17 kere internet

7 – 9 Kasım tarihleri arasında İnternet Konferansındaydım. İnet-tr diye de adlandırılan internet konferansı benim için birkaç yönden önem taşıyor. Öncelikle onyedincisi düzenlenen konferans bizim ilk göz ağrımız. İnternetciler için herşeyin başlangıcı. Bu onyedi konferansda konu web oldu, mobil oldu, edevlet oldu, BTK oldu, sosyal medya oldu, eticaret oldu, girişimcilik oldu, medya oldu ama hep internet oldu.

Bu yıl organizasyon Eskişehir’de Anadolu Üniversitesi’ndeydi. Ben Eskişehir’e gittiğimde mutlaka önce Anadolu Üniversitesi’nden Fatma Kocabaş hocamın telefonunu çaldırırım. Sağolsun o da bana her zaman harika ev sahibeliği yapar. Bu Eskişehir’i sevmemin ilk sebebidir. İkinci sebebi ise tren yoludur. O takır tukur tren bana öğrencilik yıllarımda Boğaziçi’nden bavullar dolusu kirli çamaşırla gecenin bir vakti Haydarpaşa’ya son vapurla taşınmalarımızı, boyundan büyük bavullarla sürünen kızlara yardım sebebi ile başlayan aşk hikayelerini hatırlatır.

Ancak bu yıl bu yolculuğu trenle yapamamanın mutsuzluğunu yaşadım. Tren var mı yok mu TCDD’nin sitesinden anlayamadım. TCDD’nin sitesi resmen yetenek sınavı gibi. Giriyorsunuz siteye bilgi almaya site sizi resmen bilgi vermeden püskürtüyor. Aradan bir süre geçiyor cesaretinizi toplayıp bir daha giriyorsunuz ama karşınızdaki sistem inanılmaz başarılı bilgi vermeden yolluyor. Ben bu şekilde onlarca kez püskürtüldükten sonra siteye küsmüşken, inet-tr’ın arkasındaki isim Musatafa Akgül hocamında bilet alırken çektiği acıyı görünce bir nebze rahatladım. Bu sadece benim sorunum değilmiş diye. Resmen o söylenirken ben sadist bir mutluluk duyduğumu söylemeliyim.

Neyse gecenin bir vakti Eskişehir yoluna revan olduk. Sabaha doğru da Eskişehir’e…

Sabah açılış konuşmasını Mustafa Akgül hoca yaptı. Hepimizin büyük sitayeşle bahsettiği internetin dünya standartlarında ne kadar geride olduğunu anlattı ve bizi şaşırttı.

Daha yapılacak çalışılacak ne çok şey varmış. Hele edevlet gibi konularda yerlerde sürünüyoruz. Bana sorarsanız edevlet projeleri ayağa kalkmadan bu ülke 2023’e çırak girer. 2070’i rüyasında görür.

Mustafa hocanın konuşmasının tam metnini okumak isterseniz http://inet-tr.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz. İbreti alem olsun diye ben de bloguma koydum ama benim blog da kafamın içi gibi fena karışık, bulabilen olursa haber versin ona asistanım olarak hayat boyu iş teklif edeceğim.

İlk gün benimde son dakikada eklediğim “eticarette başarının yolları” bildirim olduğu için oturumlara fazlaca girme imkanım olmadı. Ama Mustafa hoca hazır yürütme kurulundan birini yakalamışken bana birkaç oturuma başkanlık görevi verdi. Bu sayede birkaç bildiriyi takip etme imkanım oldu.

Teker teker oturumlardan bahsedersem çok uzun süreceği için genel yorumumu iletmek istiyorum. Öncelikle bildirilerde genel bir ezber durumu vardı. İnsanımız bir konuyu akademik olarak incelerken bile taraf oluyor. Tarafsız bakamıyor. Herşeyin avantaj ve dezavantajları olduğunu göremiyor. Tabii böyle olunca zamana bağlı olarak görüşlerini değiştiremiyor. Kendini kaypak hissediyor. Halbuki fikirler bizim araçlarımızdır. Konuya hakim olan bir usta yaşadığı bir sorunun çözümünde her yaklaşımı zamanına göre kullanabilmelidir. Böylece konjanktür değiştiğinde fikrini değiştirme imkanına sahip olur.

İkincisi bildirilerde bir derinlik yok. Konuyu bütün detayları ile anlatmak yerine yüzeysel anlatımları tercih ediyoruz. Bence bir ticari panelde bu doğaldır kimsenin zamanı yok ama akademik konularda bu şekilde davranmak bana doğru gelmiyor.

Üçüncüsü ise araştırmalarda istatistiki bilgileri toplamak için seçilen uzay küçük,anlamsız ve çoğunlukla hedefin dışında. Yeni dönemin big data kültürünün istatistik bilminde çok şeyi değiştireceğini tahmin ve umut ediyorum.

Bütün organizasyonun en sevdiğim konuşması ise Ersan Özer’e aitti. Ersan itiraf.com’un fikir sahibi, uzman.tv gibi başarılı bir projenin yapımcısı. Şimdilerde youlike.com’u geliştiriyor. Onu da başarıya ulaştıracağı kesin. Ersan girişimcilik anlattı. Bu konuda en yetkin ağızdan bu konuda duygu düşüncelerini almak güzel oldu. Aldığım notları sizinle de paylaşmak istiyorum;

Ersan da benim gibi, private shopping sitelerinin karının olmadığını düşünüyor.

Ersan da benim gibi, Türkiye’de başarılı girişim sayısının çok az olduğunu düşünüyor. (bilmeyenlere kısa not gittigidiyor.com, cember.net ve yemeksepeti, ve Ersan’ın projeler )

Ersan da benim gibi, Türkiye’de melek yatırımcı olmadığını düşünüyor.

Ersan da benim gibi, yatırımcı ile çalışmanın tehlikeli olduğunu düşünüyor

Ersan da benim gibi, bir fikrim var çok değerli diyenlere pek tamah etmiyor.

Ersan da benim gibi, karlılığı düşük büyük bir girişimci olunacağına, küçük ama karlı bir girişim olmanın doğru olduğuna inanıyor.

Ersan da benim gibi, arak projelerin başarısı konusuna şüpheyle bakıyor ve buna girişimcilik gözüyle bakmıyor.

Organizasyon bitiminde Pazar günü Fatma hocaya teşekkür ederek, Ufuk Çağlayan hocanın aracında Ethem Derman, Haluk Bingöl hocayla çok keyifli ve uzun bir yolculuğun sonunda İstanbul’da olduk. Bu arada tabii organizasyonun gerçekleşmesinde büyük emekleri olan Anadolu Üniversitesi ve Ebru Baranseli hocayı da unutmamak gerekiyor.