Kişisel Bilginin Korunmasına Aykırı Bir Bakış Açısı

Şu ana uçaktayım. İstikamet Ankara. İlk durağım ise TBMM İzmir Milletvekili Erdal Aksünger. Konumuz TTnet ve Phorm. Burada küçük bir bilgilendirme yapayım: Phorm, internet üzerinde kullanıcının davranışlarını algılamaya çalışan bir yazılım. Bu sayede kişiye uygun reklam getiriyor. Benim gibi birçok STK başkanı bu toplantıya davetli.

Aslında şu aralar kişisel bilgi konusu çok revaçta. Kasım ayının ilk haftası İnternet Konferansı’ndaydım. Orada da herkes kişisel bilginin korunmasını konuşuyordu.

Ancak malumunuz her zaman olduğu gibi bu konuda da Türk insanının bazı ezberlere takılı kaldığını ve konuyu anlayabilmek için bu ezberlerden uzaklaşıp, “tabula rasa” olmak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü son dönemde oldukça klişe bir söylemle “dünya hızla değişiyor”. Bu bütün kavramların da değişmesine sebep oluyor. Artık ne elimizdeki telefon sadece bir telefon, ne evimizdeki televizyon eskisi gibi televizyon. Telif hakları, devlet vatandaş ilişkileri, artık herşey tartışılıyor, yeniden yorumlanıyor.

Ben kişisel bilgiler kavramının da aynı şekilde tartışmaya açık olması görüşündeyim.

İsterseniz hangi bilginin daha önemli olduğunu anlamak için, kimin hangi bilginin peşinde olduğunu analiz edelim. İstihbarat teşkilatları, kişilerin davranış bilgileri ile ilgileniyor. Bu bilgileri sosyal medya şirketlerinden satın aldığı yolunda şehir efsaneleri dolaşıyor. İstihbarat şirketlerinin en çok ilgilendiği bilgilerin arasında telefon bilgileri de önemli yer kaplıyor. Kim kimi tanıyor? Kiminle ve hangi sıklıkta konuşuyor? Kiminle konuşmasını bitirdikten sonra kiminle konuşuyor?

Bu bilgileri almak içinse akıllı telefon yazılımı yapan şirketleri kullanıyor. Şirket rehberinizdeki bu bilgilerin istatiğini tutan bir yazılım yaptığını söylüyor. Bu yazılımın reklamını da büyük teknoloji sitelerinde yapıyor. Sonra yazılım sayesinde herkesin rehber ilgilerine ve konuşma loglarına ulaşıyor. Bunların analizini yine sizin telefonun üzerinde yapıp gerekli bilgileri güncelleme ve senkronizasyon bahanesi ile sunucularına aktarıyor. Sonra bilgileri satıyor. Bu şirketlerin büyük çoğunluğunun merkezi Kıbrıs gibi ada ülkelerinde.

Bu bilgileri kişisel olarak toplamak yerine, operatörün faturalama işlemlerine talip olan direkt istihbarat kökenli şirketler de var.

Faturalama bahanesi ile bilgileri topluyor, analiz edip istihbarat yapılarına teslim ediyor.

Bir de isterseniz bir websitesine bağlanırken nerelerde iz bırakıyorsunuz ona bakalım;Tabii ki ilk yer bilgisayarınız.:

Cookieler, loglar, cachelenen bilgiler derken bilgisayarınız veya internete bağlandığınız cihaz onlarca yerde bilgi tutuyor. Eğer bu cihaz wifi bağlantılı ise paketleri havaya atıyorsunuz demektir ve büyük ihtimalle yüz metrelik bir çap içinde herkes bu bilgilerinizi sniff edip ulaşabilir. Sonra evinizdeki router – modem aynı şekilde bilgileri topluyor ve burada izler kalıyor. Bir siteye bağlanırken önce bağlanmak istediğiniz alan adı DNS sunucularına gidiyor. Bu sorgulama bilgisi tabii ki de burada duruyor. Sonra o DNS sunucusu sizi ilgiili Name Server’a yönlendiriyor. Orada da sorgulama bilgileriniz bulunuyor.

Daha sonra bağlanacağınız siteye ulaşıyorsunuz. O site -bir linkten bastıysanız nereden geldiğinizden, ekran çözünürlüğünüze, işletim sisteminize kadar her türlü bilgiyi tutuyor. Tabii bu arada DNS, sunucuları ve bağlanacağınız sitenin Web sunucusuna kadar dolaştığınız her alanda router bacaklarını kontrol eden yöneticiler, bütün hareketlerinizi hem görüyo rhem de bütün paketleri kontrol edebiliyor.

