Gelişen teknolojiler, toplumları kendi merkezlerinde dönüştürüyor. Yapay zeka, otomasyon ve büyük verilerin hayatımıza zarar vereceğini öngören sonsuz sayıda haber, bizi Tektopya yürüyüşünde, kenarda izleyen yolcular gibi hissettirebilir. Ancak, değişim kaçınılmaz olsa da – bu değişimin nasıl göründüğü kaçınılmaz değildir. Artık istediğimiz geleceği inşa etme zamanı.
Sivil toplumun bu zorluklarla nasıl daha iyi yüzleşebileceğini anlamak için, siber güvenlik, kişisel verilerin kontrolü ve algoritmik şeffaflık gibi gelişmekte olan konuları tartışmak için Stockholm İnternet Forumu’nda (SIF) önde gelen uzmanları topladık. İşte işe yarar bazı bilgiler.
1. İnternet hükümeti tehdit ettiğinde, hükümet de interneti tehdit eder.

Yeni teknolojilerin avantajlarından yararlanmak istiyorsalar, vatandaşların internete girmesi gerekir. Bununla birlikte, yalnızca 2016’da 50 vaka olmak üzere, son yıllarda internet kapanmalarına yönelik baskın bir eğilim yaşandı. Paradigma Girişimi’nden (Nijerya) Gbénga Sèsan, hükümetlerin internetin tamamını kapatma bahaneleri olarak giderek artan bir şekilde nefret söylemi ve sahte haberler gibi konuları kullandıklarını açıkladı. Ancak birçok kişi, bu nedenlerin en basitinden yasadışı bir kontrol uygulamaya çalışan hükümetler için bir örtü olup olmadığını sorguluyor. Herkesin susturulması, nefret dolu söylemlerin ya da yanlış bilgilerin ortaya çıkardıkları zorluklara karşı verilmesi gereken cevaplar değildir. Bunu yapmak, yalnızca sivil özgürlükleri ezmekle kalmaz, aynı zamanda etkilenen alanlarda ekonomiye zarar verir.

İyi haberler? İnsanlar karşı koyuyor. Bu yıl Kamerun’da meydana gelen internet kapatma olayının ardından kamuoyunum, vatandaşların ve sivil toplumun güçlü bir harekete geçmesi, hükümetlere vatandaşların İnternet’e erişim hakkını inkar etmenin ciddi sonuçları olduğunun mesajını gönderdi.

2. Hükümetler online tartışmaları gasp ediyor

Erişimi denetlemek, liderlerin online platformda söylenenleri ve yapılanları kontrol etme yolarından sadece birisi. Giderek artan bir oranla, bazı hükümetler basit bir şekilde online tartışmaya katılmanın ötesine geçerek etik olmayan araçları kullanarak tartışmayı kontrol etmeye çalışıyor. Filipinlerde, Medya Alternatifleri Vakfından Lisa Garcia’nın açıklamalarına göre, hükümet geçen yıl yaptığı seçimlerde resmi mesajları yaymak ve eleştirmenleri ve gazetecileri rahatsız etmek amacıyla “klavye savaşçıları ordusu” kurdu. Lisa özellikle insanların eleştirel bir biçimde online medyayı yargılamalarına ve propagandadan gerçek gazeteciliği ayırt edebilmelerine imkân tanımak amacıyla, özellikle ilk kez online olanlar için, dijital medya okur yazarlığının geliştirilmesine duyulan ihtiyacı vurguladı.

