Hafta sonu bir danışanımın dijital dönüşüm workshop’ında dijital dönüşüm konuşması yapmak için Şile civarlarındaydım. Son üç yıldır gittiğimiz otelin artık bir dönüşümün içine girdiğini gördüm. Bunun sebebi yakınlarındaki inşaatlardı. Bu inşaatlar her ne kadar yakınlarımızda olmasını istemesek de hayatımızın bir parçası. Tıpkı konvansiyonel iş yapış şekillerini benimsemiz ve burada bir denge tutturmuş şirketlerin başına gelen dijital dönüşüm gibi.

Televizyon Sektörü

Dijital dönüşüm konuşmamın belirli bir kısmını iptv derneği başkanı olarak, internet televizyonculuğuna ve etki alanına ayırdım. IPTV derneğini ilk kurduğumuz zaman Doğan TV Holding’de D-Smart projesini yürütüyordum. O zaman iptv ve her ne kadar ismi konulmamış olsa da ott tv’inin  (halk arasındaki ismi ile Netflix’in) geleceğini hissetmiştik. Yönetimi bu konuda uyarmaya kalktığımda genel yaklaşımın bu tip riskli mecralarda oluşumlardan başarılı olana daha sonra yatırım yapmak olduğunu gördüm.

Dijital dönüşüm nerede başlar nerede gerçekleşir

Tam burası dijital dönüşümün 6 adımını anlamanın en önemli anıydı. Dijital dönüşüm’e istediğiniz alandan başlayabilirsiniz. Bu şirket dinamiklerine kalmış. Ancak dijital dönüşümün son noktası etrafınızda dijital dönüşümden kaynaklı tahmin edemediğiniz tehditleri önceden sezip gereğini yapmaktır. Google harita programına navigasyonu ekleyeceğini açıkladığı gün Garmin, Tomtom gibi bu sektörün en bilinen markalarının hisse senetleri neredeyse çakıldı. Dijital dönüşümde tehditin nereden geleceğini anlamak neredeyse imkansızdır. Ancak işte bu noktada IBM, GE gibi büyük yapılara baktığınızda bu riski ortadan kaldırmak için yatırım şirketleri aracılığı ile tehdit riski altındaki alanları araştırıp, şirketlere yatırım yaptıklarını görüyorsunuz.

Yatırım şirketi kurup, tehdit alanlarındaki şirketlere yatırım yapmak dijital dönüşümde gelinen son noktadır. Büyük şirketlerin hemen hepsi bunu yapmaktadır. Yoksa bitcoin, yapay organ üretimi ve 3D printing gibi alanlar nereden sermaye bulacaklar.

Gerçekten tehdidin nereden geleceği belli değil mi?

Venture Capital aracılığı ile gelişen sektörü radar gibi tarayıp, tehditleri öngören yapıların bile yanıldıklarını görebiliyoruz. Mesela pazar bitcon’in nerede kullanılacağını daha kafasında oturtamamıştır. Ancak bankacılık sektörüne fintech’in bir tehdit olacağı kesindir. Tıpkı dizileri ile ünlü Netflix’in ve TV kanallarını platformuna katan Youtube’ün Digiturk ve Dsmart gibi dijital platformlara rakip olacağı gibi. Üstelik bunu görmek için falcı olmaya gerek yok. ESPN’in nasıl sıkıştığını, dijital platform sporla kalkınır ezberinin nasıl yıkıldığını görmek için bir iki haber okumak yeterli.

Ancak malum görmemezlikten gelmek konvansiyonel mecraların genel geleneği. Dünyada neredeyse yazılım sektöründe bile satın alım yerine servis bazlı toplu kiralama servisleri yağmur gibi yağarken Tivibu, Turkcell Plus TV’nin filmleri aylık üyelikle istediğin kadar seyret yapısına bir türlü geçiremediğini, hala 3 günlük kiralamadan başka bir pazarlama yöntemi oluşturamadığını görüyoruz.

Dijital dönüşüm para kazanma şekillerini bile değiştiriyor

Son dönemde 3 genç youtuber’ın oynadığı bir reklamı seyrettim. İçlerinden sadece birini, o da yayın konuğu olarak yayına gelmemek gibi bir ilkesizliği yaptığı için tanıyorum. Yani pek de iyi hislerim yok, onun nezdinde bütün bu yeni nesil fenomenlerine. Ancak her birinin aktif milyonlarca takipçisi olduğunu da biliyorum. Şaşkınım ama dijital dönüşümün fenomen olma şeklini ve fenomenleri nasıl değiştirdiğini çok net şekilde görebiliyorum.

Hep çok iyi bir örnek olarak veririm, alanında dünyanın en iyi 5 üreticisi arasında bulunan bir danışanım, sektöründeki dijital yıkımı gördüğü için, bana sırf yeni ne üretebiliriz diye bir rapor hazırlattı. İki ay süren araştırmanın sonuçlarını ise kalkınma planlarına aldılar.

Bir başka örnek de yeni çıkan teknolojiler alanında. Birçok şirket bitcoin, 3 boyutlu yazıcılar ile organ üretimi gibi alanlarda çalışırken, talebin nereden geleceğini çıkarmak da zorlanıyor. Daha geçenlerde 3 boyutlu yazıcılarla üretilen derilerin, deri mont üretiminde kullanılması birçok yerde konu oldu. Pita’nın ve veganların bu gelişmeden memnun olacağı sanılıyor. Tabii bir diğer konu da ara teknolojiler. Mesela ses tanıma sistemlerinin başarısızlığını hepimiz biliyor, görüyoruz. Sanıyorum artık bu teknolojinin rafa kaldırılıp yerine beyinle direkt iletişim kuran arayüzlerin üretilme zamanı geldi.

Dijital dönüşüm nerede başlar nerede biter?

İşte asıl soru sanıyorum bu. Türkiye’de dijital dönüşümün bayrağını taşıyan şirketler kendilerini dijital olarak önüşmüş bile hissetmiyor. O yüzden dijital dönüşümün nereden başlayacağı kurum kültürüne nerede biteceği ise kurumun enerjisine bağlı.