CEO’ların beş büyük teknoloji hataları

Son yıllarda teknoloji o kadar hızlı ilerledi ki; CTO’lar CEO’lar kadar şirketin stratejileri ve icraatlarında etkili olmaya başladı. Bu durum çoğunlukla kullanıcı seviyesinde teknoloji bilgisine sahip olan CEO’ların hem şirketi hem de projeleri kontrol altında tutmalarını zorluyor. Yapılan hatalar geri dönülmez sonuçlara sebep oluyor. Bu ölümcül hatalar on başlık altında toplanıyor.
Teknolojiye hakettiği değeri vermemek
Yapılan en eski ve en yaygın hataların başında geliyor. Çoğunlukla teknoloji tarafından gelen tehditler ciddiye alınmıyor. Sanıyorum bu hata ile en son karşılaştığımda bir medya holdinginin yetkilisine IPTV ve OTT TV’lerin önemini anlatıyordum. Yönetici bana o zaman “eğer söylediğin kadar büyürse satın alırız demişti”.. Benim anlattığım şirketler ise youtube ve netflix’di….
Sanıyorum o güne lanet ediyordur.
2. Teknolojiyi bilenleri dikkate almamak
Turkcell’in Çukurova Holding tarafından kurulması bunun Türkiye’deki en ciddi vakası. Teknoloji dünyası devinim halinde. Her gün yenilikler oluyor. Bu yenilikleri yakalamak ve bu konuda kafa yormak çok önemli. Ixir ile olmaz ama n11 ve puhu’da aranan kan bulunabilir.
3. Teknoloji ekibine gereğinden fazla önem vermek
Şu an büyük kanallardan birinin icra kurulu başkanı ile yaptığımız bir söyleşide, onlarca yıldır birlikte çalıştığı teknik kişi için “gözünü ondan ayırmaya gelmez, yatırımı o kadar teknolojiye yöneltir ki; iş yapamazsın” demişti.
Teknoloji projelerinin asıl amacının şirketin ihtiyaçlarını karşılamak olmadığını unutmamak gerekiyor. Teknoloji tarafında yapılacakların sınırı yok. Ancak başarılı bir proje şirketin doğru konum almasını sağlarken, gereğinden fazla enerjiyi de harcamamasını sağlamalıdır. Dünyanın gidişatını, uygulanacağı şirketin enerjisini dikkate almayan bütün projeler başarısız olmaya mahkumdur.
En iyi teknoloji yatırımı kısa, orta ve uzun vadede kazandıran optimum projedir.
CMO’lar nasıl pazarlamaya konsantre ise, CTO’larda teknolojik olarak bir projenin en iyi şekilde yapılmasına konsantredir. İyi bir yönetici icraatlarını sadece bir tarafa yöneltmemelidir. Dengeli şekilde planlama yapmalıdır.
4. Agile (çevik), dijital dönüşüm gibi konuları teknik zannedip ilgisiz kalmak
Hep söylerim, eskiden teknoloji sadece teknolojiydi. Geliştirirken yalnız kalıp sorun çözülürdü. Şimdi teknoloji bir iş yapış şekli. En teknik projelerde bile birden fazla ekip birlikte çalışmak zorunda ve her teknik projenin odağında insan var. Bu nedenle artık teknoloji sadece teknoloji değil.
Geçenlerde bir yazılım şirketi, müşterisi yöneticinin projenin planlaması ve stratejisine zaman ayrılmadığı yakarışlarına cevaben “ama biz agile üretim teknikleri kullanıyoruz” dedi. Yönetici bunun üzerine kendi kabuğuna çekildi. Halbuki projede kullanılan yöntem gerçek anlamda “taktik maktik yok bam bam bam” tekniğiydi. Bu şekilde duvara toslama ihtimali de son derece yükseldi. Sonuçta öyle oldu.
Yöneticiler teknoloji projelerindeki trendleri göz önüne alırken, detaylara takılmayıp, işin özünü anlamalılar. Ortalama bir yöneticinin yol alabilmek, yanlış yere yatırım yapmamak, teknoloji tarafında kontrolü kaybetmemek için mutlaka yeni dönem teknolojik trendlerin hepsini özünden bilmelidir.
5. Herşeyi teknolojiden beklemek
Son dönemde yapılan en büyük hatalardan biri de bu. Teknoloji sanki her sorunun devası gibi şirketteki her probleme çözüm olarak görülmemeli. Son dönemde en çok gördüğüm yönetim sorunlarından biri bu. Şirkette her sorunu teknoloji ekibinin çözeceğini söyleyerek üzerinden atan IK ve pazarlama müdürleri ile çokça karşılaşıyorum. Teknoloji departmanaları ise bazen gücü ellerine almak bazen de tam tersi güçsü olduklarından bu durumu destekliyorlar.
Bunun dışında konusu teknoloji olmadığı halde başka bir konu görmeyen patronlar, zamana ayak uyduramayan IT müdürleri (ben bunlara data center meraklısı diyorum) gibi çok değişik problemler de var.
Tabii bu tip durumları analiz etmek bazen çok mümkün olmuyor. Ancak eğer şirketinizde birşeylerin ters gittiğini düşünüyorsanız bir bakın bakalım bu vakalarda hangisi size de uyuyor?

