WEB LOG

Takip edenler bilirler, web 2.0’ın isminin telaffuz edilmediği dönemlerde, API’lerin gelişimi yüzünden uygulamaların mantar gibi biteceğini söylemiştim.
Aradan geçen dönemde hepimiz akıllı telefonlarımıza yüzlerce program yükledik. Sosyal ağları bile masaüstü uygulamaları ile kullanmaya başladık. Bir ayağı web’de olmayan yani offline uygulama yazılmaz oldu. Okumaya devam et WEB LOG

Yenilenen sitem atifunaldi.info hakkında gelen görüşler

Sitem hakkında güzel mesajlarınızı alıyor çok mutlu oluyorum. Ancak konuşmalar, mesajların arasına sıkışan bir iki soruyu herkese açıklamak istedim.

Öncelikle bugün site hakkında yorumlarından sonra, bir dostum sitenin iPad’de bir garip göründüğünü söyledi. Çok da doğru söyledi. atifunaldi.info iPad’de özel hazırlanmış olan iPad versiyonu ile açılır. Amaç her mecrada sitenin en kolay okunacak şekilde açılmasıdır. iPad’de son haberin büyük resmi kapak olarak gelir. Sağ üst köşede ise SWIPE yazar. Bu etiketi sola doğru iteler yani kapağı açarsanız, site iPad’e en uygun şekli ile karşınıza çıkar.

Site iphone’da da en kolay okunabilecek şekilde açılır. Rahatça okuyup, beğendiğiniz linkleri paylaşmanızı sağlayacak şekilde planlanmıştır. Her yeni yazım Facebook’da daha geniş twitter’da ise daha kısa şekilde paylaşılmaktadır.

Bir diğer soru ise gazete okuduğum program konusunda. Ben gazetelerimi okumak için uzun yıllardır pressdisplay.com’u kullanırım.Kuruluşunda benden de fikir almış oldukları için duygusal bir bağım da var.

Uygulama hem her türlü donanımı destekliyor: PC, iPad, iphone, android,windows, hem de 7 ile 30 arası ücretsiz deneme sürümü veriyor. Gazeteleri webden okumak için tıklayın. Buradan siteye üye olabilir. Bedava kullanmaya başlayabilir, donanımınıza uygun uygulamayı indirip,mobil kullanımının kolaylıklarına sahip olabilirsiniz.

Bugünlük benden bu kadar, size iyi çalışmalar.

Not: Lütfen soru sorun! Bu sayede merak ettiğiniz birçok konuda size ilginç bilgiler aktarma imkanım olur. Bu arada G+ yapmayı da unutmayın. Bilgi paylaştıkça büyür…

Sahte profil sayfaları başlarına dert oldu!

Sosyal arkadaşlık sitesi facebook, ünlülerin başını yaktı! Kenan Doğulu’dan Tarkan’a, Deniz Akkaya’dan Cenk Eren’e kadar birçok ismin facebook’ta profil sayfası bulunuyor ancak bu sayfaların hiçbiri sanatçıların kendisine ait değil! İşte facebook sayfası sahte olan ünlüler…

MESAJLAŞIYORLARMIŞ!

facebook’ta Kenan Doğulu adına açılan sayfa, sanatçının kendisine ait değil.

Deniz Akkaya, facebook’ta adını ve fotoğrafını kullanarak sayfa açan kişiyi bile tanımıyor.

facebook’u hiç kullanmayan Tarkan’ın da adına açılmış sahte profili var.

Cem Yılmaz’ın da sahte facebook profili var. Hatta Yılmaz ve Tarkan, facebook’ta arkadaş görünüyor, üstelik mesajlaşıyor!

Demet Akalın’ın bir facebook sayfası bulunuyor. Ancak facebook’ta dört tane sahte Demet Akalın var.

http://www.sabah.com.tr/Gunaydin/Magazin/2010/05/29/sahte_profil_baslarina_dert_oldu

faili meçhulleri istiyoruz!

