Sizi kim nasıl takip ediyor?

Türk insanının bazı ezberlere takılı kaldığını ve konuyu anlayabilmek için bu ezberlerden uzaklaşıp, “tabula rasa” olmak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü son dönemde oldukça klişe bir söylemle “dünya hızla değişiyor”. Bu bütün kavramların da değişmesine sebep oluyor. Artık ne elimizdeki telefon sadece bir telefon, ne evimizdeki televizyon eskisi gibi televizyon. Telif hakları, devlet vatandaş ilişkileri, artık herşey tartışılıyor, yeniden yorumlanıyor.

Ben kişisel bilgiler kavramının da aynı şekilde tartışmaya açık olması görüşündeyim.

İsterseniz hangi bilginin daha önemli olduğunu anlamak için, kimin hangi bilginin peşinde olduğunu analiz edelim. İstihbarat teşkilatları, kişilerin davranış bilgileri ile ilgileniyor. Bu bilgileri sosyal medya şirketlerinden satın aldığı yolunda şehir efsaneleri dolaşıyor. İstihbarat şirketlerinin en çok ilgilendiği bilgilerin arasında telefon bilgileri de önemli yer kaplıyor. Kim kimi tanıyor? Kiminle ve hangi sıklıkta konuşuyor? Kiminle konuşmasını bitirdikten sonra kiminle konuşuyor?

Bu bilgileri almak içinse akıllı telefon yazılımı yapan şirketleri kullanıyor. Şirket rehberinizdeki bu bilgilerin istatiğini tutan bir yazılım yaptığını söylüyor. Bu yazılımın reklamını da büyük teknoloji sitelerinde yapıyor. Sonra yazılım sayesinde herkesin rehber ilgilerine ve konuşma loglarına ulaşıyor. Bunların analizini yine sizin telefonun üzerinde yapıp gerekli bilgileri güncelleme ve senkronizasyon bahanesi ile sunucularına aktarıyor. Sonra bilgileri satıyor. Bu şirketlerin büyük çoğunluğunun merkezi Kıbrıs gibi ada ülkelerinde.

Bu bilgileri kişisel olarak toplamak yerine, operatörün faturalama işlemlerine talip olan direkt istihbarat kökenli şirketler de var.

Faturalama bahanesi ile bilgileri topluyor, analiz edip istihbarat yapılarına teslim ediyor.

Bir de isterseniz bir websitesine bağlanırken nerelerde iz bırakıyorsunuz ona bakalım;Tabii ki ilk yer bilgisayarınız.:

Cookieler, loglar, cachelenen bilgiler derken bilgisayarınız veya internete bağlandığınız cihaz onlarca yerde bilgi tutuyor. Eğer bu cihaz wifi bağlantılı ise paketleri havaya atıyorsunuz demektir ve büyük ihtimalle yüz metrelik bir çap içinde herkes bu bilgilerinizi sniff edip ulaşabilir. Sonra evinizdeki router – modem aynı şekilde bilgileri topluyor ve burada izler kalıyor. Bir siteye bağlanırken önce bağlanmak istediğiniz alan adı DNS sunucularına gidiyor. Bu sorgulama bilgisi tabii ki de burada duruyor. Sonra o DNS sunucusu sizi ilgiili Name Server’a yönlendiriyor. Orada da sorgulama bilgileriniz bulunuyor.

Daha sonra bağlanacağınız siteye ulaşıyorsunuz. O site -bir linkten bastıysanız nereden geldiğinizden, ekran çözünürlüğünüze, işletim sisteminize kadar her türlü bilgiyi tutuyor. Tabii bu arada DNS, sunucuları ve bağlanacağınız sitenin Web sunucusuna kadar dolaştığınız her alanda router bacaklarını kontrol eden yöneticiler, bütün hareketlerinizi hem görüyo rhem de bütün paketleri kontrol edebiliyor.

Yani anlayacağınız ,gecenin bir vakti karanlık odanızda gizlice yaptıklarınızdan ev ahalisi dışında neredeyse tümdünyanın haberi var.

