Dijital Diplomasi

Yıllar önce CNNTurk için hazırladığım bir programda dijital diplomasiyi anlatmışım. http://tinyurl.com/dijitaldiplomasi Malum diplomasinin de farklı çeşitleri var. İkili diplomasi, üçlü diplomasi, kamu diplomasisi, public (halk) diplomasisi, yumuşak güç gibi. Ancak tabii bunları kıt kaynakların olduğu Türkçe wikipedia’da aradığınızda neredeyse ilkokul kıvamında bilgiye ulaşabiliyorsunuz. http://tr.wikipedia.org/wiki/Diplomasi adresi ile http://en.wikipedia.org/wiki/Diplomacy adresine bakarsanız, toplu içerik üretmekte ne kadar kıt olduğumuzu, birlikte çalışma kültürümüzün de ne kadar az olduğunu üzülerek görürsünüz. Ben gördüm…
Tabii yine diplomasinin en önemli parçalarından biri şu son dönemde dijital diplomasi. O da, sosyal medya kaynakları açısından farklı alanlara bölünüyor. Twitter diplomasisi yani İngilizce ismi ile twiplomacy, facebook diplomasisi ayrı ayrı farklı konular.
Geçen aylarda Burson-Marsteller iletişim danışmanlığı ve halkla ilişkiler şirketinin gerçekleştirdiği araştırma twiplomasi alanında yeni bilgileri gündeme getirdi.
Mayıs 2014’de Hindistan başbakanı olarak seçilen Narendra Modi, en çok twitter takipçisi olan devlet adamları listesine beşinci olarak girdi. O ana kadar listede beşinci sırada olan Abdullah Gül altıncı sıraya düştü. Listede hemen arkasındaki Recep Tayyip Erdoğan ise yedinci sıraya geriledi.
Listenin ilk sırasında tabii ki 43 milyon takipçi ile Barack Obama var. İkinci sırasında ise 14 milyon takipçi ile Papa Francisco var. Üçüncü sırada ise sürpriz bir isim Endonezya Cumhurbaşkanı Susilo Bambang Yudhoyono 5 milyon takipçi ile geliyor.
Araştırmanın en ilginç bulgularından biri de Türkiye ile ilgili. En çok takip edilen dış işleri bakanı 1.5 milyon takipçi ile Ahmet Davutoğlu.
Takipçi sayısı önemli mi?
Yıllardır online itibar konusunda farklı bilgileri http://www.onlineitibaryonetimi.com adresinde topluyorum. Online itibar değerlendirmelerinde ilk akla gelen takipçi sayısıdır. Ancak klout gibi değerlendirme sistemlerinin çıkması ile birlikte, herkes antant kaldı ki; asıl önemli olan etkilşimi yüksek hesaplar. Yani bir tweet attığınızda, anında yüzlerce, binlerce tepki alabilmek. Bu konuda her ne kadar Barack Obama’nın başkanlık yarışını kazanınca attığı mesajın eline kimse su dökemese de, sürdürülebilirlik açısından Papa Francisco ile kimse yarışamıyor. Online itibar diplomasi konusunda faaliyet gösteren herkesin dikkat etmesi gereken bir değer.
Zaten bu konuda da faaliyet gösteren klout, peercast, kred gibi farklı derecelendirme sistemleri bulunuyor. Bu sistemlerin çoğu kullandıkları sistemi coca-cola formülü gibi saklıyor.
Online İtibar Yönetimi olmazsa ne olur?
Bu soruya en güzel cevabı sanıyorum, geçtiğimiz günlerde gonzo insight’ın zete.com adlı şirket için hazırladığı rapor ortaya koydu. Geçen günlerde cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasına vizyon toplantısı ile başlayan Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ünlüleri davet etmesi özellikle sosyal medyada çokca konuşuldu. Başbakan bu durumu bir linç kampanyası olarak tanımlasa da, Gonzo Insight tepkiyi ölçtüğü araştırmayı geçenlerde basın ile paylaştı.
Araştırmanın sonuçlarına göre Hande Yener en fazla tepkiyi almıştı. İkinci sırada ise Orhan Gencebay vardı. Hayran kitlelerinin büyüklüğüne baktığımızda sonuçların böyle çıkması çok da şaşırtıcı değil. Bu tarafından bakılınca, tepkinin bu iki ünlüye sempati duyan kitleden geldiğini söyleyebiliriz. Bu sebeple bunun bir linç kampanyası olduğunu söylemek pek de mümkün görünmüyor. Ancak bu ünlülerin bu krizi bir fırsata çevirip çeviremeyeceklerini önümüzdeki günlerde göreceğiz.
Raporun tamamını okumak isterseniz http://tinyurl.com/twitrapor adresinden ulaşabilirsiniz.
Online İtibar Yönetimi cumhurbaşkanlığı seçimlerini etkiler mi?
Online İtibar’ın negatif etkilerinin olacağını söylemek kolay. Ancak pozitif etkileri konusunda halkın bilincinin yeteri kadar olmadığını hissediyorum. Bir olaya şahit olup, müdahale etmek yerine onu sosyal medyada paylaşan insanlar uzmanların en çok eleştirdiği konular arasında. Ancak bu sürecin de yakında evrileceğini düşünüyorum. Online itibarın henüz bir seçimin en önemli parçası olmayadığını kabul etsem de, online itibar, dijital diplomasi konularını önemseyen bir cumhurbaşkanının seçilmesi gönlümden geçen.