacak. Yada bir başka durum bütün internet bağlantıları tek bir hat üzerinden verilsin. Herkes aynı noktadan internete ulaşsın o zaman sonuç ne olacak? Bu hat bozulduğunda kim sorumlu olacak? Ne kadar tazminat ödeyecek? Veya hiçbir sorun yokken gayet rutin bir teknik düzenlemenin kimseye haber verilmediği düşünelim firmaların uğradıkları kesintiden kayıplarını kim ödeyecek? Nasıl hesaplanacak ve bu karşılanabilir bir zarar mıdır?
Bunları yaşayacak bir ülkenin var olduğunu zannetmiyorum veya 2000 yılında ayakta kalabileceğina inanmıyorum.
Netleşmek üzere…

INTRANET HAKKINDA BİLMENİZ GEREKENLER

INTRANET HAKKINDA BİLMENİZ GEREKENLER

İntranetler ucuz mudur?

Kurulum masrafları düşük gibi görülebilir.Etrafta boş duran bir PC bulursanız, biraz hafıza ve sabit disk ekler web server yazılımı kurar , network kartı eklersiniz ve işte yoldasınız.Bu bir başlangıç olabilir fakat İntranetinizin gelişmesini istiyorsanız siz daha bilmeden aşağıdakilerden bir ya da birkaçına ihtiyaç duyuyor olacaksınız.

q Daha hızlı bir server
q Daha fazla sabit disk alanı ve hafıza
q Daha iyi uygulumamalar(database uygulamaları, forumlar,multimedya desteği)
q Daha hızlı network ya da bant genişliği
q İntranetinizi yönetecek personel

Kurun ve çekip gidin !!

Pek çok intranet projesi mutlu sona uluşmamıştır.Nedeni ise çok basittir.İnsanların bilmemesi ya da hatırmaması.Bunun önüne geçmek için promosyon tekniklerinin kullanılması gerekir.Sadece İntranetinizi ziyaret ettirmek önemli değildir.Önemli olan insanların geri gelmesini sağlamaktır.

q Pazarlama departmanınızın uzmanlığına başvurun.
q İntranetinizin promosyonunu üst düzey yöneticilere yapın.Yöneticilerin tüm toplantı ve yazışmalarda intranetten referans vermelerini sağlayın.
q İntranet günü düzenleyin, ödüller dağıtın , kocaman bir banner yapın.
q İçeriğinizi düzenli olarak güncelleyin.Hava durumu,yerel haberler, basın bültenleri gibi yararlı, güncel bilgiler verin.

Intranet büyük organizasyonlar içindir.
Yalan.Firmanızın bir avcun parmaklarının sayısını geçmeyecek kadar çalışanı olsa bile İntraneti avantaj hanenize ekleyebilirsiniz.Bir intranetin başarısı masrafları azaltması ve verimliliği arttırmasına bağlıdır.Ayrıca küçük firmaların dev organizasyonları sollayıp İntranet teknolojileri ile başarıyı yakalamaları sık rastlanan bir durumdur.

Bu da gelir geçer aldırma
İster inanın ister inanmayın intranetler kalıcı olacaktır.Zaman içinde pek çok yeni intranet teknolojisi ve intranetin evrimini göreceğiz.Fakat İntranetler kesinlikle olacaktır.

Intranet için Internet bağlantısı şarttır
Değildir.Intranet dış dünyaya bağlı olmadan kendi kendine de çalışabilir.Internet bağlantınız olmadan da posta sunucuları, web sayfaları gibi Internet teknolojilerini lokal olarak kullunabilirsiniz.Fakat internet’teki içeriklere erişemezsiniz.

İntranetler az emek ister
Buna inanıyorsanız pek çok süprize hazırlıklı olmalısınız. Intranetler gerçekten çok hızlı büyüyebilirler.Eğer iyi bir plan ve büyüme stratejiniz yoksa küçük ve rutin bakım işleri için bir sürü zaman ayırırsınız. Yeni kullanıcılar eklemek, kullanıcı databaselerini güncellemek için tatil planınızı bavulunuzla beraber rafa kaldırmaya hazırlanın. Ayrıca matbaacınıza yeni birkaç tane fatura koçanı da ısmarlamayı ihmal etmeyin.
Intranetler güvenli değildir
Eğer intranetinizden internete bağlanamıyor ve internettende intranetinize girilmiyorsa bir güvenlik hatası olarak endişe edecek çok daha az şey bulursunuz.Internete bağlıysanız da intranetinizi güvenli kılmak için pek çok seçeneğiniz vardır.Firewall, SSL, şifre koyma, IP engeli, ve başka teknikler sizi istenmeyen vakalardan koruyacaktır.

Intranet lokal web sayfalarıdır
Intranet web sitisinden ibaret değildir.Intranet teknolojisi ınternet teknolojilerinden adapte edilmiştir ve bu da web sitelerinden çok daha fazla şey demektir. Şirket bazlı e-posta , push teknolojisi, haber grupları, sohbet gibi TCP/IP protokolü temelli basit ve çok daha karmaşık teknolojileri kullanmak varken neden kendinizi statik web sayfalarıyla sınırlayasınız ki?….

Intranetler PC’ler içindir
Sayfalarınız Unix makinelerde de Mac’lerde de çalışır. Fakat Java, Active X gibi daha ileri teknolojiler kullanmaya başladığınızda uygulamalarınızın sadece bazı Browserler tarafından desteklendiğini farkedersiniz. Firmalar bazı “Browser” standartları üzerinde çalışarak çakışmaların önüne geçmeye hazırlanıyorlar. Fakat bu zaman alacak gibi gözüküyor.

Intranet Outsource edilmeli mi?
Bu bir gereklilik değildir. Bilgisayar sektöründe bir intranet iskeletini planlayabilecek çok fazla bilgisayarcı vardır. Bunlara ulaşmak ise bir danışman aracılığıyla oldukça kolaydır. Ama eğer büyük bir şirketseniz ve bu işe ayıracak yönetim gücünüz yoksa hesap sorabileceğiniz saygın bir kuruluşa intranetinizi hazırlatabilirsiniz.

Intranet için bir danışman gerekli mi?
Yaptığınız çalışmaların boşa gitmemesini ve hazırladığınız sistemin gelecekte çalışabilecek bir yapıya sahip olmasını istiyorsanız, mutlaka ve mutlaka bir danışman ile çelışmanız gerekmektedir. Danışmanınız ilerleme yönünüzü ve şirketinizin yapısını göz önünde bulundurarak, sitenizin yapısını ve geliştirilme basamaklarını belirler. Sistemin outsource mu yoksa içerde mi hazırlanacağına karar verir.

