Dijital dönüşüm nasıl bir trend olduysa, neredeyse günde 3 toplantı daveti alıyorum. Herkes bir yerinden tutmaya çalışıyor. Bu şekli ile herkesin google’a benzeyen web siteleri istediği, sayfalarında bulundukları yerin hava durumunu yayınladıkları dotcom krizi öncesine çok benzeyen bir dönem görüyorum. Hatırlarsınız o dönemde büyük iletişim guruları bir kurumsal sitelerin Ömrünü 6 ay olarak tanımlıyordu. Sonra büyük kriz geldi. Sadece kurumsal siteler değil, birçok dayanaksız proje de çöktü. Harcanan enerji, sermaye ne yazık ki çöpe gitti.
İşte şu an yaşadığımız dalga da buna benziyor. Herkes dijital dönüşümden konuşuyor. Şirketler yeni nesil, kognitif öğrenme yöntemlerine sahip yapay zeka çözümlerini kolayca yapabileceklerini sanıyorlar. Tabii bu tip havaları seven, şirket ve yöneticilerin, dijital dönüşümü tek bir reçetesi olan çözüm ve ürünlerini de herkese yarayan ilaç gibi tanımladıklarını görüyoruz.
Efaturadan toplu mesajlaşmaya, döküman yönetiminden iç iletişim yazılımlarına kadar birçok hizmet dijital dönüşümün ilacı gibi gösteriliyor.
Şunu bilmek lazım, dijital dönüşüm öyle basit ve her yapıya uygun bir reçeteye sahip olsaydı, dünyanın en büyük markalarından en az ikisi dijital dönüşüm isimli bir yazılım çıkarırdı. Biz de bilgisayarımıza next(ileri) tuşuna bir kaç kere basarak yükler bu yükseltmeyi şirketimiz için yapmış olurduk. Ama dijital dönüşüm ne yazık ki bu kadar kolay değil.
Dijital dönüşüm, insanı merkeze alıyor. İkinci büyük yanılgı da burada başlıyor. Çalışana odaklı departmanlar bunu bir eğitim olarak algılıyorlar. Bu da ikinci büyük hatayı doğuruyor. İnsanı merkeze almaktan kastımız içerde çalışan dışarda müşteri deneyimi. Yani onlara birşey vermekten ziyade onların neyi nasıl istediklerini anlamayı gerektiriyor.
Yani müşteri ve çalışan deneyimi, dijital dönüşümde şirketin reçetesinin ilk ve en önemli kısmı. Tabii ortaya çıkan reçetedeki yapılacak listesini gerçekleştirmenin yolu ise teknolojiden geçiyor. Eğer oluşan reçetenizde her soruna bir dijital ilaç yazamıyorsanız bilin ki, yaptıklarınız çöpe gidecek.
Dijital dönüşüm sürecinde yapılan bir başka belirgin hata ise, bu süreci teknoloji ile ilgilenen en üst düzey yetkilinin başlatacağını zannetmek. Zira dijitalleşme yukardan aşağı inen bir talep. Çoğunlukla şirket yöneticisi ve sahibinden, tasarruf motivasyonu ile geliyor. Bu nedenle de CDO veya CTO sürecin yöneticisi değil yürütücüsü oluyorlar.
Dijital dönüşüm kısa bir süreç değil. Bu nedenle, sürdürülebilirlik ve bunu sağlamak amacı ile bir stratejiye ciddi anlamda ihtiyaç duyuyor. Bu strateji zaman ve kişi bağımsız olarak yürütülebilmeli. Aksi takdirde boşa harcanan zaman ve yatırımdan başka bir sonuç elde edilemiyor.
Nesnelerin interneti, büyük veri, yapay zeka hep bu sürecin dijital araçları. Bu araçların yanlış kullanımı da yapılan en büyük hatalardan birisi. Nesnelerin interneti aracılığı ile kısa zamanda büyük veri havuzlarına ulaşmak mümkün. Ancak sırf büyük veri oluşsun diye her yere sensör yerleştirmek, oluşan veriyi kullanamamak veya yanlış anlamlandırmak dijital dönüşümün önündeki en büyük tehditler arasında.
Durağan veriyi analiz edip sonuçlar çıkarmak konvansiyonel bilgi işlemin rahatça yapabileceği bir iş ancak akışkan veriyi analiz etmek, sonuçlar çıkarmak ve değiştirmek yetenekli çalışanları gerektiriyor. ‘Data scientist’ dediğimiz bu özel yeteneklerin sayısı dünya üzerinde çok az. Bu iş gücünü kaybetmemek, onların mutlu çalışacağı şirketler, topraklar yapmak ise hepimizin görevi.
Yapılan büyük hatalardan biri de bu kişilere özel çalışma alanları geliştirirken bunu sadece fiziksel ortamda bırakmak. Renkli boyanmış koltuklar, harika bir kampüs, her an uyuma imkanı, açık büfe yemekler bu yetenekleri artık etkilemiyor. Sonuçta ekrana bakan bu kişilere, dijitalde kolay ve rahat çalışabileceği ortamları oluşturmak da önemli gerekliliklerden biri.
Dijital dönüşümden bahsederken yapılacakları söylemek kolay değil ama yapılmaması gerekenler çok net ortada. Sadece google üzerinden bile bu bahsettiğim hatalar yüzünden başarısız olmuş bir çok dijital dönüşüm projesi bulabilirsiniz.