Kurumsallaşma blogların başarısının en önemlilerinden biri.

Babamın bana hayat için verdiği en ciddi öğütlerden biri buydu. Türkçesi ‘söz uçar, yazı kalır’. Bu nedenle IPTV derneği başkanı olmama ve videonun internetin büyümesinde çok etkili olduğunu düşünmeme rağmen, yazının internetin hafızası olduğunu düşünüyorum.

Bu hafızanın en önemli parçalası ise bloglar. Başta sadece günlük olarak çıkan bloglar her konuda ihtiyacımız olan bilgiye ulaşabildiğimiz sitelere kısa zamanda evrildi. Fakat bloglar neden gittikçe azalıyor? Neden gerçek değerlerini bulamıyorlar?

Blogların ölmek üzere olduğu konusunda birçok İngilizce makale okuduğumu hatırlıyorum. Türkiye’deki bloglara şöyle bir göz gezdirdiğimde de benzer bir durumu görebiliyorum. Bu konuya gönül veren Evren Soyuçok, blog çalıştayları düzenleyerek, sektörün oluşması ve büyümesine yardımcı olmaya çalışıyor. Ben de bu yıl yapılacak çalıştayda bir oturum yöneteceğim için genel bir araştırma yaptım.

Türkçe bloglar nereye gidiyor?

İlk olarak facebook’da uzun yıllardır biriktirdiğim sektörün öncülerine hangi blogları okuduklarını sordum. Facebookdaki dostlarım bilir, ben soruya gelen en hızlı cevapları toplarım. Birkaç saat içinde postun uzamasını beklerken, ne yazık ki beklediğim çeşitlilikte sonuçla karşılaşamadım. Bloglar, özellikle farklı konularda yazılanlar yavaş yavaş ölmüş. Hatta bazı konularda hiç blog oluşmamış. Mesela lüks yaşam, atcılık, yat, yönetici, sanat, saat blogları neredeyse hiç yok. Ama moda, gezme konularında irili ufaklı bloglarla karşılaştım. Yani Türkiye’nin blog haritasında ciddi anlamda içerik kısırlığı var. Daha da kötüsü ciddi anlamda daralma da görülüyor.

Hemen ümitsizliğe kapılmayın

Tabii ümitsizliğe kapılmamak gerekiyor. Zira gerçekten başarılı bloglar da var. Açıkcası yaptığım araştırmada benim en başarılı bulduğum blog Buse Terim’e ait. Bu konuda eminim çokça itiraz gelecek. Ancak blogunu bir iş modeline çevirmeyi başarıp kişisel markasını yaratma yolunda en etkili olan buseterim.com.tr . Yazarları, editörleri ile yıllar önce bir teknoloji blogu olarak başlayıp sonra bir bilişim markasına dönüşen Mashable’ın başarısını yakalamış gibi görünüyor.

Hemen ikinci sırada anneler var

Yıllardır bütün konuşmalarımda söylerim. Anneler interneti hakettiği gibi kullanan çok özel bir grup. Burada benim gördüğüm kadarıyla listenin başında, koca bir gönüllü organizasyon olarak, ‘bebek bakım yapım onarım’ geliyor. Eren Kaya yıllardır, anneleri bir araya toplamada çok başarılı. Sadece web sitesi değil, facebook sayfası olarak da büyük bir sanal grubu bir arada tutuyor.

Niş içerik ve kişisel web siteleri yok mu?

Niş içerik alanında iddalı çok siteye ulaşamadım. Ancak yıllardır takip ettiğim, Türkiye’de ve yurt dışında da ödüllü Meleklerin Payı sitesi iyi örneklerden biri. Burkay Adalığ liseden arkadaşım olduğu için listede onu altlara yazıyorum. Aslında oluşturduğu kaliteli içerik, dikkat çekici.

Otomotiv alanında ise yıllardır takip ettiğim Osman Kurt cokgezenadam.com ile listede yerini alıyor. Niş içeriğin en dikkat örneklerinden birini bilim alanında Kozan Demircan’ın sitesi khosann.com . İddialı bir blog sitesi. Kişisel siteler arasında ise okumaktan çok zevk aldığım, Fırat Demirel’in sitesi firatdemirel.com var. Her ne kadar blog yazılarını Medium’a kaydırmış olsa da, gerçekten ilginç içerikleri bulmak mümkün.

Her ne kadar blogu çok aşmış olsa da İlker Karaş’ın espor alanında herşeye ulaşılan blogu dijitalsporlar.com var.

Bir blogun başarılı olması için ne gerekiyor?

Bu genel araştırma bana blogların başarısında, popülerlik, para kazanma gibi konuların hiç önemli olmadığını gösteriyor. Kapanan bloglar arasında bu özelliğe sahip olanların sayısı oldukça fazla. Mesela kurumsal bloglar arasında hep başarı hikayesi olarak gösterdiğim son derece popüler Turkcell blog kapanırken, o kadar fazla kişiye ulaşmamasına rağmen Pronto Tour’un blogu kaliteli içerik üretmeye devam ediyor. Yaptığım genel araştırma gösteriyor ki; kurumsallaşma, blogların başarısının en önemli parametrelerinden biri. İkincisi ise tabii ki sürdürülebilirlik. Vazgeçmemek gerekiyor. Buse Terim’in blogundan yola çıkarak, dikeyde kalmamak, içeriği genişletmenin de çok önemli göründüğünü söyleyebilirim.

Not: Konuyu bu hafta Bloomberg Businessweek Türkiye’de de dile getirdim.

One thought on “Verba Volant, Scripta Manent

Yorumlar kapatıldı.