Whatsapp’in tıbba etkisi

image

Kasım ayından bu yana hayatımda çok önemli bir değişiklik var. Bir kızım oldu. İnsanın hayatının en önemli kırılım noktalarından biri oluyor çocuk sahibi olmak. Dünya sizin ağırlık merkezinizden çıkıp onun etrafında dönmeye başlıyor.

Tabii küçük bir çocuğun ciddi bakım ihtiyaçları oluşuyor. İşin kötü yanı, sanayi dönemi toplumdan bilgi çağına geçişte, kırılım her halde en çok çocuk yetiştirme konusunda kendini hissettiriyor. Çocuklara ilacı dayayan, operasyonları hastalıkları gidermede en hızlı yöntem olarak alan, su içirmeyi, antibiyotik kullanmayı, en kısa zamanda mamaya geçiş yapmayı doğru bilen akım, çocuğun kendiliğinden iyileşmesi, anne sütünün diretilmesi, çocuğa bir damla bile su verilmemesi, antibiyotik ve türevlerinin kesinlikle kullanılmaması gibi yenilikçi ve sadece destekleyici bir tıpla savaş halinde.

Bu savaş öyle bir hal almış ki; bir kısım doktor zatüre gibi zaten tedavisi olan bir hastalığın aşısının oluşturabileceği ateşli havale nedeniyle nörolojik sorunlara yol açabileceği ihtimali ile yapılmaması gerektiğini söylerken, bir kısım doktor ise toplum sağlığı nedeni ile mutlaka aşı yapılması gerektiğini söylemekte.

İşte bu korkunç karmaşanın içinde her ay kontrole götürebileceğiniz makul bir doktor bulmak, hele İstanbul gibi insan sağlığının, ticari kaygılara kurban edildiği bir şehirde neredeyse imkansız. İş çocuğunuz olunca, beklentiniz de sadece muayene olmaktan ciddi bir bilgilendirme brifingine dönüşünce bu ihtimal neredeyse sıfıra yaklaşıyor.

Yaşadığımız bir soğuk algınlığı sorununda bile neredeyse dört doktorun görüşünü almak zorunda kaldık. İnanın hepsinin aynı duruma farklı yorumu oldu. Bir tanesi hastaneye yatıralım, solunum cihazına bağlayalım derken, bir diğeri hastaneye gerek yok ilaç yanlısı değilim ama antibiyotik verelim dedi. Üçüncü gittiğimiz doktor hiçbir şeyi yok bu çocuğun, eve götürün günde iki kere yıkayın dedi. Teşhis ve tedavilerin farklılığından o kadar çok yorulduk ki; kızımızın sorunlarını cep telefonuna kaydedip şehir dışında hatta ülke dışındaki güvendiğimiz doktorlara whatsapp üzerinden yolladık.

Sonunda da şehir dışında bir aile doktorunun söylediklerini yaptık. Artık Mersin’de bir doktorumuz var. Tesadüf sonucu eşimin çocukluk doktoru Prof. Dr. Esat Yılgör rahmetli dayımın da en yakın arkadaşı çıktı. Her ay kızımızı artık Mersin’e götürüyoruz. Esat bey sorunların bir kısmını yine whatsapp üzerinden sormamıza imkan sağlıyor. Artık tek problemimiz Mersin’de bir havaalanı olmayışı.