Yekta Kopan’ın Vay Be Kuşağı?

Yekta Kopan ile hukukumuz daha öncelere dayansa da, benim için ilk güzel iletişimimiz, ilk kitabımın, ilk dijital baskısını altkitap sitesinde yapmış olmamdı. Yani benim ilk yayıncımdır ve bunu dijital bir ortamda gerçekleştirmiştir.
Bilirsiniz benim yıllarla aram iyi değildir, ama siteye bakınca kitabı 2003 yılında çıkardığımızı görüyorum. Altkitap o yıllarda, zamanının son derece ötesinde bir projeydi.
Takipçilerine parasız kitaplar sunan bir dijital kitapevi. Ancak böyle söyleyince sakın her önüne geleni bastıkları izlenimine kapılmayın, ciddi bir yayın kurulu basılacak her kitabı inceleyip, tartışıp, karar veriyordu.
Geçenlerde kontrol ettim altkitap site olarak hala çalışıyordu. Benim kitap ise hala yerindeydi (http://www.altkitap.net/netizen/ )
Altkitap ve o dönemle ilgili anlatacak çok konu olmasına rağmen ben size Yekta’nın geçen hafta Radikal’de yazdığı yazıdan bahsetmek istiyorum. Şu son dönemde konuyla hiç ilgisi olmayanların bile ezberlemek zorunda kaldığı x,y,z kuşağından yola çıkarak, bütün bu geçiş döneminin zorluklarını çekmiş olan ve kendisinin “vay be kuşağı” olarak tanımladığı, sanıyorum 45-50 yaş arası dönemden bahsediyor, kendisinden yola çıkarak bu kuşağın, nasıl geleneklerine bağlı ama aynı zamanda yeni dünya düzenine hayret ve daha önemlisi heyecanla baktığını anlatıyor.
Sanıyorum ben de bu kuşağın bir parçasıyım. Ancak benim en büyük şansım, teknolojiye olan düşkünlüğüm ve aldığım fizik eğitimi nedeniyle benden sonraki kuşağında bir parçası gibi hissediyor olmam.
Böyle olmama rağmen, günler ilerleyip y ve z kuşağı ile iletişime geçtiğim her an ben de şaşırmaktan kurtulamıyorum.
Zira eşim tipik bir y kuşağı. Onunla evlendikten sonra, özel hayatımda her türlü dijital konuyu Atıf çözer bakış açısı bir anda yok oldu. Geniş ailede bütün sorunlara çözüm artık Selin olarak görülmeye başladı.
Öğrencilerim ise z kuşağı. Okulda onlarla sohbet sırasında aramızdakii farkın sadece dijital dünyaya doğmak olmadığını, onların düşünce yapısının da bu teknolojilere uygun şekilde değiştiğini görüyorum. Bunu anlatmak için çok basit ama benim için çok lginç bir anektodum var. Birgün ders sonrası öğrencilerimle bir büyük dijital afişe cep telefonundan bakmamız gerekti. Hepimize eposta yoluyla gönderilen dosyayı ben açtığımda ilk olarak resmin tamamına bakıp sonra detaylarını inceledim. Öğrencilerim ise detaylara bakıp resmi kafada birleştirebiliyorlardı. Bu küçük fark iş hayatında, özel hayatta, dünya görüşünde hepimizin nasıl farklı dünyalara sahip olduğunu bana çok net bir şekilde gösteriyor.
İşte Yekta’nın vay be kuşağı, yılların verdiği alışkanlıkla oluşmuş olan eski dünyayı bu belirsizlikler altında yıkıp, z kuşağının rahat anladığı yepyeni dünyayı kurmaya çalışıyor. Üstelik bunu isteyerek değil de sanki yaşamak zorunda oldukları için yapıyor. Ancak Yekta bana sorarsan bizim kuşağın değeri hiçbir zaman anlaşılamıyor.