Bu iki organizasyonu yapanlara bravo

Bu hafta İstanbul’da birkaç konuşmam var. Bunların ilki çok önemli. Communication and Technology Congress İstanbul Aydın Üniversitesi’ndeki bu yılki konferansını CTC 2019’u gerçekleştirecek. Televizyon sektörüne çok emeği geçmiş Gökmen Karadağ’ın daveti ile “keynote speaker” olarak katılacağım. Bir günlük bu organizasyonu iletişim fakültesi, yeni medya ve iletişim bölüm başkanı Doç. Dr. Deniz Yengin’in büyük emeği var.
Son dönemde yeni medya bölümleri çok önemli hale geldi. Zira aslında uzun zamandır bahsettiğimiz dijital dönüşümü gerçekleştirmek için bu bölümde yetişen profesyonellere ihtiyaç var. Program bir güne sıkıştırılmış gibi görünüyor, çünkü çok yoğun. Programda ilk göze çarpan başlıklar, Prof. Dr. Ayten Övür’ün yorumu ile “Game of Thrones” anlatımı. Arkasından da Prof. Dr. Okan Ormanlı “çevrimiçi film platformları ve sinemanın geleceği” sunumunu yapacak. Tabii yeni medyadan bahsederken Netflix’ten bahsetmemek olmaz. Yeni nesil televizyonculuğun en önemli örneklerinden biri olacağını düşündüğüm Bandersnatch etkileşimli filmi akedeminin de ilgisini çekmiş gibi görünüyor. Prof. Dr. Engin Başçı ve Orhan Tanakıncı bu konuyu derinlemesine inceliyor. Konuyu ise Prof. Dr. Ayşegül Akaydın interaktif diziler ve yeni televizyon’a bakış değerlendirmesi ile tamamlıyor.
Televizyon ilgi çeken içeriğinin yanı sıra lineer ve etkileşimsiz yapısı ile aslında öyle çok da seksi bir teknoloji değil. Ancak ulaştığı kitlenin büyüklüğü onu çok özel yapıyor. Tabii bunda bire bir iletişim mecrası olmaması “broadcast” yani çoğunluğa yayın yapabiliyor olmasının büyük etkisi var. Tabii bu avantaj aslında geribildirimi engelleyen bir yapı ile geliyor. En azından aynı mecra üzerinde bir geri bildirim imkanı yok. Bu da sanayi toplumunun defolarından biri olan, herkese aynı elbise sorununu ortaya çıkarıyor.
Bir televizyon platformu olan Netflix, yayın yaptığı platformun doğası gereği bu sorunu ortadan kaldırıyor. Tabii bu da hem yapımcı hem de izleyici açısından hiç de alışık olmadıkları bir televizyon izleme deneyimine imkan tanıyor. Bu konuya Türk yapımcılarının da ilgi gösterdiklerini söylemek lazım. Prof. Dr. Adem Ayten ise bu yeni deneyime maruz kalan Z kuşağı ve Türk yapımcılarını derinlemesine inceliyor. Bize Netflix’deki Muhafız dizisi hakkında bilgi verecek.
Kongre farklı salonlarda paralel oturumlarla sürecek. Sosyal medya reklamlarının ergenlerin tüketim algısına etkisi konusunda Prof. Dr. Hüseyin Kazan’ın araştırması diğer salondaki toplantılardan sadece biri. Reklamcılığı daha derinden inceleyen başlıklar da kongrede bulunuyor. Ben bunların arasında en etkili olanını “yeni bir çalışma etiği açısından yaratıcı reklamcılıkta yapay zeka kullanımı” adlı çalışma olarak gördüm. Muhtemelen etiğin benim de çalışma alanlarımdan biri olması ve yapay zeka belirsizliğindeki etkisinin gerçekten dikkat çekici olması bunun en önemli sebebi. Bu çalışmayı bizimle Prof. Dr. Mustafa Cebrail Sadakaoğlu paylaşacak. Bulunduğu dönem itibariyle tabii konu ister istemez biraz deneysel kalacak. Ancak Sema Gümüş’ün paylaşacağı “küreselleşme bağlamında dijitalleşmenin marka tescil başvurularına katkısı” tam da şu an iş hayatının önemli konularından biri.
Yapay zeka, dijital reklamcılık gerçekten son dönemin en önemli başlıkları. Ancak dijital reklamcılığın bu eski konvansiyonel bakış açısı ile bir yere varması neredeyse mümkün değil. Hatta daha da kötüsü, bu reklamcılık üzerine oturduğu içeriği de günden güne yok ediyor. Televizyonculuk tarafında mutlaka konuşulacak olmasına rağmen ben sunucuların reklamlara geçiş sırasında neredeyse ağıt yakmalarını, reklam varken sosyal faaliyetlerinizi gerçekleştirip işiniz bitince reklamdan sonra yine bizde olun demelerini de reklamcılığa karşı yapılmış bir haksızlık olarak görüyorum. Ancak içimden de reklamcılar da bunu haketti demeden geçemiyorum.
Özellikle son dönemlerde medyada sanki eve para getiren baba edasıyla, eş yöneticilik hakları alan reklamcıların aslında içlerinde varoldukları yapının asıl sahibinin içerik üreticiler olduğunu unutmaları bence tam bir oksimoron.
Açıkcası medyanın can çekiştiği bir dönemde yeni medya adına bu kadar ufuk açıcı bir kongreye ev sahipliği yapacağı için İstanbul Aydın Üniversitesine teşekkür etmek gerektiğini düşünüyorum. Popüler kültürün hayatımızı ve hatta düşünce ve karar mekanizmalarımızı bile sardığı bu günlerde, Netflix’den yeni reklam mecralarına kadar birçok konuda akademinin sesini duymak çok iyi olacak.
İkinci büyük organizasyon ise TED. Marriott Şişli Otelinde konferansın iki gün sürecek canlı yayınının sonunda bir kapanış konuşması yapacağım. TED konuşmaları ile TEDx konuşmalarını birbirine karıştırmamakta yarar var. TED ciddi anlamlar içeren, birbirine benzer konuşmacıların hayatlarını anlattıkları konferans zincirleri değil. Marriott Şişli’yi bu konferanslar için yaptıkları programlar adına tebrik etmek gerekiyor.

