Erdemin 40 kuralı

“Allah, bütün öğretilerin en güzelini, kendi içinde tutarlı, (gerçeğin) her türlü ifadesini çeşitli biçimlerde tekrarlayan bir ilahi kelam şeklinde indirir; (bir ilahi kelam ki) Rablerine karşı derin bir saygıyla titreyenlerin ondan tüyleri ürperir; (fakat) sonunda Allah’ı(n rahmetini) hatırlayınca kalpleri ve tenleri yumuşar, sakinleşir. İşte Allah’ın rehberliği böyledir: (Doğruya yönelmek) isteyeni bu şekilde doğru yola eriştirir; Allah’ın saptırdığı (sapmayı dileyen) (kişi) ise, hiçbir yol gösterici bulamaz.” (Zümer suresi 23)
UYARILARA KULAK VERELİM
İnsanlığın doğru yol rehberi Kuran, Allah’a kulluk bilinci içinde sorumluluklarını bilen, en güzel şekilde yerine getirmek isteyen, insan onuruna yaraşır imanlı ve erdemli bir hayat yaşamak için gönülden bir çaba gösteren kullar için ilahi kuralları bildirir. Kuran ayetlerinden hareketle dikkat etmemiz gereken en temel şeyleri şu şekilde sıralayabiliriz:
1- Allah’a içtenlikle inanalım ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım.
2- Aklımızı kullanalım. Aklımızı başkalarına teslim etmeyelim.
3- Kuran’ı anlamak ve hayatımıza yansıtmak üzere okuyalım. Peygamberlerin ve inananların güzel özelliklerini örnek alalım.
4- İhlaslı ve samimi olalım.
5- Öldürmeyelim. Allah’ın aziz kıldığı cana kıymayalım.
6- Haksızlık, adaletsizlik etmeyelim.
7- Haram ve günahlardan uzak duralım.
8- Nefsimize yenik düşmeyelim. Kendi kendimizi kınamayı bilelim.
9- Ahlaklı ve erdemli olalım.
10- Daima şükredelim, nankörlük etmeyelim.
11- Sözümüze sadık olalım. Yakınlarımız aleyhine dahi olsa şahitlikten kaçınmayalım.
12- Yalandan uzak duralım. Yalan yere yemin edip şahitlik yapmayalım.
13- Kibirlenmeyelim. Yürüyüşümüzde, davranışlarımızda ve ses tonumuzda ölçülü ve doğal olalım.
14- İnsanlardan yüz çevirmeyelim. İhtiyaç sahiplerini gözetelim.
15- Yaptığımız iyilikleri çok görerek başa kakmayalım.
16- Okuyalım, düşünelim, araştıralım.
17- İçtenlikle dua ve ibadet edelim.
18- Allah’tan af dileyelim. Onun rahmetinden ümit kesmeyelim.
19- Allah’ın rızasına uygun yaşayalım. Allah’tan razı olalım.
20- İçtenlikle tövbe edelim. Hatalarımızda ısrar etmeyelim.
21- Sabır ve güven içinde Allah’tan yardım dileyelim.
22- Affedelim, merhamet edelim. Affedilmeyi hak edelim.
23- Öfkelenmeyelim. Kabalık etmeyelim. Özür dilemeyi bilelim.
24- Güzel söz konuşalım. Güzel söz ve öğüde kulak verelim.
25- Lüzumsuz söz ve davranışlardan uzak duralım. Vaktimizi boşa harcamayalım.
26- Öğüt verip hatırlatalım. Hatırlatırken kendimizi de unutmayalım.
27- Dinde baskı ve zorlama yapmayalım. İnsanları Allah’tan ve dinden uzaklaştırmayalım.
28- Barışı esas alalım. Savaş ve kargaşaya engel olalım.
29- Fedakâr olalım. Malımızla ve canımızla Allah yolunda seferber olalım.
30- Çalışkan olalım. Bir iş bitince hemen yeni bir işe koyulalım.
31- İşlerimizi birbirimize danışalım. Yardımlaşalım.
32- Emaneti ehil olanlara verelim. Yakınlarımızı kayırmayalım.
33- Dedikodu yapmayalım. İnsanlara kötü lakaplar takmayalım.
34- Çirkin iş ve edepsizliği yaymayalım. Zanna uymayalım. Açık delil üzere olalım.
35- Mezheplere ayrılmayalım. Ötekileştirmeyelim. Birlik olalım.
36- Hayırlarda yarışalım. Birbirimize destek olalım.
37- Zalimlere eğilim göstermeyelim. Haksızlık karşısında dik ve kararlı duralım.
38- Allah yolunda mücadele edelim. Maddi menfaat gözetmeyelim. Karşılığı yalnız Allah’tan bekleyelim.
39- Allah’a dayanıp güvenelim. Allah’ın da güveneceği biri olalım.
40- Allah’ın sınırlarını aşmayalım. Şeytanın adımlarını izlemeyelim.
 “Şimdi Rabbinizden size (bu ilahi kelam yoluyla) anlama ve kavrama araçları verilmiştir. O halde, kim (vahyin gösterdiği hakikati) görmek isterse kendi lehine ve kim de körlüğü tercih ederse kendi aleyhine davranmış olur. Ve (kalbi katılaşmış olanlara de ki): Ben sizin bekçiniz değilim!” (Enam suresi 104)

Alıntıdır : linkedin saçmalıkları. Okuyunuz!

