İnternet’teki suçlularla nasıl mücadele edilir

Geçen hafta BBC News’den Angus Crawford pedofililer ile iligli bir haber yaptı. Haber uzun süredir yapılan bir çalışmanın sonuçlarını içeriyordu. Çocukların cinsel istismarı ile mücadele eden Hollandalı bir yardım kuruluşu olan Terre des Hommes, dört araştırmacıdan oluşan bir ekip oluşturmuş. Ekip 10 hafta boyunca Filipinli bir kız çocuğuna benzeyen bir bilgisayar avatarı yaptılar. Avatarın ismini Hansen Sweetie koydular.

Resimleri ile birlikte açtıkları sosyal medya hesabına on binlerce erkek bağlantı kurdu. Yapılan araştırmaların sonunda bunlardan 71 ülkeden bin civarındaki kişinin pedofili olduğu sonucuna varılıp. Ülkenin yetkililerine konu hakkında bilgi verildi. Elimdeki rakamlardan biri İngiltere hakkında. 120 İngilizin isimleri İngiltere Ulusal Suç Kurumuna iletildi ancak bunlardan hiçbiri şu ana kadar hüküm giymedi. Yetkililer soruşturmanın devam ettiğini söylediler. Araştırma sonuçları yüzünden sadece bir Avustralyalı hüküm giydi. Yapılan sorgulamada suçunu itiraf etti ve bilgisayarında daha önceki aktivitelerinden deliller bulundu.

Ben öncelikle bu araştırmada Türkiye’den bildirilen bir vaka olup olmadığını merak ediyorum. Rapor’un tamamına bakınca ( http://tinyurl.com/sweetieraporu ) sadece Annex III’ün 13. başlığında Türkiye’de bu konudaki kanunların özellikle interneti kapsamadığını belirtiyor.

Buradan çıkarılması gereken sonuçlara gelince:

1. Suçla mücadelede evrensel yöntem herkesi suçlu saymak değil, suçluları ayıklamak. Bizde ise herkesi suçlu say; suçlu olmayanlar ispat etsinler. Bu kolluk kuvvetlerinin işlerini yaparken ne kadar tembelce davrandıklarını gösteriyor.

2. Her ne kadar ciddi bir kurumdan gelmiş olsa da bir kişiye ceza vermek için deliller, suçlunun ispatı gibi gerekler vardır. Hakkında bir suçlama var diye kimseyi içeri atamazsınız. İngiltere’nin o 110 kişi ile yaşadığı durum tam olarak budur. Zaten bu nedenle özellikle İngiltere ve Amerika gibi ülkelerde bu oltalama yöntemleri uygulanır. Bunlar da yetmez deliller toplanır ve suçlunun itiraf etmesi beklenir. Avustralya örneğinde olduğu gibi. Aslında Hollandalı kurumun verdiği deliller Türkiye’de bir kişiyi topa tutmak için yeterlidir. İşte bizim en büyük problemimiz de bu. Hele konu bu kadar yüz kızartıcı olunca kimse suçsuzluğunu ispat edemez. 5651’in mevzuata alındığı dönemde buna benzer olaylar olmuştu.

3. Raporda Türkiye’deki çocuk istismarı yasaları ile ilgili incelemede, internette işlenen suçlarda netlik olmadığı yazıyor. Ben raporun hiçbir yerinde 5651 nolu internet yasasını görmedim.

Bu demektir ki; evrensel bakışta bizimkinin tersine suç nerede işlenirse işlensin suçtur yaklaşımı var. İnternette işlenen suçlar diye bir ayrım yok!

Mücadelede de ispat aranıyor. Aklına estiği gibi hakkında suçlama var deyip kimsenin özgürlüğü kısıtlanmıyor.