Lüks Sektöründe tüketiciye dijital dokunuşlar

Geçen hafta içinde çok ilginç bir tanıtıma gittim. Fransa’nın creme de la creme turistik bölgelerinden Saint Tropez ve Marseille’nın da içinde bulunduğu Provence-Alpes-Cote d’Azur bölgesinin turizm müdürleri Bruno James, Claude Maniscalco ve Maxime Tissot uzun uzun yörelerini, turizm imkanlarını anlattı bana.

Beyler bu anlatımı yapmak için hiç üşenmemiş Türkiye’ye gelmişlerdi. Tanıtımı yapmak için her türlü dijital ortamı da yanlarında getirmişlerdi. Tabii ki neredeyse her bölgenin ayrı web siteleri, kartvizitlerin üzerinde sadece yöre ile ilgili twitter, facebook hesapları vardı. Ancak bu dijital ortamları doğru kişilere ulaştırmak için Türkiye’ye gelmeyi tercih etmişlerdi.
Bahsettiğimiz bölgelerden sadece St. Tropez 2.000 odalık bir potansiyele sahip olmasına rağmen her yıl 6 milyon kişi tarafından ziyaret ediliyor. İnsanın kafası karışıyor değil mi? Bizim bildiğimiz yatak yoksa turist gelmez fikrinin tam tersi! Bunun bir sebebi var her ziyaret eden geceyi orada geçiremiyor. Toplantıdan sonra sohbet ettiğim konuyla ilgisi olmayan dostum St. Tropez’ye birkaç kere gittiğini, bir restoranda bile 20.000 liraya yakın hesap verdiğini söyledi.

Yani bölgede kalanların çoğu belli gelir düzeyinin oldukça üzerinde. Zaten bu sonuca bölgenin de turizm destinasyonları arasında creme de la creme bir bölge olmasından çıkarıyoruz.

Bu nedenle hedef kitlesi özellikle zengin, okumuş ve görgülü bir kesim. Bu insanlara ulaşmak için de gerekirse yerlerinden kalkıp teker teker o insanlara ulaşmak gerekiyor.

Lüks sektörüne hizmet etmek için birçok konuya dikkat etmek gerekiyor. Teknoloji ve zaman bu sektörün tüketicisinin rahatça ulaşabileceği imkanlar arasında. Bu nedenle bu sosyo ekonomik grup için teknoloji bir amaç değil araç. Yani kimse teknolojik diye bir hizmeti almıyor, işini kolaylaştırdığı için alıyor. Apple telefon bu sosyo ekonomik grup için kırılmasın diye sarıp sarmalanacak bir prestij aracı değil, kırılırsa yenisi alınan ve kolayca eski bilgilerine ulaşabildiği bir hizmet. O yüzden bu sosyo ekonomik gruba hizmet üretirken dikkat etmek gerekiyor.

Türkiye’de lüks ürün alableceğiniz marka sayısı çok olmasına rağmen , müşterisine bu sosyo ekonomik grubun inceliklerine uygun davranmayı bilen çok fazla kurum yok. Biliyorsunuz 1 Mayıs’da izinli pazarlama ile ilgili mevzuat devreye girdi yada biz girdi sandık. Ama markalar çeşitli yollarla izin almaya çalıştı. İşte bu izin sırasında lüks sektöründe olup da müşterisine nasıl davranacağını bilmeyen markalar tabiri yerindeyse kabak gibi ortaya çıktı.

Ben bir tek Vakko’nun bu izni alırken tavrından çok etkilendim. Bunu da farklı mecralarda dile getirdim. Birkaç gün önce Vakko, BKM ile gerçekleştirdiği yeni projesini tanıttı. Mağaza içinde ödeme sistemi. İşte teknolojinin gerçek anlamda amaç için kullanıldığı ve lüks sektörü tüketicisinin kendini özel hissetmesini sağlayacak küçük ama etkili bir adım.
İşte lüks sektörüne hizmet vermek böyle olmalıdır!