Üç teker dört çeker mi?

Son dönemlerde televizyonlar da yine teknoloji şirketlerinin reklamlarını görmeye başladık. İlk yemeksepeti Rusya’daki reklamları ile pek de ilgili olmayan bir reklam kampanyasına başladı. Reklam bana sorarsanız biraz karışık. Yemeksepetinin vaadini anlatmak yerine, kullanmayanların hayatını, eğer sitenin yöntemleri ile sipariş verirlerse neyle karşılaşacaklarını anlatıyor. Ben bu reklamı yıllardır Türkiye’deki pazarlamasını kulaktan kulağa yöntemi ile yapan bir şirkete pek de yakıştıramadım. Dijital dünyada lüks araçların müşteri bulmalarını sağlayan Uber şirketinin, yaptığını yıllar önce Türkiye’de yapmış, oradaki psikolojik bariyeri zorlayarak aşmayı başarmış bir şirket için bu reklam bana çok yavan geldi.
Yakın zamanda yapacağım bir konuşma için makaleleri tararken “uberification” diye bir terim dikkatimi çekti. Bu terim aynı konuda yalnız çalışan küçük şirketleri toplayıp, düzenli bir hizmet ağı kurmak adına kullanılmıştı. Türkiye’de danışanlarımdan biri tam da böyle olan projesini anlatırken, yemeksepeti gibi bir proje diye anlatmıştı. Hatta sepet kelimesini kullanmayı önermişti. Ben bu tip projelerin kullanıcı bazında marka değerini anlatırken, başka markalara öykünmenin projenin güvenilirliği ve özgünlüğü açısından doğru olmadığını düşünüyorum. Bu nedenle bu kullanımdan vazgeçirdim danışanımı. Ancak Türkiye’de küçük yapıları düzenli bir hizmete birleştirmenin anlatımı “yemeksepetileştirme” olmalı. Biraz uzun ama derdini çok net anlatıyor.
Televizyonda şu aralar reklamını gördüğümüz ikinci şirket ise “sahibinden.com”. Reklam çok net bir vaat üzerinde duruyor. Eğer otomobili veya emlağı bizde bulamıyorsanız yanlış arıyorsunuzdur. İki örneklem ile de bu vaadi pekiştirmiş “Ankara’da lebi derye ev” ve “üç tekerli dört çeker araba”… Ancak sosyal medyada teknoloji uzmanları “bir web sitesinin bu tip kullanıcı hatalarını farketmesi yolunda” yorumlar yapıyorlar. Keşke reklam burada bir açık vermeseydi.
Sahibinden.com reklam yapınca, iki farklı web sitesi anında ona cevap verdiler. Arabam.com ve Hürriyet Emlak. İkisi de dikey arama motoru oldukları yolunda bir önerme ile sahibinden.com’u eleştiriyorlar. Bu tip rekabetleri sevmekle birlikte, internet sitelerinin zaten konvansiyonel mecrada kullanabildikleri az kurşunu birbirlerine sıktıklarını görmek beni üzüyor.
Türkiye’de teknoloji şirketlerinin televizyonu reklam mecrası olarak kullandıkları dönemler sayılıdır. Geçmişe bakıyorum da site yaptırmaya kalkan Banu Alkan reklamları ile ortaya çıkan İxir’le başlayan servis sağlayıcı reklamları, eticaret diye anlaşılan fırsat sitelerinin reklamları derken, şimdi de gerçek internet hizmetleri reklama çıktı. Bu çalışmaların büyük kısmı hüsranla sonuçlandı. Umarım son dönemin reklamverenleri televizyon mecrasının güçlü kolları arasında ezilmeyecek bir iş planına sahiptirler. Yoksa hepimizin aklında sadece üç tekerden dört çeker olmayacağı bilgisi kalır!