İnternet alimleri internetin yozlaşmasından rahatsız

Son dönemde interneti hayata geçiren isimlerin demeçlerine bakıyorum da; genel olarak internetin gidişatından fena halde rahatsızlar. Internet Society’den, son dönemde takip ettiğim öğretim görevlilerine kadar birçok isim internetteki yozlaşmadan rahatsız. Hatta bazıları aksiyon almaya başladı bile. Tim Berners Lee, http üzerinden bir güven zinciri oluşturma yolunda çalışmalara başladı.

En büyük ayrımcılık lokasyon bazında

Bu dergide internette ayrımcılık konusunda yazdığım yazı, Enterprise Management 360 ( em360tech.com ) sitesinin dikkatini çekmiş. Bağlantıya geçtiler. Ben müşteri yönetiminde ayrımcılıktan bahsetmiştim, onlar teknoloji şirketleri içindeki yönetici seçimleri konusundaki ayrımcılığa…
Ayrımcılık yapmamak lazım ama illa yapılacaksa interneti lokasyon bazında değil, dijital olanlar ve olmayanlar diye ayırmak lazım. Yani netizenleri birbirinden ayırmamak lazım. Bu konuda Avrupa Komisyonunun da çalışmaları var. Yakın zamanda mevzuata dönüştürülmüş olsa da daha icraata dökülemedi.

Reklam internetin karanlık yüzü oldu

Geçen yıl bu zamanlar Londra’da gerçekleşen IPTV World konferansında adblocker uygulaması, amazon ve google yöneticileri arasında salonda soğuk bir hava estirecek kadar uzun ve sert tartışıldı. Ne yazık ki; şu anki reklam iş modeli, Google, Amazon ve Facebook’un da içinde bulunduğu reklam tekel bloğunun kontrolünde. Bunun sadece iş modeli olarak değil, teknik anlamda da ciddi sorunlara yol açtığını biliyoruz.
Şu an ortalama bir gazetenin internet yayınında kodun neredeyse yarısı reklam ile ilgili yönlendirmelerden kaynaklanıyor. Bu da gereksiz trafiğe sebep oluyor. Bazı sitelere ulaşmak için 4-5 adresi geçmek zorunda kalıyorsunuz. Bu da reklamlara karşı bir nefret oluşmasına sebep oluyor. Bu nefret bloğu önce Adblock arkasından da Brave isimli reklam kodlarını da silen browser’ın büyümesine sebep oldu. Hatta reklam karşıtı bloğun pastası bile o kadar büyük ki; geçenlerde yöneticileri iş modelleri üzerinden twitter üzerinde karşı karşıya geldiler.

Siteler Clickbait çöplüklerine, feedbackler trol mezarlıklarına döndü

Reklamın bir büyük zararı da yüksek trafik çekmeye çalışan sitelere oldu. Clickbait dediğimiz olta haber başlıkları, içi boş içerikler işin büyük sorunlarından biri. Geçenlerde bir okuyucum yollamış. Büyük haber sitelerinden birinde bir oyuncunun bekar olup olmadığı, sevgilisinin ismi haber haline getirilmiş. Bu tip aramalar çok yapıldığı için, bu bilgileri paylaşan ikinci sınıf siteler tabii ki oluşacaktı, bu garip değil ama bir haber sitesinin bu basit ve çirkin içerikte gelecek trafiğe tamah etmesi insanı cidden şaşırtıyor.
Bu konudaki dejenerasyon sadece içerikte değil. Marshall McLuhan’ın iletişim teorisinin gerçekleşmesinde internetin feedback kanalını güçlendirmesinin büyük etkisi olmuştu ama şu anda bu kanal, negatif ve pozitif trollerle doldu taştı. Bu da inandırıcılığı hepten yoketti.

Fake Haber ve click çalma operasyonları

Fake haberin siyaset ve seçimlerde neler yaptığı hala tartışma konusu. Malum Cambridge Analytica, skandalı sadece Amerika değil Brexit de dahil birçok seçimi şümullü hale getirdi. Üstelik birçok konunun çözümü için alternatifler konuşuluyorken, bunun çözümü yok.
Haber siteleri reklam gelirleri konusunda o kadar agresif yaklaşıyor ki; Fransa’da siteler Google’ın içeriklerini çaldıkları düşüncesiyle, linklerini vermeme tehdidinde bulunuyorlar. Google bu tehdidi engellemek için reklam gelirlerinden Fransa’da haber sitelerinin oluşturduğu oluşuma para vermeye başladılar. Fransa’da para veren Google diğer ülkelerde haberin içiriğini ve paylaşımları bile kendi üzerinden gerçekleştirmeye başladı. Ben bunu click çalmak olarak algılıyorum.

Çözüm

Milyarderlerin kapitalizmden rahatsızlıklarını açık seçik belirttikleri, sadece bir ülkede değil bütün dünyada gelir dağılımındaki adaletsizliğin ayyuka çıktığı bir dönemde sanıyorum internetin yozlaşmasından ziyade internetteki yozlaşmadan bahsetmek gerekiyor. Kısa sürede bu konuda bir çözüm için yapılması gereken sanıyorum para ile ilişkimiz gibi click ile olan ilişkimizi de masaya yatırmak ve sorgulamak. Yıllardır konuşmalarımda söylediğim “internet hayattır” sloganından yola çıkarsak sanıyorum sadece interneti değil bütün sistemi düzeltmemiz gerekiyor. Tabii bunun için de herkesin önce kendini düzeltmesi….

2 Comments

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s