“Şimdi enteresan yazılarla karşılaşıyorum çeşitli bloglarda ve özellikle de LinkedIN’de. Kendileri lider olamayan insanların liderlikle ilgili tabiri caizse ahkam kesmeleri, hiç beyazyakalı olmadan beyazyakalılara laf sokuşturma yarışı…Kurumsal hayatta hiç çalışmamış kişilerin kurumsal hayatı kötüleyen sözleri. Bir de İK yı kötülemek en popülerleri arasında. Ya da girişimci olmadan, zorluklarını bilmeden girişimciliği öven/özenen/eleştiren yazılar.
Şimdi herkes sanki kendi doğrusunu dikte ediyor gibi. Bunu anlayamıyorum. Oysa ki herkes herşeyi yapamayabilir ama bazı insanlar bazı şeyleri yapmayı tercih ediyor da olabilir. Onları kötüleyerek kendimizi iyi hissettirme, ben doğruyu yaptım onlar yanlış diyenler.
“Bilgi, domatesin meyve olduğunu bilmektir, bilgelik ise onu bir meyve salatasına koymamak.” – Miles Kingston

3000 kişiyle görüşmüşümdür en azından ve şunu söyleyebilirim ki herkes herşeyi yapamaz. Ama bazı şeyleri de çok iyi yapar. Deneyebilir, başarısız olabilir ve sonrasında çok daha derin izler bırakabilir hayatında. Etrafınıza bir bakın….Sürekli mutlu olun, network yapın, şöyle yapın böyle yapın…
Zeki olmak güçlü olmaya pek benzemez, fiziki güç çoğu yerde güçlü olmaya devam eder ama bir alanda zekasıyla parlayan bir kişi başka bir alanda saçmalayabilir.
Sinirlenmeye ya da üzülmeye hakkımız yok gibi kendimizi avutuyoruz. Ve bu durum devam ediyor, ediyor, ediyor. Yeter artık değişeceğim diyene kadar.
Hiç düşündünüz mü bilmiyorum davranışlarımız mı düşüncelerimizi belirler, yoksa düşüncelerimiz mi davranışlarımızı? İnsanlar sadece düşündükleri gibi davranmazlar, davranışları bir süre sonra düşüncelerini de belirler. Bu yüzden etrafımızdaki toksik insanlardan ve düşüncelerden kendimizi koruyacak alt yapıyı oluşturmamız gerekiyor.
Fiziken bunu yapamıyorsak da mental olarak yapmak çok daha sağlıklı ve istenilen bir hayatın kapılarını bize açabilir.”

Zeki İnsanlar Neden Saçmalar?

Zeki İnsanlar Neden Saçmalar?


via Instapaper

Dijital hakların geleceği hakkında öğrendiğimiz beş şey

Gelişen teknolojiler, toplumları kendi merkezlerinde dönüştürüyor. Yapay zeka, otomasyon ve büyük verilerin hayatımıza zarar vereceğini öngören sonsuz sayıda haber, bizi Tektopya yürüyüşünde, kenarda izleyen yolcular gibi hissettirebilir. Ancak, değişim kaçınılmaz olsa da – bu değişimin nasıl göründüğü kaçınılmaz değildir. Artık istediğimiz geleceği inşa etme zamanı.
Sivil toplumun bu zorluklarla nasıl daha iyi yüzleşebileceğini anlamak için, siber güvenlik, kişisel verilerin kontrolü ve algoritmik şeffaflık gibi gelişmekte olan konuları tartışmak için Stockholm İnternet Forumu’nda (SIF) önde gelen uzmanları topladık. İşte işe yarar bazı bilgiler.
1. İnternet hükümeti tehdit ettiğinde, hükümet de interneti tehdit eder.

Yeni teknolojilerin avantajlarından yararlanmak istiyorsalar, vatandaşların internete girmesi gerekir. Bununla birlikte, yalnızca 2016’da 50 vaka olmak üzere, son yıllarda internet kapanmalarına yönelik baskın bir eğilim yaşandı. Paradigma Girişimi’nden (Nijerya) Gbénga Sèsan, hükümetlerin internetin tamamını kapatma bahaneleri olarak giderek artan bir şekilde nefret söylemi ve sahte haberler gibi konuları kullandıklarını açıkladı. Ancak birçok kişi, bu nedenlerin en basitinden yasadışı bir kontrol uygulamaya çalışan hükümetler için bir örtü olup olmadığını sorguluyor. Herkesin susturulması, nefret dolu söylemlerin ya da yanlış bilgilerin ortaya çıkardıkları zorluklara karşı verilmesi gereken cevaplar değildir. Bunu yapmak, yalnızca sivil özgürlükleri ezmekle kalmaz, aynı zamanda etkilenen alanlarda ekonomiye zarar verir.

İyi haberler? İnsanlar karşı koyuyor. Bu yıl Kamerun’da meydana gelen internet kapatma olayının ardından kamuoyunum, vatandaşların ve sivil toplumun güçlü bir harekete geçmesi, hükümetlere vatandaşların İnternet’e erişim hakkını inkar etmenin ciddi sonuçları olduğunun mesajını gönderdi.

