Bir endüstri 4.0 rüzgarı gidiyor. Nedir bu konuyu bu kadar önemli kılan? Aslında bu konuda daha önceki yazılarımda söylediğim bunun bir Alman markası olduğu ve gelişmiş ülkelerin vergi gelirlerini arttırmak için üretimi çekmeleri amacını unutmadan ekonomik önemini de açıklamak istiyorum.
Endüstri 4.0 eğer gerçekleşirse dünyada devrim olarak tanımlanmış ancak önçeden tahmin edilmiş, öngörülmüş ilk devrim olacak. Daha önce de defalarca bahsettiğim gibi 2011 yılı Hanover Fuarında Almanlar tarafından inisiyatif olarak duyurulmuş ve 2013 yılında milli strateji olmuştur.

Endüstri 4.0 işletmelerde değişimi, büyük veri, anlamlandırılması ve daha önemlisi zenginleştirilmesi, yatay ve dikey entegrasyonlar, robotlar, 3boyutlu yazıcılar, herşeyin interneti, sanal ve desteklenmiş gerçeklik, bulut bilişim ve siber güvenlik alanlarındaki gelişimlerin sokulması ile yakalar. 

Bu gelişmeler ise otomasyon, kaynak optimizasyonu sayesinde, ürünlerin dijitalleşmesi, karbon ayak izinin azaltılması, iş verimliliği ve sonuç olarak tasarrufa sebep olur. 

McKinsey’in raporuna göre, beklenen tasarruf bakım maliyetlerinde yüzde 40, envanter tutma maliyetinde yüzde 50, arıza süresindeki azalmada yüzde 50, pazara çıkış süresinde kısalmada yüzde 50, otomasyonla üretkenlik artışında yüzde 55, arz-talep tahminlerinde iyileşmede yüzde 85 oranında olacaktır. Yani endüstri 4.0 bu şekli ile genel üretimi doğru yöne çok hızlı şekilde büyütecektir. 

Tüsiad-BCG raporuna göre Türkiye’de endüstri 4.0’ın beklenen verimlilik potansiyeli 50 milyar TL. Büyümeye etkisi yüzde 3 civarlarında olacak. Bunlar işin iyi tarafı, madalyonun diğer yüzünde bu yararı sağlamak için vereceklerimiz var. Toplam yapılması gereken yatırım 10-15 milyar dolar, işini kaybedecek istihdam yüzde 20-30 civarlarında. Mavi yakalı profili ise değişecek. 

Her ne kadar dijital dönüşümü endüstri 4.0’dan ayırmak gerekse de, 2017’nin ilk aylarında Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ‘Sanayide dijital dönüşüm platformunu’ kurdu. Hatta platformun ihtiyaçlarını tanımlamak için, bakanlığın içinde yakın zamanlarda Sanayi 4.0 daire başkanlığı kuruldu. 

Bu bilgiler ışığında, milli bir stratejiye ihtiyacımız var mı, sorusunun cevabı, çok net… Evet! Konu ilk gündeme geldiği günden bu yana, ilk konuşulan hep bir SWOT analizi oluşturalım ve hangi tarafta olduğumuzu netleştirelim şeklindeydi. Ancak ben şu ana kadar bu konuda bir çalışmaya denk gelmedim. Ancak rakamlara baktığımızda istihdam durumumuz ve gelişmişlik derecemiz bizim nerede olduğumuzu netleştiriyor. Türkiye istihdam sorunu olan bir ülke. İşsizlik oranı gün geçtikçe artıyor. Ancak bu işsizlik rakamları ucuz işgücü fırsatını da doğurmuyor, doğurmadı, doğurmayacak gibi görünüyor. 

Ucuz olmasa bile, sahip olduğu vasıflı insan kaynağı ile dışardan iş alan bir ülke de ne yazık ki olamadık. Daha önce Çalışma Bakanlığının bir çalışma grubunda ilettiğim ve kabul gören çağrı merkezlerinin desteklenmesi projesi de ne yazık ki daha sonra yok edilerek, bir istihdam kaynağı olmaktan çıktı. 

Bu nedenle artık denklemin teknoloji tarafında Çin, tekstilde Pakistan, yazılım ve hacking’de Bulgaristan gibi bir parçası olmamız imkansız. 

Bu bizi denklemin diğer tarafına itiyor. Ancak üretim, markalaşma, gelişme noktasında o kadar büyük eksiklerimiz var ki; denklemin gelişmiş ülkeler tarafında da bulunamıyoruz. Geçenlerde konuyu STK başkanları toplantısında konuştuğumuzda çoğunluğun, denklemin her iki tarafında da olamadığımız için endüstri 4.0’a nötr yani ilgisiz olduğunu gördüm. Ancak işin doğrusu iki tarafında da olamasak da, bu bizi umarsız kalmaya itmemeli diye düşünüyorum. Eğer endüstri 4.0’da kazanan veya kaybeden tarafta değilsek, oyunun kurallarını yani denklemi değiştirme imkanımız var mı?

Tabii ki, var! İşin ilginç tarafı bu tam da bize göre. Yıllarca Avrupa ve Asya arasında her ikisinden de olmayan anlayışımız nasıl ileri götürdüysek aynı şekilde yapmalıyız. Nasıl son 30 yılda hem Avrupa’lı hem de Asya’lı gibi davrandıysak, Endüstri 4.0’da da istihdam açığını kapatan ve aynı zamanda dijitalleşen bir yaklaşımı öngörmemiz gerekiyor. 

Bunun için, sürücüsüz araçlarla ortadan kalkacak kamyon şoförlerini, sürücüsüz araç tasarlayıcılarına, otomotize olan perakende sektörünün kasiyerlerini, yeni nesil stil danışmanlarına çevirmeliyiz. 

Yıllardır hayatta ve trafikte doğru ve yanlışdan ziyade, kararsızlığın ölümcül olduğunu düşünen ve anlatan biri olarak, Endüstri 4.0’da da milli bir stratejimizin olması gerektiğine inanıyorum. Bunun en kısa zamanda gerçekleşmesi gerektiğini düşünüyorum.