6 Haziran 2017 tarihli Resmi Gazete’de “Elektronik Ticarette Güven Damgası
Hakkında Tebliğ” yayımlandı. Tebliğ gereğince Türkiye’de e-ticaret ile uğraşan web siteleri markalarını güvenli göstermek için Gümrük ve Ticaret Bakanlığından bir güven damgası alabiliyorlar.

2016 yılında taslağı yayımlanmış olan tebliğe http://tinyurl.com/atifunaldicomtrguvendamgasi adresinden ulaşabilirsiniz.

İlk Büyük Sorun : Sızma Testi
Tebliği gözden geçirdiğimde, ilk dikkatimi çeken sızma testi konusu oldu. Bu, ciddi bir güvenlik testi olup öyle herkese yaptırılabilecek bir şey değil. Çevremde güvenlik konusuyla ilgili arkadaşlara sorduğumda bu testi yapma konusunda devletin güvendiği tarafları belirleyen bir yönetmelik ve/veya yaklaşımın olmadığını öğrendim. Bu surum, söz konusu tebliğin yürütmesinde en büyük problemi oluşturacak gibi görünüyor. Kime ve nasıl bir sızma testi yaptıracaksınız? Test nasıl gerçekleşecek, standartları neler? Sonuçları kim, nasıl alacak? Sonuçların doğruluğunu kim kontrol edecek?

Sorularım bununla da bitmiyor. Diyelim ki hazır bir e-ticaret paketi alındı, paketler teker teker mi kontrol edilecek yoksa paket üreticileri genel bir sızma testi sonucunu her müşterisi için mi kullanacak?_
Ya İç Çamaşırı Siteleri?
 Tebliğde ikinci dikkat çekici konu ise

“Elektronik ticaret ortamında çocukların fiziksel, zihinsel, ahlaki, psikolojik ve toplumsal gelişim özelliklerini olumsuz yönde etkileyebilecek içeriğe yönelik tedbirleri alır” ifadesini içeren madde….

Bu madde özellikle iç çamaşırı satışı yapan web sitelerinin güvenlik mührü almasına engel olacaktır. Birçok iç çamaşırı sitesi fantezi ürünleri diye ayrı bir kategori içerir. Bu kategorinin çocuklar için sakıncalı görseller içermesi de başlı başına bir sorundur.

Bu maddenin yürürlüğe girmesi durumunda, fantezi ürünleri satan iç çamaşır siteleri, bu ürünleri sitelerinden ayırmak zorunda mı kalacaklar? Yoksa bunların bir seperatörle ayrıştırılması ve başında o bölüme giriş için 18 yaş uyarısı konulması yeterli mi olacak? Uyarıda 18 yaşındayım demek yeterli olacak mı yoksa bunun için de bir delil gerekecek mi? İşte bunlar da ucu açık bırakılmış konular.

 Bütün bunların dışında şu noktalşara da dikkat çekmek isterim: Güven damgası almaya hak kazanılması durumunda, bu damgayı kimden alacak? GDS yani Güven Damgası Sağlayıcı kimdir? Kimlerdir? Sağlayıcı olmak için hangi yatırımları  yapmışlardır? Bu kurumlar nasıl setifikalandırılacaklar? Bunlar da ayrı tartışma konusu. Askı işlemlerinden, iptale kadar her konuda son derece net olan işlemlere rağmen bu gibi son tebliğin en önemli kısımlarının boş bırakılması beni oldukça fazla rahatsız etti. Bu kısımların bütün paydaşların belli olması doğru olur diye düşünüyorum.

Paydaşlardan bahsedince, e-ticaret sektöründe ürün üreten şirket patronları ve ödeme sistemi yöneticileri ile de konuştum. Genel olarak kendilerinden bu konuda yorum alınmadığını, tebliğin bir bölümünde kendilerini rahatsız eden kısımların bulunduğunu, bunun bir ciddi güvenlik yapısı olamayacağını söylediler. Ancak genel olarak bir “bekle gör” bakışı hakim.  

 Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bu konuya daha derinlemesine eğilmesi gerekiyor. Ne kadar güvenlik herkesin istediği bir konu olsa da uygulanamayacak bir tebliğ bütün sektör için yeni zorluklar ve imkansızlıklar demek.

Diğer Sorunlar

e-Ticaretin sorunları bunlarla sınırlı kalmıyor. Geçen haftalarda Maliye Bakanı Naci Ağbal, e-ticaret üzerinden yurt dışından alınan ürünlerde, bankadan paranın transferi sırasında, stopaj kesilmesi yönünde bir açıklama yaptı. Mikro ihracat için oluşturulan vergi tavanı haricinde bir de gelen ürünlerden ayrıca stopaj kesilmesi konuşuluyor.

Muhtemelen bu konuda çalışma Avrupa Birliği örnek alınarak yapılıyor. Bu da AB’ye girmek için çalışan bir Türkiye için son derece doğal. Ancak, bu tip konularda dünya standartlarına da bakmakta yarar var. Örneğin Dubai’de bu tavanın 1.500 dolara denk geldiğini varsayarsak, bu rakam çok düşük görünüyor.

Tabii bu konuda yorum yaparken, belli bir amaç gütmüyorum. Bakıp, inceleyip, analiz edip strateji üretmek gerektiğini düşünüyorum. Dünyada bu kadar değişken olan bir yapıda nasıl yol alacağımızı sadece Avrupa’ya bakarak anlamak mümkün olmayacaktır.

Yıllar önce Google vukuatı ilk oluştuğunda, bir ramazan günü iftardan sahura kadar, neden Google’a ceza kesmenin anlamsız olduğunu anlatmaya çalıştım. Dijital reklamın hem ödemesi hem de gösterimi yurt dışında gerçekleşiyordu. Ancak burada durum farklı. Ürün Türkiye’de müşteriye teslim ediliyor. Ancak bu tip yeni dünya durumlarına çıkarımda bulunabilmek için ciddi çalışma gruplarına ihtiyaç var. Ben Naci Ağbal’ın da bu konuda bir devlet stratejisi oluşturmak amacı ile bir çalışma grubu kurup, tezleri netleştirmesi gerektiğini düşünüyorum.

Dünya ticaretinin her geçen gün daha büyük kısmına hakim olan eticaret, Türkiye’de de perakende sektörünün ve ihracatın vazgeçilemez parçası olma yolunda. Cari açıklarımızda etkisi olacağını bildiğimiz bu sektörün gelişip güçlenmesi herkesin beklentisi. Bu konuda yetkin ve etkili olan herkesi gelişmenin bir parçası olmaları yönünde uyarmak istiyorum.