Otomotiv endüstrisi hakkında izlenimlerim

IMG_2549.JPG
Geçen ay saat sektörü hakkındaki yazımın arkasından gelen ilgi beni bir başka sektörel tarama yapmaya itti. Her ne kadar geçen ayki dosya konusu geçen süre içinde plansız bir şekilde kendiliğinden ortaya çıkmış olsa da bu sefer yapacağım dosya son derece planlıydı. Taramasını yapacağım sektör otomotiv sektörüydü. Belli başlı otomotiv markalarını aynı isteğimi belirterek arayacaktım. Hepsine elinizdeki en komforlu aracı yollayın diyecektim, onlardan gelen araçları boy, motor gibi özelliklerine bakmadan inceleyp size hem içilerindeki beğendiğim yönleri söyleyeyim hem de genel otomotiv sektörü ve araçlar konusunda bir çıkarım yapayım istedim.
İlk anda aklıma gelen bütün markaları, konforu en yüksek olan aracı yollamalarını söyledim. İlk cevap Peugeot’dan geldi. Araç yılın en iyi aracı seçilen 308 modeliydi. Her ne kadar benim alıştığım sınıf olmasa da aracın içinde komfor dikkat çekiciydi. Sadeleştirilmiş paneli insanı sakin ve rahat hissetiriyordu. Tek ekran üzerinde birçok ihtiyacı giderdiği gibi, lüks segmentdeki abilerinin bütün DNA’sını küçültüm üzerine almış gibiydi. Yani boyundan büyük komforu ile beni açıkcası şaşırttı.
İkinci test ettiğim araç Ford Kuga oldu. Özellikle şerit takip sistemi, uzun kısa far ayarını karşıdaki araca göre kendisinin yapması çok güzel özelliklerinden bir kaçıydı. Şerit takip sistemi o kadar başarılı ki neredeyse bir süre elinizi bıraksanız da araç sorunsuz gidiyor. Tabii bunu denemeyin ama denerseniz de araç sizi yorgun bularak uyarmaya başlıyor.
Üçüncü testimi Jeep Grand Cherokee Overland Summit ile yaptım. Peugeot dan sonra en çok dikkat çeken araç buydu.Komfor bakımında ise o ana kadar denediğim en doğru araçtı. Uyarı sistemleri çok gelişmiş olmakla birlikte şerit takip sisteminde Kuga kadar inisiyatif almıyordu. Ancak o ana kadar karşılaştığım en iyi müzik sistemi ekranına bu araç sahipti. Peugout’nun ekranı bir basışta anlamakta zorlanırken bu aracın çoğu özelliğini çok sorunsuz bir şekilde kontrol edebiliyordum. Özellikle bagaj açma kapama gibi özellikle elinizde birşeyler varken zulüm olan bir işi oldukça kolaya indirgiyordu. Yakıt tüketimi ise cüssesine göre oldukça azdı.
Jeep’den sonra özellikle otomotiv sektörü konusunda sözüne çok güvendiğim arkadaşlarımın önerisi olan Hyundai Elantra’yı kullandım. Öncelikle bir planlama hatası nedeniyle manuel bir araç kullanmak zorunda kaldım ve bu vitesin beni hiç mutlu etmediğine, artık otomatik olmayan bir aracı kullanamayacağıma muktedir oldum. Hatta Lancia Delta gibi modellerde bulunan yarı otomatik vites, yokuş kalkış tutuş sistemi tam otomatik olmayan araçları da kullanmaktan hoşlanmıyorum. Hyundai’nin ses sistemi iphone’umla en hızlı uyum sağlayan oldu. Dolayısıyla müzik sistemi uyumunda çok pahalı araçlarda dahil olmak üzere hepsinden başarılı olması bence hyundai’nin en çok dikkat çeken özelliği. Komfor açısından belki de arkadaşımın önerdiği modeli görememiş olmamadan mı bilmem bu araç bana öyle yenilikçi birşeyler yaşatmadı.