E-devlet

A-Devlet
Yeni sakız e-devlet. Neymiş herşey daha hızlı olacakmış. Nüfus sayımı denemesinde son derece başarılı olduk, artık bu konudaki herşeyi internetten görebiliyoruz ya şimdi iş e-devlete kaldı. Bu ninni ne zaman bitecek merak içinde bekliyoruz.
Microsoft Sitebuilders toplantısında sql üzerinden yeni bir query sistemi anlatılıyor. Konu oldukça ilginç, elimizde datanın çeşitli boyutlardan query edilmesi ve sonuçlarının analiz edilebilecek şekilde üç boyutlu bir analiz yapısı. Anlatımdan sonra Yeni Zellanda nüfus sayımı sonuçlarının database üzerinde tutluşu ve analiz edilmesi konusunda bir örnek gösteriliyor. Arkadan bir ses geliyor;
– Bizim nüfus sayımını da böyle analiz edebilir miyiz?
Cevap ise yanındaki arkadaşından geliyor:
– Tabii ama biz daha toplamı bile öğrenemedik.
Yeni Zellanda’da nüfus sayımı datası üzerinden erkeklerin sigara içenlerinin, içmeyenlere oaranını bir web sitesinden görme imkanı varken, biz sonucunu bile öğrenemiyoruz. Nerede bu e-devlet?

B-Devlet
Bilişemediklerimizden misiniz?
Gümrüklerimizde son birkaç ay içinde son derece büyük bir bilişim ürünleri birikimi oldu. Teknoloji ürünlerinin Türkiye’ye girişi konusunda yeni bir yasa çıkarıldı. Türkiye’nin bir teknoloji çöplüğü olmasını engellemek amacıyla, içeri girecek bütün ürünlerin üzerinde 2001 model yazısının olması gerekiyormuş. Arabaların bu tip bir yazı ile geldiğini biliyorum ama bir bilgisayarın yada bir ses kartının üzerinde 2001 model yazısı görmedim. Görebileceğimi de zannetmiyorum. Zaten bu ülkeye eski teknolojiyi sadece tabak çanak basını soktu. Onları da bu tip yasaların durdurabileceğini zannetmiyorum. Olan Türkiye’deki distribitörlere oldu. Yine ürünler kaldı. Piyasadaki teknolojiler pahalandı. Zaten bu ülkede arasanızda eski teknoloji bulamazsınız. İsterseniz MMX mdel hatta bırakın MMX’i Pentium model bir cpu arayın. Olur ya cpu’nuz bozulmuştur ve anakartınızı değiştirmek istemiyorsunuzdur. Denemesi bedava. Piyasa da zaten eski teknoloji bulmak mümkün değilken bu şirketlerin hareketlerini kısıtlamak ne akla hizmet?

C-Devlet
Communication…
Hala TT satılacak diye bekliyenler vardır eminim. Ben açıkcası 95’te satılsaydı sevinecektim ama artık 2001’deyiz ve bu saatten sonra satılsa kaç yazar merak ediyorum. Avrupa’da telekominikasyon şirketlerinin satışı bitti. Yani artık piyasa da para da kalmadı, bu işin avantaj dezavantajları da ortaya çıktı. Eğer bu işten devletler zarar ettiyse satmamızın anlamı yok. Yok eğer devletler bu işten kar ettilerse, o zaman zaten araki TT’yi alacak birini bulasın. Bu saatten sonra her halikarda bizim TT kelepir oldu. Zaten görünen o ki kimsenin de satmaya niyeti yok…

D-Devlet
Devamlılık
1991’den bu yana internet popüler olsun diye uğraşıp durduk. Yıllar gelip geçti. Geçen yıl internet bir anda popüler bir hal aldı. Herkes konuya ilgi duymaya başladı. Biz de ne ala bu ülkede yeni yapılanmalara yol açar diye beklerken, aptal sarışınlardan, karizmatik beyaz saçlı beylere kadar onlarca kişi parsayı paylaşıp yeni popülerleri tüketmek için başka limanlara yelken açarken, bilişimciler arkadan bakakaldılar. Üzerine bir de kriz yaşadık. Bundan herkes payını aldı ama galiba paylar eşit dağıtılmadı. Onlarca teknoloji şirketi iflas etti. İflasların arkasında çeşitli nedenler var belki ama onlarca beyin ve kalifiye eleman ortalığa döküldü. Dökülmekle kalmadı, büyük bir kısmı batıya göçünü devam ettirip ver elini Amerika yaptılar. Buyurun işte kalifiye elemanlarımızdan oluyoruz. Tabii biz de beyin çok nasıl olsa onlar gidip orada hintlilerin yerlerini doldursunlar, biz burada yeni elemanlar yetiştiririz.
Devletin devamlılığı bu olsa gerek… Batıya göçün devamı….

E-Devlet
Efendiler;
Efendiler kendinize geliniz diyesi geliyor insanın. Bilişim’i durdurup adını konuşmakla birşey olmuyor. Beline baltayı vuracağınıza neden yardım almayı denemiyoruz.?
NETleşmek üzere….
Benden Duymuş Olmayın

– Dot.com.tr krizi devam ediyor. Aslında öncelikli olarak, holdinglerin eteklerine yapışan şirketler döküldü. Zaten büyük bir kısmı açıklarını holdinglerin diğer şrketlerine kapattırıyorlardı. Harvard Üniversite’sinde dot.com şirketleri olma yolundaki bu kuruluşları ayrı bir kategoride değerlendiriyor. Yani Türkiye’de bu mantıkla dot.com şirketi pek yok. Malum o zaman bizi kriz etkilemiş olamaz.
– Bu relay’e açık SMTP server’ların durumu ne ilginç. Geçen haftalarda medya kuruluşlarımızın birindeki bu sıkıntıyı size söylemiştim. Bir de finans kuruluşumuzun böyle bir sorunu var, ama bilşim uzmanının bunu farketmesi için daha çok ekmek yemesi lazım gibime geliyor.
– Bu finans kuruluşları da çok oluyor. Yine bir kuruluş yüzünden koca holding yerle bir oldu. İşin kötü tarafı yine ilk düşen koca holding’in internet şirketi oldu. Tabii ucuza net şirketini görünce şirketin üst düzey yöneticilerinden biri şirketi ucuza kapattı.

Haftanın Sayısı

9
Yeni platformun yeni ve geometrik yükselen bir reklam pastası olduğunu da gözden kaçırmamak gerekir. Geometrik gelişmeye örnek olması açısından birkaç rakam vermek sanırım yararlı olur. Dünyada internet üzerinde reklam için dönen para, 1995 yılında 100 milyon dolarken, bir yıl sonra 390 milyon dolara yükselmiştir. Aynı mantıkla bu rakam bu yıl tahminlerin neredeyse iki katı yüksek çıkmış, büyük forecast şirketlerinin tahminleri 4.4 milyar dolarken, bu rakam 9 milyar dolar olarak hesaplanmıştır. Türkiye’de ise yine aynı yıllarda bu rakamlar telaffuz edilir hale gelmiştir , 1999 yılında 5 milyon dolar iken ekonominin iniş çıkışlarına rağmen 2000 yılında 9 milyon dolarlara ulaşmıştır. 2001 yılında Türk şirketleri ilk defa internet reklamlarını bütçede kalem olarak almış olduklarından, bu yıl 75 milyon dolarlık bir tahmin oluşmuştur. Bu sayede Türkiye’de reklam bütçesinde belli bir paydanın internet üzerinden döneceği de tahmin edilmektedir.

