Alan adları konusunda verdiğim mülakatın tümü

Alan adı yapılanması hakkında bilgi verebilir misiniz?

Alan adı yapılandırılması 90’lı yılların başına dayanmaktadır. İnternet’in ARPANET’den çıkıp ticarileşmesi dönemi ile birlikte, ünversitede internetle ilgilenmeye başladığım dönemlerde dünya’da rekabetçi bir alan adı yapılanması ile ilk gelen -ilk alır mantığı devreye girmiş ve teknik, hukuki ve ekonomik yapı buna göre düzenlenmiştir. Yenilikçi bir platform olan internette böyle liberal bir yapının kurulmuş olması son derece doğrudur.

– Türkiye’deki alan adı yapılanması uygun mu?

Türkiye’de 90’ların sonuna doğru ODTÜ’deki .nic.tr yapılanmasının en üstü ile yaptığım görüşmelerde de ne yazık ki; anlatmaya çalıştığım gibi, son derece yanlış bir yapı uygulanmaktadır. Türkiye’de ODTÜ, ilk gelen-ilk alır mantığını benimsemediği ve gelen herkesten evrak istediği için .tr uzantılı alan adlarında bir pazar oluşmasına engel olmuştur. Bu engelin sebebi olarak da IP kaynaklarının bitmesi gösterilmiştir. Aradan geçen yıllarda bu kaynaklarla alan adları arasında bir korelasyon kurmanın yanlışlığı ortaya çıkmakla kalmamış, o zaman belki geri dönüşü olan yolda makas açıldığından hatadan dönüş yolları da ne yazık ki kapanmıştır. ODTÜ buna rağmen yanılmıyorsam 2000’li yılların başında, bir çalışma yapmış, hatadan dönmek üzere bir takım düzenlemeler yapmıştır. Ancak bu düzenlemeler o zaman da itiraz ettiğim gibi genel bir fikir değişikliğini işaret etmemektedir. Bu nedenle yapılan düzenlemler internet dünyası profesyonelleri arasında sadece küçük bir kesimi kısa biri süre tatmin etmekten öteye geçmemektedir.

Kaldı ki alınan mevzuatı yumuşatma kararının sonuçlarının da son derece keyfi bir şekilde uygulanması çok dikkat çekiciydi. 90’lı yıllarda süpervizörlüğünü yaptığım Uluslarası Havacılık Örgütü FAI ile Türkiye’nin on ilinde gerçekleştirilen Dünya Hava Oyunları için .tr uzantılı alan adını alamazken, .com.tr uzantılı alan adlarının nüfus cüzdanı ile kişilere verildiği kararının uygulanmaya başladığını bir şarkıcının alan adına sitesini açması ile öğrendim. Yani işin profesyonellerine yapılan bir bilgilendirme yoktu. Malumunuz konu akademik bir konu değil ticari bir konu, dolayısı ile teknik bilginin herkese ulaştırılması organizasyonu yapan yapı yani ODTÜ tarafından gerçekleştirilmeliydi.

Geçenlerde bir proje için .su uzantılı bir alan adı almak gerekti. Bunu ise soviet union tarafından almam gerekiyordu. Pasaport bilgilerimi istediklerinde bunun aramıdaki siyasi yaptırımlardan yada güvensizlikten oluştuğunu düşünmüştüm. Ancak sonra gelen bilgilendirme mesajında bu bilgilerin daha sonra alan adının çalınması durumunda oluşacak otantikasyon için olduğunu öğrendim. Açıkcası sistemleri ODTÜ’nün yapılandırmasından daha kolaydı.  

Konu ne olursa olsun bir teknik adamın doğruları söyleme mecburiyeti bulunmaktadır. Bu nedenle bu konuda 90’lı yılların sonunda söylediğimden farklı birşey söylemiyorum. O dönemde de ODTÜ içindeki .nic.tryapılanmasının yanlış yaptığını söylüyordum, şimdi de aynı düşüncedeyim. Hatta youtube üzerinde dns çalıştayındaki konuşmam araştırılırsa, burada söylediklerimden hiç farkı olmadığı görülecektir.

