Ne zaman kablolardan kendimizi aktarabileceğiz?

Her yıl olduğu gibi bu yıl da bilişim zirvesinde bir panel düzenledim.

Bu sene bu yüzünden, akla gelen bazı ilginç soruları konuklarıma sormak istedim.

İlk sorum Fightnetwork Türkiye Program ve Prodüksiyonlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı Dr. Volkan Üst’e oldu, “Kablolarla data, fiberoptik kablolarda ışık aktarıyoruz. Peki birgün kablolarda besinleri hatta kendimizi bir yer aktarabilir miyiz?”. Bu soruyu sormamın en önemli sebebi teknolojinin içinde bu kadar sıkışmışken bu soruyu bana soran Nokia, Philips gibi şirketlerin Türkiye Genel Müdürlüğünü yapmış olan Ülkem Kırımlı’nın bakış açısı idi. Volkan bu konuda biraz temkinli yaklaştı ve ” İnsanoğlu ihtiyaç gidermek için yollar buluyor ve fiber optik teknoloji gözle görmesek de hayatımızı büyük oranda kolaylaştırıyoruz.” diye cevap verdi.

İkinci sorumu Milliyet ve Güneş Gazetesi Köşe Yazarı/Profesyonel Koç Sezin Sivri’ye sordum. “Ölümle birlikte digital yaşam söz konusu olabilir mi?” dedim. O da bana “Hayatımız aslında dijital yaşamda kurgulandı. Hangimiz artık çalar saatimizi kurup kalkıyoruz. İşte hayatımızın her evresinde tahmin ettiğimizden daha fazla dijitalleşme yaşıyoruz.” dedi.

Açıkcası bu temkinli cevaplardan biraz sıkıldım ve IPTV Derneği’ndeki başkan vekilim, yardımcım Yankı Yalçın’ı biraz kışkırtmaya karar verdim. Yankı bana ”Evin içerisinde sayarsak yaklaşık 20-25 adet fişe takılan cihaz var. Bu cihazların birbirleriyle konuşması problemi çıkıyor… Benim telefonum benim cihazımla konuşur, benim çamaşır makinem benim smart tv’im ile konuşur böyle bir lüks yok artık. Bu 25 cihazın birbiriyle konuşuyor olması lazım. 25 cihaz aynı anda konuşunca büyük bir gürültü oluyor. Aynı dilde konuşulması için çalışılıyor. Samsung ve Sony hariç tüm televizyon üreticilerinin hepsinin bir araya geldiği ve bu ortak dili oluşturmaya çalışan platformlar oluşturulmaya başlandı.” şeklinde konuşunca iş biraz kızışmaya başlamıştı.

Avukat Meltem Banko’ya ise Bruce Willis davasını sordum. Willis iTunes’da aldığı müzikleri vasiyeti dahilinde ölünce çocuklarına bırakmak istiyordu. “Bruce Willis iTunes’dan çok fazla film, müzik indirmiş. Bunları ölümüyle mirasçılarına intikal etmesi için dava açacak ancak araştırdım henüz dava açmamış. Parasıyla satın aldığı bir şeyi neden mirasçılarına bırakmasın ki. Paramızla kitap da alıyoruz ama miras bırakabiliyoruz. Bunun telifle ilgili değil ticaretle alakası var. Firmalar böylece telifin arkasına saklanıyorlar. İlerleyen zamanda bu konu ile ilgili çok fazla insan dava açacak ve kazanacaklar.” dedi.

Son konuğum Emel Taş’a ise ” IOS 7’nin güvenliği ve tasarımını konuşuluyor. Basit bir şey mi yapmışlar sence tasarım kısmında ne düşünüyorsun?” diye sormam üzerine şu cevabı aldım; “Ben Apple aşığıyım ancak objektif olarak baktığımda da başarılı. Minimalist ve kaliteli dizayn yapmışlar. Herkesin kendi kullanımlarına göre yorumları olacaktır. Olumsuz yorum olmasına rağmen sürümünden 24 saat içinde kullanıcıların 1/3’ü hemen indirdi bile. Kolay kullanım, userfriendly, minimalist bir dizaynı var. Sonuçta bir entertainment ve kullanıcıların keyif alması gerekiyor.”

Benim tahminim bu panelde konuştuklarımız gelecek birkaç yıl fikir önderlerinin gündeminde olmaya devam edecek, önemli ve ciddi konular.

Etkisini de gelecek dönemlerde bolca görmeye devam edeceğiz.