2. Hükümetler online tartışmaları gasp ediyor

Erişimi denetlemek, liderlerin online platformda söylenenleri ve yapılanları kontrol etme yolarından sadece birisi. Giderek artan bir oranla, bazı hükümetler basit bir şekilde online tartışmaya katılmanın ötesine geçerek etik olmayan araçları kullanarak tartışmayı kontrol etmeye çalışıyor. Filipinlerde, Medya Alternatifleri Vakfından Lisa Garcia’nın açıklamalarına göre, hükümet geçen yıl yaptığı seçimlerde resmi mesajları yaymak ve eleştirmenleri ve gazetecileri rahatsız etmek amacıyla “klavye savaşçıları ordusu” kurdu. Lisa özellikle insanların eleştirel bir biçimde online medyayı yargılamalarına ve propagandadan gerçek gazeteciliği ayırt edebilmelerine imkân tanımak amacıyla, özellikle ilk kez online olanlar için, dijital medya okur yazarlığının geliştirilmesine duyulan ihtiyacı vurguladı.

3. Veriler yeni petrol ise, biz de çevreciyiz!
Dijital teknolojileri sadece dizüstü bilgisayarlar ve akıllı telefonlarımızda değil, arabalarımızda ve buzdolabında, fabrikalarımızda ve şehirlerimizde, ofislerimizi ve sınıflarımızı izleyen giderek daha fazla yerde buluyoruz. Bu teknolojiler daha fazla birbirine bağlı hale geldikçe, verilerimize kimlerin erişimi olduğu, ne için kullandıkları ve kararlarının hayatlarımızı nasıl etkilediği hakkında karmaşık etik sorular ortaya atmaktadır. Mozilla’dan Solana Larsen, bu karmaşıklığın bizi hareketsiz hale getireceğini söyledi. Tıpkı Greenpeace gibi gruplar halkın, iklim değişikliği kadar karmaşık bir konuyu anlamalarına yardımcı olduğu gibi, kişisel veri konularını parçalayıp daha iyi açıklamalıyız; böylece insanlar dijital yaşamlarını anlayabilir ve kontrol altına alabilir.

4. Düşük gelirli ülkeler beta testi pilot bölgesi olma tehlikesiyle karşı karşıya
Digital Asia Hub Yönetici Müdürü Malavika Jayaram, Küresel Güney ülkelerinde yeni teknolojilerin kullanıma sunulmasıyla birlikte, bu ülkelerin Batı tedbirlerin en iyilerini almadan Batı uygulamalarının en kötülerini kopyaladığını söyledi. Hindistan’ın ulusal biyometrik kimlik sistemi olan Aadhaar’a odaklanan Malavika, sistemin ülkenin çeşitli nüfusunun çoğuna hizmet etme konusunda yetersiz donanımlı olduğunu gösterdi. Bunun bir örneği olarak, sistem yıpranmış parmaklara sahip olan tarım işçilerini kayıt altına alamamış ve böylece işçileri önemli hizmetlere erişimi olmayan kişiler olarak bırakmıştır. Teknolojinin geliştirilmesi konusunda fikirleri alınmadığında, bazı belirli grupların rutin olarak dışlanması kaçınılmazdır. İnsanların tartışmasız teknolojik değişime en çok maruz kaldıkları düşük gelirli ülkeler, vatandaşları korumak ve onlara ses vermek için kurumlar geliştirmelidir; bu nedenle, yeniliklerden zarar görmeden yarar sağlarlar.

5. Tüketici tercihi şeffaflığı gerektirir
Hayatlarımızla ilgili kararlar insanlardan algoritmalara geçiyor. Şayet kimin banka kredisi alacağına, kimin üniversiteye kabul edileceğine veya şüphelinin şartlı tahliye edilip edilmeyeceğinin kararlaştırılmasına Yazılım karar verirse, bunun nasıl işlediğini anlamamız gerekir. Teknik kaygılar insan hakları endişeleri haline gelir. Algoritmalar programcılarının ve beslendikleri bilgilerin önyargılarını somutlaştırıyor diye açıklıyor Universidade Federal de Minas Gerais’da (Brezilya) Profesör olan Renato Rocha Souza. Ve günümüzdeki algoritmalar denetim ve eleştiriden gizlenen kara kutular olduğu için tüketicilere bir seçenek bırakılıyor, teknolojileri reddet veya körü körüne kabul et. Ya da en kötüsü, onları hiç bilmeden kullanın. Renato, bu algoritmaların açık olmasını sağlamak için mücadele etmemiz gerektiğini ve bir sivil haklar çerçevesinin, algoritmalara ve Yapay Zekaya doğru genişletilmesi gerektiğini savunuyor.

Gelecek
Teknoloji kendi başına bir uç nokta olmamalı, ancak daha güçlü, sağlıklı ve daha adil toplumlar inşa etmemize yardımcı olmak için bir araç olmalıdır. Web Vakfı, herkesin online olarak aynı haklara ve fırsatlara sahip olduğu dünya için çalışmaktadır ve herkesin teknolojik yeniliklerden yararlandığı bir gelecek için savaşıyoruz. Oraya ulaşabilmek için sivil toplumun vatandaşların haklarını çevrimiçi olarak ve bunun ötesinde korumada güçlü bir rol oynamasını sağlamak için yeni stratejiler, çerçeveler ve yetenekler geliştirmemiz, işbirliği yapmamız gerekiyor.