Haftanın Ekranı:
Aria.com
Ben bu siteyi gerek tasarım gerekse logo yönünden çok beğendim. Aslında renler fazla cırtlak.. Biraz daha pastel tonları kullanılabilirdi. Bir de yuvarlak yerine elips kullanılsa tadından yenmez güzel bir logo olurdu. Bu arada bu logo bana bu aralar yapılan bir kampanyayı hatırlattı ama isim aklıma gelmiyor şimdi. Neyse bu koskoca iletişen toplumda birinin aklına mutlaka gelir ;-))

Dijital hesaplar

Internet üzerinde haberleşme artık öyle bir noktaya vardı ki, geçen yıl oldukça revaçta olan diğer iletişim araçları ile Internet arasında ara kapılar açma fikri bu yıl gereksiz görülmeye başlandı. Bunun anlamı şu; artık Internet’ten başka haberleşme platformu öngörülmüyor. Uzmanlar birkaç yıl içinde Internet’in, gündelik yaşamımızda gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerin yüzde doksanının üzerinde yapılacağı bir platform olacağını söylüyorlar. Bunu kabul etmemek eldeki verilerle gerçekten imkansız. Internet’in bu hızlı yükselişine finans sektörü de kayıtsız kalamadı. Yeni açılan bu mecradaki pastadan büyük bir dilim alabilmek için en kısa yoldan en etkin şekide bu platforma geçmek gerekiyor.

Bankacılık sektörüde Internet üzerinde ne gibi fırtınalar kopmuş olduğunu görmüş olmalılarki, internet üzerinden para yatırma işlemi hariç her türlü faaliyeti gerçekleştirebilen sanal şubeleri geciktirmediler. Internet’in teknolojinin en son noktasına kadar kullanıldığı bir platform olması yüzünden para işlemlerinin güvenliliği oldukça önemli bir hal alıyor. Para transferleri sırasında bazı hayati bilgilerin Internet üzerinde bunu kötü amaçlarla kullanabilecek insanların eline geçmemesi, geçerse bile kullanamayacağı şekilde olması bu güvenliğin en önemli kuralı. Bu amaçla para akışı sırasında kullanılacak olan bu tür bilgilerin belli mantıklarla şifrelenmesi gerekiyor.

Internet üzerinde bu oldukça önemli bilgilerin bulunduğu paketler bu sayede güvenle dolaşabiliyorlar. Bu paketleri şifreleme metodları oldukça değişik. Bunların en eskisi ve en verimsizi kullanıcıda bulunan bir anahtar ile şifrelenen bilgilerin, bankadaki anahtar tarafından açılması. PGP denilen bu sistemi kullanacak her kullanıcının şifreli paketlerini açmak için bankada bir çift çözücü anahtar bulunması gerekiyor.

İkinci yöntem ise kullanıcının bilgilerini formun üzerinden direkt olarak şifreleyerek almak. Aslından bu sistem oldukça güvenli olmasına rağmen biraz verimsiz. Çünkü kullanıcının hayati bilgilerinin yanında şifrelenmesi son derece gereksiz bazı bilgiler de şifreleniyor. Bunlarin arasinda isim ve soyad gibi oldukça gereksiz bilgiler de var. Internet bankacılığı şu an güvenlik sistemi olarak bunu kullanıyor. Bu şifreleme yöntemi içinde de bazı seviyeler var. Bu seviyeler içinde en etkin olanı 128 Bit’lik güvenlik sistemi. Amerika bu teknolojinin ülke dışına çıkmaması için elinden geleni yapıyor. Fakat geçen sene haziran ayında alınan bir kararla bu teknolojinin uluslarası hizmet veren bankalara da dağıtılabileceği kararı alındı. Bunun için yerinde tespit yapıyorlar . 128 Bit güvenlik için başvurduğunuzda Amerikadan banka olduğunuzu kontrol etmek için iki memur gelim sistemlerinizi kontrol ediyorlar. Bu kontroller yapılmasının en yaygın sebebi güvenliğin, yanlış bir kullanım olduğunda çözülemeyecek kadar güçlü olması. Yıllar önce savaşlarda devlet bilgilerinin düşmana ulaşmaması için kullanılan şifreleme metodları geliştirilerek bankalarda para transferi için kullanılacağını hatta bunun Internet üzerinden dağıtılacağını kim tahmin edebilirdi ki?

Internet bankacılığının ikinci önemli dayanağı ise, verdiği hizmete endeksli. Bu noktada bir Internet bankasının hizmetini üç seviyede toplamak mümkün.

· Sadece bilgi veren sistemler
Genel bilgi amacıyla yapılmış bu sistemler güvenlik bile gerektirmezler. Internet bankacılığnın en prematüre hali sayılır. Amaç bilgiyi en geniş kitleye (bütün internet kullanıcılarına) ulaştırmaktır.

· Elektronik bilgi transfer sistemleri
Bu sistemler interaktif bankacılık içinde yeralır. Amaç kullanıcının ihtiyacına yönelik, özel mesajlar iletmektir. Buradaki mesaj kavramının içine otomatik oluşturulan, kişiye özel e-postalar da girmektedir. Mesaj listeleri ve bilgiyi ihtiyaca göre kullanıcısına ulaştıran herşey bu yapının bir parçasıdır.

· Bilgiyi tam transfer eden sistemler
Fiziksel işlemler hariç her türlü yapıyı bankacılık sistemi içine eklemiş yapılardır. Türkiye’de Internet bankacılığı yapan bütün kurumlar neredeyse bu son yaklaşımın içindedirler.

Internet bankacılığını inceleyebilmek için devamlı değişen ve her geçen gün farklı teknolojileri içine alan bu sektörü yakından tanımak gerekir. Yandaki kutuda bu konuyla ilgili uzun zamandır toplanmış linkleri bulacaksınız.

[kutu]

http://www.aba.com American Bankers Association (ABA)

http://www.bai.org Bank Administration Institute (BAI)

http://www.wimsey.com/~emandel/BankCD.html Bank CD Rate Scanner

http://www.bmanet.org Bank Marketing Association (BMA)

http://www.census.gov/ftp/pub/hhes/www Census Bureau

http://thomas.loc.gov/ Congressional legislative information

http://www.comsumerworld.org Consumer World

Haber Kaynakları:

http://www.adage.com Advertising Age

http://www.americanbanker.com American Banker

http://www.bankrate.com Bank Rate Monitor

http://www.barrons.com Barrons

http://www.businessweek.com Business Week

http://www.economist.com The Economist

http://www.forbes.com Forbes Magazine

http://www.pathfinder.com/fortune Fortune 500 Online

http://www.investors.com Investors Business Daily

http://www.kiplinger.com Kiplinger Online

http://www.pathfinder.com/money Money Magazine

http://www.newsweek-int.com Newsweek International

http://www.nytimes.com New York Times

http://www.sfgate.com San Francisco Chronicle/Examiner ‘The Gate’

