Geçen haftalarda Antalya’da Eurasia Airshow vardı. Havacılık sektörünün küresel devlerini bir araya getiren Türkiye’nin şova dayalı ilk havacılık organizasyonu Eurasia Airshow, Antalya’da 24-29 Nisan tarihleri arasında gerçekleşti. 100’ü aşkın ülkeden 100 binin üzerinde uluslararası sektör profesyoneli ile toplamda 500 bin ziyaretçiyi ağırlayan fuar, Türk havacılığının ne noktada olduğunun anlaşılması açısından da önemli.
Fuar ve gösteri alanında yerli üretim olan Atak, Leonardo Alenia C-27J Spartan, Polonya Hava Kuvvetleri’ne ait MIG 29 ve CASA C-295M, Çekya Hava Kuvvetler’ne ait Gripen, Ruslara ait Sukhoi Superjet 100 (RRJ-95) ve daha birçok efsane uçak boy gösterdi.
Ben de fuar alanını her salonunu detaylı şekilde gezdim. İlk salonda benim hayatımda önemli bir yeri olan bir kurum Türk Hava Kurumu vardı. Boğaziçi Üniversitesinde okuduğum yıllarda, bir yaz THK Eskişehir İnönü tesislerinde, motorsuz uçak diyebileceğimiz planör uçuş eğitimi almıştım. Planörler uçmak için pistin diğer tarafından vinçle hızlıca çekilirler. Bu sayede uçurtma etkisi ile uçarlar. Bu da aslında çok tehlikeli bir durumu ortaya çıkarır. Eğer bir kanat yere düşerse ciddi kazalar olabilir. Bizim kurs devremiz başlamadan önce Altan hocamızın planör eğitmeni olan nişanlısı böyle bir elim kaza geçirmişti. Bu nedenle bizim devreye ekstra ehemmiyet verilmiş. Bu nedenle de hiçbirimiz tek uçuşumuzu yapıp brövemizi alamamıştık.
İşte bu hatıralarla THK standına yaklaşıp stem etmeyi planlarken, onlardan çok daha büyük bir ah işittim. THK bünyesinde toplam 24 planör 7 hoca ve onları uçuşa hazırlayan tek bir teknisyen kalmış. Doğan Medya Grubun’da DSmart projesi için NDS’den gelen teknisyenlerle konuştuğumda neredeyse çoğunun Belçika ve Hollanda’daki evlerinin arkasında kendilerine ait planör pistleri olduğunu duymuştum. Türkiye’nin havacılık sporları ile ilşkisinin sadece paraşütle sınırlı kalmasına çok üzülüyorum. Planör gibi çok güzel bir alanın en kısa zamanda yaygınlaşmasını ümit ediyorum.
Fuar’ın benim için planör eğitimi aldığım dönemlere en çok gönderme yapan konularından biri de, çok amaçlı taşımaya imkan veren Rus uçakları Antonov’lardı. Eskişehir’de o dönemde paraşüt öğrencileri gökyüzüne Antonov’larla çıkarılırdı. Eurasia Airshow’da sergilenen Antonov tabii ki onun çok daha gelişmişiydi. Notlarıma göre, Antonov 124’ün azami kalkış ağırlığı 392 bin kg, azami yük kapasitesi 120 bin kg, azami seyir sürati 865 km/saat, normal seyir sürati 800 km/saat, azami yükle uçuş menzili 4.500 km, azami yükle gerekli minimum pist uzunluğu 3 bin m, normal yükle gerekli pist uzunluğu 2.520 m, kargo bölümü iç ebatları uzunluk 36,50m x en 6,40m x yükseklik 4,40m, kargo kapıları ebatları (ön/arka) en 6,40m x yükseklik 4,40m,kargo ambarı hacmi 1.030 metreküp, uçak güvertesi toplam kaldırma kapasitesi ise 20 bin kg. Yani dev bir uçak.
Tabii benim THK ile ilişkim sadece bununla sınırlı değildi. 1997 yılında ilki yapılan Dünya Hava Oyunlarının da İnternet süpervizörlüğünü yapmıştım. O dönemden sonra Fransız Havacılık Kurumu FAI organizasyonu çok istememize rağmen Türkiye’ye bir daha vermemişti. Ancak 20 yıl sonra bu organizasyonun bir kere daha Türkiye’de yapılacağını öğrendim. Havacılık sporları konusunda Türkiye çok şanslı bir ülke. Hava akrobasisini Antalya’da yaparken, balon etkinliklerini Kapadokya’da, delta kanatı bir başka şehirde gerçekleştirebiliyorsunuz. Planör gibi özel rüzgarlara ihtiyaç duyulan bir sporu bile yapabileceğiniz, Eskişehir’den Fethiye’ye birçok alan mevcut.
Bu nedenle umarım bu sefer Dünya Hava Oyunları Türkiye’den bir daha ayrılmamak üzere gelir. Rahmetli Atilla Taçoy’un da arzusu bu yöndeydi. Bu konunun konuşulduğu, Koç Holding’deki Rahmi Koç’un toplantı odasındaki sohbeti daha dün gibi hatırlıyorum. Rahmetli Sinan Erdem, dönemin Sağlık ve Spor Bakanı, rahmetli Mustafa Koç, Mehmet Ali Yalçındağ desteklerini orada çok açık söylemişlerdi.
Dünya Hava Oyunlarının ilkini yaptığımızda hepimiz böyle büyük bir hava sporları organizasyonunu Türkiye’ye getirmiş olmanın mutluluğu içindeydik. Ama şimdi bakıyorum da Eurasia Airshow 500 bini aşkın ziyaretçisi, 73 dev hava aracı ve 150 uçuş gösterisiyle belki de Cumhuriyet tarihinin en büyük organizasyonu olarak çıtayı bir tık daha yukarı koydu.
Ancak daha bitmedi… Konferans bölümünde de izlediğimiz gibi Türk Kadın Havacılık profesyonelleri GyroCopter gibi son derece yenilikçi hava araçları ile semalarda süzülmeye devam ediyorlar. Yıllar önce havacılık tarihinin kilometre taşlarından biri olan Sabiha Gökçen’in ilk web sitesini yapan biri olarak, ilk Türk GyroCopter kadın pilotu Hatice Nur Gündoğdu’yu da destekliyorum. Tabii ki Airshow’da deneyimlerin dışında videolarda çektim. Bu ve bütün diğer detayları da https://atifunaldi.com.tr/2018/05/02/bir-eurasia-airshow-boyle-gecti/ adresinden öğrenebilirsiniz.