Türk internetinin kısa tarihi

İnternetin ataları sayılabilecek BBS’ler, Bulletin Board System (“Mesaj Panosu Sistemi”) kelimelerinin kısaltılmış şeklidir. BBS’ler en kısa anlatımı ile üzerindeki modem ve hatlara bağlanılabilen, eğer birden fazla hat varsa kullanıcıların aynı anda söyleşebildikleri yoksa birbirlerine mesaj bırakabildikleri birer sunucudurlar. BBS’ler bir süre sonra slip bağlantı yöntemleri ile internete benzer web sayfalarına dönüştürler. Türkiye’denin ilk BBS’i Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri tarafından kurulmuş olan SoftCom BBS’dir. SoftCom BBS o dönem daha ilk versiyonu çıkmış olan Remote Access 1.0 üzerinde çalıştırılmaktaydı. SoftCom’un kullandığı yapı daha sonra İstanbulBBS ve sonralarında da DorukBBS gibi yapılar tarafından kullanıldı. BBS’ler text bazlı olup, görsel anlamda zenginlik sağlayabilmek için ASCII ekranlar kullanıyorlardı.  Bu ekranlar aslında text imkanları ile hazırlanmış satırlardan oluşuyordu. Satırların sonunda seçim kısmı vardı. Bu kısıma yazdığınız seçim aslında bir başka ekranı çalıştıran komut olarak kullanılıyordu. SoftCom BBS daha sonra konfigüre ettiği remote access sistemini önce İstanbul BBS daha sonra da Doruk BBS’e verdi. 1990’ların ortalarında BBS’ler internet dünyasına ayak uydurmaya başladılar. SoftCom, Türkiye’nin ilk internet servis sağlayıcısı sayılabilecek Anadolu.Net’e dönüştü. Anadolu.Net aslında BBS’lerden çok farklı değildi. Slip bağlantı ile bağlanan kullnıcılar menüler arasında dolaşıp, epostalarını yollayabiliyor, kullanıcıları arası mesajlaşabiliyor ve system admin, co-system admin’e ulaşabiliyorlardı. Anadolu.Net o dönemde her akşam bir kere dialup ile UUNET’e bağlanıp epostaları senkronize ediyordu. UUNET Amerika’da olduğu için bu bağlantı oldukça maliyetliydi.

Türkiye’de daha sonra önce IBM sonra Superonline, PrizmaNET gibi birçok servis sağlayıcı ortaya çıktı.

İlk BBS kurucusu Remzi Şemsettin Türer’le söyleşi;

BBS nedir? Türkçe ismi nedir? Bu yazılımı kimler, hangi şartlarda geliştirmiştir?

BBS, Bulletin Board System, kullanıcıların modem aracılığı ile bağlandıkları ve mesajlaşma, dosya paylaşımı, oyun gibi fonksiyonlar sunan bir sistemdir. Türkçe’de farklı isimleri olsa da bildiğim yaygın ismi Bilgisayarlı Bilgi Sistemi’dir.

Türkiye’de bilgisayarlar arası bir iletişim ağı oluşturma fikri ilk kez ne zaman ne şekilde ortaya çıktı?

1980’li yılların sonunda BBS’ler kurulmaya başladı. Bunların ilklerinden biri olan Softcom BBS’i 1990’da Boğaziçi Üniversitesi Engineering Society kulübünün bir alt kurulu olan Softcom’un – Software and Computing ‘in kısaltması – kurucu üyeleri olan Remzi Şemsettin Türer, Tolga Yurderi ve Atıf Ünaldı tarafından kuruldu.

Türkiye’nin ilk BBS’ini oluştururken çekirdek kadroda kimler vardı?

Remzi Şemsettin Türer, Tolga Yurderi ve Atıf Ünaldı.

Teknoloji nasıl transfer edildi?

Teknoloji transferi yurtdışındaki diğer BBS’lerden transfer şeklinde gerçekleşti. Özellikle İsveç ve Yunanistan BBS Sistem Operatörleri çok yardımcı oldular. 2400 Bps’lik bir modem ile 7 MB gibi bir dosyayı saatler süren bir bağlantı sonrası indirmeyi başardık. Tabii o dönemin telefon arama ücretlerini düşünecek olursak, bu korkunç bir fatura yarattı. Ama Boğaziçi Üniversitesi rektörü Ergün Toğrol fikrimizi sonuna kadar destekledi. Okul bütçesinden ödeme yapıldı.