http://pathfinder.com Time Warner

http://www.usatoday.com USA Today

http://www.usnews.com US News & World Report

http://www.wsj.com Wall Street Journal

http://www.washingtonpost.com Washington Post

Internet Bankacılığı hakkında kaynaklar:

http://kiwiclub.bus.utexas.edu/banks.html Dünya bankaları

http://www.bankweb.com/bankweb.html BankWeb

http://www.Bank-source.com Bank Source.com

http://www.netbanker.com/resources/fullserv.html NETBanker – true internet banks

http://www.omega-performance.com/hotlist.html Omega Performance

http://www.orcc.com/banking.htm “Online Resources & Communications”

http://www.qualisteam.com/aconf.html Qualisteam

http://www.aaadir.com Dünya Bankalari

Kredi Kartı ve özel kart merkezleri:

http://www.americanexpress.com American Express

http://www.discovercard.com Discover Card

http://www.mastercard.com MasterCard

http://www.smartcrd.com Smart Card Form alanları

http://www.smart-card.com Smart Card

http://www.visa.com VISA

Araştırma ve danışmanlık kaynakları:

http://www.ac.com Andersen Consulting

http://www.arthurandersen.com Arthur Andersen Worldwide

http://www.bah.com Booz Allen & Hamilton

http://www.cinfo.com/home.htm Columbia Information Systems

http://www.colybrand.com Coopers & Lybrand US

http://www.dttus.com Deloitte & Touche

http://www.edgardunn.com Edgar, Dunn & Company

http://www.ey.com Ernst & Young

http://www.forrester.com Forrester Research

http://www.gallup.com Gallup Organization

http://www.us.kpmg.com KPMG Peat Marwick

http://www.nielsen.com Nielsen Company, AC

Amerika’daki diğer finans bilgi kaynakları:

http://www.sec.gov

http://www.sba.gov

http://www.ssa.gov/

http://www.law.cornell.edu/ucc/ucc.table.html

http://congress.org

http://www.house.gov/white/internet_caucus/netcauc.html

http://congress.nw.dc.us/congressorg/hbank.cmm.shtml

http://congress.nw.dc.us/cgi-bin/subcom.pl

http://congress.nw.dc.us/congressorg/nscucmm.shtml

http://www.senate.gov/committee/banking.html

http://www.commercepark.com/AAAA/washington/sfc.html

http://www.house.gov

http://www.senate.gov

http://www.worldbank.org/

[/kutu]

Internet şubenizi seçerken;

1.. Trafiğin az olduğu merkezi bir yerde olmasına dikkat edin;
Internet şubenize giderken en kısa zamanda ulaşmak için, sitenizi hattı geniş ve Internet bağlantısına yatırım yapmış bir bankadan seçin. Yalnız bu bankanın hatlarının az kullanılan hatlar olmasına özen gösterin aksi takdirde trafiğe yakalanma ihtimaliniz yüksek olur.
2.. Güvenliğe özen göseterin:
Unutmayın ki banka memuruna bilgilerininizi ulaştırmak sizin sorumluluğunuz. Bu aşamada kaybolan hiçbir şeyden banka sorumlu değildir. Bu yüzden şubenizi en azından caydırıcı olması açısından güvenliği yüksek bir bankadan seçmeniz gerekmektedir. Bunu anlamak için o bankanın sitesine bağlanıp şubeye ulaştığınızda tarayıcınızın altındaki kilit yada asma kilitin üzerine tıklayın. Gelen ekranda 128Bit SSL yazıyorsa o banka güvenlidir.
3.. Internet’ten hangi işlemler:
Internet üzerinden hangi işlemlerin yapılabildiğini kontrol edin. Bu işlemler ne kadar fazlaysa o kadar az sorun yaşarsınız.
4.. Deneyebiliyorsanız müşteri olmadan şubeye bağlanıp arayüzün kullanımının kolaylığını deneyin. Bu size daha sonra kullanımda kolaylık sağlıyacaktır.

Reklamcının Net Rehberi

İnternet’i diğer medyalardan ayıran çok basit bir özelliği var. Genişleyebilirlik…. İnternet’i fiziksel amaçlarınız dışında her şekilde ve her iş kolunda rahatça kullanabilirsiniz. Dolaysıyla diğer mecraların aksine internet devamlı gelişen ve yenilenen bir yapı olarak uzun yıllar karşımıza çıkmaya devam edecektir. Bunu hiçbir kuvvetin durdurması mümkün değildir. Buna bir örnek vermek gerekirse, Amerika’da son yıllarda yapılan bir araştırma kullanıcıları %80’inin internet’e bilgisayardan ulaşmak istemediğini ortaya koymuş. Bu araştırmayı analiz edersek karşımıza iki sonuç çıkıyor. Birincisi bu araştırma sonuçları bilgisayar satışlarının yakında düşeceğini öngörürken, bunun internet kullanımını etkilemeyeceğini ifade ediyor. Tv teknolojilerini düşündüğümüzde bunun ne kadar ilginç bir gelişme olduğunu daha net görebiliyoruz. Bir televizyon kanalının, tv satışlarıın azalmasından etkilenmemesi düşünülemez ama internet artık bilgisayardan ayrı, kendine özerk bir platform halini alıyor.
Yeni platformun yeni ve geometrik yükselen bir reklam pastası olduğunu da gözden kaçırmamak gerekir. Geometrik gelişmeye örnek olması açısından birkaç rakam vermek sanırım yararlı olur. Dünyada internet üzerinde reklam için dönen para, 1995 yılında 100 milyon dolarken, bir yıl sonra 390 milyon dolara yükselmiştir. Aynı mantıkla bu rakam bu yıl tahminlerin neredeyse iki katı yüksek çıkmış, büyük forecast şirketlerinin tahminleri 4.4 milyar dolarken, bu rakam 9 milyar dolar olarak hesaplanmıştır. Türkiye’de ise yine aynı yıllarda bu rakamlar telaffuz edilir hale gelmiştir , 1999 yılında 5 milyon dolar iken ekonominin iniş çıkışlarına rağmen 2000 yılında 9 milyon dolarlara ulaşmıştır. 2001 yılında Türk şirketleri ilk defa internet reklamlarını bütçede kalem olarak almış olduklarından, bu yıl 75 milyon dolarlık bir tahmin oluşmuştur. Bu sayede Türkiye’de reklam bütçesinde belli bir paydanın internet üzerinden döneceği de tahmin edilmektedir.
Türkiye’ye odalanırsak yeni gelişen bu bütçenin üzerinde sanılanın aksine bilişim şirketlerini payı düşüktür. Bilişim şirketleri, reklam kalemlerini son derece düşük tuttukları için bunun internet üzerindeki yansıması da pek yüksek değildir. Türkiye’de internette reklam veren şirketlerin %31’i tüketici firmaları iken, yalnızca %16’sı bilişim ürün ve hizmetlerine aittir. Yani tüketiciye ürün satan e-ticaret firmalarının interneti reklam mecrası olarak daha fazla kullandıklarını bu sayede ise hedef kitlelerine daha kolay ulaştıklarını varsayabiliyoruz. Aslında internetin gelişimini takib eden herkes bunu kolayca farkedebilir. İnternet kullanımı için özel donanım gerektiren bir yapıdır. Dolaysıyla erişebilir olmak için, belli bir ilk yatırımın yapılmasına gereksinim duyar. Bu yatırımı ise ancak ve ancak gelir düzeyi AB grubu olan kişiler yapabilir. Bu noktadan yola çıkarsak, internet kullanıcısına erişebilir olmak, daha az reklam ulaştırmak gibi görünse de ürününüz eğer yüksek gelir seviyeli kullanıcıları hedefliyorsa doğru kitleyi hedeflediğiniz anlamına gelir.
İnternet profilini, yani reklam hedef kitlesini öngörürken, daha genel bir bakış atmakta da yarar var. Türk internet kullanıcısı, %83 erkek olan bir grup. Bu grubun ortalama yaşı ise 28 civarında. Dolaysıyla genel hazırlanan internet reklamları, 28 yaşında erkek ve alım gücü AB ile C1 arasına giren bir grubu hedefliyor. Tabii bu bilgiler sizi yanıltmasın, internet dünyası interaktif bir platform olduğundan, davranış şekillerinden kullanıcıların profillerini ortaya çıkarmak ve kullanıcının ihtiyaçlarına göre reklam yapmak son derece mümkündür. Söz gelimi chilek.com sitesi bir genç kızın ihtiaç ve isteklerine göre hazırlanmıştır. Dolaysıyla kullanıcıların büyük bir kısmı bu profildeki alıcılardır. Dolaysıyla bu hedef kitleye ulaşmak isteyen bir şirket için son derece doğru bir sitedir.
Tabii reklam verenler açısından internet üzerinde reklam vermenin toplam nüfus üzerindeki oranı da son derece önemlidir. Türkiye’de internete erişebilir insanların toplam nüfusa oranı %12 civarındadır. Fakat ülkemizin coğrafik yapısını göz önüne alırsak bu oranın büyük bir kısmının İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde yoğunlaştığını çok net görebiliriz. Bu da sadece büyük şehirlerde yoğunlaşmış firma ve organizasyonlar için ayrı bir avantajdır.
NETleşmek üzere…