Sevdiğim sözler

Absence of evidence is not evidence of absence – Carl Sagan

Kanıtların yokluğu, yokluğun kanıtı olamaz.

En yenilmez iki savaşçı : sabır ve zamandır

Homo homini lupus : insan insanın kurdudur

Verba volant, scripta manent : söz uçar yazı kalır.

 

Netiket

Geçen hafta Okan Bayülgen’in program konuğuydum. Her ne kadar ana konuşma konumuz “nasıl bir cumhurbaşkanı?” sorusuna cevap bulmak olsa da konu döndü dolaştı, konukların birinin sorduğu soru ile internetin etik değerlerine geldi. Aynı hafta içinde Princeton Üniversitesi’nde tez hazırlayan bir öğrenciye yardım için konuştuğumda, daha önce konuştuğu kişilerden, internet hukukunun oluşmamasının internet ahlakının yani etik değerlerinin oluşmamasına bağladığını öğrendim.

Medya takip şirketi, köşemin isminin bir gazetede Ayşe Özek Karasu hanım tarafından açıklandığı bilgisini verince yazıya bir göz gezdirdim. Ayşe hanım Netizen kelimesini açıklama gereği duymuştu.

Bu üç konu beni ziyadesi ile üzdü. BTK ve TİEK rakamlarına göre, ülkenin yarısı internet kullanıyor ve internet vatandaşı ne demek, internet ahlakı nasıl bir şey kimse bilmiyor. Bu son derece üzücü bir durum.

Efendim ben burada anlatmayı gerekli bulmamıştım ama sanıyorum bir kavramlar üzerinden geçme gerekliliği var. Netizen, citizen ve net kelimesinin birleşiminden oluşan bir kelime. İnternet vatandaşı anlamına geliyor. İnternet vatandaşının ne anlama geldiği ya da gelmesi gerektiği ise ayrı bir yazı konusu, bugün burada ona değinmek istemiyorum. Sadece bir vatandaşlık, evrensel anlamda eşit hakkı gerektirir. Yani bütün internet vatandaşları eşittir diye bir başlığı düşünme konusu olarak ortaya koymak istiyorum. Netiket ise aynı mantıkla internetin neti ile etik yani ahlak kelimesinin birleşiminden oluşur. Yazılış farkları olsa da bu iki kelimenin İngilizcesi de bu şekilde okunur.

İNTERNETTE BİR AHLAK VAR MIDIR?
Yok diyenlerin ana argümanı, ahlakın olduğu yerde fake ( sahte ) profillerin olmayacağı yolunda. Fake profil bir kişinin olmadığı bir kişi tavrına bürünmesi onun gibi davranıp onun ismini vermesidir ve dolandırıcılıktır. İsterseniz Taksim Meydanı’nda kendinizi cumhurbaşkanı olarak tanıtın, isterseniz internette, her halükârda bu dolandırıcılıktır, suçtur. Ancak ahlaksız insanlar var diye bir ortam hepten ahlaksız olarak itham edilemez. Eğer öyle olsaydı dünyayı da tamamen ahlaksız bir yer olarak tanımlamak gerekirdi. Bu ise kabul edilebilir bir tüme gelim yöntemi değil, olamaz.

PEKİ FAKE PROFİLLERİ NE YAPACAĞIZ?
Geçen gün Doğuş Üniversitesinde tam bir günlük bir eticaret konferansına moderatörlük yaptım. EticaretSem’in bu organizasyonunda Türkiye’nin eticaret konusundaki en etkin isimleri konuştu. Aras Kargo’dan, Endeavor’a Gittigidiyor’dan Paypal ve PayU gibi ödeme sistemlerine kadar birçok marka eticaret konusunda düşüncelerini belirtti. Konu fraud yani kredi kartı dolandırıcılığına gelince bankaların önlemleri konuşuldu. Kimse bu sorundan dolayı eticareti dolandırıcı yatağı ilan etmedi. Bankaların bu durumla nasıl başa çıktıkları, bununla yaşamayı nasıl öğrendikeleri anlatıldı. Zaten zekâ da bulunulan ortama ayak uydurabilme sanatıdır ki; işte eticaretin zekâsı ve başarısı buradan gelmektedir. Aynı durum bu sahte hesaplarla uğraşmak durumunda olan kolluk kuvvetleri için de geçerlidir. Güvenlik sağlamak için herkese kanun kaçağı muamelesi yapmak sadece beceriksizlerin kullanacakları bir yöntemdir.

NETİKET
Bunlara rağmen bir internet etiğinin yıllardır oluştuğunu görüyoruz. Ufuk Güldemir’in ilk açtığı haber sitesinde bütün yazıların prompterdan çıkmış gibi büyük harf olduğunu görünce, sitenin webmasterını aramıştım. Konuyu anlattığımda ilk yorum “valla abi çok haklısın ama bu derdimi anlatamıyorum” olmuştu. Aradan geçen sürede o site de bu etik kurallarını öğrendi. Bunlara göre bir düzen sahibi oldu.

