Dünyada internet üzerindeki faaliyetler arasında en yoğun veri kullanımı görüntü transferi yüzünden gerçekleşiyor. Video hem hızlı bir bilgi kaynağı, hem degaynı zamanda dünyadaki internet kalitesinin yükselmesinin en önemli sebebi. Biliyorum bu yaklaşım biraz garip geliyor ama Türkiye’de IPTV derneğinin kurulmasının sebebi de tam olarak bu. İnternetten iletlen video yayınının kalitesi ve devamlılığı internet için o kadar önemlidir ki; IPTV’nin varolduğu ülkelerde bağlantılar hızlıca bakır kablodan, fiber optiğe geçiş yapar. Bu kalite aynı zamanda ülkenin video üretimini güçlendirir. İletişim kaynaklarını açar. Bu da hızlı bir gelişimin başlangıcı olur.

Bu sayede o size yollanan yüksek çözünürlüklü resimler hemen mesaj kutunuza düşer, bir işin nasıl yapıldığını anlatan sıkıcı yazılar okumak yerine, iki kat hızla videolarını seyredersiniz, 4G mi 5G mi tartışılır.

Bu gelişmeler aslında işin görünen kısmıdır. Ülke IPTV operasyonunu yapabilmek için önce fiber optik yatırımı yapar, anlık video seyretmeyi kolaylaştırmak için önce POP noktaları kurar, yetmez CDN’ler hayata geçirir o da yetmez bütün içeriği bulutta saklamanın yollarına bakar.

Doğan TV Holding’de görev yaptığım, D-Smart öncesi dönemde, Kanal D ve Star TV (o zaman Star TV Doğan Grubuna aitti)  yayınlarını internetten izleyen çok ciddi bir kesim olduğunu tespit etmiştik. İnternet bağlantısının çok pahalı olduğu o dönemde, internet departmanının en büyük maliyetlerinden biri bu yayınların izlenmesini sağlamak için telekom şirketine ödenen astronomik ücretlerdi. O zaman yayın kalitesi şimdiki gibi değil, amiyane tabiri ile ekranın ortasında pul kadar ve anten yayını kalitesinde bir içerikten bahsediyorum. Yani teknik tabirle 420×360 SD kalitesinde bir yayın için birebir bağlantıdan kaynaklanan ciddi bir bağlantı maliyeti…

O zaman bu sorunu çözmek için Netaş’tan ayrılıp şirketini kurmuş bir deha ile bir, iki ayımızı feda ettik. O dönem için çok garip P2PCast yöntemiyle maliyetleri binde bire düşürecek bir altyapı sağladık.

O zaman için bu işler için ciddi maliyetler, ciddi sistemler kurmak gerekirdi. Ancak sonra CDN’ler ile ihtiyaçlar daha azaldı. Sistem daha iyi çalışır hale geldi. Ancak televizyonculuk için bu da yeterli olmadı. Artık televizyon sektörü üretimini de internet üzerinde gerçekleştirmek istiyor.

Geçen hafta elime geçen bir rapora göre geleneksel televizyoncuların büyük çoğunluğu en geç beş yıl içinde üretimlerini bulut teknolojilerine geçirmek istediklerini belirtmişler. Kaldı ki araştırmanın içinde en dikkat çeken bölümlerden biri zaten geleneksel televizyoncuların, dijital bacaklarının neredeyse yüzde 90’ının bulut üzerinde VOD (seç izle) servislerini çalıştırdıkları yönünde. Herkes kısa vadede zaten video dağıtım ve yayın kısmını geçirdiği buluta bütün teknolojisini geçirmeyi planlıyor.

Açıkcası bu konuda en geç aksiyon almayı planlayan yapılar 4K yayıncılığı yapan kanallar ama bence asıl en hızlı geçişi onlar yapacaklar. Zira geleneksel yayıncılık yapanların içinde buluta geçiş yapmak isteyenlerin büyük çoğunluğu maliyetlerin gelirlerle karşılanamayacağı yönünde olduğuna kanaat etmiş. Bu şirketler arasında 4K yayıncılık yapanlar, dağıtım kanalları en maliyetli olanlar. Dolayısıyla ben yüksek çözünürlüklü yayın yapan kanalların hali hazırdaki dağıtım maliyetlerini çok da aşmayan maliyetlerle karşılaşacakları düşüncesindeyim.

Kaldı ki; televizyon yayıncılığı yatırımın çok olduğu ancak geri dönüşünün uzun zaman aldığı bir alandır. Bulut bilişimin üretimde kullanılması, özellikle donanım ve toplamda ilk maliyetleri çok hızlı şekilde düşüreceği içi tercih sebebi olacaktır.

Dağıtım kanallarında ise geleneksel televizyoncular ya kısıtlı kaynak kullanıp, trafiğin artması ile sorun yaşar hale geliyorlar yada geniş atıl kaynaklar yüzünden tasarruf edemez hale geliyorlar. Bulut bilişim bu sorunları da ortadan kaldıran kullandığın kadarını öde yaklaşımına sahip. Bu da yayının sürekliliği ihtiyacını ciddi anlamda karşılıyor.

Dünya’da televizyonculuk alanında bulut bilişim kullanımı aslında çok yeni değil. Ülkemize hızlı giriş yapan Netflix, yakında gelecek olan Amazon gibi seç izle servisleri bütün dağıtım ağlarını bulut bilişim üzerine kurmuş durumdalar. Bu nedenle de televizyonculuk dünyasında bulut bilişim inovasyon olarak anılıyor. Pazarın büyüklüğünü anlamak için bütün konuşmalarımda verdiğim bir örneği belirtmek istiyorum. Dünya bulut pazarının neredeyse yarısını elinde tutan Amazon, televizyon dağıtım pazarında Roku’dan sonra ancak ikinci olabiliyor. Tabii daha geleneksel televizyoncuların (deyim yerindeyse yaşlı kurtların) neler yapabileceklerini görmedik!