Medya Kronik

Medyanın Kronikleşmiş Hallerine Eleştirel Bakış

Yer: Bir mahalle berberi

Tarih: 04.02.2001

Hürriyet Gazetesinde Emin Çölaşan’ın internet ortanımda okuyucuları ile buluşma çabası konu ediliyor. “Haber”e göre, Emin Bey chat ortamına girince önce birkaç korsan bilgisayarcı, onun ismine yakın nickler alarak kaos yaratmaya çalışmışlar. Daha sonra da Emin Bey’in chatte olduğunu farkeden internet kullanıcıları öyle bir akın etmişlerki chat ortamı kilitlenmiş. Şimdi iyi hoş da siz böyle bir chat ortamına bir konuk yazar alıyorsanız, onun ismine yakın nicklerin alınmasını neden engellemiyorsunuz? Hadi bunu düşünemediniz ve saldırılar oldu, peki ne akla hizmet sistemimiz yoğun ilgiden kilitlendi diyorsunuz? Televizyonda çalıştığım günlerde, yaptığımız bir yarışma programında bunu yaşamıştık. Telefon santraline gelen yoğun talep, o bölgenin hatlarının belli bir sure kilitlenmesine neden olabiliyordu… Fakat bahsettiğiniz, telefon değil internet server’ınız? Buna ya inanmamamız lazım yada internet altyapınızın nasıl bu kadar kötü olduğunu sorgulamammız lazım. Örneğin sizin load balance yapan bir serverınız bir cluster yapınız yoksa nasıl internet işine girişiyorsunuz. Yapmayın daha iyi. Gerçi suç tam olarak sizde de değil, bu işi hala iki üniversite öğrencisinin boş zamanlarında yürütebileceği bir faaliyet olduğunu zanneden patronlarınızdan kaynaklanıyor.

Yer: Hisar Üstü, Malum çok sevilen bir kahvaltı mekanı Kale.

Tarih: 06.02.2001

Yoğun iş temposundan sıkılıp yine buraya sığındım. Biraz stres atmak için bal-kaymak yeyip süt içiyorum. Buranın Bal kaymağı, menemeni ve manzarası nefistir. Aslında sıkıntımı atmak için manzarayı seyretmek yerine, Aktüel’de eski ve çok sevgili dostum Şahin Artan’ın sayfasını okuyorum. Yine çizgi roman işine kafayı takmış .Türkiye’nin en eski çizgi roman kolleksiyoncularındandır kendisi. Ama ondan şu ana kadar çizgi roman almayı başaran da olmamıştır. Gerçi birgün bir konuşmamız sırasında bana sen Conan seversin sana birkaç Conan getireyim dedi ama laf orada kaldı. Hala bekliyoruz bakalım. Yazısında çizgi roman ısmarlarken Hotmail üzerinden yazdığı bir mailin nasıl bloklandığını anlatıyor. Aslında bu konuyu sadece bu noktada bırakmış olmasına üzüldüm. Ondan bu bloklamanın neden şimdiye kadar gerçekleşmediği ama şu an böyle birşeyin olduğu, ayrıca neden hotmaile gelen değil hotmailden giden mesajlara bloklama konulduğuna dair bir açıklama okumak isterdim. Ama nedense Şahin işin bu kısmını atlamış. Asıl mesele Ms’in yeni çıkarmış olduğu MSN explorerdan kaynaklanıyor. Bu program sayesinde Hotmail hesabınızı bir webmail değilde pop3 mailmiş kadar kolay kullanabiliyorsunuz. Tabii bu sadece mail almayla değil, mail yollamayla da ilgili. Tabii Hotmail bu kolaylığı yapınca giden maillerden dolayı abuse liste girmekten korktuğu için bir bloklama yapmış olduklarını sanıyorum. Ms yine kullanıcısı için işleri kolaylaştırmak istemesinin kurbanı oldu diye düşünüyorum.

Yer: Bilgi Üniversitesi, Prof. Nabi Avcı’nın odası

Tarih: Geçen yıl bu zamanlar

Nabi Hoca ile Türkiye hakkında konuşuyoruz. Hani şu meşhur “Öteki Türkiye” konuşmalarından aylar önce. Bize konuyla ilgili yazdığı yazıları gösteriyor. Aylar sonra bu konuşmalar genel medyada da patlak verince merak ediyoruz ne zaman birisi kavramın asıl sahibi Nabi hocadan bahsedecek diye ama çıt yok. Sahiplenen sahiplenmiş bile konuyu. Nabi hoca ise gülüp geçiyor. Tam da bu dönemlerde Bilgi Üniversitesi sınırları içinde hummalı bir çalışma Kürşat Bumin tarafından yürütülüyor. Http://www.medyakronik.com … Medyanın Kronikleşmiş Hallerine Eleştirel Bakış… Bu yazıyı Bilgi Üniversitesindeki bu siteye emeği geçen herkese itaf ediyorum.

NETleşmek üzere..