Sistemi kurduktan sonra nasıl duyurdunuz? Duyurunun etkileri oldu mu?

BBS’in ilk duyuruları kulaktan ve üniversite içindeydi. Fakat internet bağlantısı gerçekleştirildikten sonra Türkiye’de bir ilk olan bu adım, TRT 1’de yapılan bir röportajla duyuruldu. Ondan sonra kullanıcı sayısı hızla arttı.

O dönemde internet ve diğer bilgi ağları ne noktadaydı?

İnternet ve diğer ağlar hala çoğunlukla text bazlı, gelişme dönemindeydiler. Gopher, IRC, E-mail gibi servisler popülerdi. Mozilla’nın ilk tarayıcısı ve HTTP protokolünün gelişmesi ile kullanım daha da yaygınlaştı.

BBS’in ilk aboneleri kimlerdi?

Teknolojiyi takip eden ve bilgisayar ve modemi olan kullanıcılar. Özellikle İstanbul’da olanlar, sonuçta şehir içi telefonla aramak çok daha ucuzdu.

Dünyanın en çok bilinen POP2mail servislerinden birinin de sahibisiniz. Bu proje nasıl ortaya çıktı? İlk çıkış zamanı neydi?

Mail2web.com servise 1997 yılında başladı. Fikir babası ben ve Tony Yustein, isim babası ise benim. Projenin çıkışı çoğu icat gibi ihtiyactan doğdu. O dönemde düzgün bir web tabanlı e-mail sistemi olmadığı gibi, email’lerimize kolayca ulaşmamızı sağlayacak bir yöntem de yoktu. Ya POP3 ya IMAP4 client kurmak gerekiyordu. Bunlardan yola çıkarak, bir web tarayısı ya da harici yazılım gerektirmeyen bir sistem kurma fikri doğdu.

 

    

 

                                            1993 yılına ait bağlantı tablosu

 

 

 

 

 

    

 

 

 

Türkiye’nin internet macerası aslında önce Ege Üniversitesi ardından Boğaziçi Üniversitesinde başlamış olsa da, milat olarak ODTÜ’de dönemin Başbakanı Erdal İnönü tarafından açılan omurga sayılır. Omurga 1993’te açılmış olmasına rağmen Oğuz Manas Ege Üniversitesinde, SoftCom BBS Boğaziçi Üniversitesinde bundan yıllar önce internete bağlanıyorlardı. Bu dönemde internetle birlikte bazı bilgi ağları da gelişmekteydi. Comuserve, AOL bu konudaki en bilinen ağlardı. Bu yıllarda Eczacıbaşı Holding’e Faruk bey aracılığı ile yaptığımız bir prezantasyonda Zimbabwe’de özelleştirme sorusuna birkaç dakikada compuserve üzerinden sayfalarca rapor çıkararak bilgi sistemlerinin ne kadar etkili olduğunu anlatmaya çalışmıştık. Ancak internetin yayılması ile birlikte önce akademisyenler sonra işadamları ve medya’nın savaş alanı olması bir oldu. Inet-tr maillisti üzerinde aylarca hatta yıllarca internet büyük “İ” ile mi yazılsın tartışması yürüyüp gitti. Hatta bu dönemde birçok akademisyen bu tartışmayı şahsileştirip burada küfür kıyamet kavga etmeye bile başladılar. Aynı dönemde Türkiye’de önce internet derneği sonra da internet society kuruldu. Ancak Türkiye’de internet society de ayrı bir dert oldu. Burada da Ankara’lı internetciler ile İstanbul’lu internetcilerin kapışması yaşandı. Sonunda internet society Türkiye’de bir türlü şekil almadı. İnternet Derneği ise belli bir süre sonra sessizce yok oldu.