Seksenlerin sonlarında ilk kişisel bilgisayarımı aldım. O tarihten sonra çevremdeki birçok kişiye önce bilgisayarı anlattım sonra da bilgisayardan bağımsız interneti ve kültürünü anlattım. Çok yakınlarımda olanlar bile bazen buradaki ahlak kurallarını yıllar içinde çevreden görerek öğrendi ne yazık ki.

Ben ise netiket konusunu doksanlardan beri yazıyor bir külliyat oluşturmaya çalışıyorum. İlk yazdığım kitaba amazon.com’da netiket diye arama yaptığınızda ulaşabilirsiniz. Kitabın ikinci baskısı ve kindle versiyonuna ise amazon.com’da Atıf Ünaldı yazarak ulaşabilirsiniz. En son yazılanlara ulaşmak içinse http://www.tinyurl.com/netiketnedir adresini kullanabilirsiniz. Ayrıca sitemde de sosyal medya ahlakı gibi yeni konular bulunuyor.

Sosyal Medya Etiği

1. Yalan söylemeyin

2. Nefret etmeyin

3. Paylaşmak değer vermektir

4. Küfretmeyin

5. Saygısızlık etmeyin

6. Uygun bilgi paylaşımı yapın

7. Hatalarınızı düzeltmekten kaçınmayın

8. Sevginizi gösterin

9. Özele saygı gösterin

10. Her şeyi kararında kullanın

Sosyal medyayı doğru kullanma yolları

Unutmayın…

– Internette paylaşılan her şey sonsuza kadar siber dünyada kalır. Bilgiyi kaldırmak veya kaldırtmak çok kolay olmayabilir. Bu yüzden yazdığınız metinde, paylaştığınız görüntüde ve seste, nasıl duyulmak istediğinizi etraflıca düşünmelisiniz –sadece bu anı düşünmeniz yeterli olmaz. Örneğin işverenler, iş başvurusu yapanlar hakkında daha fazla bilgi edinek için Google’da arama yaparlar.

– Daha önce paylaştığınız post’ları kaldırmamalısınız. siber dünyada hatalı bilgi, gerçek dünyada tek bir düğmeye basarak paylaşılabilir. Bir hata yaptığınızda, daha önceki paylaşımlarınızı değiştirmeden veya silmeden, hatayı hemen düzeltmeye çalışın. Düzeltme yaptığınızda, bilgiyi değiştirenin siz olduğunu belirtecek bir not ekleyin. Bir paylaşımı sildiğinizde, bunu neden yaptığınızı iyi bir sebeple açıklayın.

– Sosyal medya bazen kişisel ve profesyonel hayatlar arasındaki çizgiyi bulanıklaştırabilir. Eğer kişisel blog’unuzda işle ilgili yorumlar paylaşırsanız, blog’unuzda paylaştıklarınızın sizin kişisel görüşleriniz olduğunu ve kurumun görüşlerini yansıtmadığını belirten bir uyarı notu ekleyebilirsiniz.

– #Hashtag kullanımını istismar etmeyin.

Farklı kişilerin dikkatini çekmek için post’larınızı etiketlemeniz, her ne kadar uygun bir yöntem olsa da, hashtag’lerin gerekenden fazla kullanılması rahatsız edici olabilir ve spam gibi algılanabilir. Hashtag kullanımını, Tweet başına en fazla üç adetle sınırlayın ve sadece bulunduğunuz şehre, konuştuğunuz konuya veya gündemdeki olaylara özel hashtag’leri kullanın. Hashtag’leri bir arama aracı gibi düşünün, #köpek #yummy gibi genel kelimelere hashtag eklemek, bir arama terimi ya da belirleyici bir kelime görevi görmez, hiç kullanışlı olmaz.

– Gösteriş yapmayın.

Twitter’da hesap isimleri veya Facebook’ta arkadaşlarınızın adıyla dolu bir post yapıştırmak, ne kadar çok insan tanıdığınızla ilgili gösteriş yapıyormuşsunuz gibi algılanabilir. İyi bir amaç için birkaç kişiyi etiketlemek iyi olur (örn; birine teşekkür etmek veya bir konuşmayı duyurmak için birinden bahsetmek), ama duvara koyduğunuz yazıya, bir partide tanıdığınız 10 kişinin adını birden eklemeyin. Emin olun, takipçileriniz bununla ilgilenmiyor.

Eğer bir grup tweet’ine eklenmişseniz, herkesin bilmesi gereken çok önemli bir bilgi paylaşmadığınız sürece herkese cevap vermeyin; @ eklemelerinin duvarlarında yer tutmasını istemeyebilirler. Eğer birisine, sizi #FF tweet’ine eklediği için teşekkür etmek istiyorsanız, o kişiye direkt mesaj atıp diğer üyeleri mesajdan çıkarın (Bunu Facebook grup mesajlarında da yapın).

– Gereksiz bilgi paylaşımı yapmayın.

Instagram, vine veya benzer paylaşım sitelerinde post’larınız arasında mesafe bırakmaya çalışın, böylece sizi takip eden kullanıcıların duvarı, lüzumsuz paylaşımlarla dolmaz. Tatildeyken, bir ara bağlanabildiğiniz wi-fi aracılığıyla, kısa bir zaman içinde çok fazla post yapıştırmak cazip gelebilir ama kullanıcılarınızın arka arkaya 25 kumsal fotoğrafını görmekle ilgilendiğini zannetmeyin. En iyi fotoğraflarınızı seçin ve bir seferde en fazla üç fotoğraf paylaşın.

