İki izlenim

Birkaç ay önce Hepsiburada’nın Anadolu’nun farklı şehirlerinde e-ticaret bilgisini arttırmak için gerçekleştirdiği bir faaliyete başladığını farkettim. Bu konuda 1990’larda Microsoft ile gönüllü çalışmalara başlamış, başarı hikayelerini anlatmış biri olarak hemen kiminle bağlantıya geçeceğime baktım. Emre Ekmekçi’yi yıllardır tanıdığım için ilk olarak onunla bağlantıya geçtim. O da beni Ziya Kızıltan ile ilişkilendirdi. Ziya ile bir İstanbul seyahatimde uzun uzun görüştük. Gerçekten çok güzel ve devamı gelecek bir organizasyona başlamışlar. Tam biz bunları arka planda konuşurken, Hepsiburada’dan bir basın daveti geldi. Trabzon’daki organizasyona çağrılmıştık. Organizasyonu yine uzun zamandır tanıdığım Koray Öztürkler gerçekleştiriyormuş. Koray daha önce çalıştığı şirketlerde de çok başarılı işler yapmış bir isimdir.

Bütün bunlarla birlikte daha önce D-Smart’ın kuruluşunda birlikte çalıştığımız, IPTV derneğinde başkan yardımcılığımı da yapmış olan Yaman Alpata’nın da Hepsiburada’ya transferini hatırladım. Bu nedenle konuya girmeden önce sektörün bu parlak isimlerini bir araya toplayan IK’yı ve birlikte çalışmalarını sağlayan yönetimi tebrik ediyorum. Genelde köşe yazarları sorun gören ve onları eleştiren insanlar olarak anılır. Ama bir yerlerde iyi şeylerin yeşerdiğini görünce bunu da yazmak bence bizim görevlerimizden.

Hepsiburada’nın verilerine göre, 2018’in ilk 6 ayında en hızlı büyüyen kategori %269 ile sinema bileti ve film kategorisi olurken onu %130 ile ofis ve kırtasiye takip etti. Ben bir süredir, yeni açılan sitelerle ofis ve kırtasiye sektöründeki gelişmeleri yakından takip ediyorum.

İstanbul, İzmir, Ankara dışındaki 78 ilin toplam e-ticaret alışverişindeki payı %61’e ulaşırken, e-ticaret hacmini en hızlı büyüten ilk 3 il ise, sırasıyla %121 ile Gaziantep, %96 ile Kocaeli, %91 ile Denizli oldu. Trabzon ise %85 ile büyümede üst sıralarda yer aldı.

Hepsiburada Pazar Yeri ekosistemi içinde yer alan Kadın Girişimciler kategorisi, geçtiğimiz döneme göre son 6 ayda %75 büyüme kaydetmiş. Kendi ürünlerini üreterek ya da farklı ürünlerin ticaretini yaparak Hepsiburada’nın aylık 80 milyonun üzerindeki ziyaretçisinden yararlanan kadın girişimciler, kendilerine verilen özel teşviklerle e-ticaret pazarında kendilerine yer bulmuş. Yani artık kadınlar e-ticarette tüketiciden, üretici konumuna geçmişler. Bu harika.

E-ticaret’e girmek isteyenlere Hepsiburada’dan bir de tüyo verelim. En çok alışveriş yapılan aylar

mayıs, haziran gün pazartesi saat 21:30…

Hepsiburada’yı ve ekibini Türkiye’deki e-ticaret alanında gösterdikleri birleştirici yapı için bir kere daha tebrik ediyorum.

Mersin’de bir nükleer santralın kuruluyor olması, bu güzel doğaya patlamaya hazır bir bomba konulması hissini veriyor. Bu nedenle bir süredir, yenilenebilir enerjiler konusuyla yakından ilgiliyim. İkinci izlenimim de tam bu aşamada Solimpeks’in beni Konya’ya davet etmesi ile başladı. Tam bir gün boyunca, güneşin elektrik ve ısınmada kullanılmasından, Konya’nın hem işgücü hem de sanayi anlamındaki gelişmeleri ve zorluklarından konuştuk.

