Yıllardır pazarlama konferanslarında, bir takım teyzeler açılış konuşmaları yaptı. Bunun amacı da pazarlamanın aslında bazen içten gelen çözümlerle daha iyi yapılabildiğini göstermekti. Ben de bir süredir Mersin’deki hayatı inceliyorken farkettim ki; ne zaman acıksam hep aynı yerde yemek yemek istiyorum. Yani eğer Ciğerci Apo bir servis olsaydı ben hiç ayrılmayan sadık müşteri konumunda olacağım.

Üzülerek görüyorum ki; birbirinden abone çalmaya konsantre olan, İstanbul’un yoğunluğundan fokusunu kaybeden telekom şirketleri ne yazık ki, yüksek sadakat ve kaliteli servis vermeyi unutmuş durumda. Ben de Apo neyi doğru yapıyor, sizin için sıralamak istedim. Umarım bu telekom şirketlerine bir rehber olur.

Öncelik ürün kalitesi

Apo ciğer satıyor. Ciğer et ürünleri içinde en yüksek proteine sahip, en bozulmamış olanı. Bir tantuni salonu da açabilirdi ama kaliteli ürünü önemsiyor. Tabii bu ürünün en dikkat edilmesi gereken yönü, temiz olması.

Ne yazık ki, bunu telekom şirketleri için söyleyemiyoruz. Son dönemde triple playde birleşen şirketlerin sene 2017 olmasına rağmen ürün kalitesi yerlerde sürünüyor. 50 MB hizmetten bahsediliyor, alıyorsunuz, gelen hız 20 MB’i geçmiyor. Hem de bu hata fiber optikte oluyor.

Mobil tarafta hala bir mesh düzenlemesi yok. Hala her yerde çeken bir operatör bulmak mümkün değil.

Bir tek televizyon tarafında herşey yolunda, onun sebebi de zaten içeriğin kendilerine ait olmaması.

Hijyen ile ürün kalitesini arttırmak

Mersin civarında zinciri olan Apo’nun bütün restoranlarında eli yüzü düzgün genç öğrenciler çalışıyor. Paket servisleri üzerinde beyaz pantolonlar olan erkek öğrenciler, restoran içi servisi ise kız öğrenciler yapıyor. Bu da restoranlarda hem medeni bir duruş, hem de hijyenin yüksek olmasını sağlıyor.

Telekom tarafında işler çok kirli. Zaten parazite alışık olan abone, ne yazık ki evine internet bağlatmak istediğinde haftaları bulan süreçlerle uğraşmak zorunda kalıyor. Son dönemde bir de modemi eve yollama faslı başlamış ki; bu işlerin üzerine bir de kargo şirketinin adres bulması işiyle uğraşmak zorunda kalıyorsunuz. Sonuç tam bir hüsran. Sosyal CRM’de markasını güçlediren telekom şirketlerinin bile bu dönemde eskisi gibi markalarını koruyamadılarını sosyal medyadan dönüş hızlarının bir günden 15 günlere kadar çıkmasından anlıyorum.

Katma değerli servisler

Restorana gidip oturduğunuzda bir kişi bile olsanız yaklaşık 12 çeşit meze geliyor. Salata’dan taze veya kızartılmış soğana hatta acı biber kızartmasına kadar gözünüzü ve midenizi doyuracak lezzetli ve özenle seçilmiş onlarca çeşit. Zaten o mezeleri yiyip doyabilirsiniz ama bu Apo için ticari bir endişe taşımıyor. Bu kendine güven ise müşteri portföyünü elinde tutmasına sebep oluyor.

Özellikle mobil operatörlerde abone olduğunuzda önünüzü bir yığın şeyle dolduruyorlar. Tamam gözünüz doyuyor. Ancak bunların offline olanlarını (vale hizmeti, park hizmeti, restoran indirimleri vb…) zaten günün yoğunluğundan çoğunlukla kulanamıyorsunuz. Geriye sadece online hizmetler kalıyor ki, çoğu herkesin işine yarıyan hizmetler de değil. Zaten bunu hedef kitle aralıklarına bakarak net olarak anlayabiliyorsunuz.

Apo’da önüme gelen her mezeyi keyifle yiyebiliyorken, masayı en fazla donatan mobil operatörün bir iki üç hizmetine ancak şöyle çatalın ucuyla değiyorum. Zaten çoğunlukla altından bir abonelik işlemi çıkıyor ki, insan dokunduğuna pişman oluyor.

Buradan nasıl çıkılır?

Geçen gün bir telekom bayiliğinde e-devlet dökümanı ihtiyacı oldu. Ben de şifremi bilmediğimi söyledim. Hanımefendi Garanti bankası hesabım olup olmadığını sordu. Hesapla edevlete bağlanıp işimizi hallettik. Finans sektöründe de bir dönem işler çok karışıktı, ancak Garanti Bankası eticaret için hazırladığı kolay processler, abonelere hazırladığı yan servisler, kolay anlaşılır, modern web sitesi ve mobil uygulaması, facebook connectten daha iyi çalışan otorizasyon sistemi ile kendini farklılaştırmayı başardı. Şimdi bir telekom operatöründen de kaliteli ürün, gerçekten kullanılabilir çekicilikte katma değerli servisler ile farklılaşmasını bekliyorum.