Son dönemlerde bakıyorum da bu ülkedeki en ciddi muhalefeti Ali Tezel yapıyor. Ali bey bir partinin üyesi değil, bana sorarsanız tek amacı da sosyal güvenlik alanında doğru bir yöntemin ortaya konmasını sağlamak. Siyasi görüşü olmadığı halde bana sorarsanız Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’i en çok sıkıştıran o. Bu girişi neden yaptığımı merak ettiğinizden eminim. Amacım Çalışma Bakanlığının faaliyetlerinden bahsetmek değil. Ömer hoca çok çabuk kırılır bana ama yine de onun yerine çok daha ciddi bir konudan bahsetmek istiyorum.

Okumaya devam et faili meçhulleri istiyoruz!

MURAT DALKILIÇ’TAN AÇIKLAMA GELDİ!

gecce.com da SİBEL SAVAŞ ın yazısı, twitter, facebook gibi açık ortamlarda yazdıklarınıza ne kadar çok dikkat etmeniz gerektiğini gösteren güzel bir örnek.

Malum hayatta herşeyin en az iki yüzü vardır..

Dünkü ‘‘ Murat Dalkılıç‘ın yenisi ‘‘ başlıklı yazımın yayınlanmasından hemen sonra facebook‘ta arkadaş olduğum Murat Dalkılıç bana hemen mail atıp, kibarca yazıdan husursuz olduğunu ve yazıyı hemen yayından kaldırmamı rica etti. ‘Ben sana güvendim, kız arkadaşım bu yazıya çok bozuldu, bu da beni çıldırtıyor. Ayrıca Ayşe‘yi havalarda tutup, kız arkadaşımı basite almana anlam veremedim. Ben sadece işimle anılmak istiyorum, aşk hayatımın hızıyla değil. Almanyaya gelince sohbet edebilme yüzü bırakalım birbirimize‘ diye de devam etmiş..

Murat Dalkılıç‘ a ben de cevap olarak yazıyı değiştirmemin mümkün olamayacağını, gecce.com ofisten editörü aramasını rica edip, amacımın onu kırmak olmadığını ama facebook gibi herkese açık bir internet sayfasında çekinilmeden yazılan bir olayı da yazmakta bir mahsur görmediğimi vs. açıkladım.

Buraya kadar herşey iyi hoş..

Ancak sonra Murat Dalkılıç’tan basın açıklaması geldi. Ve yazıyı aynen yayınlıyorum. Herkesin kendini savunma hakkı var bu ülkede, Çin’de yaşamıyoruz malum..

Buyrun :

MURAT DALKILIÇ’IN YENİSİ! başlığıyla Sibel Savaş’ın kaleme aldığı haber ile alakalı ünlü popçu Murat Dalkılıç açıklama yaptı. Facebook portalında bana ait olmayan bir profilden alınan bir hayranım ile çekilmiş olduğum fotoğrafımızın yeni sevgilim olarak habere yansıması üzerine Dalkılıç ; fotoğrafta sevgilim olarak ismi geçen bayanı hiç tanımıyorum.Bir hayranımla çekilmiş olduğum karenin bu şekilde yansıtılması üzücü verici dedi. Hayatında kimsenin olmadığını söyleyen ünlü sanatçı ilişkim olursa kimseden saklamam dedi.

……………

Açıklama bu..

Kimseyle mahalle kavgasına girecek durumda değiliz elbette ancak benimde konu ile ilgili açıklamam şudur:

Murat Dalkılıç bu Facebook hesabını Ayşe Özyılmazel ile arkadaşlık ettiği tarihlerde açtı ve Ayşe’nin hesabında ilişki kısmında Murat ile ilişkisi, Murat’ın hesabındada Ayşe ile ilişkisi onaylaydı. Facebook’u bilen herkes, bu olay için her iki tarafın onayının olması gerektiğini bilir. Yani bu hesap başka birine ait olamaz. Ayrıca özel fotoğrafları da bu sayfada mevcuttu ve ortak bir takım dostlarımızla da pek çok yazışmasını kendi gözümle gördüm. Hadi onu geçtim Murat Dalkılıç ile yazı çıktıktan hemen sonra yaklaşık yarım saat yazıştık ve benden resmi kaldırmamı ve hafta sonu Münich konserini yazmamı rica etti ki bu yazışmalar ben de haliyle hala mevcut.

O yüzden bence eğri oturup, doğru konuşmakta fayda var.