Benden Duymuş Olmayın.

Bir ISP haberi de diğer taraftan. Yine bir holding bünyesindeki ISP, yine bir küçülme haberi. Görünen o ki çalışanlarının büyük kısmı iş aramaya başlamış. Çünkü şirket başka bir A.Ş.’ye geçiş aşamasındaymış.

Bilişim Oskarlarında jüri üyesi olduğum için katıldığım bir törende internet erişimi konusunda yeni bir girişimin olacağını öğrendim. Bu aralar erişim için alternatif arayacağınıza beklemenizi öneririm. Birkaç ay içinde bu ürünün çıkacağını tahmin ediyorum.

20 Şubatta Türkiye Bilişim Derneğinin konuğu olarak, Bursa’da Kültür Parkı içinde Büsiad’ın salonunda seminerler vereceğiz. Hepinizi bekleriz.

Size bir iyi bir kötü haberim var. Sagem yeni bir telefon çıkarmış. Üzerinde Pocket PC ve Wİn CE var. Bu iyi haberdi. Kötü haber ise artık cep telefonunda virüs miti gerçek olmak üzere.

Haftanın Sayısı

2.6

Bir dostumuz oturmuş saymış, 1995 yılında 101 milyar e-mail internet üzerinde dolaşmış. Bu rakam 2000 yılında 2.6 trilyon olmuş. Fakat yanılmıyorsam bu yıl içindeydi, bu mesajlardan biri dünyaya değil uzaya atıldı. Bu denemeden sonra kaç mesaj gitti Nasa’nın smtp serverına sormak lazım ama en azından dünyadan uzaya giden bir mesaj olduğunu biliyorum. Bu demektirki uzay mekiklerinde bir pop3 bir de smtp server var. Acaba ip’si kaç? Ping yapılabiliyor mu? Açığı var mıdır? Bizim hackerlar uzayı hacklese ne komik olur.. Neyse ki Amerika müttefikimiz ;-))

Haftanın Ekranı

Bu hafta medyadan gidiyoruz ama insan bunu görüpte yazmadan edemiyor. Pes doğrusu insan burayı da bu şekilde açık bırakır mı?

the-ctrl-alt-del.com

Eğer bu sayfayı okumakta zorluk çekiyorsanız lütfen control alt delete tuşlarına birlikte basın. Sorunlarınız çözüldüğünü görecek yazan bir web-sitesine girdiğimde, windows 95 daha piyasaya çıkmamıştı. O dönemlerde bu tuşlar ayrı bir güzel, ayrı bir özellikliydi. Çünkü bastığınız anda bilgisayarınız anında kararır ve cold boot yapardı.
Yine aynı dönemlerde, Türkiye’de ISP’ler yeni yeni kuruluyor ve helpdesklere işi bilen kimse olmadığı için teknik elemanlar oturtuluyordu. Bilgisayarın başında işi bilen teknik eleman cinnet geçirirken karşıda onu kızdırmamak için her sorusunu özür dilerim diyen müşteri…help deskteki çocuk en sonunda bu işi ancak bir cold boot ile halledebileceğini hissediyor:
– beyefendi cold boot yapar mısınız?
– ?
– Beyefend yani control- alt- delete tuşlarına basacaksınız?
– Nerede bu tuşlar…
– (Tuşların detaylı tarifi) Şimdi bunlara birden basın
– Hepsine birden basamıyorum ki?
– O zaman şimdi bir elinile control ve alt tuşuna basın öbür elinizle de delete’e
(pat küüüt)
– Yav, demin basmaya çalıştım olmadı. Sonra sert bişeyle vurmayı denedim yine olmadı. Sonra control tuşuna bir elimle bastıp, diğer elimle delete tuşuna bastım ama alt tuşuna basacak elim kalmadı…
– …
– Alo
– …
– Alooooo, aloooo. Ne oldu bu adama şimdi yahu…

İşte böyle ctrl-alt-del bu kadar önemli üç tuş. Yine uzun süredir posta kutularımızda dolaşan bir mesaj. Bir resim. Resmedilen bir keyboard. Üzerinde sadece üç tuş var. Altında bir haber, Microsoft keyboardunu üretti. Komik bir sataşma. Eğlenceli. Microsoft Türkiye’deki dostlarımızla paylaşıyoruz, hep beraber gülüyoruz. Geçen gün Microsoft’un sistemine bir havker dadandı. Kendisi cidden kendi bulduğu bir açıktan yararlanarak bir sitemi delmiş. Yakalanınca Microsoft teklif götürdü.
Bu aralar Microsoft’un başına gelmeyen kalmadı. Son olarak whistler’dan sonar ie 6.0 ‘da çalındı. Bu da beklenen bir gelişmeydi aslında. Güvenlik mekanizmalarının yetersizliğinin ne olduğunu anlatan bir gelişme. Çinliler Türk tehlikesinden kurtulmak için Çin seddini yaptırmış . Komik br güvenlik anlayışı..Tıpkı firewall’lar gibi.. Daha sonar soğuk savaş dönemi başladı. Potansiye düşmanın bilgilerini çalmak ve hareketlerini öğrenmek. Bu şu an hacker ve DoS ataklarına güzel örnekler. Peki daha sonra tam bir enformasyon savaşı başlayacak. Herkes kendi fikrinin kafalara sokmak için uğraşacak.
Hep diyorumya internette yeni birşey yok. Sadece insan var. Adem’den bu yana gelen alışık olduğumuz insane. Onların ilişkileri ve iletişimleri var. Sadece bu…
NETleşmek üzere…

Benden Duymuş olmayın:
– Batan, batana… Sonu nereye gidecek kimse bilmiyor. Aslında bu belki de internet düşünen, internet yaşayanların işine yarayacak. Danışmanların internet projelerinde ne kadar önemli oldukları, 400 dolara üniversite öğrencisine web sitesi yaptırıldığında neler kayedileceği, artık daha iyi anlaşılacak.
– Geçen aylarda üniversite öğrencilerini hedef alan bir yarışma yapılmıştı. Tanıtımı sırasında çoğumuzun anlayamadığı şey, kazanan gruba nelerin verileceği idi. O zaman projenin geliştirilmesi için ne gerekiyorsa yapılacağı söyleniyordu ama şu anda bu grubun ciddi bir sermaye ihtiyacı var !?!?
– Bu hafta içinde bir yazılım şirketinin browser’ı çalındı. Gizli bir betanın çalınması ve sonra netten download edilebilir olması herkesin kafasını karıştırdı. Bu siteye korkunç bir hücum oldu. Ama yetkilileri programı istek üzerine yayından almışlardı.
– Bu gençler korkunç hızla geliyorlar. Tahminen 13-14 yaşında olan bir okurum mesaj atmış, internet’in ve chat’in Türkçe’yi nasıl bozduğunun üzerinde durmamı istiyor. Bu çocuklar son derece hızlı geliyorlar.. Beni çok korkutuyor bu yeni jenerasyon…
Haftanın Sayısı:
6.0