Bence kimler e-ticaret yapmamalı:

“Koskoca adamım burada beni herkes tanır deli para kazanırım” diyenler

“Üç kuruşum var onla sistemi kurarım nasılsa kazandığım sistemi döndürür” diyen pazarlamanın ne yaptığını bilmeyenler

“Bujiterim var haftada üç küpe satıyorum biraz eticarete para harcayayım kesin çok satarım” diyenler

“Sizin bu Tourkiyee çokkk buyük pazarh” diye hiçbir araştırmayı okumamış, raporlara bakmamış yabancı yatırımcı.

Tabii bunlar işin bir kısmı.

İkinci bölüm bu guruba danışmanlık yapmaya çalışan ( aslında sadece kötü akıl veren ) diğer bir kitle.

Ben onları;

“Ben londradayken her gün netaporterdan alışveriş yapıyordum” diye hava atıp arkasından eticarette paketleme ve lojistik konusunda ahkam kesen kitle “Abii elimde bir veri tabanı var süper ekler toplar satarız” diyen fırsatçılar “Geçenlerde okulda bir eticaret tezi yazdım bu işi benden iyi kimse bilemez zaten A aldım” diyen ve bu işi sadece bir iki araştırmadan kelli sığ bir konu zanneden kesim “Sabahları üzerime süper kombinler yapıyorum moda benim işim çok iyi satarım” diyen tamamen cahil kesim “Sosyal medya işi yapıyordum bin – ikibin kişi topladım şimdi onlara dünyanın malını satacağım” diyen “veritabanının” suyunun suyunu çıkaran kesim olarak ayırıyorum.

Tabii ben bu konuda sunum yaparken salon eğlenerek ve sonuna kadar hatta katılarak dinlese de her zaman acaba yanılıyor muyum? Korkum bir yerlerde duruyordu ki; aynı konferansın üçüncü günü itiraf.com’un fikir babası Ersan Özer’in konuşmasını dinledim.

Ersan da benim gibi, private shopping sitelerinin karının olmadığını düşünüyor.

Ersan da benim gibi, Türkiye’de başarılı girişim sayısının çok az olduğunu düşünüyor (bilmeyenlere kısa not gittigidiyor.com, cember.net ve yemeksepeti, ve Ersan’ın projeleri ).

Ersan da benim gibi, Türkiye’de melek yatırımcı olmadığını düşünüyor

Ersan da benim gibi, yatırımcı ile çalışmanın tehlikeli olduğunu düşünüyor

Ersan da benim gibi, bir fikrim var çok değerli diyenlere pek tamah etmiyor.

Ersan da benim gibi, karlılığı düşük büyük bir girişimci olunacağına, küçük ama karlı bir girişim olmanın doğru olduğuna inanıyor.