 

 

İnternet Servis Sağlayıcıların çoğalması ile birlikte 800’lü hatlar kuruldu. Bu hatlara bağlantı parasızdı. Bu da internet bağlantısını makul hale getiriyordu. Ancak bir süre sonra bu hatlar paralı hale getirildi ve bu bir önemli dönemin kapanmasına sebep oldu. Bu dönem aslında markaların web sitesi yaptırma furyasının başlaması ile aynı döneme geliyor. Türkiye’de büyük markalar web furyasında geri kalmamak için yüksek bütçelerle web siteleri yaptırdılar. Türkiye’de internet camiasının büyük isimleri hep bu dönemin interaktif ajanslarında çalaışmış kişilerdi. O dönemde ben de birden fazla interaktif ajans kurup kapattım. Sabah gazetesinin webmaster’ı olduğum dönemlerde kurmuş olduğumuz interaktif ajans, Artmedya, ilk ay 15 müşteri alarak hızlı büyümenin nasıl olacağını göstermişti. Zaten hemen arkasından bu işle uğraşanların başına iş yağdı. Bu 2000’li yıllara kadar devam etti. 2000’li yıllarda internetin bir medya olduğu tartışılıyordu. Aslında tartışılıyordu diyemeyeceğim. Ben muhalefet ediyordum. Ama herkes bir medya olduğu konusunda hemfikirdi. İnternet gazeteciliğinin başladığı yıllar bu yıllardır. Ben o zaman da şimdi de beslenmek ve üremek dışında bütün faaliyetlerimizi yapacağımız bir platformdur diye tanımlıyorum interneti. 2000’li yılların başında haberturk sitesi ortaya çıktı. Bir internetci için bu site tam bir katliyamdı. Ufuk Güldemir’in yapmış olduğu site, büyük harflerle, formu bozulmuş resimlerle internet sektörünün resmen yüzkarasıydı. Ancak buradan haberturk televizyonuna giden yol, bu kadar soruna rağmen, özellikle işten atılmış gazetecilere bir umut oldu. Onlarca haber sitesi açıldı. Küçük sermayelerle açılanların neredeyse hepsi başarılı oldu. 

 

Bundan sonra en büyük trend sosyal ağların ortaya çıkması ile oldu. Facebook, twitter, linkedin derken onlarca başarılı sosyal ağ. Bu dönemde Türkiye’de de 2yuz.net özellikle ünlüler arasında çokca girilen siteler arasında oldu. Sonra ki dönem ise girişimcilik ve eticaret dönemi oldu. Bu dönem hala devam ediyor. Önemli noktalara doğru hızla gidiyor. Tabii geleceğin internet dünyasında ise 2010 yılında kurduğumuz IPTV derneğinin, internet video, televizyonculuğu döneminin ciddi etkisi olacak. 

 

Faruk Eczacıbaşı – Türkiye’de İnternetin Kısa Tarihi röportaj yanıtları

 

– Türkiye’nin ilk servis sağlayıcısı Anadolu.net, Softcom BBS’in kurucularındansınız? O dönemde neler düşünerek başladınız?

 

Ben ne Anadolu.net’in ne de Softcom BBS’nin kurucusuydum… Ama birlikte çok çalıştık. Hatta ben Anadolu.net için bir fizibilite dahi yapmıştım. Ancak ortak olmamıştım. Tamamen teknolojik ortamda zaten bir iki kişinin götürdüğü bir şeydi.

 

– O yıllara döndüğünüzde Türkiye’nin internet macerası sizce nasıl olmalıydı?

 

1990’lı yıllar Türkiye’nin politik ve ekonomik olarak en karışık dönemlerinden biriydi. Dünyadaki gelişmelerle pek ilgilenen yoktu. İinternet yayılmaya başladığında bile Türkiye’den hiç bir ilgi yoktu. Eğer daha sağlıklı bir ortam olsaydı dönemin bilgi teknolojileri (BT) gelişmesine daha fazla ilgi duyulmuş olurdu. Başlangıçtaki bu yavaşlığa rağmen, kısa sürede ilgi aniden arttı.

 

– O dönem çalışma ortamları son derece zordu. Neleri doğru yaptığınızı düşünüyorsunuz?

 

Bütün bu gelişmeleri topluma duyurabilmek için 1995’te bir kaç arkadaş bir araya gelip Türkiye Bilişim Vakfı’nı (TBV) kurduk. O dönemde herhalde yaptığımız en doğru şey buydu..