İsterseniz önce genel bir bilgi vereyim. Türkiye’nin Güneş Enerjisi Potansiyeli Atlasına (GEPA) göre, yıllık toplam güneşlenme süresi 2.741 saat (günlük ortalama 7,5 saat), yıllık toplam gelen güneş enerjisi 1.527 kWh/m².yıl olduğu tespit edilmiş. Güneş enerjisi teknolojileri iki ana gruba ayrılıyor. 
Güneş enerjisinden ısı elde edilen bu sistemlerde, ısı doğrudan kullanılabileceği gibi elektrik üretiminde de kullanılabilir. Yani çatılarda görmeye alıştığımız, halkın güneş enerjisi diye tabir ettiği CSP. İkincisi ise fotovoltaik (PV) güneş elektriği sistemleri de denilen güneş hücreleri, yarı iletken malzemelerden yapılmış olup, güneş ışığını doğrudan elektrik enerjisine çeviren yapılar.

Solimpeks, Konya’da her iki konuda da son derece etkili, ürünlerini 80 ülkeye ihraç eden, Almanya ve birçok ülkede kendini oradaki şirketi ile temsil eden, son derece etkili bir şirket.

Solimpeks Genel Müdürü Mehmet Emin Keçeciler ile yaptığımız incelemelerde, ısıl enerjide verimin yüzde 80’lerde olmasından kaynaklı olarak, bu alandaki çalışmaları hızlandırmak gerektiğini öğrendim. Hepimizin önemsediği fotovoltaik güneş elektriği sistemlerinde ne yazıl ki en yüksek verim yüzde 18 civarlarında. Bu üretimde en büyük bağımlılık güneş hücrelerine. Bu alanda yurtdışına bağımlılık halen devam ediyor. Zaten üretim olsa bile bu sadece montaj şeklinde olacak gibi görünüyor. Ar-ge ile bu alanda bir gelişim sağlamak şu aşamada çok mümkün görünmüyor. Bu alanda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Yenilenebilir Enerjiler Genel Müdürlüğü’nün Türkiye Enerji Verimliliği Gelişim Raporu’nu da inceledim. Detaylara bakılınca güneş enerjisi alanında uzun vadede başarıya ulaşabilecek bir stratejinin oluşturulduğunu görebiliyoruz. Ancak kısa vadede ısıl enerji ürünlerini geliştirip hem ısınma hem de ısı pompalarıyla soğumada kullanılması daha verimli görünüyor.

Solimpeks bu alanda rehberlik edebilecek bilgi birikimine ve son dönemde Kobi’lerin hedefleri arasında giren ihracat konusunda know-how’a sahip.

Başarılı bir internet tv 13 adımda nasıl kurulur?

Aslında pazarın belli bir olgunluğa eriştiğini söylesekte; yeni bir internet televizyonu platformu hala iş yapar …

Kendi başarılı hizmetinizi oluşturmak için önemli adımlar:

# 1. Rakiplerinizi araştırın. YouTube neden dünyanın en büyük yayın platformu haline geldi? Seç-İzle pazarının lideri olan Netflix’in rakiplerinin sunmadığı ancak kendinin sunduğu ne var? Hep söylerim artistik patinajda zorunlu hareketleri bitirmeden, artistik puanları alamazsınız. Yani farklılaşmak güzeldir, ancak rakiplerden her zaman zorunluluklar öğrenilmeli.

# 2. Bir finans modeli seçin. İş modeli olmadan başarılı olmanız, yatırım almanız mümkün değildir. Ana seçenekler, reklam yoluyla finanse edilen içerikler, abonelik hizmetleri veya ikisinin karışımıdır. Ücretsiz deneme sürümleri insanlara mevcut olan şeyin tadına varmaları konusunda olanak sağlarken, yeni veya istenen içerik, diğer masrafların düşük tutulması durumunda bir premium içeriğe sahip olabilir.

