BTK’nın IPTV raporunda akıllara takılan sorular

Ağustos başında yayımlanan ‘IPTV Hizmetlerine ilişkin Uluslararası Uygulamalar ve Türkiye için Öneriler Raporu’ adlı BTK raporu hakkındaki yorumlarımı paylaşacağım.

IPTV Derneği Başkanı olarak (DSmart projelerindeki çalışmalarımı saymazsak) beş yıldır bilfiil Bu konuyla ilgileniyorum. Sayısız yazılar, bir kitap, sayısız konferans, TV programları ve iki üniversitede ders verdim. RTÜK ile hem kanunun çıkması aşamasında yardımlaştık, hem de yönetmelik döneminde yakın çalıştık. Sanırım Türkiye’de ve dünyada IPTV’nin IP değil de TV tarafının önemli olduğu bir dünyaya doğru gidiyoruz. BTK temmuz ayında bir IPTV raporu hazırlayıp çıkardı. Raporun tamamına BTK‘nın sitesinden ve orası karışık gelirse adresindenulaşabilirsiniz.

Dediğim gibi dernek başkanı olarak görevim sektörün önemli oyuncularından biri olan BTK’nın raporunu inceleyip yorumlar yapmak.

Eğer RTüK IPTV kitabını çıkarmadan, dernek bu kadar uzun zamandır dokümantasyon oluşturmamış olsaydı yani yıllardan 2007 olsaydı bu rapor gerçekten bir renk olacaktı. Ancak geçen süreçte hele ki RTÜK son derece net bir şekilde sektörün de kabul ettiği şekilde IPTV’nin tanımını yaptıktan sonra bu rapor bana son derece prematüre geldi. Bu belki çok zalimce bir yorum gibi gelebilir ancak geçen süreçten hiçbir şekilde haberi olmayan kişiler tarafından ve ciddi şekilde araştırılmadan yapılmış gibi görünmekte.

Bana en garip gelen konu ise BTK başkanı Sayın Tayfun Acarer‘in organizasyonlarımızda bulunan biri olmasına rağmen kurum içinde başkanının faaliyetlerini takip eden kişilerin olmasıdır. IPTV konusunda koca raporun oluştuğu sonuç da beni gerçekten hayrete düşürdü. Biraz psuedo kalmakla birlikte Türk Telekom ve/veya TTNet‘in istek gösteren servis sağlayıcılara IPTV hizmeti vermesi gerektiğine karar verilmiş.

Bu kararın BTK tarafından alınması şart mıdır?

İlk aşamada ben böyle bir gereklilik görmüyorum. Ancak IPTV sektöründe cevap bulması gereken birçok daha sofistike soru olduğunu düşünüyorum.

– Geriye dönük ne kadar süre izlemeye izin verilecek? Yani bu dünyada iki yıllık bir süre catchup tv izlenebiliyor ancak Türkiye’de bu konuda bir düzenleme yapılacak mı?

– Record için izleyicinin onayı, bir tuşa basması şart mı? Dünyada bazı ülkelerde kayıt edilen yayın herkese özel kaydediliyor. Bu hukuki bir konu. Türkiye’de de her kayıt kişiye özel mi olacak, yoksa genel mi?

– IPTV dışındaki televizyon teknolojilerinde ( OTT, Connected TV, İnternet Televizyonundaki) reklamları kim kontrol edecek, bir pay alınacak mı?

Burada regülasyonu BTK mı RTÜK mu yapacak? Yoksa gri alan olarak mı kalacak?

– Platform üzerine ( bilgi bantlarına ) reklam alınacak mı? – Bu reklamları tetiklemek için kullanıcı onayı alınacak mı?

– IPTV kutularında yapılacak widgetlara reklam alınabilecek mi? Alınacaksa bu reklamları alma hakları nasıl belirlenecek?

-Kullanıcı sözleşmelerine yerleştirilmesi yeterli olacak mı? Sözleşmelerde bulunmayan halihazırdaki servis sağlayıcılar ne yapacak?

– Önümüzde bir DVB2 konusu var. Eğer ortada yeni OTT kutuları oluşacaksa bu kutular DVB destekleyen hibrid kutular olursa bu platformları kim kontrol edecek, denetleyecek?

Size konular eminim çok faraza geliyor olabilir ancak yapılan araştırmalar gelişmiş ülkelerde bir evde günde ortalama 8 kere Google reklamı gösterilirken, aynı evde 20 kere kanal değiştirildiğini gösteriyor. Yani free kanalları havadan DVB ile alıp her kanal değiştirilmesinde çıkan ekranlara Google reklamları bağlarsanız, hiç uğraşmadan para kazanabileceğiniz bir platforma sahip olursunuz. Üzerine de tvyo,netd veya benzeri bir video sistemi bağlarsanız o da pastanın kreması olacaktır. Bunlar yeni dönemde ilk akla gelen yeni televizyon platformu modelleri. Ancak bunların gelişmesi için regülasyonların girişimcilerden önce hareket edip oyun alanını belirlemesi gerekiyor.

Şark usulü girişimciler hareket etsin sonra biz düzenleriz geriye doğru da ceza keseriz derlerse bu ülkede ne sanayi ne de bilişim daha da kötüsü medya gelişmez. Belki medya patronları ve televizyon yöneticileri farkında değil amaYouTube Türkiye’de içerik sözleşmeleri ile gümbür gümbür geliyor. Reklam gelirleri yarıya düştüğünde ben televizyon yöneticilerine ben demiştim diyeceğim. Tıpkı Alphan Manas‘ın bugün Twitter’da fütüristlerin curse’ü olarak bahsettiği ben demiştim durumu gibi.