Ersan da benim gibi, arak projelerin başarısı konusuna şüpheyle bakıyor ve buna girişimcilik gözüyle bakmıyor.

E-ticaret konusunda gelecek dönem size birçok kişi birçok fikir verecektir ama bana sorarsanız işin özü bundan ibaret!

E-ihracatta ödeme sorunu ortadan kalktı

Türkiye’de e-ihracat her yıl büyüyor. 2015’te Türkiye’nin 77 şehrinden 100 farklı ülkeye yapılan e-ihracat hacmi, 2016’da 400 milyon doları buldu. E-ihracatın gelişiminde kritik bir nokta olan ödeme sorununu ortadan kaldıran iyzico, alternatif ödeme yöntemleri ile KOBİ’lerin ve kişisel satıcıların e-ihracata katılımını destekliyor. iyzico CEO’su Barbaros Özbugutu, “Ödeme sorunu bizi ilgilendiren bir sorun, biz de bu sorunu çözdük” dedi.

E-ihracat, bu yıl gündemden düşmeyen bir konu. KPMG Türkiye’nin yaptığı araştırmaya göre, 2015’te Türkiye’nin 77 şehrinden 100 farklı ülkeye e-ihracat yapıldı. 2016’da Türkiye’nin e-ihracat hacmi 400 milyon doları buldu. Türkiye’de 2016 yılında 400 milyon doları bulan e-ihracat, birkaç yıl içinde çok daha büyüyecek gibi görünüyor. E-ihracatın pazar değerinin 2020 yılında 3,4 trilyon dolara çıkacağı öngörülüyor. E-ihracat tüketici nüfusunun ise 2020 yılında 2 milyara ulaşarak toplam dünya nüfusunun neredeyse yüzde 30’unu oluşturması bekleniyor.

Büyük şirketler, global anlaşmalar yaparak e-ihracata başlayabiliyorlar. Ancak KOBİ’ler için e-ihracata başlamak hâlâ sorun olabiliyor. Çünkü KOBİ’ler, yurt dışından nasıl kolayca ödeme alacaklarını çoğu zaman bilmiyorlar. iyzico, e-ihracatın yaygınlaşması adına yenilikçi çözümler üreten firmalar arasında yer alıyor. 2017’nin başlarında KOBİ’lerin yurt dışından döviz ile ödeme almaları için çalışmalar başlatan iyzico, şimdi de yeni iyziLink ürününe ve ödeme formunda alternatif ödeme yöntemlerine yer vermesi ile birlikte KOBİ’lerin ve kişisel satıcıların sınır ötesi satışta ödeme alma problemini ortadan kaldırıyor.

E-ihracat pazar değeri 3,4 trilyon dolara çıkacak
E-ihracat, son yıllarda ciddi bir ivme kazandı. Dünya’da her sene yükselen grafiğe sahip olan e-ihracatın pazar değerinin 2020 yılında 3,4 trilyon dolara çıkacağı öngörülüyor. Öte yandan, e-ihracat tüketici nüfusunun 2020 yılında 2 milyara ulaşarak toplam dünya popülasyonunun neredeyse yüzde 30’unu oluşturması bekleniyor.

Araştırmalara göre 2015’te Türkiye’nin 77 şehrinden 100 farklı ülkeye e-ihracat yapıldı. 2016’ya gelindiğinde ise Türkiye’nin 400 milyon dolar civarında e-ihracat hacmine sahip olduğu görülüyor. Türkiye’de devlet politikaları ile de desteklenen sınır ötesi ticaretin, birkaç yıl içinde çok daha büyüyeceği öngörülüyor.