#3. Orijinal içeriğe ana kanal albenisini de ilave edin. Bunlardan bazıları diğer platformlarla paylaşılabilir, ancak yeni izleyiciler çekmek için kayda değer bir ayrıcalık olması gerekir. Bu, insanları tek başına, ödeme yapma ve katılma için ikna eden “kahraman içerik” tir
#4. Basit ama şık bir EPG (elektronik program rehberi) derleyin. Arama işlevselliği çok önemlidir ve yıldız karakterlerin veya dinamik sahnelerin geniş ekran görüntülerini yakalayabilme, yeni izleyicileri çekmek için önemlidir. Onay-ret ya da olumlu olumsuz şeklinde basit bir derecelendirme sistemi etkinleştirin ve yeni içeriği işaretleyin.
#5. Uyarlanabilir bit hızlarını etkinleştirin. Web barındırma hizmetleri, akışlı içeriği, her biri birkaç bit oranında kodlanmış küçük bilgi yığınına bölmelidir. Alıcı cihazlar, İnternet bağlantılarının belirli bir anda en yüksek çözünürlükte olmasını istemektedir.
#6. Evrensel olarak uyumlu bir codec (kodlayıcı) seçin. Kodlayıcılar, XviD ve DivX gibi pazar liderleri ve video içeriğiyle ilişkili dosya türleridir. Bunların her ikisi de MPEG-4 tabanlı sıkıştırma formatlarıdır.
#7. Ölçeklenebilir sunucu mimarisi kullanın. Her kıta üzerinde önceden kurulmuş güçlü sunucularınız olmalı! 100TB’nin web barındırma hizmetleri, zamanla veri hacimleri arttıkça anlık bağlantı ve artı ölçeklenebilirlik sağlayan küresel, ancak yerel hizmetlerdir.
#8. Minimum sistem gereksinimleri belirleyin. Gerçekten yeterince güçlü olmayan makineleri dahil etmeyin veya uygun olmayan düşük internet hızları önermeyin. Kullanıcılar, cihazları minimum gereksinimlere sahip olduğu halde güvenilmez bir şekilde çalışırsa hayal kırıklığına uğrarlar.
#9. İçerik düzenlemek için algoritmalar kullanın. Yeni abonelerden birkaç önemli ilgi alanı seçmelerini isteyin ve benzerlerini seçebilecekleri bir algoritmik veri tabanı oluşturun. Bu, izleyici düzeylerini korumak ve dosya görüntülemelerini erkenden en üst düzeye çıkarmak için çok önemlidir.
#10. Sonraki bölümler için otomatik oynatma içeriği kullanın. Tüketici olarak, önceden tamponlanmış olması durumunda bir sonraki bölümün oynamasına olanak sağlanması caziptir. Hizmet sağlayıcı olarak, bu ekstra taahhüt, pazar paylaşımını artırmak ve içerik tedarikçilerine olan talebi arttırmak için yaşamsal öneme sahiptir.
# 11. Başlatmadan önce sistemi iyice test edin. Seç-İzle şu an çalışan konsepttir ve tüketiciler güvenilmez web barındırma servislerini veya yüksek gecikme sürelerini affetmeyeceklerdir. Tabletler, TV’ler, akıllı telefonlar ve dizüstü bilgisayarlarda kullanıma sunulmadan önce menüleri, gecikme süresini ve görüntü kalitesini test edin.
# 12. İçerik güvenliğini sağlayın. Seç-İzle akışları aşırı derecede çok hassas olmayabilir, ancak müşteri finansal verileri hassastır. Korsanlığa engel olmak için akışları şifreleyin ve pazarlama materyallerinin müşterilerin kaydolurken verdiği bilgilerin güvenliğinin vurguladığından emin olun.
# 13. İçeriğin her zaman kullanılabilir olduğundan emin olun. Seç-İzle hizmetleri, 20. yüzyıl program çizelgesinin antitezidir. Verilerin gündüz veya gece herhangi bir saatte, dünyanın her yerinde kullanılabilir olmasını sağlamak için güçlü web barındırma hizmetleri gereklidir.
Seç-İzle (VoD) hizmetinin çok hızlı bir şekilde yükselişi, Hulu ve Amazon Prime Video gibi ağır sanayi devlerinin ortaya çıkmasından kaynaklanmaktadır. Yine de bu zorlu rakipler genel olarak benzer bir iş modeli sunma eğilimindedirler: sınırsız görsel-işitsel içeriğe abonelik temelli erişim. Yemek yiyebileceğiniz herkese erişilebilir olan açık büfe gibi, cazip fiyatları sağlıklı bir kazanç sağlıyor, çünkü çok azımız istediğimiz kadarını tüketiyoruz.

