İnternetteki tasarım kriterlerimiz

İnteraktif ajansımın bulunduğu dönemlerde, kreatifini benim yaptığım bir web sitesi ile dünya ikincisi olmuştuk. Ancak hakkımızın yenildiği yarışmanın takipçileri tarafından çokca dile getirilince, bize juri üyeliği teklif edilmişti. O günden bu yana interneti değerlendirecek yarışmalara juri üyesi olarak destek vermeyi severim.

Hatta yıllar önce Microsoft Türkiye’den Çiğdem Kayali bana yeni bir yarışma fikri ile geldiğinde memnuniyetle imkanlarım dahilinde destekleyeceğimi söylemiştim. O dönemde Altın Örümcek yarışmasının jüri üyelerini, Microsoft’ta oluşturduğumuz Sitebuilders grubunun öne çıkan isimlerinden oluşturmuştuk.

Sitebuilders grubunun kurucularına teşekkür amacı ile yolladığı onuncu yıl plaketini alalı kaç sene oldu onu bile unuttum. Altın Örümcek ise bu yıl 13. ödülünü verecek. Ben bu yıl da juri üyesi olarak ilk değerlendirmeleri geçen hafta yaptım. Türkiye’de web siteleri, tasarımlar gün geçtikçe daha çoğalıyor. Yani içerikle ilgili pek sorunumuz yok. Her ne kadar bunca yıldır “TR” uzantılı alan adları konusundaki sorunlar devam ediyor olsa da, içerik farklı ülkelerin alan adlarında çoğalmaya devam ediyor.

Ancak tasarım konusundaki düşüncelerim pek de iyi değil. Yapılan sitelere bakıyorum da, yurt dışındaki benzerlerinden hiçbir farkı yok. Bir konuda site yapmaya karar verildiğinde google’da arama yapıp gelen ilk birkaç siteden biri taklit ediliyor. Buna bir de isim takılmış, “Ar-Ge” ( arakla – geliştir ). Tabii arak fikir öyle kolay kolay geliştirilmiyor. Sonra tıpkısının aynısı fikirler devam edip gidiyor.

Gelelim Türkiye’de yapılan web sitelerindeki en ciddi problemlere. Bunların başında hani “imamın söylediğini yap, yaptığını yapma” denir ya, işte tam öyle bir sorun var. Herkes mobilin çok önemli bir güç olduğundan bahsediyor ancak bırakın mobile özel site geliştirmeyi, “responsive” dediğimiz mobilde de görünen siteler yapmayı bile beceremiyorlar. Bu, benim gibi uzun süredir bilgisayar önüne oturmamış kişiler için başlı başına bir dert olarak ortaya çıkıyor.

Hatta geçen hafta Eskişehir’de gerçekleştirdiğimiz eticaretSEM, organizasyonunda izleyicilerden biri bankaların 3D güvenlik sayfalarında bile mobil desteği olmadığından bahsetti. Bunu da incelemeye devam edeceğim.

İkinci önemli problem ise, genel tasarım kriterleri. Tamam genel bir tasarım standardı yakalamak ve işin “iş” kısmını öne almak için wordpress gibi altyapılar kullanılsın, standart şablonlar uygulansın diyoruz ama bunu herkesin yapıyor olması çok yanlış. Bütçesi olan büyük projelerin mutlaka özgün tasarımlar peşnde koşuyor olması lazım.

Hatta nasıl Amerika, İngiltere, Japonya, Çin ve Kore’nin farklı web tasarım kriterleri oluştuysa, Türk tasarımının da genel motiflerini (tabii evrensel kriterlere ve trendlere uygun biçimde) web sitelerine uygulamamız gerekiyor. Şimdi bunu okuyup, biz “Türkler” böyle yaparız diye acaip tasarımlar gelmemesi adına, evrensel kriterler ve trendlere uygun olması gerekliliğinin bir kere daha altını çiziyorum.