Sosyal medyanın arkasında kim var?

Daha önce bir organizasyon vasıtası ile tanışmıştık Zeynep Tüfekçi ile. Dijital dünyada bakış açımız taban tabana zıt olsa da birbirimizin bakışına saygı gösteririz. Geçen hafta Zeynep Huffinghton Post’ta bir köşe yazısı yazdı. Yazı facebook’daki haber akışının ister istemez manipüle edilip edilmediğini sorguluyordu. Aslında yazının çıkış noktası ise Science dergisinde facebook çalışanlarının yaptığı bir araştırmaydı.  Zeynep bu araştırmanın sonuçlarına karşı cıkıyor ve newsfeed üzerinde kendi deyimi ile “a few exception” (çok az istisnai durum) dışında genel haber gidişi ile ilgili bir manipülasyon hissetmediğini söylüyordu.
Tabii burada manipülasyondan kasıt, Science dergisindeki söylemi ile kişiselleştirme ve “angajman” algoritmalarının oluşturduğu bir çeşit parazit.

Son dönemde bu konuyu ben de hem eğitimlerimde hem de blog yazılarımda çokca dile getiriyorum. Benim bakış açım genellikle bu konuda bu kişiselleştirme algoritmalarına doğru bilgiyi verme noktasında bizim nasıl davranacağımız üzerineydi. Facebook çalışanlarının bu konuda bir çalışma yapmaları bende bu konunun gerçekten ciddi bir çıkmaza gittiği yönünde bir izlenim bıraktı. Ben konuyu anlatırken iki örnek veriyorum. Evimdeki Nest ısıtıcı bir süredir havanın ısındığını dikkate almadan, dereceyi yükseltiyor. Kışın hem yakıt tasarrufu hem de komfor açısından rahat ettiren bu akıllı öğrenme sistemi bir süredir benim evdeki kabusum haline geldi. İkinci konu ise bir süre sonra beni yanlış kişi zannedip musallat olan google reklamları. Resmen eğitimlerde kendi bilgisayarımdan web sitesi açamaz oldum.

Bir başka örneği ise bugün yaşadım. Twitter bir reklam gösterdi. Hiç okumadığım bir gazetenin mobil uygulamasıydı. Ben ise bu tweet benimle ilişkili değile tıkladım. Şimdi çok merak ediyorum, twitter beni gazete okumaz olarak mı tanımladı yoksa bu tip gazeteler okumaz olarak mı? Halbuki ben belki onun bana göstereceği başka bir gazetenin mobil uygulamasına ilgi gösterecektim. İşte bu tercihlerimiz sonucunda kişiselleştirme algoritmalarını eğitmek isterken olmadığımız bir kişinin tanımını yapıyoruz.
Bir köşe yazarı ve eğretim görevlisi olarak birçok kişinin ilgi alanları benim araştırma konum olabiliyor. Birçoğu eticaret sitelerine alışveriş yapmak için girerken ben Altın Örümcek yarışması jurisi olarak değerlendirmek adına girmiş olabiliyorum. Bir ürün sayfasında herkes ürünü incelerken ben sayfanın tasarım ve kodlamasına bakıyorum. Halbuki google bizi aynı zannediyor.

Webawards jurisi olarak değerlendirme yapmak için bir kadın ayakkabı sitesinde saatlerce gezmem gerekebilir. İşte yeni akılı algoritmaların bunları doğru algılaması lazım. Science dergisindeki araştırmaya bu noktada kesinlikle katılıyorum. Programlama açısından çok kötü bir kırılım noktasındayız. Ya algoritmalar ciddi şekilde yapay zekanın yeni dönemine entegre olacaklar yada biz onları manipüle etmenin yollarını bulacağız. Yoksa bu şekli ile her iki taraf da sadece acı çeker.