Kendi IPTV-VoD Sisteminizi Kurun

IPTV/VoD sektörünün sizden genellikle sakladığı bir sırrı vardır. Bu da bir IPTV ağı kurmanın inanılmaz derecede kolay olduğudur. Hatta bu o kadar kolaydır ki, hemen hemen herkes yapabilir. Fakat bu bilinseydi herkes kendi sistemini kurar ve hiç kimse sizlere markalı ürünlerini fahiş kârlarla satarak para kazanamazdı.

Okumaya devam et Kendi IPTV-VoD Sisteminizi Kurun

Bu iki organizasyonu yapanlara bravo

Bu hafta İstanbul’da birkaç konuşmam var. Bunların ilki çok önemli. Communication and Technology Congress İstanbul Aydın Üniversitesi’ndeki bu yılki konferansını CTC 2019’u gerçekleştirecek. Televizyon sektörüne çok emeği geçmiş Gökmen Karadağ’ın daveti ile “keynote speaker” olarak katılacağım. Bir günlük bu organizasyonu iletişim fakültesi, yeni medya ve iletişim bölüm başkanı Doç. Dr. Deniz Yengin’in büyük emeği var.
Son dönemde yeni medya bölümleri çok önemli hale geldi. Zira aslında uzun zamandır bahsettiğimiz dijital dönüşümü gerçekleştirmek için bu bölümde yetişen profesyonellere ihtiyaç var. Program bir güne sıkıştırılmış gibi görünüyor, çünkü çok yoğun. Programda ilk göze çarpan başlıklar, Prof. Dr. Ayten Övür’ün yorumu ile “Game of Thrones” anlatımı. Arkasından da Prof. Dr. Okan Ormanlı “çevrimiçi film platformları ve sinemanın geleceği” sunumunu yapacak. Tabii yeni medyadan bahsederken Netflix’ten bahsetmemek olmaz. Yeni nesil televizyonculuğun en önemli örneklerinden biri olacağını düşündüğüm Bandersnatch etkileşimli filmi akedeminin de ilgisini çekmiş gibi görünüyor. Prof. Dr. Engin Başçı ve Orhan Tanakıncı bu konuyu derinlemesine inceliyor. Konuyu ise Prof. Dr. Ayşegül Akaydın interaktif diziler ve yeni televizyon’a bakış değerlendirmesi ile tamamlıyor.
Televizyon ilgi çeken içeriğinin yanı sıra lineer ve etkileşimsiz yapısı ile aslında öyle çok da seksi bir teknoloji değil. Ancak ulaştığı kitlenin büyüklüğü onu çok özel yapıyor. Tabii bunda bire bir iletişim mecrası olmaması “broadcast” yani çoğunluğa yayın yapabiliyor olmasının büyük etkisi var. Tabii bu avantaj aslında geribildirimi engelleyen bir yapı ile geliyor. En azından aynı mecra üzerinde bir geri bildirim imkanı yok. Bu da sanayi toplumunun defolarından biri olan, herkese aynı elbise sorununu ortaya çıkarıyor.
Bir televizyon platformu olan Netflix, yayın yaptığı platformun doğası gereği bu sorunu ortadan kaldırıyor. Tabii bu da hem yapımcı hem de izleyici açısından hiç de alışık olmadıkları bir televizyon izleme deneyimine imkan tanıyor. Bu konuya Türk yapımcılarının da ilgi gösterdiklerini söylemek lazım. Prof. Dr. Adem Ayten ise bu yeni deneyime maruz kalan Z kuşağı ve Türk yapımcılarını derinlemesine inceliyor. Bize Netflix’deki Muhafız dizisi hakkında bilgi verecek.
