Yaşadığımız Dijital Çağ için Önemli Görgü Kuralları

Gorgu Kuralları

Teknoloji, toplumu birçok şekilde etkiliyor –bazen alenen, bazen biraz daha üstü kapalı şekilde- ve bu tür değişimler genellikle davranış biçimlerinde de bazı değişimleri getirir. Görgü kuralları, çoğunlukla unutmaya ya da görmezden gelmeye meyilli olduğumuz çok önemli bir sosyal yapıdır, ama bence görgü kuralları hiçbir zaman bugünkü kadar önemli olmamıştır. Tek bir yanlış adımınız, karşınızdakiyle ilişkinizi tamemen yok edebilir.

Teknolojiyle ilgili görgü kuralları, aslında “sağduyu” başlığı altında toplanabilir, fakat hâlâ çok sayıda insan bu konuda cahil –bu tespiti, daha iyisini bilmeyenleri yargılamak için yapmadığımı belirtmek isterim. Uzunca bir süre ben de, cep telefonu kullanmak, e-posta göndermek ve genel internet tavırlarıyla ilgili makul görgü kurallarını bilmiyordum. Hiç farkında olmadan etrafımdakilere kabalık yapıyordum, ve sizin de aynısını yapıyor olma ihtimaliniz çok yüksek.

Aşağıdaki 10 görgü kuralına bir göz atın. Günümüz teknolojisiyle uyumlu davranışlar… Siz de hiç farkında olmadan yanlış davranışlar sergiliyor olabilirsiniz, ne dersiniz?

Telefonunuzu sessize alın

Cep telefonunuzun devamlı çalması etrafınızdakiler için rahatsız edici olabilir, özellikle de yakın çevrenizde dikkatini bir konuya odaklamaya çalışanlar varsa: film seyreden, kitap okuyan, ders dinleyen, çalışan veya, her ne olursa olsun, bir konuya konsantre olmaya çalışan. Tabii ki yeterince hızlıysanız birkaç saniyede zil sesini susturabilirsiniz, ama o arada etrafınızdakilerin konsantrasyonunu zaten bölmüş olursunuz. Lütfen telefonunuzu sessize almayı öğrenin.

Neyse ki, belli bir programa veya zamanlamaya göre, telefonunuzu otomatik olarak sessize alabilen bazı uygulamalar var. Bu uygulamalar harika, çünkü sizin neredeyse hiçbir şey yapmanız gerekmiyor.  

Telefonunuzla Oynamayı Bırakın

Telefonuyla oynayıp arada kısa cümleler savuran, dikkati dağılmış biriyle sohbet etmeye çalışmaktan daha sinir bozucu bir şey olamaz. Sosyal ağların ve sosyal medyanın bizi birbirimize bağlamak için var olup, çoğu zaman hepimizi içinde bulunduğumuz gerçeklikten, gerçek insanlardan ve ilişkilerden uzaklaştırması çok ironik aslında.

Lütfen, sosyalleştiğiniz bir ortamda telefonunuz, tabletiniz veya dizüstü bilgisayarınızla oynamayın. Eğer kalabalık bir grupsanız tamam, ama karşınızda kişi sizinle gerçek bir sohbet peşindeyse, -ve eğer yol bulmak, film saatlerini öğrenmek gibi iyi bir nedeniniz yoksa- hemen elinizdekini bir kenara bırakın.  

 

Gideceğiniz Yere Zamanında Varın ve Saygılı Olun

Bugünün mobil teknolojisinin bir iyi tarafı, aşağı yukarı istediğimiz herkese anında ulaşabilmemiz. Birisiyle konuşabilmek için eve gitmeyi beklediğimiz günler çok uzakta kaldı. Yazılı mesajlar sayesinde, artık nerdeyse sesli mesaj bırakmanın bile modası geçti. Fakat bu, devamlı bağlantı kurabilme hali sebebiyle, birine içinde olduğumuz son durumu haber vermediğimizde, herhangi bir mazeretimiz kalmıyor.

Eğer birisiyle saat 17.00’de buluşmak için söz verdiyseniz ve geç kalıyorsanız, lütfen arayın veya mesaj atın ve ne zaman yanında olabileceğinizi haber verin –yarım saat tek başına boş boş oturmak yerine belki bir işini halleder.

Ve eğer buluşmayı iptal etmeniz gerekiyorsa, lütfen mümkün olan en kısa sürede haber verin. Mesela, hemen. Bu, en azından, sizi bekleyen kişiye, programını tekrar düzenlemek veya sizinle buluşacağı zamanı başka bir işe ayırmak için yeterli zaman verir.  

Sinemada Elektronik Yok

Saygılı olma başlığı altında, lütfen sinemadayken elektronik aletlerinizi kontrol etmeyi bırakın. Kontrol ederken fark edilmediğinizi veya başarıyla gizlediğinizi düşünebilirsiniz, ama inanın bana, öyle olmuyor. Telefonunuzun ekran ışığını en düşüğe indirmiş olsanız bile, ışık hâlâ etraftakilerin gözünü alacak kadar kuvvetli.

Ve umarım bunu burada söylememe gerek bile yoktur, ama lütfen yukarıdaki maddelere tekrar bir bakın ve telefonunuzu sessize alın! En azından titreşimde olsun, ve kesinlikle sinemadayken telefonunuzla konuşmayın. Dışarı çıkın.