E-ihracat alanında avantajlı bir konumdayız
E-ihracat, Türkiye’nin ihracat hedeflerinin gerçekleşmesinde çok önemli bir role sahip. Çünkü online ticaret, ihracatın artırılması için en kritik kanallardan birisi. Türkiye, bölgesel konumu ve ürün çeşitliliği ile e-ihracat alanında avantajlı bir konumda yer alıyor. Özellikle Türkiye’de üretilen tekstil, hazır giyim ve el işi ürünler pek çok yabancı ülkede tüketiciler tarafından ilgi görüyor. Fakat Türkiye’de e-ihracatın önünde aşılması gereken bazı engeller bulunuyor.

“Tüm dünyaya satış yapma vizyonuna sahip olmalıyız”
iyzico CEO’su Barbaros Özbugutu, alternatif ödeme yöntemleri ile e-ihracata katılımın artacağını belirterek şunları söylüyor: “E-ihracat sayesinde şirketler ve kişisel satıcılar sayede kârlılıklarını artırabiliyorlar. Bu yüzden tüm dünyaya satış yapma vizyonuna sahip olmalı, büyük pazarları hedeflemeliyiz. Alternatif ödeme yöntemleri ile hem KOBİ’lerin hem de henüz firmasını kurmamış olan kişisel satıcıların e-ihracata katılımını destekliyoruz. Ödeme sorunu bizi ilgilendiren bir sorun, biz de bu sorunu çözdük.”

Sınır ötesi ticarette yeni bir dönem
Sınır ötesi ticarette yeni bir dönem başladı. iyzico üye iş yerleri Dolar, Euro, Pound gibi bir çok farklı para birimleriyle dünyanın her yerinden ödeme alabiliyorlar. Ayrıca SOFORT, iDEAL, Giropay, Qiwi gibi özellikle Avrupa’da online alışveriş yapan tüketicinin kartla ödemenin yanısıra en çok tercih ettikleri alternatif ödeme yöntemleri ile de ödeme kabul edebiliyorlar. Üstelik bu alternatif ödeme yöntemlerini herhangi bir sistem entegrasyonuna gerek duymadan kullanabiliyorlar. Türkiye’de e-ticaret yapanlar, her ülkeden kolayca ödeme alabilir hâle geliyorlar.

iyzico, global pazaryerlerinde satışa başlayabilmenin de önünü açıyor. El yapımı ürünlerin ve üretim malzemelerinin satılabildiği en büyük global pazaryerleri üzerinden satışa sunulan ürünler için iyziLink ile ödeme alınabiliyor.

Korn Ferry : Türkiye dijitalleşmede en sonda

Korn Ferry 14 ülkede, 5 ana sektör üzerinden detaylı araştırmalarla oluşturduğu Dijital Sürdürülebilirlik Endeksi sonuçlarını açıkladı. Araştırma sonuçları, şirketlerin liderlerin teknoloji odaklı hareket ettiklerini ancak sürdürülebilir dijitalleşmenin “olmazsa olmaz”ının insan olduğunu ortaya koydu. Korn Ferry, sürdürülebilir bir dijital dönüşümün en az teknoloji kadar, şirket kültürü, yönetim anlayışı ve çalışanların da dönüşümü ile mümkün olduğuna dikkat çekti.

Yaygın kullanımı ile Sanayi 4.0 ya da dijitalleşme endüstriyi sil baştan değiştiriyor. Bu anlamda günümüzde ülkelerin, şirketlerin en temel gündemini oluşturuyor. Şirketler, liderler dijital dönüşümün teknoloji ve buna bağlı yeni sistem yaratma boyutuna yoğunlaşmış durumda. Ancak global insan kaynakları ve organizasyonel danışmanlık şirketi Korn Ferry, dijital dönüşümü ölçümlemek ve şirketlere yol göstermek amacıyla 14 ülkede kapsamlı bir araştırmanın sonucunda oluşturduğu “Dijital Sürdürülebilirlik Endeksi” sadece teknolojiye odaklanarak sürdürülebilir dijital dönüşümün mümkün olmayacağını ortaya koydu. Yönetim ve organizasyon anlamında dijital sürdürülebilirliğin olmazsa olmazı olan Çeviklik, Bağlantı Kurabilirlik, Disiplin ve Odaklanma, Yetki Verme ve Uyum, Açıklık ve Şeffaflık’tan oluşan beş kriter üzerinden kapsamlı araştırma ile oluşturulan Dijital Sürdürülebilirlik Endeksi sonuçlarına göre, sürdürülebilir dijital dönüşümün yolunun en az teknoloji ve buna bağlı sistem kadar şirket kültürü kadar yönetim anlayışı ve çalışanların da dönüşümünden geçiyor.