 

– Nerelerde hata yaptığınızı düşünüyorsunuz?

 

Eczacıbaşı olarak belki de yaptığımız en önemli hatalardan biri, tüketim ürünleri konusunda üretici ve toptancılar arası oluşturulmuş bir network’e yatırım yapmak oldu. Dönemin dağıtım alışkanlıkları bu projenin iyi yürümemesine neden olmuştu. Ne kadar doğru olursa olsun, bu konuda bazı yatırımlar için “erken” dönem olduğunu kabul etmek lazım. Aynı yatırımlar, bir kaç yıl sonra hem daha ucuz, hem de iyi teknolojiyle gerçekleşebilirdi. Teknolojik yatırımların en büyük tuzağı, zamanından “erken” yatırım yapılmasıydı.

 

– 17 yıl önceye geri dönme imkanı olsa, compuserve’e yatırım yapardım yada yahoo.com’u satın alırdım dediğiniz keşkeleriniz var mı?

 

Hayır, olmadı.

 

– Siz internetin gelişiminde etkin olmanıza rağmen, aynı dönemlerde Eczacıbaşı Holding’in bu konulara ilgisiz olmasının sebebi neydi?

 

Tam tersi… Bu konularda Eczacıbaşı Holding hiç ilgisiz kalmadı. Kendi içinde yatırımlara, oldukça erken başladı. Hatta dediğim nedenlerden dolayı, bazı şeylere belki de fazla erken başlamış olabilir. Holding’in ilgisiz olduğu konu, bu konuda ticari bir şirket oluşturmamasıydı. Onun da nedeni, kendi konuları içinde yatırım yapma alışkanlığıydı ki, bu tutum bize her zaman –öncelikle kriz zamanlarında- çok büyük avantaj sağlamıştır.

 

İnternet Kullanıcı Sayısı

 

2000 yılında kullanıcı sayısı 1 milyon 785 bin olan internetin, 1 yıl İçinde % 100’den fazla hızlı yükselişini, 2003’ten 2004’e geçişte de sürdürdü. E-ticaretin gelişmeye başlandığı bu dönemde bazı ekonomik kriz ve ve internette yaşanan olumsuzluklara rağmen kullanıcı sayısı hızla artmaya başladı. Kullanıcı profillerinde dikkat çeken önemli noktalardan birisi, interneti kullanma sıklığı. 24 milyon kullanıcının yüzde 86’sı her gün internete bağlanıyor. Yüzde 13’lük bir kesim de haftada bir ya da birkaç kez internet kullanıyor. İnternet kullanımı açısından yüzde 57’lik bir oranla erkekler önde.

 

Eğitim açısından bakıldığında, yüzde 15’lik dilimi üniversite ve üstü eğitime sahip 1,1 milyon kişinin oluşturduğu görülüyor. Bu kategorideki yönetici sayısı ise 838.362. İlkokul mezunlarının yüzde 30’unu oluşturduğu kullanıcıların, yüzde 25’i ortaöğretim, yüzde 30’u da lise mezunu. Türkiye’de yüzde 32 oranda kullanıcı internete cep telefonu ile bağlanıyor. Kentsel bölgelerde yaşayan internet kullanıcı sayısının 3,4 milyon olduğu Türkiye’de 875.297 kişi internet üzerinden çevrimiçi alışveriş yapıyor.Bugün 35 milyon kullanıcının küçük bir kısmı mobil, çoğunluk ise xDSL kullanıcı. 2013 Yılında 60 milyona çıkması beklenen kullanıcı sayısı, birçok ülkenin nüfusunu geride bırakırken, 1998 yılındaki 293 bin sayısı ile on milyonlar kıyaslandığında artış daha iyi görülüyor.

 

İnternet Kullanıcısı Miktarı

1998     293.000

1999     580.000

2000     1.785.000

2001     3.500.000

2002     6.050.000

2003     7.500.000

2004     9.400.000

2005    10.000.000

2006    13.150.000    

2007    21.974.000    

2008    25.400.000    

2009    28.500.000    

2010    30.500.000

2011    35.000.000 (tahmini)