Madem sadece işinle anılmak istiyorsun, aşk hayatını lanse etmek istemiyorsun ona göre davran..

http://www.gecce.com/yazarlar/sibel-savas/murat-dalkilictan-aciklama-geldi-7800.html

SANAL AŞK.. (SİBEL SAVAŞ)

Sanal Sevgili, Sanal Seks ve Sanal Gerçekler..

Pazar öğlen bir radyoda bir programa takıldı kulağım..

Atıf Ünaldı isimli, çok vasıflı ve özellikle internet konusunda uzman bir arkadaş birtakım önemli açıklamalar ve uyarılarda bulundu.

Hani sanal alem bu, canımın istediğini yaparım, istemediğini bırakırım, başkası adına hesap açarım, paşa gönlümün istediğini tehdit ederim falan gibi planlarlarınız varsa bırakın, hiç bulaşmayın derim, çünkü sanal, elle tutulur ve gerçekmiş gibi görünmeyen bu alem meğer gerçeğin ta kendisiymiş. Ama benim muzur aklım aslında başka bir konuya takıldı.

Şimdi sanal alemde yaptığın birtakım yanlışların yasal uygulamaları varmış meğer, peki ama mesela adamın biri evli veya sevgilisi var ama internette de bir sevgili yapmış kendine, bu metres sayılıp, karısını aldatmış sayılıyor mu?

Sanal olarak yapılan seks, seksten, verilen vaadler, vaadten sayılıyormu peki?

Ya da yüz yüze hiç görüsmediğin, sadece fotoğraflarını gördüğün, yazışmaktan keyif aldığın, pek çok şeyini paylaştığın, her mesaj geldiğinde karnında kelebekler uçurtan sanal sevgili gerçekten sevgiliden sayılıyor mu???

Facebook, twitter ve benzeri sitelerde nerdeyse her düsünceni paylaşlaştığın insanlar arkadaştan sayılıyormu?? Peki gerçek dünyadaki arkadaşların o zaman neyden sayılıyor??

Ben bu soruların cevabını bilmiyorum..

Ama biliyorumki artık ufak çocukların bile bir facebook hesabı var, alışverişimizi artık internetten yapıyoruz, karşımızdakine kim olduğunu sormak yada bunu bulmak yerine arama makinalarında araştırıyoruz, internete ailemizden daha fazla zaman ayırıyoruz, yeni resim çektirince facebook’ta millete göstermek için soluğu koşa koşa bilgisayar önünde alıyoruz, biz mi interneti yoksa internet mi yönetiyor her şey birbirine girmiş ve karışmışken sanırım bu sanal dediğimiz dünya için yeni terimlere ihtiyacımız var.. Çünkü eskileri bence artık yetmiyor…

http://www.gecce.com/yazarlar/sibel-savas/sanal-ask-7587.html

İnternete kötü düşmeyin!

“İnternette kötü itibarı silmek, işenmiş havuzu temizlemekten zor”

Müşteri deneyimi gurusu Don Peppers, Y jenerasyonu çağında internetteki her şeyin sonsuza kadar kaldığını belirtti ve “Kendinizi Google’dan çıkaramıyorsunuz. İçine işenmiş havuzdan idrarı çıkarmak kadar zordur bu. Bir kere buraya kötü düşmemeye bakın” dedi. Peppers, Y kuşağının mahremiyeti bilmediğini, e-maili bile demode bulduğunu söyledi.

KULAKTAN kulağa pazarlama uzmanı, müşteri deneyimi gurusu Don Peppers, İkinci Dünya Savaş sonrası doğan kuşakları ifade eden ‘baby boomers’ döneminin kapanmak üzere olduğunu belirterek, “1980’lerde ve sonrasında doğanlar e-maili bile demode buluyor.

Boston Üniversitesi artık öğrencilere e-mail adresi vermiyor. E-mail sevmiyorlar çünkü. Onlar Facebook, Twitter gibi sosyal paylaşım siteleri üzerinden haberleşiyorlar. Y jenerasyonu diye adlandırılan bu kitle her şeyi kökten değiştiriyor” dedi. Management Center Türkiye tarafından 10’uncusu düzenlenen Pazarlama Zirvesi’nde konuşan Peppers’ın ‘Ölüm Sebebi: Kulaktan kulağa pazarlama’ başlıklı sunum yaptı.