3. Veriler yeni petrol ise, biz de çevreciyiz!
Dijital teknolojileri sadece dizüstü bilgisayarlar ve akıllı telefonlarımızda değil, arabalarımızda ve buzdolabında, fabrikalarımızda ve şehirlerimizde, ofislerimizi ve sınıflarımızı izleyen giderek daha fazla yerde buluyoruz. Bu teknolojiler daha fazla birbirine bağlı hale geldikçe, verilerimize kimlerin erişimi olduğu, ne için kullandıkları ve kararlarının hayatlarımızı nasıl etkilediği hakkında karmaşık etik sorular ortaya atmaktadır. Mozilla’dan Solana Larsen, bu karmaşıklığın bizi hareketsiz hale getireceğini söyledi. Tıpkı Greenpeace gibi gruplar halkın, iklim değişikliği kadar karmaşık bir konuyu anlamalarına yardımcı olduğu gibi, kişisel veri konularını parçalayıp daha iyi açıklamalıyız; böylece insanlar dijital yaşamlarını anlayabilir ve kontrol altına alabilir.

4. Düşük gelirli ülkeler beta testi pilot bölgesi olma tehlikesiyle karşı karşıya
Digital Asia Hub Yönetici Müdürü Malavika Jayaram, Küresel Güney ülkelerinde yeni teknolojilerin kullanıma sunulmasıyla birlikte, bu ülkelerin Batı tedbirlerin en iyilerini almadan Batı uygulamalarının en kötülerini kopyaladığını söyledi. Hindistan’ın ulusal biyometrik kimlik sistemi olan Aadhaar’a odaklanan Malavika, sistemin ülkenin çeşitli nüfusunun çoğuna hizmet etme konusunda yetersiz donanımlı olduğunu gösterdi. Bunun bir örneği olarak, sistem yıpranmış parmaklara sahip olan tarım işçilerini kayıt altına alamamış ve böylece işçileri önemli hizmetlere erişimi olmayan kişiler olarak bırakmıştır. Teknolojinin geliştirilmesi konusunda fikirleri alınmadığında, bazı belirli grupların rutin olarak dışlanması kaçınılmazdır. İnsanların tartışmasız teknolojik değişime en çok maruz kaldıkları düşük gelirli ülkeler, vatandaşları korumak ve onlara ses vermek için kurumlar geliştirmelidir; bu nedenle, yeniliklerden zarar görmeden yarar sağlarlar.

5. Tüketici tercihi şeffaflığı gerektirir
Hayatlarımızla ilgili kararlar insanlardan algoritmalara geçiyor. Şayet kimin banka kredisi alacağına, kimin üniversiteye kabul edileceğine veya şüphelinin şartlı tahliye edilip edilmeyeceğinin kararlaştırılmasına Yazılım karar verirse, bunun nasıl işlediğini anlamamız gerekir. Teknik kaygılar insan hakları endişeleri haline gelir. Algoritmalar programcılarının ve beslendikleri bilgilerin önyargılarını somutlaştırıyor diye açıklıyor Universidade Federal de Minas Gerais’da (Brezilya) Profesör olan Renato Rocha Souza. Ve günümüzdeki algoritmalar denetim ve eleştiriden gizlenen kara kutular olduğu için tüketicilere bir seçenek bırakılıyor, teknolojileri reddet veya körü körüne kabul et. Ya da en kötüsü, onları hiç bilmeden kullanın. Renato, bu algoritmaların açık olmasını sağlamak için mücadele etmemiz gerektiğini ve bir sivil haklar çerçevesinin, algoritmalara ve Yapay Zekaya doğru genişletilmesi gerektiğini savunuyor.

Gelecek
Teknoloji kendi başına bir uç nokta olmamalı, ancak daha güçlü, sağlıklı ve daha adil toplumlar inşa etmemize yardımcı olmak için bir araç olmalıdır. Web Vakfı, herkesin online olarak aynı haklara ve fırsatlara sahip olduğu dünya için çalışmaktadır ve herkesin teknolojik yeniliklerden yararlandığı bir gelecek için savaşıyoruz. Oraya ulaşabilmek için sivil toplumun vatandaşların haklarını çevrimiçi olarak ve bunun ötesinde korumada güçlü bir rol oynamasını sağlamak için yeni stratejiler, çerçeveler ve yetenekler geliştirmemiz, işbirliği yapmamız gerekiyor.