Kongre farklı salonlarda paralel oturumlarla sürecek. Sosyal medya reklamlarının ergenlerin tüketim algısına etkisi konusunda Prof. Dr. Hüseyin Kazan’ın araştırması diğer salondaki toplantılardan sadece biri. Reklamcılığı daha derinden inceleyen başlıklar da kongrede bulunuyor. Ben bunların arasında en etkili olanını “yeni bir çalışma etiği açısından yaratıcı reklamcılıkta yapay zeka kullanımı” adlı çalışma olarak gördüm. Muhtemelen etiğin benim de çalışma alanlarımdan biri olması ve yapay zeka belirsizliğindeki etkisinin gerçekten dikkat çekici olması bunun en önemli sebebi. Bu çalışmayı bizimle Prof. Dr. Mustafa Cebrail Sadakaoğlu paylaşacak. Bulunduğu dönem itibariyle tabii konu ister istemez biraz deneysel kalacak. Ancak Sema Gümüş’ün paylaşacağı “küreselleşme bağlamında dijitalleşmenin marka tescil başvurularına katkısı” tam da şu an iş hayatının önemli konularından biri.
Yapay zeka, dijital reklamcılık gerçekten son dönemin en önemli başlıkları. Ancak dijital reklamcılığın bu eski konvansiyonel bakış açısı ile bir yere varması neredeyse mümkün değil. Hatta daha da kötüsü, bu reklamcılık üzerine oturduğu içeriği de günden güne yok ediyor. Televizyonculuk tarafında mutlaka konuşulacak olmasına rağmen ben sunucuların reklamlara geçiş sırasında neredeyse ağıt yakmalarını, reklam varken sosyal faaliyetlerinizi gerçekleştirip işiniz bitince reklamdan sonra yine bizde olun demelerini de reklamcılığa karşı yapılmış bir haksızlık olarak görüyorum. Ancak içimden de reklamcılar da bunu haketti demeden geçemiyorum.
Özellikle son dönemlerde medyada sanki eve para getiren baba edasıyla, eş yöneticilik hakları alan reklamcıların aslında içlerinde varoldukları yapının asıl sahibinin içerik üreticiler olduğunu unutmaları bence tam bir oksimoron.
Açıkcası medyanın can çekiştiği bir dönemde yeni medya adına bu kadar ufuk açıcı bir kongreye ev sahipliği yapacağı için İstanbul Aydın Üniversitesine teşekkür etmek gerektiğini düşünüyorum. Popüler kültürün hayatımızı ve hatta düşünce ve karar mekanizmalarımızı bile sardığı bu günlerde, Netflix’den yeni reklam mecralarına kadar birçok konuda akademinin sesini duymak çok iyi olacak.
İkinci büyük organizasyon ise TED. Marriott Şişli Otelinde konferansın iki gün sürecek canlı yayınının sonunda bir kapanış konuşması yapacağım. TED konuşmaları ile TEDx konuşmalarını birbirine karıştırmamakta yarar var. TED ciddi anlamlar içeren, birbirine benzer konuşmacıların hayatlarını anlattıkları konferans zincirleri değil. Marriott Şişli’yi bu konferanslar için yaptıkları programlar adına tebrik etmek gerekiyor.

Pazar okuması : Muammer’den

66. SONE

Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,
Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
Değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
O kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,
Ezilmiş, horgörülmüş el emeği, göz nuru,
Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,
Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,
Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen’ e
Vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,
Seni yalnız komak var, o koyuyor adama.

William SHAKESPEARE
Çeviri : Can YÜCEL