4 büyükler söylemi bizim kültürümüzün bir parçası sayılmaz. Ama üçlemeler gibi güzel bir anlatım yöntemi olduğu için severim. Aslında batı kültüründe dört farklı yönden gelen mahşerin dört atlısını ifade eder. Teknolojinin dört büyüğü, Google, Amazon, Facebook ve Apple da işte tam böyle, mahşerin atlıları olarak tanımlanıyor. Son dönemde hepsinin pazarda bir amacı var. 1 Trilyon dolar değerlenmeye ulaşmak. Peki bunun için hangi gelişmeleri planlıyorlar. Teknolojiyi hangi noktaya çekmeye çalışıyorlar. 

Amazon

Mahşerin en eski atlısı diyemeyiz ama çılgın kararlar alma noktasında onunla kimse yarışamaz. Kurucu Jeff Bezos, gelecek on yıl Amazon’un bütün kazancını her kuruşu ile sermayeye aktaracağını yatırımcılarına söylediğinde sene 1995 filandı. Perakende gibi lokal bir konuda çalıştıkları ve önlerinde lojistik gibi çok ciddi bir zorlayıcı olduğu için pazar payının büyük kısmı Amerika’da. Bu nedenle büyüklüğünü yaşamımızda hissedemiyoruz. Ancak S3 ile başlayan bulut bilişim macerasında AWS dünya pazarın neredeyse yarısına hakim.

AWS yanılmıyorsam 3-4 yıldır Türkiye’de de faaliyet gösteren, foursquare büyüklüğündeki girişimlerin bütün sistemlerini üzerlerine yerleştirebildikleri, sadece sistem konumlama ve çalıştırma gibi alıştığımız geleneksel hosting yapıları yanında, küçük program parçacıkları kurup bunu milyonlarca kere çalıştırma ve onu fiyatlandırabilme gibi esnek yapılara sahip gerçek bir dijital dev. Ancak Amazon’un tabii ki tek silahı bu değil, son dönemlerde herkesin çokça üzerinde durduğu kişisel asistan pazarında da Alexa markası ile özellikle Amerika’da hakim. 

Gücünü bu yıl içinde Türkiye’ye gelmesi ile birlikte çok etkin şekilde hissedeceğiz. 

Google

Tek sorununun içindeki projeleri birbiri ile entegre çalıştıramamak olduğunu düşündüğüm Google, sanıyorum bu sorunu farketmiş olacak ki; Alphabet ile yapıyı bir araya toplamaya çalıştı. Bu hamlesi finansal olarak yapıyı bir araya getirse de ne yazık ki teknolojik birleşmeye bu da yardımcı olamadı. Alphabet gelişmesinden sonra ilk büyük teknolojik yenilemeyi Google, bu günlerde gerçekleştiriyor. Gmail yepyeni ve harika bir yapıya sahip oldu. Google drive gitti, yerini Google One aldı. One, drive gibi bir depolama alanında daha farklı. Ancak en büyük farkını dört büyüklerin ana alanında gösterdi. Google’ın kişisel asistanı sizin için kuaförü arayıp, karşıdakinin bir asistan olduğunu farketmeyeceği akıcı ve doğal bir konuşma ile başarılı bir şekilde randevu alabiliyor. Bunu eğer diğer dillerde de gerçekleştirebilirlerse gerçekten teknoloji dünyasındaki bir engel yıkılmış ve bunu Google gerçekleştirmiş olacak. Üstelik herkes, 40’dan fazla dili simultane birbirine çevirebilen kulaklığın demosunun etkisini üzerinden atamamışken. 

Ancak ben Google’ın başarı çizgisinin hala projeleri birbirleri ile entegre çalıştırmasından geçtiğini düşünüyorum. Yani gmail’e gelen mailimin içindeki dosyaları sistem otomatik olarak Google One’a kaydetmediği sürece, Google bu başarı eşiğini aşmış olamaz. 

Apple

Steve Jobs’ın ölümü ile birlikte boşalan CEO’luk görevine, yatırımcılar, stratejik bir karar alarak Tim Cook’u getirdiler. Apple o günden sonra, tüketiciyi daha fazla dinlemeye başladı. Ancak bu finansal anlamda yatırımcılar için karlılık anlamına gelse de Apple’ı öncü konumundan takipçi konumuna getirdi. Hala Amerikan olmanın avantajlarını kullanıyor olsa da Apple cep telefonu pazarında ciddi anlamda güç kaybetti. Apple watch tanıtımındaki denizdeki sörfçü ile saatlarda bir hat kullanımı, tüketiciden tam not alsa da, bunun yayılması için her ülkede bir operatörün sanal sim uygulamasını çalıştırıyor olması lazım ki; bunun hazırlıkları öyle kısa zamanlarda gerçekleşmiyor.

Bu nedenle, Apple zaten mobil pazardan ciddi dayak yemiş olan masaüstü bilgisayar pazarını öldürme ve burada oluşan boşluğa yerleşme planı yaptı. Bunun için iPad’leri güçlendiriyor. Ancak asıl gücü olan iTunes ve icloud’u görmemezlikten gelmeye ve hatta yok etmeye devam ediyor. 

Facebook

Son dönemde facebook, özellikle Cambridge Anlytica’nın faaliyetleri nedeniyle kullanıcı verilerinin paylaşılması ile gündeme geldi. Ben hala diğer yazılımlara, veri transferi yaptığını ilk kurulduğu günden beri bir kurumsal faaliyet olarak açıklayan bir şirketin kurucusunun, yıllar sonra bunun için neden özür dilediğini anlamadım, anlayamadım!?! Ancak zaten Z kuşağı tarafından çokta kullanılmadığı her fırsatta dile getirilen Facebook’un teknoloji kulislerinde Instagram’dan başka kurtuluşunun olmadığı dile getirilmeye başlandı. Ancak ben buna hiç katılmıyorum. Facebook özellikle dijital sosyal alanda getirdiği yenilikçi yaklaşımlarla dikkat çekiyor. Mesela hesap çalınmalarına karşı, önceden belirlenmiş bağlantılar üzerinden doğrulama yapmak, her bağlantı yapıldığında lokasyon ve onlarca kontrol ile yüzde yüz başarı ile şüpheli bağlantıları takip etmek facebook’un bu konuda nasıl bir dahi olduğunu gösteriyor. 

Her ne kadar son dönemde “dating” konusuna yönelmiş de olsa, toplumun ihtiyaçlarını anlama da facebook gerçek bir dahi.