Dijitalleşme için sadece teknoloji yeterli değil

Korn Ferry olarak dijital sürdürülebilirliği; şirketlerin dijital ekonominin sürekli değişen dinamiklerine ayak uydurma, adapte olma yetkinliği olarak tanımladıklarını vurgulayan Korn Ferry Endüstri Sektörü Kıdemli Direktörü İlker Çamurdan, Korn Ferry Dijital Sürdürülebilirlik Endeksi’ni şirketlerin dijital ekonomiye sürekli uyum gösterme ve başarı kabiliyetlerini ölçerek, yol gösterme amacıyla oluşturduklarının altını çizdi. Dijital Sürdürülebilirlik Endeksi araştırmasının dijitalleşmenin sadece dijital teknolojileri getirmekle sağlanamadığını ortaya koyduğuna dikkat çeken Çamurdan, “Sürdürülebilir bir dijitalleşme için teknolojik değişimin yanı sıra şirketleri dijitale göre organize etmek, yönetmek ve çalışanları da bu dönüşüm etrafında toplayarak, motive etmek gerekiyor. Yani dijital dönüşüm için teknoloji yeterli değil, insan yönetimi bu işin en önemli kısmını oluşturuyor. Başka bir ifadeyle dijital dönüşümün yolu yönetim anlayışı ve çalışanın dönüşümünden geçiyor” dedi.

Kurumların dijital sürdürülebilirlik anlamında olgunluğa erişmesi için doğru stratejileri hayata geçirmeleri, düzenlemelere ve makroekonomiye ilişkin sorunların üstesinden gelmeleri gerektiğine dikkat çeken Çamurdan, “Ancak bugün dijital olgunluğa ulaşmak yeterli değil. Yeni ekonomi, sürekli yenilenen değişim üzerine kurulu şirketler talep ediyor. Yeni ürünlerin, hizmetlerin ve markaların piyasaya ışık hızında girdiği bir ortamda liderler, dönüşümün sadece bir defalığına değil, sürekli olarak gerçekleşmesi gerektiğini görmelidir. Bu anlamda geleneksel ücretlendirme sistemleri, statik ekipler, hiyerarşi gibi kavramlar son bulmak zorunda. Organizasyonel performansın devamı için çok daha esnek ve yeni dinamiklere cevap veren bir iş modeli kurmak ve buna göre de insan kaynağı oluşturmak gerekiyor” dedi. Çamurdan, Türk şirketlerinin dijital sürdürülebilirlikte etkin olmak ve bu süreçte yerel ve global pazarda rekabette öne geçmek için teknolojik dönüşüm kadar ticari operasyonlarının insani yönünü geliştirmeye de odaklanmaları gerektiğinin altını çizdi.

Dijitalleşmenin lideri ABD şirketleri

Global insan kaynakları ve organizasyonel danışmanlık şirketi Korn Ferry, dijital dönüşümü ölçümlemek ve şirketlere yol göstermek amacıyla 14 ülkede kapsamlı bir araştırmanın sonucunda oluşturduğu “Dijital Sürdürülebilirlik Endeksi”ni açıkladı. Şirket kültürü, yönetim anlayışı ve organizasyonel anlamda şirketlerin dijital sürdürülebilirliğini ortaya koyan Korn Ferry Dijital Sürdürülebilirlik Endeksi’nde ABD şirketleri dijital sürdürülebilirlikte birinci sırada yer alırken, İngiltere ikinci, Hollanda üçüncü, Türk şirketleri ise son sırada yer aldı. Yönetim ve organizasyon anlamında dijital sürdürülebilirliğin olmazsa olmazı olan Çeviklik, Bağlantı Kurabilirlik, Disiplin ve Odaklanma, Yetki Verme ve Uyum, Açıklık ve Şeffaflık’tan oluşan beş kriter üzerinden yapılan şirket sıralamasında, Avusturya’nın dördüncü, dijitalleşme konusunda güçlü söylemleri ile uluslararası gündemde yer alan Almanya ise beşinci sırada yer aldı.

