Bedelsiz hizmetler kişisel alanlarımızı tehdit ediyor

Biliyorsunuz son bir kaç yıldır, cep telefonlarındaki uygulamaların gereğinden fazla yetki aldıkları konuşulur, ben de bunun yönetilebileceğini söylerdim. Hatta bir basın toplantısındayken CNNTURK muhabirlerinin, basın toplantısında olmama takılmayarak gelip kapıda bu konuda bir röportaj verdiğim günü dün gibi hatırlıyorum. O zaman bu izinler sayesinde twitter hesaplarında yetki alan kişiler, tanınmayan bilinmeyen kişileri takip etmenizi sağlayan uygulamalar yazmışlardı.
O dönemde bu duruma mypermissions.com adresine girerek ayarlar yapmak suretiyle çözüm bulunabilceğinden bahsetmiştim. Bu uygulama, sadece hangi hesabınızdan hangi uygulamanın hangi izinleri aldığını bulmakla kalmıyor aynı zamanda bir bekçi köpeği gibi hesabınızdan bilgi çekildiğinde size haber veriyor. Bu şekli ile o dönem sorunları net şekilde çözüyordu. Hatta aynı dönemde Altın Örümcek jürisi olduğum için incelediğim bazı facebook uygulamalarının hiç sebep yokken gece bir saatte benden bilgi çekmeye kalktığını farketmiş ve uygulamayı yazanları uyarmıştım.
Aradan geçen yıllar bu tip uygulamaları azaltmış olsa da, hepimizin kullandığı facebook, twitter gibi uygulamaların telefondan aldığı izinleri arttırdıkça arttırdı.
Son dönemde iphone'da 170 mb boyutlarına gelen ve devamlı şişmeye devam eden bu uygulamalar sanıyorum sadece hard disk alanlarımızın değil, kişisel alanımızın da düşmanı oluyor.
Buna rağmen hem Türkiye'de hem de dünyadaki dedikodular bana hep gerçeklerin çok üzerine çıkmış durumda geliyordu. Kişisel verileri korumanın kişinin görevi olduğuna inanan biri olarak, son bir kaç yıldır, çevredeki cep telefonumuz bizi dinliyor yakarışlarına pek de pirim vermiyordum.
Geçenlerde bir arkadaşımla yemek yerken başıma benim bile kanımı donduracak birşey geldi. Masada üç adet iphone vardı. Kuzenim beni aradı ve şimdiye kadar hiç gündemimizde olmayan bir konuyu benimle konuştu. Konumuz 'Miami'de emlak yatırımı idi. Açıkcası böyle bir planımız olmadığı ve ikimizin de koşulları bunu sağlamadığı için gülüp geçtik' Ancak yemeğin devamında facebook'dan bana Miami'de emlak ilanı gelmesi beni düşündürdü. Önce çok imkanlı gelmemişti. Zira telefonla konuşuyordum. iPhone hiçbir uygulamanın konuşmaları dinlemesine inkan vermediğini biliyordum. Ancak sonra aklıma çok garip bir yöntem geldi. Masadaki bütün telefonlar iphone'du ve android'e göre daha güvenliydi ancak hepsinde facebook uygulaması yüklüydü. Belki de arkadaşımın facebook'u mikrofonu açmış bizi dinliyordu. Birlikte oturduğumuzu bildiği ve arkadaşımın bütün telefonlarında yüklü olduğu için onun telefonla konuşmadığını benim konuştuğumu da kolayca bulabilirdi. Gelen ses Türkçe olsa bile bir ses tanımla sistemi ile yazıya, oradan da tercüme servisine ulaştırılabilir ve konuştuğumuz konu yüzde 50-60 doğrulukla tahmin edilebilirdi.
Çok korktum ve facebook'u hemen uygulamalarım arasından sildim. Ancak bunun da bir yararı yoktu. Beraber olduğunuz herkes bu uygulamaları kullanılıyor ve izinler üzerinden bu tip çözümlerin oluşmasına imkan veriyordu.
Markaları bu noktaya kim getirdi?
Aslında markaları bu noktaya pazarlama yöneticilerinin, üzerlerindeki reklam alma baskısı yüzünden geldiklerini düşünebilirsiniz. İlk bakışta mantıklı geliyor. Ancak asıl sorun bedeva görünüp bedeva olması mümkün olmayan uygulamalar. Facebook, google, twitter, yandex ve daha onlarcası size bedelsiz hizmetler vermek için, yüzbinlerce mühendise binlerce dolar ödüyor. Bu durumda şirket bu gideri borsaya kote olarak veya birkaç şirkete kurumsal hizmet satarak giderebilir mi? Peki birkaç yatırımcı ile bu sorun çözülebilir mi?
Yani facebook, google gibi bedelsiz hizmet veren yapıların, bu kıskaçtan kurtulmaları gerektiğini biliyorum. Ancak bunun nasıl sağlanabileceğini tahmin etmekte oldukça zorlanıyorum. Bana hizmetlerin paralı olması şart gibi görünüyor. Aksi takdirde çaresizce bizim kişisel alanımıza girmek ve oradan bulduklarını paraya tahvil etmek zorunda kalmaya devam edecekler. Öyle veya böyle!