TÜSİAD’ın e-ticaret raporu

Bu ay içinde TÜSİAD “Dijital pazarın odak noktası e-ticaret: Dünyada Türkiye’nin yeri, mevcut durum ve geleceğe yönelik adımlar” isimli bir rapor yayınladı. (http://tinyurl.com/tusiadtic) Raporu e-ticaret sektörünün yakından tanıdığı Sina Afra hazırlamış. Rapor 137 sayfa ve şöyle bir göz gezdirdiğimde bir gözle görülür bir de saklı gündemi olduğunu net olarak gördüm. Görülen gündem, Türkiye’nin 2023 hedefine ulaşması için e-ticaret sektöründe yapılması gerekenler. Ancak gizli mesaj ise, özellikle Türkiye’nin 2023 hedefine ulaşması ve devamında da ticaretin hedeflerdeki başarıyı gerçekleştirebilmesi noktasında perakende sektörü başta olmak üzere ticaretin internete taşınmasının gerekliliği.
Ancak bunu gerçekleştirirken rapor o kadar gerçekçi ele almış ki; sadece e-ticarete geçişi işaret etmemiş, bunun toplam ticaretin yüzde 15’ini geçmemesi gerektiği gibi bir tavanı da istemeden tanımlamış. Bu belki büyük sorun gibi görünmüyor ama günün sonunda geçecek olan 9 yıllık süreci yok saymak hiç doğru değil.
Yapılan çalışmanın birkaç bölümü özellikle dikkatimi çekti. Özellikle 28. sayfada Dünya ve Türkiye’de internet dünyası oyuncuları başlığı altındaki grafik, iki konuda bize ışık tutuyor. Birincisi Türkiye’de boş kalan internet alanları ikincisi de gelecek dönemde satın almalar, yani Türkiye’deki oyuncuların global abilerini tanıma noktasında. Endeavor’un oluşturduğu Türkiye Girişimciler Haritası bence bu konuda oluşturulmuş en başarılı çalışmadır.
Raporda ülkelere göre e-ticaret gelişim fazları da dikkat çekici araştırmalardan biri. Buna göre ülkeler dört ana fazda toplanıyor. Ülkelerin büyük çoğunluğu faz3 ve faz4’te. Bizim de içinde bulunduğumuz faz3 kıyaslanabilir ürünlerin e-ticareti alanında oldukça fazla ülke var. Ancak e-ticareti artık yaşamının bir parçası haline getirmiş olan Amerika, İngiltere, Rusya, Japonya gibi ülkeler, kıyaslanması zor ürünlerin ticareti olarak adlandırılan faz 4 ülkeleri arasında.
Çalışmanın önemli kısımlarından birisi e-ticaret sektörünün en etkin iki sacayağı üzerine. Birisi bankalarla ilişkiler. Türkiye her ne kadar bankalar konusunda iyi görünse de, ben açıkçası bunun doğruluğuna inanmıyorum. Türkiye’deki bankaların altyapıları olmadığı için en son teknolojiyi kullanma imkanları var. Ancak ne kadar entegre ettikleri, ne kadar düzgün kullandıkları konusunda ciddi şüphelerim var. Bu konuda hazırladığım bir raporu atifunaldi.com.tr sitesinden görebilirsiniz. Sina Afra da bu konuda ciddi bir yanılgıya düşmüş gibi görünüyor. Zira raporda Türkiye POS terminalleri sayısı bakımından Avrupa’da birinci sırada görünüyor, ancak bu bankaların taksit uygulamaları ve komisyon oranları konusunda ketum davranmalarının sonucu, her işletmede her bankanın POS’unun olmasının sonucu. Paket servisler için kullanılan mobil POS terminalleri ile rakam anlamsızca artıyor. E-ticaretin en önemli iki başlığından biri olan bankalardaki eksikliğin en belirgin göstergesi, ikinci başlık lojistikte tam olarak ortaya çıkıyor. Bu grafikte de ülkeler dört ana faza bölünmüş. Biz daha ikinci fazdayız. Bu fazın özelliği bağımsız lojistik firmaları olması. Daha aynı gün teslimat fazına bile gelememişiz ki devamında dayanıksız gıda ürünlerinin teslimatına gelelim.
Bence çalışmanın en ilginç konularından biri de daha önce benim de yazılarımda çokça üzerinde durduğum, sosyal medya kullanıcı sayıları. TÜSİAD’ın raporuna bakılırsa durumumuz çok da harika değil. Facebook’da yedinci, twitterda on birinci sıradayız. Gerçi bu grafik 2013 yılında yine Sina Afra’nın bir raporundan alınmış ama hata olduğu hissine kapılmıyorum….
TÜSİAD’ın raporunda istihbarat teşkilatlarının dijital dünyadaki etkilerinden de bahsedilmiş. Ancak bu bahis, alıştığımız dinleme ve istihbarat yöntemleri şeklinde değil. Mesela Google Earth’ün altyapısının sahibi olan keyhole adlı şirketin, CIA’nin yatırım şirketi In-Q-Tel tarafından satılmış olduğu bilgisi var. Bu konudaki örnekler çoğunlukla, ABD ve İsrail üzerinden verilmiş.
TÜSİAD’ın e-ticarete rapor hazırlatacak kadar ilgi duyması, her açıdan çok iyi bir gelişme. Raporun benim yıllar önce hazırladığım bir kitap çalışmasına çok yakın olmasını paralel yaratıcılık olarak değerlendiriyor ve memnuniyetimi belirtmek istiyorum. Ancak bu, Türkiye’deki tek çalışma değil. 26 Haziran’da Doğuş Üniversitesi’nde konuyu ikinci kere her boyutu ile konuşmak üzere, katılımın ücretsiz olduğu bir konferans düzenliyoruz. Meraklılarına eticaretsem.com üzerinden kayıt olmalarını ve takip etmelerini tavsiye ederim.