Yeni dünyanın tv yayıncılığı sorunları

Geçen haftalarda Avrupa Birliği geleneksel ve dijital televizyon yayıncılığı konusunda danışmanlık istedi. Yıllardır farklı kanun tekliflerinde fikri sorulmuş biri olarak bunun benim için çok kolay olacağını düşünüyordum. Ama hiç de öyle değilmiş. Bir iki konuda ciddi anlamda ikileme düşüyorsunuz. Birinci hepinizin tahmin edeceği gibi dijital ve analog yani geleneksel yayıncılığın farkı. Tabii burada dijitalden kastımın internet yayıncılığı olduğunu söylemeye herhalde gerek yok. Geleneksel yayıncılıkta üretim zor, dağıtım kolaydı. Ancak bu dağıtımın bir sınırları vardı. Yani görsel içerik üretmek zordu. O yüzden yapımcılar ve televizyon yöneticilerinin bir ağırlığı vardı. Yaynı uyduya attıktan sonra uydunun gördüğü yerlere yayın sorunsuz ulaşırdı. Televizyon yayıncılığını düzenlemek isteyen regülatörler yayın verebilecek uydulara ve üzerlerindeki yayınları kolaylıkla öğrenir, düzenlemelerini rahatlıkla uydu sahibi kuruluşa ulaşarak yapabilirlerdi.

İnternet çıktı, mertlik bozuldu. Şimdi dünyanın bir ucundan birisi yayınını internet üzerinden ulaştırıyor. Mesela Apple, yeni ürün lansmanını Amerika’dan canlı yapıyor. Burada hiçbir lisans, hiçbir onay olmadan RTUK’ü geçiyor ve televizyonumuzdan izleyebiliyoruz. Her hafta en az bir Avrupa’lı Türk bana ulaşıyor ve OTT platformlarında canlı yayın yapmak istediğini ancak kanallardan kimseye ulaşamadıklarını yayınlamanın bir mahzuru olup olmadğını korkarak soruyorlar. Korkarak diyorum zira bu panoranın kutusu… Kanallar bu yayınlara o OTT platformlarının ödeyemeyecekleri büyüklükte bir ttelif ücreti de isteyebilir. Bu arada sırf Türkiye’de bile milyonlara ulaşmak umuduyla üretilen binlerce kanal ise içeriklerini kimseye ulaştıramamaktan şikayetçi.

Birinci sorun işte tam bunları içeriyor. Yani internetten yapılan televizyon yayınları kontrol edilecek mi? Edilecekse Amerika’dan dünyaya yapılan bir yayının mesela Türkiye’den denetlenmesi nasıl mümkün olacak. Türkiye’de yayının sonlandırılmas kararı çıkarsa erişim nasıl kapatılacak.

İkinci konu ise daha basit bir ikilem. Belli yaş grupları için serbest erişimi olan ancak çocuklarımızın erişimini istemeyeceğimiz özellikle cinsellik ve vahşet içeren yayınların bir OTT platformunda olmaması mı gerekli? Yada sadece erişimin zor olması yeterli mi? Malum bahsi geçen dijital platformları genele yayın yapacaksa niş alanlarda yayın yapmasını engellemek mi gerekli? Baştan kolay görünen bu sorunlara hem adil, hem sektörün önünü açıcı ve hem de korumacı bir bakış açısı ile cevap vermek insanın uykularını kaçırıyor. Yeni dünyaya yol verecek bu tip düzenlemeleri düşünmek gerçekten insanın uykularını kaşırıyor.