– Birinin Facebook duvarında kişisel veya hakaret kabul edilebilecek mesajlar paylaşmayın.

Herkesin, Facebook duvarında paylaşılmasına izin verdiği konularla ilgili belirli bir rahatlık seviyesi vardır. Bir arkadaşınızın duvarına, herkes tarafından okunduğunda rahatsız olmayacağından emin olmadan kişisel kabul edilebilecek mesajlar koymayın.

Aynısı, paylaştığınız link’ler için de geçerlidir. Siz ve arkadaşlarınız Extreme Anti-Vegan and Pro-Bacon Initiative adlı grubun sağlam destekçileri olabilirsiniz, ama bu onların, özelde paylaştıkları bilgilerin kendi çevreleri tarafından bilmmesini istedikleri anlamına gelmez. Tabii ki koyduğunuz bir post’u daha sonra silebilirler veya hesaplarına ait güvenlik ayarlarını değiştirebilirler, ama yine de işi sağlam tutup bazı konuları özelden paylaşmak daha iyi olur.

– @’lere açıktan cevap yazmayın.

Eğer özellikle tek bir kişiyle konuşuyorsanız, aranızdaki diyaloğu öyle devam ettirin. Konuştuklarınızı bütün dünyanın takip etmesine gerek yok. “merhaba @kullanıcıadı, geçen gün seni görmek çok güzeldi” gibi tweet’ler takipçileriniz için ilginç veya faydalı değildir (#2 numaraya bakın).

Eğer Twitter’da uzun süren bir soru-cevap görüşmesi yapıyorsanız, bunu e-mail veya direkt mesaj üzerinden devam ettirin, böylece ortak arkadaşlarınızın duvarı sizin sohbetinizle dolmaz. Konu sizin için ilginç olsa da, diğer herkes için bu durum sadece bilgi kirliliği yaratır.

– Özel e-mail ve mesajların fotoğrafını çekip paylaşmayın.

Komik mesajların ve etkileyici e-mail’lerin bir kare fotoğrafını çekip paylaşmak son günlerde moda haline geldi. Mesaj ya da e-mail atarken genel kanı, mesajın iki kişi arasında kaldığıdır. Mesajlaştığınız kişinin onayını almadan aranızdaki yazışmanın fotoğrafını paylaşmanız çizgiyi aşmaktır ve kişisel ya da profesyonel olsun ilişkinize zarar verme olasılığı vardır. Ne yapacağınızdan emin olmadığınızda mutlaka sorun.

– Twitter tweet’ler, Instagram fotoğraflar içindir.

Eğer biri sizin Instagram takipçinizse, fotoğraflarınızı görmek isteyecektir. Mesajlarınızdan kareler veya okuduğunuz kitaptan bir pasajın bulanık resmini görmek istemezler. Instagram’ı fotoğraflar için kullanın ve mesajları metne ayrılan kısımda veya Twitter’da paylaşın.

Instagram’a uygun birkaç fotoğrafı Twitter’da paylaşmak sorun olmaz, ama mutlaka uygun bir başlık koyun ve her yüklediğinizi paylaşmayın. Twitter takipçileriniz muhtemelen Instagram sayfanızı da zaten takip ediyordur ve bilgileri iki kez paylaşmanız çok gereksiz olur.

– Arkadaşlık isteği gönderirken bir giriş yazısı ekleyin

Tanıştığınızı hatırlamadığınız birinden, Facebook veya LinkedIn arkadaşlık isteği almak kadar rahatsız edici bri durum yoktur.

Sadece birkaç kez karşılaştığınız birini eklemek isterseniz, ne zaman ve nasıl tanıştığınızla ilgili kısa bir not yazın. Eğer o kişiyle daha tanışmadıysanız, ama yine de bağlantı kurmak istiyorsanız, iyi bir sebebiniz olsun ve arkadaşlık isteği göndermeden önce bir mesaj veya e-mail yollayın.

Genel bir kural olarak sosyal olarak tanıdığınız kişilerin Facebook arkadaşlık isteklerini kaydedin ve eğer birlikte çalıştığınız veya iş yaptığınız kişiler size yanıt vermezse alıngan veya ısrarcı davranmayın. Herkesin farklı sosyal medya kuralları ve sınırları vardır, Facebook’u sadece yakın arkadaşları arasında kullanmak isteyebilirler.

Sosyal medyadaki davranış kurallarını bilmek ve platformlar arasındaki farkları anlamak, takipçilerin bağlılığını artırır. Kişisel hesabınız veya bir firmanın sesini duyurmak için kullandığınız bir kanal olsun, sosyal medya davranış kurallarını uygulayın ve herkese en iyi halinizi gösterin…

Sosyal medyada “Netiket” (internette davranış kuralları)

Gerçek dünyada, arkadaşlarımız, ailemiz, çalışma arkadaşlarımız ve hiç tanımadığımız insanlarla vakit geçirirken, genel-geçer kabul gören ve bizi yönlendiren belirli kurallara uyarız. Fakat sosyal iletişimimizi siber dünyaya taşırken, özellikle sosyal ağ oluşturulan websitelerinde, aynı davranış kuralları geçerli olur mu?