Büyük Harf ve Mesaj Kısaltmaları Yok

Yazılı mesajlar artık sadece gençler arasında kullanılmıyor. Patronlar, çalışanlarıyla mesajlaşıyor. Organizatörler, düzenledikleri organizasyon esnasında birbirleriyle mesajlaşıyor. Anne-babalar bile artık çocuklarına mesaj atıyor. Bu da demek oluyor ki, mesajlarınızı net ve mümkün olduğunca kolay anlaşılır yazmanız gerekli –diğer bir deyişle, mesaj kısaltmaları ve sadece büyük harfle yazmak yok.

Tabii ki, arkadaşlarınızla yazışırken, nasıl isterseniz öyle konuşabilirsiniz. Ama düzgün bir tavır sergilenmesi gerektiğinde, asla “LOL, NBR PATRON?” veya “1kaç saat erken glsn kanka” gibi tabirler kullanmayın. Çok çocukça oluyor. Bu kural, yazılı tüm iletişim kanalları için geçerli –e-posta, hızlı mesaj, sosyal ağlar…vs

Internet’te ahkam kesmeyin

Devamlı bir şeylerden şikayet eden insanların yanında durmak hiç eğlenceli değildir, bu durum internet için de geçerli. Hepimizin hayatında mutlaka bir veya iki kişi vardır (umarım daha fazla değildir), devamlı sızlanan, şikayet eden, kızgın ve o anda konusu her neyse onu kötüleyen. Bu tür insanlar etraflarındakini mutsuz ederler ve hayata karşı olan negatif bakış açıları bulaşıcıdır.

Ara sıra, makul mecralarda, birkaç şikayette bulunmakta bir sıkıntı yok; bunun için, örneğin, bir kişisel günlük makul bir alandır. Ama e-posta, kısa mesaj ve sosyal medyada yayınladıklarınızın çoğunluğu bir şekilde negatif ise, o zaman kesinlike birçok insanı kendinizden uzaklaştırıyorsunuz, haberiniz olsun.

Üslubunuza dikkat edin

Eğer yazı yazarken alaycı bir üslup kullanıyorsanız, iğneleyici olmasa bile, bu üslupla kimlere seslendiğinizi mutlaka göz önünde bulundurun. Mesajınızı sadece yazı ile iletebildiğiniz bir mecrada, üslubu karşı tarafa aktarmak neredeyse imkansız hale gelir. Çünkü tüm vücut dili, yüz ifadeleri ve tonlama ortadan kalkmıştır, ve eğer dikkatli olmzsanız, birkaç kişiyi istemeden de olsa gücendirebilirsiniz.

Bu durum, sadece alaycılık için söz konusu değil. Sadece iyi niyetle karşınızdakine bir durumu açıklamak isterken bile yazıda tonlama yapılamaması durumu kelimelerinizin yanlış anlaşılmasına sebep olabilir. Tek başına bu bile, iş ilişikilerinizi fazlasıyla etkileyebilir. Bir mesaj göndermeden önce birkaç kez okuyun ve üslubunuzun yanlış anlaşılabileceği bölümler var mı, kontrol edin.

Tartışmalarda üste çıkmaya çalışmayın

Internet’le ilgili şöyle bir durum var –belki anonim olduğu için – insanların en fena taraflarını su yüzüne çıkartıyor. Buna tartışmaya eğilimli olmak da dahil. Farklı görüşlerin savaşları her daim gündemde, özellikle de forumlarda ve blog yorumlarında. Ama bunun kişiler arasındaki ilişkiyi bozmaktan öteye hiçbir işlevi yok.

Görüş bildirmek veya yanlış bir bilgiyi düzeltmek güzel bir davranış, ama inatlaşmak bambaşka bir durum. Amacınız “bir konuyu açıklığa kavuşturmaktan” çıkıp, “ama ben haklıyım”a doğru ilerliyorsa, işte o noktada her şey dağılıyor.

E-posta Kendi içinde bir yaratık

E-posta âdabı üzerine yazılan bir sürü makale var. Hem kişisel hem profesyonel olarak kullanılan e-posta ile ilgili, ortaya çıkışından 20 yıl sonra bile hâlâ birçok insan doğru âdap hakkında yeterli bilgiye sahip değil. Ben de hâlâ tam olarak bilmiyorum. E-posta, “çok resmi” ile “çok gayriresmi” arasında incecik bir çizgide yürümenizi gerektiriyor.

Bazen e-posta âdabı, geleneksel davranışlardan yola çıkıyor. Bazen de, e-postadan gücendirebilecek veya rahatsız edecek bölümleri çıkarmak gerekiyor. Ve bazen de, kırılan sen olsan da, sakin ve duyarlı bir şekilde cevap vermeyi gerektiriyor.

İnsanlar elektronikten daha değerli

Sonuçta, teknolojik görgüyle ilgili sıkıntılar, çoğunlukla elimizdeki araçların (veya araçları kullanmanın) insanlardan daha önemli olduğunu düşünmeye başladığımızda ortaya çıkıyor. Bir arkadaşımızla otururken cep telefonumuzla oynamaya başlıyoruz, çünkü Plants vs.Zombies gerçek bir sohbetten daha önemli gibi geliyor. O kullanıcı adlarının arkasında gerçek insanlar olduğunu unutuyoruz. Eğlenmek, diğer insanlara saygısızlık etmemizi mazur gösteriyor.

Ve bunların hiçbirisi kötü bir niyetle de yapılmıyor. Çok masum bir şekilde, kişiler elindekine dalıp gidiyor. İtiraf ediyorum, bunu ben de sık sık yapıyorum. Ama eğer düzgün teknoloji görgüsüne önem veriyorsanız, diğer kuralların hepsinden önce bunu hatırlamalısınız: Teknoloji size, karşınızdaki insanı değersiz hissettirme hakkını vermez.