Şeylerin İnterneti

Internet of Things (IoT), yani şeylerin interneti çok yeni bir konu. İlk ne aman bu konuda bir yazı yazdım hatırlamıyorum ama internette arayınca 25 Nisan’da televizyon programımda bu konuyu işlemişim. (http://tinyurl.com/IoTTV) Programa nesnelerin interneti çevirisiyle başlıyorum ancak konuğum Muharrem Taç beni bu konuda ikna ediyor. Konunun aslı şeylerin interneti.

Geçen gün bu konuda Cisco ve Intel’i organize ettiği bir konferans ve fuar vardı.  Ancak tartışmalar birkaç gün önce başladı. İlk problem literatürü oturtmaktı. Sanıyorum organizasyonu düzenleyen arkadaşlar things kelimesinin Türkçesi’ne sözlükten bakıp “şey,nesne” karşılığını görünce, “şey” basit kaçar diye “nesne”yi seçmişler. Konferansın ismi “Nesnelerin İnternet”iydi. Ancak teknolojide Türkçeleştirme işi bu kadar basit şekilde yapılmıyor. Öyle sözlüğe bakıp sevdiğinizi kullanamıyorsunuz. Bunun devamında gelen dünyayı atlayamıyorsunuz. Yaptığım tv programını izlerseniz, konuğum Muharrem, gelecekte yarı canlı, yarı makine araçlarında interneti olacağı için bu kavramın bu şekilde kullanıldığını net bir şekilde söylüyor. Belki biraz korkutucu ama gerçek.

Şeylerin interneti nedir konusunu böylece sanıyorum anlatmış olduk. Devamında gelecek olan Internet of Everything de bu kavramın devamı olacak. Aslında etrafımızda gördüşümüz herşeyin internete bağlanmasından bahsediyoruz. 50 milyar farklı şey internete bağlanacak. Bu da milyar milyarlarca sensör, korkunç büyük veri toplulukları demek. Tabii bu büyüklükteki verileri analiz edebilmek için kurumların CDO’lar ile dijital dönüşümlerini tamamlamaları gerekir. Bunu CDO Turkey çatısı altında hergün konuşuyoruz (http://www.cdoturkey.com/). Bu kısmı işin teknik kısmı. Sonucu ise, harika istatistikler, doğru analizler bu sayede insanlığın hızla geleceğe gitmesi demek.

Konferans sırasında Cisco Türkiye genel müdürü Cenk Kıvılcım ve Intel Türkiye genel müdürü Burak Aydın’la sohbet imkanı bulduk. Çok heyecanlılar. Ancak bu gelişmelerde Türkiye’nin izleyen değil üreten olmasını umut ettiklerini söylüyorlar. Hatta küçük bir çalışma grubu oluşturmaktan, gelecek projelere destek olmaktan bahsettiler. Yaklaşık 20 yıldır farklı teknolojilerde Türkiye treni kaçırmasın diye toplantılar yaptım. 1991 yılında Boğaziçi Üniversitesinde “internet treni” kaçmasın diye yaptığım konuşmadan bu yana hiçbir şey değişmedi. O yüzden pek ümitli değilim ama üzerime düşün bir görev olduğunda ise endişe ve kaygılarımı bir kenara bırakıp tabii ki gereğini yapacağım.