Başladığı günden beri e-ticaretin bazı alanlarında hızlı çözümler üretmek mümkün olamıyor. Bu sorunlu alanların başında ürün teslimi geliyor. İlk zamanlar bu alan aynı zamanda fraud kontrolü için en önemli doğrulama noktasıydı. Teslimatı yapanlar, aynı zamanda şirketin dolandırılıp dolandırılmadığını da kontrol ediyorlardı. Kimlik kontrolünden, şüpheli hareketlere kadar her türlü güvenlikten sorumlulardı. E-ticaret siteleri yavaş yavaş bu konulara hakim olmaya başladıkça, lojistik şirketlerini hızlı teslimat konusunda sıkıştırmaya başladılar. Zira e-ticaret müşterisi ürünü internet sitesinden satın aldıktan sonra en kısa zamanda elinde olmasını istiyordu. Ancak bu hız başka sorunlara sebep olmaya başladı. Kurye kapıya geldiğinde zili çalıyor, kapı açılmadan gidebiliyordu. Ayrıca ürün kutuları zarar görebiliyordu.
Bu sorunlara da çözüm bulmak isteyen büyük e-ticaret yapıları önce sigorta sistemini devreye soktu. Ancak zararı karşılansa da e-ticaret müşterisi memnun olmuyor, kaybettiği zamandan dolayı şikayet etmeye devam ediyordu. İşte bu sebepler yüzünden e-ticaret siteleri hem dünyada hem de Türkiye’de kendi lojistik şirketlerini kurmaya karar verdiler.
Başta Doğan Online’ın iştariki hepsiburada.com’un paketilerini taşımak amacı ile kurulan lojistik şirketi hepsiexpress işte tam da bu amaçla kurulmuş. Geçen hafta, faaliyetlerini, gelecek planlarını dinlemek amacı ile misafirleri olarak İstanbul’daydım. Genel müdür Umut Aytekin ağzından Türkiye’de e-ticaret müşterisinin lojistik alanındaki beklentilerinden ar-ge planlarına kadar her konudaki düşüncelerini dinledim.
Hepsiexpress’in yaptığı araştırmaya göre, e-ticaret müşterisinin en büyük beklentisi teslimat zamanı konusunda. Katılımcıların yüzde 65’i ertesi gün ürünün eline geçmesini tercih ediyor. Yüzde 35’i ise özel bir saatte paketini almak istiyor. Hatta bu özel teslimat isteyenlerin yarısı bu hizmet için ödeme de yapabileceğini söylüyor.
Lojistiğin satınalma üzerindeki etkisi ise gerçekten ilginç. Ürünleri doğru zamanda ve sorunsuz teslim eden müşterinin alışveriş frekansı 3 kat artıyor.
Tabii bazı kısıtlamaların da farkında olmak gerekiyor. Her ne kadar İstanbul, Kocaeli, Ankara’da depolar bulunsa da ürünün aynı gün içinde teslimi şu anda sadece İstanbul’da mümkün oluyor.
Benim asıl ilgimi çeken konu ise Umut beyin hepsiexpress’in ar-ge faaliyetleri ile ilgili anlattıkları oldu. Aslında alanı sanki ar-ge’den çok operasyonel gibi görünse de, Türkiye’deki adres sisteminin karışıklığı ve özel durumlardan kaynaklı olarak kendi işletim yapılarını yazmak zorunda kaldıklarından bahsetti. Posta kutuları yerine kendi işaretleme sistemini yapan şirket aynı zamanda dağıtım ağını optimize etmek amacı ile bir dağıtım algoritması oluşturma noktasında da arge yapmaya başlamış. E-ticaret konusunda uzun zaman çalışmış biri olarak bu alanları tahmin edebilirdim ancak değerli eşyaların taşınması için akıllı ve takip edilebilir paketler yapılması konusunda bir araştırmaya gerek olduğu dikkatimi çekmemişti.
Tahmin ediyorum yakın bir zamanda duyurulacak olan bu özel hizmet, akıllı etiketlerle donatılmış paketlerin kullanımı ile ilgili. Ürününü kendi dağıtan yada ambalaj üretimi yapan şirketlere özellikle dijital dönüşüm alanında kaçınılmaz olarak gelecek bu yeniliği uzun zamandır anlatıyorum. İster RFID isterse de NFC teknolojileri ile güçlendirilmiş soğuk hava zincirinin kırılmasını engelleyen ve ürünü sadece gittiği yerde değil yolda da takip eden dağıtım ağları geleceğin vazgeçilmez gelişmeleridir.
Sonuç olarak zannediyorum eticaret’in sorunlarını o alandaki değişimi anlamış konvansiyonel şirketlerden çok yine e-ticaret şirketleri çözecek. Sanıyorum yakında bu şirketlerden, finansal yapılardaki sorunlarını da çözmeye yönelik fintech çözümleri de göreceğiz. Tabii aslında olması gereken konvansiyonel şirketlerin bu değişime hızla ayak uydurması ancak bunun gerçekleşmesi ihtimali olsa cirosu en yüksek 500 şirket listesi son 10 yılda böyle tepe taklak olmaz, en azından birkaçı ayakta kalmaya devam ederdi.