Bereket tanrısı Telepinu bir sabah kalktığında orağını bulamaz, öfkelenir, çekip gider. Daha önceki kayboluşlarındaki gibi toprağın bereketi kaçar, ekinler kavrulmaya başlar, herkes aç kalır, kimse gebe kalamaz. Telepinu’nun annesi tanrıça Arinniti ise acı çekmektedir ve tüm halkı yardıma çağırır.
Şittili, Hititli bir metal ustasıdır; bütün köyü dolaşıp topladığı altınlarla yaptığı orağı Arinniti’ye verir.
Arinniti mutlulukla Şittili’den bir dilek dilemesini ister. “… Bu hayat nedir? Var mı bir amacı, niye yaşıyoruz? Söylesen yeter.” diye sorar Şittili.
Arinniti heybesinden dev bir soğan çıkartıp cevabın içinde olduğunu söyleyerek Şittili’ye verir. Şittili soğanı inceler; soymaya başlar; soyduğu her katın ardından yine aynısı çıkmaktadır. Soğanı üç gün soyduktan içinde hiçbir şey olmadığını, elinde bir şey kalmadığını görür. Hayal kırıklığına uğramıştır; ağlamaya başlar. “Kim soyarsa bunu, bundan sonra benim gibi ağlasın” diyerek Tanrıça’nın hediyesini lanetler.
Arinniti yeniden belirip niye ağladığını sorunca onu sözünde durmamakla suçlar. Tanrıça cevap verir: “Sana hayatın anlamını verdim. Soyup kurcalaman için değil, yemen içindi soğan. Tadına öyle varacak, kıymetini anlayacaktın. Didikleyeceğine yaşarsan tatlanacak ömrün gibi.”