Yani anlayacağınız ,gecenin bir vakti karanlık odanızda gizlice yaptıklarınızdan ev ahalisi dışında neredeyse tümdünyanın haberi var.

Legal veya ilegal, etik veya değil ancak bilginize neredeyse herkes ulaşabiliyor.

Kaldı ki bu bağlanacağınız site bir sosyal medya sitesiyse, burada yaptıklarınızı, arkadaşlarınızı ve özel fotoğraflarınız da dahil bütün bilgilerinizi API’ler sayesinde yüklediğiniz diğer yazılımlar ve siteler de biliyor.

Ben birşey yüklemedim demeyin. Arkadaşınızla chat yaparken karşınıza çıkan ufak tefek uygulamalardan yola çıkacak olursak benim Facebook sayfamda bu gibi yetmiş civarında site ve yazılım var. Facebook’da “gizlilik uygulamaları” kısmına girerseniz sizin de çok ama çok şaşıracağınızdan eminim.

Gelelim G-mail’e; Hiç mailinize kaç yazılım ve donanımın bakmasına izin verdiğinizi kontrol ettiniz mi? Benim için G-mail çok mahrem bir alan.Ona rağmen bütün gereksiz uygulamaların erişimini engellediğimde bile yirmi civarı uygulama ve bizzatihi maillerimi kontrol etme hakkı bulunan on donanıma ait onbeş civarı yazılımın hakkı var. Twitter foursquare instagram ve diğerlerinden bahsetmiyorum bile.

Peki bu kadar insan bu gözetleme kulelerinden her yaptığınızı inceliyorken, siz özel alanınızı nasıl koruyacaksınız?

Birincisi: Özel alanınızı yeniden tanımlamalısınız. İnternete bağlandığınız anda özel bir alanda olamazsınız. Bu beklentiyi ortadan kaldırırsanız ruhunuz birşeyleri gizlemek için bölünmez ve şizofreni yaşamazsınız.

İkincisi : Bu kadar kişi bilgilerinize ulaşırken devletin bu bilgilere ulaşıyor olmasından rahatsızlık duymazsınız. Zira devlet bu bilgilere ulaşmak isterse zaten ulaşır. Tabii burada devlet kastımızı da netleştirmemiz gekiyor. Bizim korkumuz bu bilgilere ulaşılması değil, bunun bir tehdit aracı olarak kullanılması. Yani korkumuz rutin kayıtların alınması değil, görevin kötüye kullanılması. Demek ki asıl amacımız kişisel verileri kendi çapımızda korumaya çalışmaktan çok bu verileri görenlerin ciddi anlamda denetlenmesini sağlamak.

Yoksa devlet aslında zaten vatandaşının sırdaşıdır. Vatandaşlık bilgilerinizi devlet korur, sağlık bilgileriniz de devletin kontrolündedir. Vergi ve hertürlü ticari sırlarınızı da devletle zaten paylaşmıyor musunuz? Devlet nerede oturduğunuzdan, kaç lira kazandığınıza, kaç lira harcadığınıza kadar her bilgiye sahipken, isterse Mobese üzerinden her gittiğiniz yer bilgisine ulaşabiliyorken, internetteki verinize mi ulaşamayacak?

Peki ne yapılması gerekiyor? Çağdaş bir devlet yapısı üretimden çok denetlemenin üzerine kuruludur. Yanlış anlaşılmasın vatandaşını denetlemekten bahsetmiyorum. Ancak devletin bu konuda denetimi yapan devlet memurlarını da ciddi anlamda denetliyor olması lazım. Mesela bir vergi memuru bir kişinin mal varlığını araştırdığında devletin “Kardeşim ,bu senin konun mu,neden araştırıyorsun?” diye sorması lazım. Bu şu anda yok!

Bir polis kişinin GBT sine baktığında eğer tutukluluk hali varsa, polis zanlıyı getiremezse, hakkında soruşturma açılması lazım. Bu var!

Sağlık bilgilerinizin herkesin elinde dolaşmaması lazım!

Vatandaşlık bilgilerinizden yola çıkıp sülalenizin mal varlığını hiçkimsenin sorgulayamaması lazım!

İşte devlet vatandaşının bu bilgilerini korumalıdır!

Bunları koruduğu zaman TC devleti çağdaş bir devlet olur.

