En Doğrusu: Aklınızın Filtresi

Berkin Elvan…
Bir çocuğumuzu kaybettik.
Yazı günüm geç de olsa, bu çok erken ölümden duyduğum üzüntüyü bütün samimiyetimle iletmek istiyorum.
Ailesi ölüm haberini Twitter’dan “Halkımıza: Saat 07:00 Berkin Elvan’ı evladımızı kaybettik. Başımız sağ olsun” diye duyurdu.
Arkasından bütün Türkiye’de, Twitter’da en çok konuşulan konular arasında hızla yükseldi. Akşamüstü Türkiye’nin her yerinde ‘trending topic’ durumundaydı.
Gece saatlerinde hem sokaklardaki hem de paralel giden Twitter gündemindeki hareketlilik en yüksek anına ulaştı. İşte bu tip zamanlarda, hepimizin temkinli olması ve doğru olanı yapması gerekiyor. Twitter bu tip anlarda tam bir enformasyon kaosu alanına dönüşüyor. Yıllardır genç gazetecilere internet üzerinde doğru haberi yakalama ve haberi doğrulama dersleri veren ben bile bazen gelen dezenformasyon karşısında soğukkanlılığımı yitirebiliyorum.
Ancak bu tip enformasyon kaoslarında her zaman soğukkanlı olan ve doğruların, gerçeklerin yanında olanların kazandığını biliyorum. Bu nedenle, Twitter kullanırken dikkat edilmesi gereken konuları sıralamak istiyorum.

Dezenformasyon atılmış bir olta olabilir
Öncelikle; okuduğunuz yazının, haberin, baktığınız resmin hatta videonun gerçekliğini ‘onu çok kişinin atıyor olması’nın sağlamadığını bilmek gerekiyor.
Gelen her ‘tweet’i kendi filtrenizden geçirmeniz, doğruluğundan emin olmadan ‘retweet’ yapmamanız gerekiyor.
Size gelen mesajı yollayan kişinin tanıdık olması bile çoğunlukla sonucu değiştirmiyor.

Gezi Olayları’nda da gördük ki; Twitter konusunda profesyonel insanlar bile bazen gelen mesajı doğru değerlendiremiyor hatalar yapıyorlar.
Bazen bu hatalar, kötü niyetli kişilerin dezenformasyonu arttırmak için kullandığı oltalar olabiliyor. Daha sonra yalan ‘tweet’ler yayınlanıyor diye kullanacakları, delil gösterecekleri haberler olabiliyor.
Bu nedenle, eğer size gelen mesajları ‘retweet’ yapmak istiyorsanız, mutlaka ama mutlaka kendi filtrenizden geçirmelisiniz.
Eğer size akılcı gelmiyorsa; o anki duygularınızı bir kenara bıraktığınızda gerçekliğinden en ufak şüpheniz varsa, o mesajı kendi adınıza yayınlamayın.

Kaynak Araştırması
Gönderen kişiyi tanıyorsanız, güveniyorsanız; doğruluğunu ona mutlaka sorun. Hala emin olamadıysanız veya o kişiye de başka bir yerden gelmişse, kaynağını sorun ve aynı muameleyi kaynağı içinde yapın.

Size bir yerden ulaşmış bir görsel varsa, ‘Google Resim Arama’ kısmına resmi yükleyip benzerleri veya aynısının varlığına bakın. Google bu tip görsellerin ilk çıktığı yayını göstereceği için, o resmin hangi toplumsal olaya ait olduğunu kolaylıkla bulabilirsiniz.

Rötuşlara dikkat!
Görsellerde, konunun dışında etrafa da bakın. Bazen Photoshop ile yapılmış, bu tip görsel montajlarla karşılaşabilirsiniz. Hatta, örneğin; bu resimlerde Türkiye’de daha önce hiç görmediğiniz bir trafik işareti ile karşılaşabilirsiniz. Gezi Olayları’nda yön levhasının üzerine yazılan yazının resmin çekim açısından farklı bir açıya sahip olduğunu fark etmem, bu konuda bir dedikodunun başlamasına engel olmama yardımcı olmuştu.

Son dönemde resimlere (halk arasında işi komplike göstermek için mi yapıldığını anlamadığım şekilde Photoshop denen, ‘Fotoşop’ diye de garip şekilde Türkçeleştirilen) montaj, rötuş işlemlerinde çok iyi neticeler alınıyor. Artık gerçeği ile yalancısını ayırt etmek neredeyse mümkün değil. İşte bu tip resimlerde de tek güvencemiz aklımız. Beynimize ters geliyor ya da onun şüphesi varsa, bilin ki gerçekten bir problem vardır. Hemen kaynağını araştırın.
Videoların söz konusuysa; çeken kişinin konumunu, olması muhtemel ses kaynağına uzaklığını tahayyül ediyor olmak da son derece önemlidir.

Unutmayın; bu tip enformasyon kaoslarında hep doğru olanlar kazanır. Doğrudan, gerçekten ve aklınızın filtresinden hiçbir zaman uzak kalmayın. Metanetli olun, olması gereken budur.