Internet Explorer’ın en son versiyonu. Görüntüde pek bir yenilik yok. Zaten artık anladığım kadarıyla sadece engine’ini düzeltiyorlar. Görüntü konusunda yapılanlar için MSN kullanmanızı tavsiye ederim.. Naısıl olsa yine aynı engine var…

Cocacola.com.TR

Haftasonu Ali Atıf Bir coca cola web sitesi ve işin reklamcılık yönünden ne amaca hizmet edemediği konusunda hoş bir yazı yazmıştı. Büyük keyifle okuduğumu belirtmek isterim. Aslında Atıf hoca konuyu reklamcılık açısından değerlendirmişti, ama işe bir de internet profesyoneli gözünden bakınca başka yanlışlıklar da görmek mümkün.
Öncelikle eğer bu projenin hedef kitlesi interneti gerçekten belli bir düzeyin üzerinde kullanan power user’lar ise proje ufak kalmış. Site çok dallı budaklı olmasına rağmen aslında pek de birşey vermekten uzak. Sitedeki oyunlar MUD mı FRP mi yoksa board games mi bunu anlamak mümkün değil. Hepsi biribirine karıştırlıp anlaşılmaz bir mix yapılmış. Aslında Coca Cola’nın internet üzerinde Pazar arayışı olması doğru. İnternet kullanıcılarının hepsinin severek içeceği bir içeceğin moda olması, Coca Cola için son derece büyük bir pazarı kaybetmesi olur. Bu noktada oluşturulacak site ise internet kullanıcılarının resmi içeceği imajıdır. Bu noktada serinyer gibi bir site projesi için internet kullanıcılarını biraraya getiren ve onlerın haberleşmelerine imkan veren bir yapı oluşturmak daha doğru olacaktı. Bu noktadan bakınca Atıf hoca’nın dediği gibi bu siteye birkez giren kişiyi bir daha o siteye çağırmak mümkün değil. Bir internet profesyoneli olarak ben de böyle bir siteye ikinci kez girmezdim.
Geçen hafta “Siber Kültür” konusunda yazdığım yazıya, feedbackleriniz geliyor. Bunları değerlendireceğimi ve özellikle manga konusunda yeni birşeyler yapacağımı belirtmek isterim. Bu konuya ilgi duyan dostlarımın web sitemdeki siber kültür yazısının altına mesajlarını yazmalarını rica ediyorum. Bu sayede size kocaman bir dosya hazırlayabiliriz. Şu andan itibaren canteen’de yapacağım ilk büyük dosyayı manga konusuna ayıracağım. Daha önce Gecenet programını yaparken de sizden manga konusunda feedbackler almış ve BRT televizyonunda manga çizgi filmler konulmasını sağlamıştım.
Manga’nın internet kültüründe etkisini kimse inkar edemez. Bu konunun dışında da mesajlarınız geliyor. Özellikle hardware konusunda sorduğunuz sorularınızı biraz daha yavaş cevaplandırabiliyorum ama internet teknolojileri ve uygulamaları konusundaki sorularınıza hemen cevap verebiliyorum. Umarım hızımdan mutlusunuzdur. Bunun dışında yazdığım yazılar konusunda da aktif etkilerinizi bekliyorum. Bunlar benim için son derece önemli. Bana mail atabilirsiniz. Eğer yazılarım konusundaki düşüncelerinizi herkesin bilmesini istiyorsanız bunu www.unaldi.org adresinde yazının altına da yazabilirsiniz.
Hazır laf sitelerden açılmışken, yaptığımız iki anketin sonuçlarını da size açıklamak istiyorum. Aylardır www.canteen.com.tr adresinde devam ettiğimiz internette sansür olmalı mı sorusuna siz gençlerden sansüre hayır cevabının gelmesi bizi çok mutlu etti. Bu anketimiz bir süre daha devam edecek. Anket’i oylayanların 10.000 kişiyi bulmasını bekliyoruz. Bu arada benim sitemde de bir anket devam etmekte. Konu Ttnet’in özelleştirilmesi. Anlaşılan ziyaretçilerimin çoğu Ttnet’in bu yüzyılda özelleştirilmesi konusunda pek de acele edilmesi gerektiğine inanmıyorlar. Tabii ki bu hızla bizi bile özelleştirirler diyenler de var. Ama inanın sayıları 19 kişiyi geçmiyor.
NETleşmek üzere

Benden duymuş olmayın
Gerçi benden duymuş olmayınlığı mı kaldı? Bu köşede sayısız kez bahsettiğim , sonunda isim vererek eleştirdiğim Turkport yayınını durdurdu. Bu internet işini geleneksel pazarlama mantığı ile yapabileceğine inanan herkese ders olsun
Ixir Siemens anlaşmasının miktarını düşürmüş. 4 sitelerini kapatıp, 3 çalışanından ikisini işten çıkarın şirket artık ciddi anlamda zor durumda. Fakat iki güzel projesi son derece başarılı bir şekilde işliyor. Hatta geçen hafta ntvmsnbc projesi ödül aldı.

Haftanın sayısı

3
ASP, ISP her nereye baksanız internet ve bilgisayar teknolojisi üç harften oluşur. Peki bu üç harfi önemli hale getiren neydi? Msdos işletim sisteminin köklerinden kaynaklanan bu üç harf kuralı artık kimse tarafından bilinmemekle birlikte kullanılmaya devam ediyor ve devam edecek.