Yayınlayan

Atif Unaldi

Setting up the BBS system enabling the communication of two persons over telephone lines when he was a student at the Physics Department at the Bosphorus University, Atıf Unaldı established the first Internet connection in Turkey. He achieved a “first of its kind” type project again in Turkey by making an Internet and information program at Radio D (Radio Club) named “Farenin Kuyrugu” (The Tail of the Mouse) between 1992-1994. In 1994, he prepared, presented and produced a nightly live show,”RadyoNet”, appearing five weekdays on Kanal D. This was the first program consisted of live computer pictures from beginning to end. Atıf Unaldı was the General Director of the first Internet server in Turkey, Anadolu.Net, between 1994-1996. Being the supervisor of the World Air Games I in 1996 and 1997, he registered the sportsmen into the games over the Internet and Intranet. In 1998, he also became the Internet supervisor of the Sabah Group, and worked as a consultant in the project to sell Sabah Kitapları (Sabah Books) over the Internet. In the same year, he continued to write at his column (Yeni Ufuklar-New Horizons) in the .Net magazine, which was a publication of the Milliyet Group. In 1999, he was appointed as the webmaster in Ihlas.Net, and he also designed and administered it. In the very same year, he wrote at a column in an IT magazine, Pcweek of the Sabah Group. In the meantime, founding a web-design company, Artmedya, Unaldı prepared an Internet magazine talk show program for BRT, GeceNet, which he presented with Romina Ozipekci. Later, continuing to write in his column in the magazine, Canteen of the Aksam Group, Atıf Unaldı gave web-design lectures in the Ceramic Department of the IU. Leaving his position in Canteen upon the establishment of the Interporbil Group, Unaldı has been a columnist in the economy magazine, EkoTimes. At the moment, Atıf Unaldı is the columnist in the Computerlife magazine. He has been also a columnist in Finansal Forum newspaper every Wednesday. Being the brand consultant of Buybye.com, Unaldi produced and presented a programme, TRON, in Technology Channel. As of December 2004, becoming the IT Director of Star Media Group, Unaldi carried out the editorship of STARTEK supplement of Star newspaper. Currently being the Internet Director of Kanal D and Star Tv, Unaldi also produces the Technorock programme in Rock Fm. Being one of the founders of the group called Sitebuilders supported by Microsoft, Unaldı has been organising conferences, seminars and panels concerning “Web-design”, “mobile Internet”, “e-trade” and “advertisement in the Internet” with the group. The group has been successfully providing the persons and organisations with its free educational studies. Published Books 2006 Netizen ( Internet Dictionary ) The contests he participated as a juryman: 2002 - Altın Örümcek Web Contest 2003 - Altın Örümcek Web Contest 2004 - Grafi2000 Flash Animation Contest 2004 - Altın Örümcek Web Contest 2005 - Altın Örümcek Web Contest 2006 - Web Marketing Assotion - Web Awards His published articles: The Structuring of the Internet in the Information Society of Turkey, Yeni Turkiye Dergisi (The New Turkey Magazine), March 1998 Web-design criteria, Yıldız Technical University Publication, 1994 Conferences, Seminars and Professional Activites: 1999 - Informing the sitebuilders and e-trade and web-design seminars in Microsoft headquarters (Istanbul) 1999 - Web-design, e-trade, Media Technologies seminars within Microsoft (Ankara, Istanbul, Izmir, Konya, Antalya) 2000 - e-trade seminars within Kosgeb (Ankara) 2000 - e-trade seminars in the Fatih University (Ankara) 2000 - The Bilgi University Internet seminars (Speakers: Microsoft Turkey General Director Sureyya Ciliv, Atıf Unaldı) 2000 - Within the framework of the IT 2000 activities, e-trade and web design seminars (Istanbul) 2003 - PRCI Turkiye (Istanbul) 2003 - Wireless Forum ( İstanbul) 2003 - ODTU ( Ankara ) 2003 - Mobiliz.biz ( İstanbul ) 2004 - PRCI ( İstanbul) The softwares he translated: 1996 - Windows Commander 2000 - Babylon Internet Dictionary 2002 - Sitepublisher Softwares: 1992 - The installation of two radio automation systems (Radyo Kulup and Radyo C) (1995) 1994 - The software of two computer programs (Crossword and Puzzle) which were played with the participation of the television audience at Kanal 6 television. 1996 - The Turkish version of a program called Windows Commander 1998 - A computer software enabling the automation of the TV advertisement department The organisations he is the member of: WSP (Web Standards Project) A global organisation Sitebuilders Microsoft ASP Guilt A world organisation Isoc (Internet Society) A world organisation Mobiliz.biz Mobile Advertising Platform CehTURK