Alan adı yapılanması büyük bir pazardır. Bu pazar ülkelerin cari açıklarını kapatmalarına büyük yarar sağlayacak, sanal (dijital) asset (varlıklar) içermektedir. Amerika’nın kocaman bir pazar olarak yapılandırdığı ve dünyanın her yerine alan adı sattığı bir bu dönemde karşısında pazarını bürokrasi içine sıkıştırmış bir ülke olarak bulunmanın doğru yanını göremiyorum. Eğer bu markanın korunması amacı ile yapılıyorsa bile liberal bir ekonomide markanın korunumu bu şekilde olamaz.  

– .tr uzantılı alan adlarının ekonomik büyüklüğü ve cari açığa zarar veriyor mu?

Alan adlarının ciddi bir ekonomi olduğunu anlamak için küçük bir hesap yapalım. Türkiye’de ODTÜ’nün yaptığı zor yöntemlere rağmen BTK raporlarına göre 368.000 alan adı var. Her birinden yılda 12 lira alındığına göre, bu küçük pazarda bile yılda 4 milyon tl’lik bir pazar oluşmaktadır. Bunu takriben 20 yıllık bir faaliyet dönemiyle tabii her yıl aynı oranda arttığını varsayarak ortalama 2 milyon tl hesaplarsak 40 milyon tl demektir. Bu küçük Türkiye pazarının oluşturduğu etkidir. TR uzantılı alan adlarını alamadığı için yurt dışından alan adı alan firmaların yarattığı pazar bunun onlarca katıdır. Kaldı ki Türkiye’nin bu konudaki yaklaşımı yenilikçi olsaydı, Türkiye’den alan adı alan yabancılarla birlikte bu pazarda ciddi bir büyüme olacaktı.

Türkiye’nin alan adı satışından gelir elde etmesinin önündeki en büyük engel, liberal bir pazarın oluşmamasına sebep olanlardır.  

– ODTÜ’deki alan adı yapılanması ve alınan paraların harcanması şeffaf mı?

Ben bir finanscı değilim, teknik adamım. Ortaya çıkan pazar bir ülkenin sektörleri arasında küçük olasa da bir üniversite bütçesi içinde etkili bir rakamdır. Bu paranın ne olduğu konusunda bu kadar yıl alan adı konusuyla profesyonelce uğraşan biri olarak bilgi sahibi değilim. ODTÜ’nün alan adlarının verilişi aşamasında şeffaf olmadığı gibi, elde edilen gelirin nerelere harcandığı konusunda da şeffaf olmadığını düşünüyorum.

-Türkiye’nin yaşadığı siber saldırı’da ODTÜ’deki alan adı yapılandırması teknik anlamda yeterli çalışabildi mi?

.Nic.tr’nin yapısı, sadece pazarın küçük kalmasına sebep olmadı, teknik anlamda dünya ile entegre olmayan bir yapıya da sahip olmasına sebep oldu. Değil ki, TR uzantılı alan adlarını başak bir ülkedeki bir sistemden alma veya yenileme işi, TR uzantılı alan adının sorgulanması sistemi bile dünyaya entegre çalışmıyor.

Kaldı ki; sistemin kendi içinde siber saldırılara karşı korunmasını sağlayacak mirror yapıları alelacele son dönemde kurulmuş olmakla birlikte yeteri kadar teknik altyapı hala oluşturulabilmiş değildir.

Onyıllardır söylediğim gibi alan adı işi ciddi bir iştir ve hesap verecek, şeffaf yapılar tarafından yönetilmeli, stratejisi oluşturulurken keyfi yaptırımlar yerine vizyoner, rekabetçi ve liberal bir yapı belirlenmelidir.  

One thought on “Alan adları konusunda verdiğim mülakatın tümü

Yorumlar kapatıldı.