Dil teknolojinin tehdidinden teknoloji ile kurtulur

Facebook birkaç gün önce bir yeni teknolojiye yatırım yaptı. 2 milyar dolara Oculus firmasını satın aldı. Oculus firması bir virtual reality şirketi. Takıyorsunuz gözünüzün etrafını kapatan bir gözlüğü (hoş gözlükten çok koca bir ekran) bütün dünyayı gerçek olmayan (bu sanal dünyadan) görüyorsunuz. Sahi bir anda aklıma geldi, sanal gerçeklik ile sanal alem aynı şey mi?
Bir köşe yazarı olarak her ne kadar bazılarına göre görevim olsa da, yeni teknolojilerin isimlerinin Türkçeleştirilmesi konusuna genelde karışmamaya çalışırım. Öyle ya koskoca Türk Dil Kurumu bu konuyla ilgili yıllardır koca bir akademisyen ordusu çalışırken, benim konuda çalışmamam gerekir. Hatta yeni çıkan bir teknolojiyi hemen Türk Dil Kurumunun sitesinde araştırıp bulabiliyor olmam gerekir. Ancak ne yazık ki; gerçek hayat böyle gelişmiyor. Yıllardır Türk Dil Kurumunun bu çevirileri ya görmezden geldiğini yada olması mümkün olmayan şekle getirdiklerini gördük.
İşte internete çok yanlış şekilde atfedilen sanal alem kelimesi de bu boşlukta, laubalilik içinde oluşturulmuş bir kelimedir. Belki bir kısmınız çeviri hatalı olursa ne olur diye düşünüyor olabilirsiniz. Genel olarak yazılarındaki fikir karşı tarafa ulaşmışsa dil gereğini yapmıştır diyen ben bile, bu konuda yanlış bilginin özellikle yarım yamalak konuyu bilen kişiler tarafından nasıl anlamsız yerlere çekildiğini gördükten sonra, bu konuda tavrımı değiştirip bu yazıyı yazmak zorunda kaldım.
Eminim birçoğunuz gazetelerde “Ortam sanal suç gerçek” menşetini en az bir kere okumuşsunuzdur. İşte interneti sanal alem diye tanımlayınca ortaya böyle garip bir mantık çıkıyor.

İnternete sanal demeyelim de ne diyelim?

İnternet kelimesi varolmadan önce William Gibson’ın neuromancer kelimesi bağlı bilgisayarları “cyberspace” kelimesi ile tanımlamıştır. Burada Cyber siberi tanımlamakla birlikte, kitabı okursanız space ise uzay yerine mekanı tanımlamaktadır. Yani sanal alem diye yanlış çevirilmiş kelimenin aslı sibermekandır.
Böyle konuşulduğunda daha da anlamlı olduğunu ve virtual reality (yani sanal gerçeklik) ile alakası olmadığını görebileceksiniz.

e-devlet nasıl bir Türkçeleştirme

Bu tip büyük çeviri hatalarından oluşan anlam kaymalarından biri de e-government kelimesidir. Türkçes e-devlet olmuş ve ne yazık ki halkın diline yerleşmiştir. Halbuki devlet state kelimesine denk gelir. Burada vurguyu arttırmak için yapılan ilginçlik büyük bir algı sorununu da beraberinde getirmektedir.

Gerçeklik hiç arttırılır mı?

Bu konunun en yeni örneklerinde biri de, google’ın yeni gözlüğü ile hayatımıza grecek olan bir teknoloji. Bu teknolojide kamera bir gerçekliği çekip üzerine kendi yorumlarını ekliyor. Bunun en güzel görselleştirilmiş şeklini Terminator filminde robotun gözünden gördüğümüz sahnelerden hatırlarsınız. Karşıdaki objenin bilgisayarca algılanan özellikleri burada görünür. İşte bu teknolojiye augmented reality diyoruz. Türkçesi ise oldukça değişken… Bilişim basını arttırılmış gerçeklik diyor, eklenmiş gerçeklik diyenler de var. Viko elektrik ürünlerinin basın bülteninde benim de çok sevdiğim şekilde zenginleştirilmiş gerçekliği gördüm. Augmented kelimesi tıpta, psikolojide de kullanılıyor. Onlar ise desteklenmiş demeyi tercih ediyor.
Ben bu kelimeye sözlük çalışmaları ile övünen Türk Bilişim Derneğinin sitesinden baktım, giriş yapılmamıştı.

Bu sorun sadece bilişim sektöründe mi var?

İletişim konusunda fikirlerine itibar ettiğim bir büyüğümün bir konuşmasında bu konuyu uzun uzun anlattığını hatırlıyorum. O zaman bir anda yalnızlığım geçmiş kendimi tek hissetmekten kurtulmuştum. Non Govermental Organization’ın Türkçeye Sivil Toplum Örgütü olarak çevirilmesinden yakınmıştı. İletişim alanında yarım saatlik bir konuşmada böyle yanlış çeviriler yüzünden anlam kaymaları olan çok kelime çıkarmıştı.

Peki TDK ne yapsın?

Geçen hafta Ankara’da bir kamu kuruluşunda bu konu açıldığında bana peki hocam TDK ne yapsın diye sordular. Ben Türkçeleştirmenin bir savaş olarak ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Aklıma hacker eğtimlerinde de çokca kullandığımız bir söz geliyor “hattı müdafa yoktur sathı müdafa vardır, o satıh bütün vatandır”
TDK bu nedenle speech recognition engin konusunda çalışmalıdır. Bunu da dil bilimcilerle yapmalıdır. Dilin algoritması ortaya çıkmadan dilimizi bir makineye öğretemeyiz. Robot çağında bu dil ölüp gider!