Mahremiyet öldü

Y jenerasyonuyla birlikte mahremiyetin de tamamen bittiğini vurgulayan Peppers, sözlerini şöyle sürdürdü: “ABD’de evlenen 8 çiftten biri internette tanışıyor. 2011 yılına kadar baby boomer’lar büyük oranda azalmış olacak. Biz gidiyoruz. Hoş geldin Y nesli. Y jenerasyonunun yüzde 96’sı sosyal medyaya çok bağlı yaşıyor. Y jenerasyonundan birine mahremiyeti sorun. ‘Aman Allahım o da ne’ derler. Mahremiyet koruması, baby boomer nesliyle ölüp gidecek. Ergenlik çağındaki çocuğunuzun arkasında durup ekrana bakın. Zamanı böyle yakalayabilirsiniz. ”

İçine işenmiş havuz

“Artık her şey çok çabuk internete düşüyor. Bilgi her yere her kısa sürede yayılıyor” diyen Peppers, kötü bir şeyin internete düşmesi halinde bundan kurtulmanın neredeyse imkansız olduğunu söyledi. Peppers, teknolojinin her şeyi değiştirdiğini, Google’da her saat 20 milyon arama yapıldığını belirterek şöyle konuştu:

“Daha önce bu cevapları nasıl buluyorduk. Teknik bilgiler dünyada hızla değişiyor. Bu şu demek üniversite üçüncü sınıfa geldiğinizde daha önceki yıllarda öğrendikleriniz eskiyecek. Nasıl yeni şeyler öğrenecek insanlar? İnternetteki şey sonsuza kadar orada kalıyor. Kendinizi Google’dan çıkaramıyorsnruz. İçine işenmiş havuzdan idrarı çıkarmak kadar zordur bu. Bir kere kötü şekilde düşmemeye bakın. Brüno filminde bunu feci bir şekilde gördük. Çıktığının ertesi günü gişe yüzde 40 düşmüştü. Filmden çıkıp herkes birbirine felaket bir film sakın paranı harcama dedi ve bunu sosyal paylaşım sitelerine taşıdılar. 2005’t e bir blogda Dell’le ilgili kötü hizmetten yakınılmış. Bu şelale etkisi yarattı. Küçük bir firma olsa batardı.”

Reklamı değil arkadaş önerisini dikkate alıyor

REKLAMIN ürün duyurusu için önemli olduğunu hatırlatan Don Peppers, “Müşteriler birbirlerine reklamları değil deneyimlerini aktarırlar. Ürününüzün iyi olması gerekir. İnsanlara nelere güvendikleri sorulmuş. Yüzde 83 arkadaşlarının tavsiyelerine, yüzde 50 yabancıların önerilerine, yüzde 14 de reklamlara güvendiğini söylemiş” dedi.

Peppers, Amazon ve e-Bay gibi sitelerin tamamen güven esasına dayalı olduğunu ve güven yaratarak bu kadar büyüdüğünü de vurguladı. Peppers ürün odaklı stratejinin yerini müşteri odaklı stratejinin aldığını belirterek, “Üründe pazar yapından müşteride ise müşteri payından söz edersiniz. Birinden birini seçmek zorunda değilsiniz; ikisini birden benimseyebilirsiniz” diye konuştu.

‘Mekanik Türk’ün arkasındaki de insan

DON Peppers, teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, dünyada neler olursa olsun insan faktörünün etkisini kaybetmeyeceğini vurgulayarak şu öyküyü aktardı: “Abraham Lincoln’e General Grant’ın başarısının sırrı soruluyor ve o da The Mechanical Turk (Mekanik Türk) örneğini veriyor. Bir Macar bir tahta adam yaratıp, giydirmiş. The Mechanical Turk ismini vermiş. Satranç oyanayan bu tahta makine bütün rakiplerini yenmiş. Avrupayı turlamış. Her sarayda prensleri, kraliçeleri eğlendirmiş.”

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/13169664.asp

Which of the social network is the most elegant one…

Neilsen Co. made profiling about the social networks that we use. In spite of being not on the list Turkish friendfeed users thinks that it is the most elegant one. But as seen on the research linkedin is the most professional and elegant one just before the facebook.

Okumaya devam et Which of the social network is the most elegant one…