Veliler, internet ve yasaklar

Geçen gün bir arkadaşım facebook’da yazmıştı. “Sayın veliler çocukalarınıza TV’yi nasıl sınırlı seyrettiriyorsanız internet ve facebook’da da zaman geçirmelerine izin vermeyin. Çocukların psikolojisi bozuluyor v psikoloğun seansı 500 TL. Aman dikkat” diyor. Buradan arkadaşımı tenzih ederek konuşuyorum zira bu son derece yaygın bir görüş.
Şimdi isterseniz sayın veliler biraz geçmişe sizin çocukluğunuza dönelim. Amerikadan birkaç örnek vereyim. Rock’n roll dönemi. Elvis Presley, Beatles dönemleri. TV yeni yayına başlamış. İnsanlar rockcıları dinleyip, bağırmak için saatlrce konser yerlerinde bekliyorlar. Ne oldu bu çocuklar büyüdü ve anne babalarımız oldu. Sonra bizim dönemimizde salon sporları modaydı. Bowling, bilardo hatta aramızda bahisle oynayanlar bile vardı. Peki hepimiz kumarbaz mı olduk? Tabii ki hayır.
Dünya değişti, teknoloji gelişti iyi şeyler de kötü şeyler de herkesin önüne serilir oldu. İnternet bize herkesle iyi kötü herkesle dost olma imkanını verdi. Şimdi bu yeni dünyada biz de anne babalarımız gibi birşeyleri yasaklayıp görmezden gelerek onlardan kurtulduğumuzu mu zannedeceğiz?
Hayır sayın veliler. Artık hayat bu kadar tembelliği kaldırmıyor. Yeni dünyada çocuklarımıza kötülüklerin var olduğunu öğretmek zorundayız. “Kışt” ona dokunma, o pis demektense dokunduğunda neyle karşılaşacağını söylemek ve öğretmek zorundayız.
Bu dünyada sadece iyilerin değil kötülerin de var olduğunu anlatmak durumundayız. Kötülerle iyilerin arasında bir yaşamsal bağın olduğunu, sadece bir tarafın olması durumunda hayatın gerçeklerinin anlaşılamayacağını anlatmak durumundayız. Kötüyü görmezden gelerek değil, onunla beraber ama ona ayak uydurmayarak yaşamayı öğretmek durumundayız.
Paranın herşeyi alamayacağını, gücün para ile ölçülemeyeceğini, aşkın ve mutluluğun para ile alabileceğiniz herşeyden bağımsız olduğunu öğretmek durumundayız. Erdemin, paradan güçten daha değerli olduğunu, birçok diğer dünya liderilerinden örnekler vererek anlatmak durumundayız. Herşeyin bir bedeli olduğunu, kısa yolların hayat denen dünyada gerçekten sonuca ulaşmadığını belirtmek durumundayız. Yönetici olmanın hükmetmek değil sorumluluk olmak olduğunu, iyi bir liderin ancak ve ancak samimiyetle var olabileceğini anlatmak durumundayız. Evliliğin, kotarılmış paralı bir koca ile yapılan çocuklar olmadığını anlatmak zorundayız. Evliliğin, bir aşk işi olduğunu, zorluklara birlikte göğüs germek olduğunu, çocukaların da bu aşkın, eşinizinin ebediyete kadar yaşaması için gösterdiğiniz bir sevgi olduğunu anlatmak zorundayız.
Kötülük, eskiden de vardı, şimdi de var, yarın da olacak. Erdemli insan hangi dil, hangi ırk ve hangi dinden olursa olsun, bütün bu kötülüklerin arasında parlar.