Legal veya ilegal, etik veya değil ancak bilginize neredeyse herkes ulaşabiliyor.

Kaldı ki bu bağlanacağınız site bir sosyal medya sitesiyse, burada yaptıklarınızı, arkadaşlarınızı ve özel fotoğraflarınız da dahil bütün bilgilerinizi API’ler sayesinde yüklediğiniz diğer yazılımlar ve siteler de biliyor.

Ben birşey yüklemedim demeyin. Arkadaşınızla chat yaparken karşınıza çıkan ufak tefek uygulamalardan yola çıkacak olursak benim Facebook sayfamda bu gibi yetmiş civarında site ve yazılım var. Facebook’da “gizlilik uygulamaları” kısmına girerseniz sizin de çok ama çok şaşıracağınızdan eminim.

Gelelim G-mail’e; Hiç mailinize kaç yazılım ve donanımın bakmasına izin verdiğinizi kontrol ettiniz mi? Benim için G-mail çok mahrem bir alan.Ona rağmen bütün gereksiz uygulamaların erişimini engellediğimde bile yirmi civarı uygulama ve bizzatihi maillerimi kontrol etme hakkı bulunan on donanıma ait onbeş civarı yazılımın hakkı var. Twitter foursquare instagram ve diğerlerinden bahsetmiyorum bile.

Peki bu kadar insan bu gözetleme kulelerinden her yaptığınızı inceliyorken, siz özel alanınızı nasıl koruyacaksınız?

Birincisi: Özel alanınızı yeniden tanımlamalısınız. İnternete bağlandığınız anda özel bir alanda olamazsınız. Bu beklentiyi ortadan kaldırırsanız ruhunuz birşeyleri gizlemek için bölünmez ve şizofreni yaşamazsınız.

İkincisi : Bu kadar kişi bilgilerinize ulaşırken devletin bu bilgilere ulaşıyor olmasından rahatsızlık duymazsınız. Zira devlet bu bilgilere ulaşmak isterse zaten ulaşır. Tabii burada devlet kastımızı da netleştirmemiz gekiyor. Bizim korkumuz bu bilgilere ulaşılması değil, bunun bir tehdit aracı olarak kullanılması. Yani korkumuz rutin kayıtların alınması değil, görevin kötüye kullanılması. Demek ki asıl amacımız kişisel verileri kendi çapımızda korumaya çalışmaktan çok bu verileri görenlerin ciddi anlamda denetlenmesini sağlamak.

Yoksa devlet aslında zaten vatandaşının sırdaşıdır. Vatandaşlık bilgilerinizi devlet korur, sağlık bilgileriniz de devletin kontrolündedir. Vergi ve hertürlü ticari sırlarınızı da devletle zaten paylaşmıyor musunuz? Devlet nerede oturduğunuzdan, kaç lira kazandığınıza, kaç lira harcadığınıza kadar her bilgiye sahipken, isterse Mobese üzerinden her gittiğiniz yer bilgisine ulaşabiliyorken, internetteki verinize mi ulaşamayacak?

Peki ne yapılması gerekiyor? Çağdaş bir devlet yapısı üretimden çok denetlemenin üzerine kuruludur. Yanlış anlaşılmasın vatandaşını denetlemekten bahsetmiyorum. Ancak devletin bu konuda denetimi yapan devlet memurlarını da ciddi anlamda denetliyor olması lazım. Mesela bir vergi memuru bir kişinin mal varlığını araştırdığında devletin “Kardeşim ,bu senin konun mu,neden araştırıyorsun?” diye sorması lazım. Bu şu anda yok!

Bir polis kişinin GBT sine baktığında eğer tutukluluk hali varsa, polis zanlıyı getiremezse, hakkında soruşturma açılması lazım. Bu var!

Sağlık bilgilerinizin herkesin elinde dolaşmaması lazım!

Vatandaşlık bilgilerinizden yola çıkıp sülalenizin mal varlığını hiçkimsenin sorgulayamaması lazım!