Pazar okuması : Muammer’den

66. SONE

Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,
Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
Değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
O kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,
Ezilmiş, horgörülmüş el emeği, göz nuru,
Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,
Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,
Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen’ e
Vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,
Seni yalnız komak var, o koyuyor adama.

William SHAKESPEARE
Çeviri : Can YÜCEL

Yöneticinin yapay zeka rehberi

Yapay zeka hakkında bildiğinizi sandığınız her şeyi unutun. Size hap şeklinde kısa bilgilerle hem işletmeniz hem de kendiniz için en kolay şekilde kullanabileceğiniz hap bilgiler vereceğim.

Önce biraz ukalalık yapılacak bilgi.

Yapay zekâ, bir bilgisayarın veya bilgisayar kontrolündeki bir robotun çeşitli faaliyetleri zeki canlılara benzer şekilde yerine getirme kabiliyeti.

Bu ansiklopedik bilgi yapay zekadan çok sibernetik bilimini anlatıyor. Sibernetik biliminin atası ise malumunuz benim deyişimle Ebû’l İz popüler söylemi ile Cezeri. Tam ismi ile Ebû’l İz İsmail İbni Rezzaz El Cezerî. Sergisi Uniq Exop’da 29 Nisan’a kadar açık mutlaka gidin.
Yapay zekaya dönecek olursak, yine aynı kaynak şöyle yazıyor.

Bir bakış açısına göre, programlanmış bir bilgisayarın düşünme girişimi gibi görünse de bu tanımlar günümüzde hızla değişmekte, öğrenebilen ve gelecekte insan zekâsından bağımsız gelişebilecek bir yapay zekâ kavramına doğru yeni yönelimler oluşmaktadır.

Yani diyor ki; yapay zeka terimini biz eskiden algoritmayı tanımlamak için kullanıyorduk ama “deep learning” ve “cognitive learning” (bilişsel öğrenme kavramı çıkınca yapay zeka bunu anlatmaya başladı. Yani 80’lerde yapay zeka denilen şeyle şu an yapay zeka diye tanımlanan şey arasında farklılık var. Yapay zeka algoritmayı anlatırken işlem gücü, şimdi ise bilgi derinliği ve doğruluğu önemli. Yine o dönemde işlem gücünü arttırmak için donanıma yükleniyorduk şimdi ise bilişsel öğrenme için doğru veri setlerini vermemiz gerekiyor.
Yine aynı kaynak:

Bu yönelim, insanın evreni ve doğayı anlama çabasında kendisine yardımcı olabilecek belki de kendisinden daha zeki, insan ötesi varlıklar meydana getirme düşünün bir ürünüdür. Bu düş, 1920’li yıllarda yazılan ve sonraları Isaac Asimov’u etkileyen modern bilim kurgu edebiyatının öncü yazarlarından Karel Čapek’in eserlerinde dışa vurmuştur. Karel Čapek, R.U.R adlı tiyatro oyununda yapay zekâya sahip robotlar ile insanlığın ortak toplumsal sorunlarını ele alarak 1920 yılında yapay zekânın insan aklından bağımsız gelişebileceğini öngörmüştü

Yani denizaltı için Jules Verne ne ise robot ve kavramın beyni olan yapay zeka için Čapek odur.
Son iki cümle ile konu hakkındaki teknik bilgiyi bitireceğim. Cognitive yani bilişsel öğrenme ve deep learning kavramları nasıl algoritma oluşturduğumuzu anladığımız zaman ortaya çıktı. Yani algoritmanın algoritması. Bunu neden söylüyorum? Eğer algoritmanın algoritmasını bulabiliyorsak, başka her şeyin de algoritmalarını bulabiliriz. Aşk gibi, var olma nedenimiz gibi….
Peki yapay zekayı işletmemiz için ne zaman kullanmalıyız?
Teknoloji şirketi yöneticisiyseniz bu maddeyi hiç boşuna okuyarak zaman kaybetmeyin. Zaten o süreç çoktan başladı. Ürünlerinizin içinde küçük yapay zeka parçacıkları kullanma zamanınız gelmiştir. Vestel, Casper reklamlarında son tüketici bile bunun farkına vardı. Üretim sürecinde birçok alanda işinizi yapay zekaya teslim etme imkanı çok yakında oluşacak mutlaka takipte olmak lazım. Her sektörü incelem imkanımız yok ama yapay zekayı işletmenizde hangi alanlara sokmanız gerektiği konusunda size rehber olacak bir zincir var. Önce ürününüze bakmalısınız. İkinci sırada üretim süreçleri. Üçüncü sırada otomasyon sistemleri ve devamında pazarlama ve yönetim geliyor.
Otonom yapay zeka danışmanlar
Danışmanların size yaşattığı sorunları yaşatmazlar. Siz bırakıp gitmezler, tahminleri önsezilere değil açıklanabilecek hesaplara bağlıdır. Kehanette bulunmazlar. Ayrıca bu topraklarda çokça yaşandığı gibi yönetime ortak olmazlar, sadece danışmanlık verir çekilirler.
Satın almada yapay zeka
Tedarik zinciri yönetimi ve satın almalarda yapay zeka çok iyi bir kaynaktır. Tek başına süreci yönetebilir. Hatta bu ikiliye bir de insan kaynaklarını ekleyebiliriz. Bu sayede insan kaynakları departmanları iş yükünden kurtulup yetenek avına çıkma imkanını bulacaklardır. Bu da headhunter maliyetlerinizi düşürmenize yardımcı olur.
Risk Yönetiminde yapay zeka
Yatırımlarınızı yönetmek, tavsiyeler almak ve hesaplanmış öngörülerden yararlanmak için yapay zeka kullanmak bazen büyük kar marjlarına ulaşmanızı sağlar. Artık işletmelerimizin her alanında güvenli sulardan çıkmayı tavsiye ederken yatırımların da belli oranlarda yönetebilir riskler alması doğru olacaktır. İşte bu riskleri yapay zeka aracılığı ile yönetmek, risk yönetimini de kolaylaştıracaktır.
Sonuç olarak yapay zeka çağı iş hayatımıza aslında yaklaşık onlarca yıldır girmiş durumda. Bunu borsadaki hızlı işlemlerde çok net görebiliyoruz. Ancak son dönemde yapay zeka artık kobilerin kullanımına bile inecek kadar demokratikleşmiş durumda. Bu nedenle artık c-level’ın yapay zekayı kendi işinde nasıl kullanacağını düşünmesinin zamanı geldiğini düşünüyorum.

Pazar okuması yengemden

Söylediklerimden çok sustuklarımda saklıyım..
Ve gizlediklerimde gizliyim..
Beni anlamak için;
Konuştuklarımdan çok
Sustuklarıma kulak verin..
Aklım sukütu sever benim..
… Çünkü çok ağır ödeştik biz hayatla..
Ben sonu olmayan çok yollardan geçtim..
Üç noktalar koymaz bana..

Nazım Hikmet Ran