Dream is over

Taşı toprağı altın zannedip İstanbul’a gelenleri bilirsiniz. Bir dönem sinemanın en önemli konularından biri idi. 78’lerde bu konuda az mı film yapıldı. Komedi filmelernden, kara mizahlara hatta trajedilere kadar neler neler…
Kısa zamanda para kazanmak hepimizin en büyük isteği. Bu ekonomistleri paragöz, teknoloji meraklılarını ise yaşam standardını yükseltmek olarak görüntülenmesine neden olur. Bunun aslında parayla değilde yaşam standardlarını yükseltmek ve bu sırada da az enerji harcamakla ilgisi var.. Biz fizikçiler buna hareketsizlik kuramı diyoruz. Aksi bir kuvvet oluşmadan hiçbir şey hareket etmek istemez. Bu da aslında çok doğru ve gerekli bir tasarruftur.
Konunun bir internet yazarını neden ilgilendirdiğine gelince: İstanbul’a göçün yoğun yaşandığı yıllarda sinema yönetmelerinin öyle hafif bıyık altından attıkları gülücüklerle yaptıkları filmler, şu an internet konusunda da bu tip filmler yapılası bir hal aldı gibi görünüyor.
Geçen hafta ortalık çalkalandı. Tabii Türkiye’de genel bir dar boğaz yaşanıyor. Bu dar boğaz yüzünden ekonomik hareketlilik neredeyse yok denecek kadar azaldı. Aslında bunun internet sektörünü az etkilemiş olduğunu çok rahat görebiliyoruz fakat bu krizi de bahane ederek ciddi başarısızlıklara imza atan şirketler de oldu. Bunların bir kısmı yayınlarını durdurmak zorunda kaldılar. Bu aslında daha oluşumun başında belliydi fakat ne yazık ki Türkie’de hala danışman kullanmak hala yaygın bir yaklaşım değil. Herşeye rağmen internet üzerinde iş yapan insanların bir kısmının geçmişlerinin okunmadan bu sektöre girmenin yanlış olduğunu çok net söylemek için sadece birkaç makale okumak yeterli.
Uzun zamandır “Ben şu internetten bir anlasam şimdiye zengin olmuştum” diyenlere söyleyecek iki cümle lafım vardı. Ama neyse ki bunu benim söylememek gerek kalmadan e-ekonomi onlara, hem de kendi anladıkları dilden cevaplarını yapıştırdı. İşin güzel tarafı gün geçtikçe sapır sapır düşüşlerini seyretmeye devam ediyoruz. İnterneti bulup bu hale getiren insanları, kendi zekalarında düşük seviyelere sahip zannedenlerin parası şu an internet üzerinde dönüp dolaşıyor. Bu kişiler ise şu an internetle pek uğraşamıyorlar
Bu gelişmeler sürüp giderken sakın internet üzerinde iş yapılamaz ve başarı elde edilemez fikrine kapılmayın. Unutmayın ki e-ticaret Türkiye’de daha emekleme seviyesinde. Şu anda sadece Türk halkının ihtiyaçlarının internetten karşılanması üzerine projeler var, Türk halkının değerlerini ekonomik gelir haline getirip dünyanın ilgi duyduğu siteler açacak projeler daha kimsenin aklına bile gelmedi.
Yalnız unutmayın ki; internet farklı bir mecra olup bu mecranın kuralları geleneksel kuralları hepsinden farklıdır. Öncelikle bu tip bir konuya ilgi duyuyor yada para yatıracaksanız, birkaç hikaye okuyun. Başarı ve başarısızlıkları bilmek sizing planınızı belirler. Eğer kendinize çok güveniyor ve heyecanlanıyorsanız bu işi mutlaka ama mutlaka bir danışman ile yapın. Unutmayın bu heyecan size başarısızlık olarak geri dönecektir. Üçüncüsü ve en önemlisi ise eğer söylediklerinin hepsini yapmayacaksanız danışmana boşuna para harcamayın. Nasıl olsa öylede başarısız olacaksınız, böylede….
NETleşmek üzere

Sanal Aristokrasi tacını devrediyor

İnternet bir bilgi, birikim platformu. Bu nedenledir ki son dönemin bütün başarı hikayeleri bu mantığın üzerine kurgulanmıştır. Hikayemiz internet olunca başarının ana kaynağı da bilginin var olmasıdır. Bilgi ve zeka genel para kazançlarından biridir. Gerek ticari gerekse sosyal her türlü yapı taşı nette yeni yeni oluşmakta olduğunundan ve benzeri yapıya sahip bir uygulama daha önce bulunmadığından internet ezberci zihniyeti içinde barındırmaz. İnternet ölçümlenebilir olmadığı gibi, öngörülebilir de değildir. Psikoloji ve sosyolojinin alışılagelmiş metodlarının dışında bir yapısı vardır. Bu nedenledir ki başarı hikayeleri iyi niyet ve ziyaretçiye duyulan iyi niyet üzerine yapılandırılmıştır.
Şu ana kadar okuduklarınız artık çok eski zamanların mitleri olmaktan başka birşey değil artık. Geçenlerde Nasdaq üzerinden gerçekleşen kriz dot com istilasını yavaşlatmakla kalmayıp, belli noktalarda mühendis ve iletişimcilerin yani teknik adamların güçlerini de ellerinden aldı.
Aslında her ne kadar önsezilerim bunun asparagas bir yaklaşım olduğunu hissettirse de bunu açıklayacak cesareti bulamadım. Çünkü elimde yada benimle düşünen kimsenin elinde bunu kanıtlayacak elle tutulur gözle görülür bir kanıt yoktu. Kanıt bulunmadığı gibi internete inanan, bunu bir güç ve yerleşen bir yapı olarak gören bizleri de affallatmıştı. Hemen arkasından son derece büyük bir vuuruş daha yedik. Bu sefer medya kuruluşlarından gelen genel bir yaklaşımla karşı karşıyaydık. Medyacıların bazılarının 2001 yılı sonunda internetin hafızalarımızda tatlı bir anı olarak kalacağı fikrini açıklamaları bizi başka yönlerden de üzdü. Özünde fen bilgisi taşıyan kişiler bu büyük hatalara hep düşerler. Bu sosyal gücü olan insanların sosyal yaşamı kendi erekleri dahilinde yönlendirmelerinin bir eseriydi aslında. Ne üzücü ki bizim bu numarayı yutmamızı sağlayacak hiçbir gücümüz yoktu.
Bu oyuna çok kolay gelip. Bir anda bütün gücünü psikolojiden alan ekonomimiz batıp gitti. İşin fena tarafı, bundan yaklaşık bir iki hafta sonra, asıl güç odakları ortaya çıktı. Geleneksel ekonominin güç odakları önce önemsemedikleri sonra da gücünün etkisiyle fena hissettikleri net ekonomisini avuçlarının içine almak için yeni yöntemler oluşturmaya başlamışlardı. Psikolojisini kırmak için ticari bir enformasyon savaşını başlatan bu şirketler, öne korkunç bir karalama kampanyasına girerek suni gündemlerle krizi yaratmış. Sonra kriz nedeniyle dökülen şirketleri çok ucuz paralarla toplamışlardır. Talancı bir psikolojinin meyva ağacına saldırması gibi birşey. Önce ağacı sallarsın, en olgun meyvalar yere düşünce de bunları toplarsın. Biz de bu basit doğal kuramın kurbanı olduk.Artık intenet üzerinde bilgi değil, ticari zeka para edecek. Ne yazıkki artık internet üzerinde aristokrasinin krallığı bitti. Burjuvazi bu savaşı da kazandı.
Yıllardır ilgiyi nete çekmek için yıpranan ben artık bilemiyorum, internetin ticari açıdan ilgilenilebilir bir yapı olması beni sevindirmiyor.
Bu hafta içinde çok hoş toplantılara katıldım. Bunların ilki Bilgi Üniversitesi MBA programı hakkındaydı. Son derece bilgi aldığımı söylemek isterim. İkincisi ise Internet reklamcılığı üzerine bir yapılan bir kahvaltı forumuydu. Son derece başarılı ve keyifli olduğunu söylemek isterim. Toplantıda beni en çok mutlu eden iki konuşmanın birisini IBS araştırma şirketi gerçekleştirdi. Ülkemde 2.5 milyon internet abonesinin toplam 4 milyon kişi tarafından kullanıldığından bahsetti. Bu gerçekten ilginç bir bilgi. Demekki Türkiye’de ISP’ler için pasta daha bitmemiş. Daha da önemlisi suni bir kriz hissi içinde olmalarının pek bir anlamı yok.Ama ortada genel bir kriz havası var.
Açıkcası sevinsem mi üzülsem mi karar veremiyorum… Yine de, günün birinde …
NETleşmek üzere…