IPTV için yeni dönem başlıyor…

Kuşkusuz gelecek dönem için internet verisinin en büyük kısmını video oluşturacak. Bu bize televizyonun kaybettiği izleyicinin YouTube ve Netflix’de ortaya çıkacağını gösteriyor. Bize düşense daha çok içerik üretip hiç olmazsa Türkçe’nin bu savaşı kaybetmesine engel olmak…

Her ne kadar uzun zamandır görmediğim Veysel Berk ile kapıda karşılaşmış ve sohbet etmiş olsak da bu yıl Kristal Elma’da çok fazla organizasyona katılma şansım ne yazık ki olmadı. Ancak malum IPTV Derneği Başkanı olarak video endüstrisi ve bir süredir Türkiye’ye girmesi için desteklediğim OTT televizyonlarının gelişmelerini izlemek istedim.

Bu amaçla YouTube’un basın toplantısına katıldım. Toplantının başında, “Bu basın toplantısı süresince YouTube’a 56 saatlik içerik yüklenecek” açıklaması beni eski günlere götürdü. Ben de Doğan TV Holding’de internet sitelerinin başındayken ekibime her saniye 12 saniyelik içerik üreten bir devin kontrolünü sağlamaktan yükümlü olduğumuzu söylüyordum. O zaman Türkiye için çok yeni olsa da podcast üzerinden dizileri yayınlıyorduk. Mesela D-Smart daha proje bile değildi. Tivibu yoktu. Airties ile Türkiye’nin ilk IPTV kutusunu hazırlamaya başlamamıştık. Ancak gelen büyük video işinin farkındaydık.

Daha sonra IPTV derneğini kurduk. Derneğin ismini jenerik tutmakla birlikte aslında sloganında “internet tabanlı televizyon teknolojileri derneği” diyerek internet üzerindeki bütün video içeriğini kucakladığımızı belli ettik. Sonra IPTV mevzuatını RTÜK ile birlikte gerçekleştirip, çok makul bütçelere IPTV lisans lı televizyon kanalları olmasını sağlamaya çalıştık. Ancak RTÜK daha sonra bu mevzuatı değiştirerek IPTV kanallarını kablolu lisansının içine atarak lisans bedellerini kabul edilemez seviyelere çıkardı.

RTÜK daha sonra OTT TV konusunda regülasyon yapmak istediğinde, Yeditepe Üniversitesi’nde gerçekleştirdiğimiz bir çalıştayla, bunu yapmalarına engel olduk. İşte şu an Türkiye’de bir Netflix’den ve onu takip edebilecek bir Türk OTT TV sektöründen bahsediyorsak sebebi budur.

Klasik televizyonlar korkmalı!

Ancak regülasyonlara tamamen karşı değildik. Avrupa Birliği Komisyonunun bu konudaki çalışmasına destek verip bir iki ay içinde çıkacak olan OTT televizyonlarında etik değerleri içeren mevzuatın oluşmasını sağladık. Bu mevzuat öncelikle muzır neşriyatı mainstream OTT TV kanallarından uzaklaştırmayı planlıyor.

Ancak bu çalışmalarımız ne yazık ki medya sektörünün içine düştüğü sıkıntıdan çıkacak bir ekonomik çözüm üretmekten uzak. Bu konuyu sanıyorum bir operatörümüzün reklamında bence çok yanlış şekilde dünyanın en büyük televizyonu diye tanımlanan netflix’in en beğenilen dizisi House of Cards’ın başrol oyuncusu Kevin Spacey bir konferanstaki konuşmasında açıklıyor. Spacey 2013 yılında yaptığı konuşmasında -ki bu konuşmayı dünyanın en büyük televizyonu YouTube’da bulabilirsiniz- House of Cards projesini her götürdükleri TV kanalında pilot çekim istediklerini söylüyor. Her yıl 150 civarında pilot uygulamanın çekildiğini, bunlardan 40 kadarının ilk bölümünü çektiğini ve bunun endüstriye 5 milyon dolara mal olduğunu anlatıyor. Projeyi sadece Netflix’e kabul ettirebildiklerini, bu nedenle televizyoncuların tüketiciye istedikleri zaman istedikleri cihazda istedikleri içeriği ucuz bir fiyata veren Netflix ve benzerlerinden korkmaları gerektiğini söylüyor.