Siteye özgü durumlar

Genellikle, farklı sitelere göre farklı siber davranış kuralları geçerlidir. Bu farklılıklar her sitenin farklı işlevi ve farklı amacı olmasından kaynaklanır. Örneğin, kısa mesajların gönderimine dayalı işleyen Twitter’da, işletmeleri ve profesyonelleri bağlamayı amaçlayan LinkedIn’e göre daha farklı davranış kuralları geçerlidir.

Aşağıda en popüller sosyal ağ sitelerinden Facebook, Twitter ve LinkedIn’de geçerli olan bazı “Netiket”leri (internet davranış kurallarını) bulabilirsiniz. Tabii bu kuralların birçoğu MySpace, YouTube ve Friendster gibi diğer sitelerde de kullanılabilir…

Facebook

  • Tanımadığınız birisine, birisi tarafından tanıştırılmadan arkadaşlık isteği göndermek genellikle teşvik edilmiyor. Eğer bu kişinin sosyal ağınıza katılmasını istiyorsanız, mesaj atarken sebebini ve kim olduğunuzu mutlaka açıklayın.

  • Bir sayfayı, grubu, amacı ya da uygulamayı takip etmesi için arkadaşlarınızı sürekli rahatsız etmek, onlar için sadece sinir bozucu olacaktır ve bu tutum kesinlikle yeni üye kazanmanızı sağlamaz. Daveti bir kere gönderin. Eğer kabul etmezlerse, peşini bırakın.

  • Arkadaşarınızı eleştirdiğiniz kareleri paylaşıp, onların da adını geçirmek problem yaratabilir. İşverenler ve polis memurlarının sosyal ağ sitelerini incelediğini biliyoruz. Bir yakınınızın işini kaybetmesnden sorumlu olmak ister misiniz?

  • Her arkadaşlık isteğini kabul etmeniz gerekmiyor. Bazı kişiier kendilerine ait özel bilgileri kimlerin görebileceği konusunda seçici davranıyor. Eğer birini reddetmek konusunda kararsızsanız, gelen isteği bir süre kenarda bırkaın. Daha sonra, bu kişi hakkında daha fazla bilgi toplayıp, arkadaşlık isteğini kabul edip etmeyeceğinize ondan sonra karar verebilirsiniz.

  • Bir kitabı pazarlamak için kişisel Facebook sayfanızı, yazılımı veya başka bir ürünü kullanmaya hiçbir şekilde iyi bakılmıyor. Eğer reklam yapmak istiyorsanız, bir Facebook sayfası oluşturun ve arkadaşlarınızı buraya davet edin (Unutmayın, ısrarcı davranmıyoruz!).

  • Facebook hesabınızla Twitter hesabınızı birbirine bağlamanız bazı güçlükler yaratabilir. Eğer dikkatli olmazsanız, arkadaşlarınızın duvarının aşırı mesajlaşmadan dolayı spam’lenmesine sebep olabilirsiniz. Eğer çok Twitter kullanıyorsanız ve mesajların Facebook’a akmasına da engel olamıyorsanız hemen bu iki mecra arasındaki bağlantıyı kesin.

LinkedIn

  • Tanımadığınız kişilerle, sadece onların sosyal çevresine ulaşabilmek için bağlantı kurmayı istemek, kuşku uyandıran bir taktiktir. Şüphesiz, belli bir şirkette çalışan birisiyle bağlantıya geçmek istediğiniz ve bunun için de onların bağlantılarını gözden geçirdiğiniz durumlar olabilir İşte birisi tarafından tanıştırılmak bu yüzden önemli. Eğer hiç tanımadığınız biriyle tanışmak konusunda kesin kararlıysanız, neden bağlantıya geçtiğinizi anlatacak bir mesaj yazmak için zaman ayırın. Eğer inanılır ve ikna edici bir şekilde sebebinizi anlatamazsanız iş dünyasındaki birçok kişi arkadaşlık isteğinizi umursamaz.

  • Kişileri, uzmanlık alanları dışında kalan bir gruba üye olmaya davet etmek mutlak başarısızlıkla sonuçlanır. LinkedIn camiasında ciddiye alınmak istiyorsanız bu taktikten uzak durun.

  • Çok iyi tanımadığınız bir bağlantınızdan tavsiye mektubu istemek zaman kaybıdır. Tam anlamıyla destek verilmemesi hem çok kolay anlaşılır hem de amacınıza zarar verir.

  • Bir teşekkür mesajı kılığında, asıl amacı satış pazarlama olan bir yaklaşımla yeni bir bağlantı kurmak, sinsi bir harekettir ve saygınlığınızı zedeler.

  • Tam ve hatasız bir profil oluşturamazsanız bağlantılarınız, profesyonelliğinizden şüphe edebilirler. Çalışma geçmişinizi tam olarak paylaşın ve yaptığınız güncel mesleğinizi de açıklayın.

Twitter

  • Twitter’ın konuşma adabını ve etiketleri öğrenmeniz iyi olur. Bunları ne kadar doğru kullanırsanız kendinizi o kadar az utandırırsınız.

  • 140 karakter veya daha azıyla istediğiniz mesajı verebilmeniz zorlayıcı olabilir. Ama yazım hatası yapmamak için ve kısaltmaları minimuma indirmek için biraz zamanınızı ayırın. Genel kanının aksine, doğru imla ve net bir mesaj hala önemli.