Türk şirketleri uyum sağlama potansiyel ile dikkat çekiyor

İşletmelerin sürekli uyum sağlamaya ve uzun süreli başarı elde etmeye ne derece hazır olduğunu ortaya koyan Dijital Sürdürülebilirlik Endeksi’nde yer alan 14 ülke arasında genel ortalamada en son sırada yer alan Türk şirketleri, Bağlantı Kurabilirlik, Disiplin ve Odaklanma, Yetki Verme ve Uyum kategorilerinde de yine liste sonunda bulunuyor. Açıklık ve Şeffaflık kriterinde 11’inci sırada yer alan Türkiye’nin Çeviklik kriterine göre yapılan sıralamada, sekizinci sırada yer alması ise geleceğe ilişkin önemli bir gösterge olarak öne çıkıyor. Bu da, pazar ve ortam değişikliklerine uyum sağlama, karar alma ve uygulamaya koyma anlamında Türkiye’nin potansiyeline dikkat çekiyor.

En dijital sektör Finans

Korn Ferry Dijital Sürdürülebilirlik Endeksi sektörel anlamda da ilginç sonuçlar ortaya koydu. Temel beş sektörün mercek altına alındığı sektörel sıralamada, finans hizmetleri birinci sırada yer aldı. Finans şirketlerinin Çeviklik dışında tüm kriterlerde aldığı yüksek puanlarla temel beş sektör içerisinde liderliği aldı. Teknoloji sektörünün ikinci olduğu sıralamada, sağlık sektörü üçüncü, sanayi dördüncü, perakende sektörü ise beşinci oldu.

Endeks 14 ülkeden 5 sektör üzerinden oluşturuldu

Korn Ferry’nin Dijital Sürdürülebilirlik Endeksi (DSI), Korn Ferry Institute ve Oxford Analytica tarafından tasarlanıp, ekonomik modellemeyle oluşturuldu. Devam eden ve büyük öneme sahip dijital değişim bağlamında dönüşümü yeniden tanımlayan bu araştırma, dijital sürdürülebilirliği (bir kurumun dijital ekonomide sürekli uyum sağlama ve büyüme yeteneği) bugün ve gelecekte finansal başarı için kritik bir itici güç olarak görüyor. Çalışmada, dijital sürdürülebilirliğin niceliğini belirlemek adına özel Korn Ferry verileri ve herkese açık mevcut veriler bir araya getirildi. Çalışma, dijital sürdürülebilirliği tetikleyen beş boyut kapsamında 14 ülke ve beş sektör genelinde 362 şirketi kıyaslıyor. Her bir sektör ve ülke, 100 üzerinden aldığı DSI puanına göre sıralandı. Bu puan, her bir boyutta dijital sürdürülebilirliği ve performansı yansıtıyor.

Korn Ferry Dijital Sürdürülebilirlik Endeksi şirketlere göre ülke sıralaması

Ülke Puan (100 üzerinden)

ABD 89

Birleşik Krallık 86

Hollanda 79

Avustralya 75

Almanya 74

Fransa 55

Orta Doğu 50

Japonya 42

Hindistan 38

Rusya 37

Çin 30

Meksika 26

Brezilya 22

Türkiye 16

Korn Ferry Dijital Sürdürülebilirlik Endeksi sektörel sıralama

Sektör Puan (100 üzerinden)

Finans 73

Teknoloji 44

Yaşam Bilimleri & Sağlık 42

Sinai Ürünler (Endüstri) 32

Tüketici 22