Test için gönderdiğim brief’e en iddialı geri dönüşlerden birini Renault yaptı. Beni dinledikten sonra, sizin isteklerinize en yakın araç ZOE dediler. Bu otomobili 4-5 gün kadar kullandım. Elektrikli cihazların çözülmesi gereken birkaç sorunları olduğunu söylemeliyim. Öncelikli problem menzil konusu. Bu nedenle aracı kullanırken ister istemez iphone gibi devamlı piline bakıp duruyorsunuz. Bitti mi bitecek mi? Bu insanı komfordan uzaklaştıran bir konu. İkincisi ise pillerin çok ağır olması. Aracın altında enerjiyi depolamak için piller var. Bu piller çok ağır. Bu ister istemez aracın suspansiyonunu engelliyor. Hele istanbul gibi yol çalışması olmayan yerlerde hız tümsekleri varsa bir in bir çık pek de keyifli bir sürüş yaşatmıyor. Hatta eşim hamile olduğundan bir tek bu arabada isyan ettiğini söylemek isterim. İstanbul ormanında zaten konforlu araç kullanmak istiyorsanız gerçek bir arazi aracına ihtiyacınız var. Test ettiğim araçlar içinde tam da bu kurala uyan bir tek araç jeep markasıydı. Eşim diğer araçlarda zorlanırken jeep’de resmen süt dökmüş kedi gibi sakin, uyuyordu.
Elektrikli araçların ister istemez oluşan bu yan etkilerinden bu alanın en iyisi olan Tesla’nın da etkilenip etkilenmediği konusundan emin değilim. Tesla’nın spor aracını Türkiye’ye geldiğinde test etmiştim. ( http://www.tinyurl.com/atftesla ) Benim izlenimim yere yakın olduğu halde süspansiyon sisteminin son derece komforlu olduğu yönünde.
Renault’un ZOE’sinin ilginç bazı özellikleri olduğunu da söylemek isterim. Özellikle iç tasarımı oldukça farklı. Aracın hem ön tasarımında kullanılan yaklaşım, renkler sanayi çağının bittiğini müjdeler nitelikte. Bu sadece bir tasarımsal çıkarım değil. Aracın genel özellikleri de dahil birçok konuda bilgi veren multimedya sistemi sanki bütün aracı buradan idare edebileceğiniz izlenimini veriyor. Kartlı anahtar sistemi, cebinizde anlamsız bir anahtar yükünden kurtarıyor. Cep telefonunun üzerinre koyduğunuz kart elinizden kaymıyor. Cep telefonu ile multimedya sisteminin uyumu da oldukça başarılı. Göğüsün üzerinde bir de SD kart girişi ve USB sistemi olması ve bunların diğer araçlarda olduğu gibi kapalı yerlerden ziyade kullanılabilir yerlerde olması da hoşuma gitti. En çok ilgimi çeken ise aracın içindeki hava ve ses şartlarıydı. Klima sistemi ioniser ile sizi sakinleştirebiliyor. Göğüsün üzerindeki bir kutucuğa iki farklı koku koyup, aracın içini o kokularla doldurabiliyorsunuz. Kokunun ne kadar olacağına ve hangisinin kullanılacağına aracın sistemi üzerinden karar verebiliyorsunuz. Malum elektrikli bir araç olması nedeniyle ZOE giderken neredeyse hiç ses çıkarmıyor. Eşim müzik öğretmeni olmasa ve kulağı çok iyi duymasa aracın devir yükseltirken çıkardığı bilim kurgu filmlerindeki araç seslerine benzeyen sesi benim farkletmem neredeyse imkansızdı.
Sonuç olarak, otomotiv sektöründeki bu gezinim bana ne yazık ki bu sektörün ürünlerinin bilişim çağına daha uyum sağlayamadığını gösterdi. Peugout’nun sınıfına göre çok iy bir araç olması, kuga’nın harika şerit takip sistemi, jeep’in yüksek komforu geleceğin sürücüsü ile etkleşimli onun şeker, tansiyon ve kalp ritmini kontrol eden otomotiv endürstrisinin hala gerisinde olduğunu gösterdi. Ben tek yenilikçi yaklaşımı Renault ZOE’de gördüm.