Hikayemiz 2010’lu yılların başında IPTV derneğini kurduğumuz dönemlere dayanıyor. O dönem Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanımız olan Binali Yıldırım’ı ziyaretimizde Haber 24’ün kendi IPTV platformunu kurabileceğini sandığı ilk dönemlerdi. (tabii bunu sanmasının sebeplerinden biri CNNTURK’ten geçen teknik müdür Mehmet Özdemir’in Haber 24’te çok detaylı bir IPTV projesi ortaya koymasıydı). IPTV bilinmiyordu. RTÜK, IPTV mevzuatını çıkarırken bizden çok yardım aldı. Bizim tek br ricamız vardı. IPTV kanalları için lisanslamanın maliyetini düşük tutarak sektörün büyümesini sağlamak.
Gerçekten de ilk mevzuatta IPTV kanal lisanslama bedeli 5 yıllık 10bin TL gibi son derece cüzi bir bedeldi. Biz IPTV sektörünü geliştirecek bir regülasyonu yapmaktan mutluluk duyuyorduk. O dönemlerde Demet Sabancı ile World Travel Channel’ı kurmuştuk. RTÜK izinlerini alırken ben de gönül rahatlığı ile IPTV lisansı da almalarını söylemiştim. Ancak konuyla ilgili arkadaşın raporun IPTV lisasının kablolu lisansı içine alındığı ve maliyetin 60 kat arttırıldığını haber aldım. Önce inanmadım., araştırmalarım ne yazık ki bu durumun gerçek olduğunu ortaya koydu.
Uzun süre RTÜK ile resmi bir bağlantı kurmadım, kuramadım. RTÜK sektörün onayını aldığı bir konuyu, tam tersine çevirmişti. Ancak bir süre sonra RTÜK yetkilileri OTT TV alanında bir regülasyonun yapılıp yapılamayacağı konusunda bir soru ile geldiler. O dönem bir üniversitede Haluk Şahin gibi medya önderlerinin de bir arada oldukları bir çalıştay gerçekleştirdik. Bu çalıştaydan,RTÜK’ün bu alanı serbest bırakmasının, sektörün gelişmesi için çok doğru olacağı sonucu ortaya çıktı. Bu çalıştayı kitaplaştırıp çalışmalarımızı resmi olarak RTÜK’e ilettik.
Aradan geçen süreçte OTTTV alanında Blu TV, puhu TV gibi yerel örnekler ve Netflix gibi global örnekler ortaya çıktı. Ancak birgün bilişim STK’ları başkanları toplantısında TUYAD başkanı Hayrettin Özaydın, Blu TV ve Puhu TV’nin izle öde kanalları olduğundan ve regüle edilmeleri gerektiğinden bahsetmesi üzerine konu yeniden hararetlendi. Ben bu bahsi geçen kanalların OTT TV olduklarından ve dolayısı ile denetimin yapılmasının yanlış olduğundan bahsettim.
Aradan geçen sürede, RTÜK’ün internet üzerindeki yayınları denetlemesi konusunda bir karar ortaya çıktı. RTÜK üyeleri arasında fikir ayrılıklarına sebep olan bu kanunun mevzuatı şu anda muallak. Ancak bazı üyelere göre kanun internet üzerindeki bütün yayınları denetlemek gibi bir yöne giderken. Bazı üyeler sadece Netflix, puhu TV ve Blu TV’nin denetlenmesinin doğru olacağını söylüyor.
Tam da bu tartışmalar gerçekleşirken, Suudi Arabistan’daki MBC grubu Türk dizilerinin yayınına son verdi. Grup sözcüsü Mazen Hayek, “Alınan karar gereği Türk dizileri MBC grubuna ait Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki kanalların yayın akışı dışında bırakıldı. Karar bu aydan itibaren ikinci bir emre kadar uygulanacak.” açıklamasında bulundu.
Bunun üzerine Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, Suudi Arabistan’ın MBC Medya grubuna ait kanallarda Türk dizilerinin yayınına son verilmesine ilişkin, “Kimin hangi filmi seyredeceğine masa başında oturup, üç siyasetçi karar veremez. Bu devirler çoktan geride kaldı” dedi.
Türkiye’de güçlü bir OTT TV sektörü olsaydı, bu toprakalarda aboneleri oluşsaydı, bu kararlar bizi resmi açıklama yapacak kadar etkilemeyecekti. Bu diziler o platformlar üzerinden yayınlarına devam edecekti. Benim OTT TV platformlarını bırakın sektör büyüsün dememdeki sebep işte tam da buydu. Bunu puhu tv’nin gelişmesi ile ilgili yazımda da yayınlamıştım.
Kaldı ki bu konuda Avrupa Komisyonu’da bir çalışma yürütüyor. Bizden de fikir alınan çalışma büyük kısmı ile tamamlanmış durumda. Burada dikkat dilmesi gereken unsur platform üzerinde çocuk içeriği ile, müstehcen içeriğin aynı yerde olmaması üzerine. Zira Kurtulmuş’un dediği gibi kimin ne izleyeceğini kontrol etmek bize düşmez.
Gelelim BTK ve RTÜK’ün denetim alanlarına. Malum internet geliştikçe bu iki alan birbirine yakınlaşıyor. Bu da son derece normal. Bu konuda yıllardır yaptığım öneriyi bir kere daha yapıyorum. RTÜK ve BTK birleşmeli. Özelleşmeli ve başına bir genel müdür atanmalıdır. Özgürlükçü, yenilikçi bir yaklaşımla, etki alanları yeniden çizilmeli. Amaç internet yasası gibi çocukların, yetişkin içeriğinden uzak tutulması ile sınırlandırılmalı.
Ben RTÜK’ün bu konuda BTK’dan daha organize olduğunu düşündüğüm için, bu birleşmenin RTÜK altında gerçekleşmesini doğru buluyorum. Ancak bu durumda geçmişinde medya, eğlence ve internet teknolojileri profesyonelliği olan üyeler dışındakilerin üyelikleri sonlandırılmalı. Medya ve internetin arasına eğlenceyi koymam belki garip gelebilir, ancak bilgisayar oyunları ve diğer yeni mecraların da makul bir şekilde denetimi mavi balina gibi olayların yaşanmaması için şarttır.