  • Sizi takip eden birinin takipçisi olmak tamamen isteğe bağlıdır. Sizi takip eden herkesi sizin de takip etmeniz gerektiğini düşünmeyin. En azından karar vermeden önce o kişnin profiline bir bakın. Eğer “takip ettikleri”nin sayısı “takipçiler”den dikkat çekici şekilde fazlaysa bu kullanıcıyı takip etmemek en iyi alternative olabilir.

  • Durmadan kendinizi ve yaptığınız işi övmek takipçilerinizi çok çabuk kaybetmenize sebep olur. Ürününüz veya verdiğiniz hizmetle ilgili tweet’lerinzi, ilginç ve faydalı bilgiler paylaştığınız içeriklerle dengeleyin.

  • Devamlı yazdıklarınızın retweet edilmesini (tekrar paylaşmalarını) istemek rahatsız edici bir durumdur. Eğer takipçileriniz paylaştığınızı ilginç ve faydalı bulurlarsa zaten tekrar paylaşacaklardır.

  • Twitter’ı sohbet aracı olarak kullanmak size güçlük yaratabilir. “@” kullanarak arasıra mesajları cevaplamak iyi olabilir, ama uzun bir sohbete dönüştürmek kabul edilemez. Böyle durumlarda direkt mesaj atmayı deneyin.

Sosyal medyada “Netiket”

Biraz duygu gösterin

Sosyal ağlar üzerinden iletişim kurarken görsel ve işitsel paylaşımın olamamsı, insanları normalde yapmayacakları davranışlara itebilir. Davranışlarınızın uygun olup olmadığını “Bunu yüz yüze bir görüşmede yapar mıydım?” sorusuyla anlayabilirsiniz. Kendinize bu soruyu sorarak, aslında yaşayan ve hisseden bir bireyle, duygusuz bir mecra üzerinden iletişime girdiğinizi hatırlatmış olursunuz.

Açıkçası, insanlarla yüz yüzeyken düşünce ve duygularımızı paylaşmak birçoğumuz için zor bir iş. Internetin soğuk sınırları içinde bunun daha da zorlaşması büyük bir sürpriz değil aslında. “Gönder”, “İlet” veya “Yorum Yap” düğmesini tık’lamadan önce yazdıklarınızı tekrar okuyun, bunu yaparken de kendinizi alıcının yerine koyun. Alıcı, okuduklarına nasıl tepki verir?

Ayrıca, duygu ve yüz ifadelerinin sembolü olan emoticon’ları kullanmak da, kelimelerin daha iyi anlaşılmasında yardımcı olur. Özellikle, ses tonunu duymadan veya fiziksel ifadeleri görmeden anlaşılması biraz daha zor olan sarkastik veya komik ifadeler için çok kullanışlıdırlar.

Siber iletişimin psikolojisi

Sizin ve arkadaşlarınızın, siber ortamda, yüz yüze olduğundan daha farklı iletişim kurduğunuzu çoktan fark ettiniz belki de. Belirli araştırmalar, bilisayarlarınızın arkasında, yüz yüze görüşmelerde yapılmayacak davranışların sergilendiğini daha net bir resimle sunuyor.

Bu siber etki, aslen, yüz yüze yapılan görüşmelerde söz konusu olan sosyal engellerin ve kısıtlamaların kalkması sebebiyle oluyor.

Peki neden internette bu kadar farklı davranıyoruz? Neden farklı davranışlar sergiliyoruz? Rider University’den Dr John Suler, davranışlardaki bu değişime birçok farklı faktörün etki ettiğini söylüyor. siber iletişime geçtiğimiz zaman, bir mesajın amacını ve anlamını çözmemize yardımcı olan görsel ve işitsel ipuçlarından yoksun kalıyoruz.

Görsel ve işitsel ipuçları olmadan, insanların kendileri hakkında daha kişisel bilgileri açtığı, fazla kibarlık gösterdiği, katı eleştiriler yaptığı veya diğerlerinden ayrı durarak onları yok saymak gibi ilginç durumlar yaşanabiliyor. Bir kısmı siber kimliklerini gerçek hayatlarından ayrı tutuyorlar, ve özünd esiber hayatlarını gerçekliğin “dışında” tutmuş oluyorlar.

Davraışlardaki bu farklılık sadece sosyal etkileşim üzerine dayalı olan sosyal ağ mecralarında özellikle dikkat çekici olabiliyor. Örneğin, Facebook’ta insanların tanışmadan birbirlerinen arkadaşlık isteği göndermesi görülen bir durum, oysa bu durum yüz yüze karşılaşmalarda iyi karşılanmayabiliyor. Her ne kadar davranış kurallarının sosyal ağlar için de geçerli olması gerekse de, gösteriğimiz farklı davranışlar sosyal kuralları unutmamıza sebep olabilir.

Siber gerçeklikte sosyal iletişim arttıkça kelimelerimizin etkilerinin farkında olmamız daha da önemli hale geliyor. Gerçek dünyada çok umursamadığımız görsel veya işitsel ipuçları olmadan mesajlarımızı okuyanların insan olduğunu unutabiliriz. Unutmyalım ki, internetteki sosyal davranış kuralları, siber toplumumuzun diğer üyelerini incitmememiz için çok faydalı kurallar..