Artık yeni bir tüketici kitlesi var

Şimdi bakıyoruz da otomobil, ev yatırımları yapmak yerine kiralayan, gazete okumak yerine haber sitelerini ziyaret eden, okuma ve dinlemeden daha hızlı veri transferi sağlayan video’yu tercih eden, hatta eskilerin yemek sepetinden sipariş ettiği ve gelmediği için mahallenin tostcusuyla kavga etmek, pizzacısının tacizine uğramaktan kaçmak için kapgel, getir gibi yeni servisleri kullanan yeni bir tüketici var. İşte bu tüketici YouTube ve Netflix’i biliyor. Kâr etmek için futbol ihalelerine oluk oluk para akıtan IPTV platformlarını anlamıyor.

Üretici içinse televizyon kanalıyla sponsor arasında pinpon topu gibi gidip gelen, kabul edilmeyen programı için kanal kanal dolaşan, yapılan 100K TL/ay anlaşmadan bölüm başı 4.000 lirasını almak için aylarca bekleyen, yapımcısına yağ çekmek zorunda kalınan günler bitti. YouTube basın toplantısında tanıştığımız Haifa Beseisso haber spikeriyken kovulduğunu, önceleri televizyonda iş bulmak için showreel’ini yayınlamak için açtığı kanaldan şimdi geçindiğini ve hayatını kurduğunu anlatıyor.

Bu yıl Kristal Elma’da YouTube iki konuda da güzel haber verdi. Bir dönem danışmanlığını yaptığım, Akasya Asıltürkmen artık bir YouTube sanatçısı olmuştu. İkincisi ise Adobe döneminden bu yana gelişmesini izlediğim Barış Özcan dünyada YouTube’da fark yaratanlar listesinde önce ilk 13’e sonra da ilk 3’e kaldı. Bununla gurur duydum.

Yapay zekalar da artık bir izleyici kitlesi…

YouTube’un yayınladığı raporun detaylarını blogumda bulabilirsiniz. Ancak bence birkaç önemli detay dikkat çekici. Mesela en büyük kitlesi 16-24 yaş arasındaki kullanıcılardan oluşan YouTube’un kullanıcılarının yüzde 25’i 55 yaşın ütünde. Bu son derece dikkat çekici bir oran. Ancak bakıyorum da raporda bir eksik var. Çok küçük bir oranda da olsa yaşsız bir kitlenin YouTube videoları izlediği atlamış. IBM’in yapay zekası Watson geçen aylarda YouTube üzerindeki binlerce yemek tarifi videosunu yemek yapmayı öğrenmek için izledi. Bu da bir başka garip YouTube gerçeğini ortaya koyuyor. YouTube’a eğlenmek için girenler yüzde 58 iken öğrenmek için girenler yüzde 47. Hiç de az değil. Üstelik eğlenenler bazen bir müzik videosunun yüzlerce kere arka arkaya çaldırıp bu rakamı yükseltiyorlar ve bu oran muhtemelen YouTube RED (yani cihazda depolanabilen, reklamsız içerik hizmeti) olunca ciddi anlamda düşecek, öğrenme videolarının oranı yükselecektir.

Eğer YouTube’da içerikle para kazanmak niyetindeyseniz, çok değerli ve çokça izlenen birkaç içerik türü daha var. Bunlardan biri howto videoları, biri ürün tanıtımları ve bence en seksisi Strange Days filmindeki gibi birinin gözünden bir olayı yaşama videoları. Bunun bir örneğini benim YouTube kanalımda Google Glass ile çektiğim otomobil testlerimde görebilirsiniz. Spectacle’s ile tahminen bu videoların oranı daha çok artacaktır.

Gelecek dönem için internet verisinin en büyük kısmının video olacağı kaçınılmaz. Bu bize televizyonun kaybettiği izleyicinin YouTube ve Netflix’de ortaya çıkacağı sonucunu gösteriyor. Bize düşen ise, daha çok içerik üretip hiç olmazsa Türkçe’nin bu savaşı kaybetmesine engel olmak.