Strateji, veri ve Obase

Bu hafta perakende sektörü açısından oldukça önemli bir organizasyona davetliydim. İş zekası çözümlerinin dikkat çeken markası Microstrategy’nin sempozyumunda, Obase’in CEO’su Dr. Bülent Bal’ı dinlerken bir süre önce benden eğitim isteyen bir holdingin problemi aklıma geldi. Kurum bilgi işlem departmanında özellikle büyük veriyi spreadsheetlere aktarıp buradan analiz araçları ile işleme çalışıyordu. 500bin satırdan oluşan veriyi bu şekilde yorumlamaya çalışmak bana çok garip gelmişti. Veriyi analiz etmek için spreadsheet kullanmak, çok ilkel görünmüştü. Bülent bey de sunumunda özellikle bu konudan bahsetti. Şirketlerin yüzde 66’sı iş zekası içeriklerinin yüzde 50’sinden fazlasını spreadsheetlerde tutuyormuş. Bu 2018 yılı için gerçekten çok kötü bir rakam. Tam bir ilkellik.
Tabii bu şirketlerin çoğunda veri farklı yerlerde depolandığı için birbirleri ile ilişkilendirilmesi de sorun oluyormuş. Bunlar için iptidai çözümler üretilebilir ama bu çözümlerin çoğu dijitalleşme sürecinde büyük ihtimalle elemine ediliyor. Bu yüzden ben dijital dönüşüm yoluna çıkmadan ciddi bir planlama yapmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Stratejik olarak doğru planlanmamış bir dijital dönüşüm projesi, dünyanın en iyi çözümüne sahip olsa bile başarılı olma ihtimali yok. Daha açık söylemek gerekirse, dijital dönüşümde rakiplerin bu işi yaptığı şirketi bulup ondan direkt yardım almak işe yarayacak bir çözüm değildir. Bu tembelce yaklaşım size çözüm değil risk yaratır. Obase CEO’su Dr. Bülent Dal ise yaptığı konuşmada, işletmelerin elindeki verinin çok azını, hatta %20’sini karar verme süreçlerinde kullandığından bahsetti. Bülent bey stratejinin ve planlamasının arkasından kurumların Chief Data Officer (Veriden Sorumlu Genel Müdür) ve Chief Digital Officer (Dijital İşlerden Sorumlu Genel Müdür) ünvanlarına sahip yöneticilerin bulunması gerektiğini, bu kişilerin kurumu dönüştürecek olan veri omurgası (data backbone) ve dijital deneyimleri yaratmaları gerektiğini söylüyor. Dijital dönüşümle birlikte gelen yeni meslekleri “Veri madenciliği, iş zekası uzmanlığı, veri mühendisliği, kompleks süreç yöneticiliğinin yanı sıra şirketlerde ‘Dijital Dönüşüm’, ‘Süreç Mimarisi’, ‘Kompleks Süreç Yönetimi’, ‘Akıllı Süreç Yönetimi’, ‘Operasyonel Mükemmellik’ gibi departmanlara da ihtiyaç olduğunu söylüyor.
Bülent bey dijitalleşmeyi, makine öğrenmeyi, yapay zekayı konuştuğumuz bu dönüşümde insan faktörünün unutulmaması gerektiğinin altını çiziyor. Teknolojik alt yapı yatırımlarının, insan kaynağı yatırımı ile paralel sürdürülmesi ve tüm dönüşüm projelerinin iş kullanıcıları ve teknik kullanıcılarla şekillendirilmesine dikkat çekiyor. Ne de olsa dijital dönüşüm projeleri tüm birimlerin beraber hareket etmesini, katkı sağlamasını gerektiren bir süreç.
Dijital dönüşümün şüphesiz en önemli kısmı elimizdeki büyük veri. Çoğunlukla tamamını analiz edemediğimiz bu verinin artık anlık düzenlenmesi ve karar süreçlerine entegre edilmesi çok önemli. Bunun için çoğunlukla iş zekası ürünlerini kullanıyoruz. Ancak ne yazık ki, bu ürünlerin veri konusunda profesyonel olmayan kullanıcılar tarafından kullanılması şu aşamada zor görünüyor. Bu IK tarafında yeni dönüşümlere sebep olacak. Yani iş zekası yazılımlarını kullanmayı bilmeyen orta kademe yöneticilerin gelecek on yılda iş bulması çok zor olacak gibi görünüyor.
Her ne kadar yapay zekanın üst düzey yöneticilerin yerini alacağı söylense de Bülent bey bu konuda da oldukça isabetli olduğunu düşündüğüm bir öngörüde bulundu. Sanıyorum üst düzey yöneticilerin yapay zeka ile sınavları birbirinin yerini almaktan ziyade, yapay zekayı karar alma süreçlerinde kullanmayı bilmeyen üst düzey yöneticilerin gelecekte bir yerde iş bulmasının zor olacağı yolunda.
Bu arada Dr. Bülen Dal bir de önümüze gelen bir soruna dikkat çekti. Hepimiz verinin görselleşmesinin, onu anlama ve işleme süreçlerimizi hızlandıracağını zannediyoruz, ancak bazı tecrübeler, bazen bir resmin binlerce kelimenin yerini tutmadığını gösterdiğini anlattı. Dijital dönüşüm sürecinde bu tip know-how’ın ne kadar önemli olduğunu herhalde bir daha söylemeye gerek yok.
Bunun dışında dijital dönüşüm sürecinde, yapısal olmayan verilerin analiz için kullanılmasında zorluklar yaşanıyormuş. Bu beni 30 yıl önceye götürdü. O zaman da yapısal olmayan verileri depolamakta, sonra aramakta zorluk çekiyorduk. Şimdi bunlar sorun olmaktn çıktı. Muhtemelen yapay zeka da gelecekte bu sorunun ortadan kalkmasını sağlayacak.
Veri ile uğraşmaya, onu düzenlemeye devam ediyoruz. Peki üzerimize gelen bu veri dalgasının altından sağ çıkabilmek için stratejiler üretebiliyor muyuz? Benim bu toplantının ardından aklımda kalan en önemli soru iste tam da bu!