İnternet mitleri

İnternet hem teknik hem de son derece sosyal bir konudur. Teknik altyapının üzerinde milyarlarca insan farklı şekillerde iletişim kurarlar. Bu nedenle de internet spekülatiftir. Yani üzerinde herkesin sübjektif fikir beyan edebildiği bir alandır. Bu yüzden internette mitler oluşur. Bu mitler konuşula konuşula bazen mucizelere, bazen karabasanlara dönüşür. Bunlardan birkaçını sizin için derlemek istedim.
İki öğrenci garajda kurdukları siteyle milyar dolarlık şirket oldular
Bu haberi televizyonlarda izleyen ebeveynler, çocuklarının kafasına vurup “bak elin oğlu ne yapmış” derler. Derler de işin aslı böyle midir? Orası muamma…
Çocuk okulunu bitirmemiştir (bu da ayrı bir mit konusudur, ayrıca incelenmelidir). Okuldan ayrılır (okul çoğunlukla Stanford veya Harvard’dır). Bir proje üzerine çalışır. Mesela aranan bir konu ile ilgili web sitelerini bulacak bir uygulama. Sonra bir anda borsaya kote bir şirket sahibi olur. Bu sanki bir mucize gibi anlatılır ama işin aslı organize bir devlet ve finans yapısı, stratejik planlamadan geçer.
Önce çocuklar sokak arasındaki bir bankadan kredi alırlar. Teminat olarak projelerini gösterirler. Türkiye’de bunu yapamazsınız. Hiçbir banka size bu şekilde kredi vermez. Krediden aldıkları para ile büyürler. Sonra borsaya kote olurlar. Türkiye’de bu kadar kısa zamanda borsaya da kote olamazsınız. İnternet şirketlerinin yaptıkları SaaS projeleri (Software as a service) Amerika’da saygın projeler olarak görünürken, Türkiye’de “laga luga”, “men dakka dukka” diye adlandırılır. Bir sanayi değildir sonunda!!! Bu nedenle ciddiye alınmaz, ciddi bütçeleri olamaz, sonra da haberlerde diğerlerine bakılır “vay be çocuklar yapmış” denir. Bu arada bu tip on binlerce girişimden sadece birkaçı bu başarıyı yakalar ama azı yakalıyor diye destek kesilmez. Bu bir devlet politikasıdır!

E-iş projelerinin maliyetleri düşüktür

Bloomberg HT’de Yatırım Bülteni programında internet bankacılığında neden komisyon alıyorlar ki, her şeyi ben yapıyorum denildiğini duyduğumda bir tweet attım. İlk mitimizin tortuları burada da görülmektedir. Zannedilir ki internette iş yapmak maliyetsizdir… Değildir. Sadece maliyetler düşüktür. Bir AVM’de bir mağaza açmaktan düşüktür ama sonuçta bir mağaza açmak kadardır. Eğer bu harcamaları yapmadan bir proje açarsanız internet dünyasında madara olursunuz. Mesela bankalar internet şubelerindeki şifreleri çaldırmamak için her ay kaç lira harcıyorlar biliyor musunuz? Peki o bankacılık işlemleri kullanılsın diye ne kadar pazarlama bütçesi var? Arkada gişe memuru yok ama yerine çalışan bilgisayarcı ayda kaç satır kod yazıp bankaya kaça mal oluyor. Ya yazılım lisansları, güvenlik harcamaları, donanım harcamaları, datacenter maliyetleri, donanımı soğutmak için kullanılan klimaların maliyeti, afet yönetimi maliyetleri…

E- ticarete girince çok kazanırsınız çünkü çok satış yapılıyor

İnternet projelerinde bir processin maliyeti belli olduktan sonra aynı şekilde milyonlarca işlemi programlarsınız. Bu yüzden genelde internet işlerinde çok sayıda işlem yapıp, kâr marjları aşağı çekilerek, avantaj yakalanır. Ancak kâr marjları düştüğü için her zaman bıçak altındasınızdır. Eğer e-ticaret tarafında yani aynı imkanlara sahip rakipleriniz varsa, kazanmak için hırslıysanız maliyetleri görmezden gelip negatif büyüme yaparsınız. E-ticaret sektöründeki genel durum da tam olarak budur… Şu an çok satan birçok web sitesi, maliyetleri sebebi ile zarardadır. Çoğu yatırımcıdan gelen paralarla kâr realize ederler. Bu arada korkunç maliyetleri vardır. Ürün bulmak maliyettir, sunucular maliyettir, fotoğraf çekimleri, ürünü web sitesine uygun hale getirmek maliyettir, arama motorlarında üste çıkmak için yapılan SEO ve SEM çalışmaları maliyettir. Test sunucuları, yazılan kod, kampanyalara özel yazılımlar hep maliyettir. İnternet reklamcılığı ciddi bir maliyettir. İşte bunların olduğu yerde kâr, özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde söz konusu olmaz, olamaz.

Twitterda ne kadar çok follower o kadar iyi

Bunu uzun uzun yazmaya gerek duymuyorum. Sanırım ne kadar anlamsız olduğu anlaşılmaya başlandı. Ama hâlâ cılız da olsa bunu söyleyenlerle karşılaştığımı söylemek isterim. Daha fazla takipçi hiç bir şey demek değildir.
Sosyal medyanın yönetimini gençlere bırakalım, ne de olsa internette gençler var
İnternet, özellikle mobil genelde gençlerin kullandığı bir alandır ama bu orada sadece gençler olduğu anlamına gelmemelidir. Pazarlama bilgisi kuşaklara isim takmaktan ileri gitmeyen kişilerin taktıkları isimlere takılmayacağım ama şunu söylemek gerek ki; 50 yaş üstü alım gücü yüksek bir kesim de interneti ciddi şekilde kullanıyor. Gerçekten pazarlama yapıyorsanız bu kitleyi göz ardı edemezsiniz ve markanız değersiz değilse onu iletişim bilmeyen gençlere emanet edemezsiniz.