Kişiselleştirilmiş Toplum

Ahmet Altan bir yazısında insanların hayatlarındaki kadını seçmelerinin onların hayat standartlarından, zevklerine, taktıkları kravata kadar herşeyi hatta hayatta duracakları basamağı bile etkilediğini yazmıştı.
Birçok erkeğe hayalindeki kadını sorduğunuzda size bel ölçüsünden IQ sevyesine kadar birçok standart’ı söyler. Fakat bir kadının kafasında bir ideal erkek kavramı yoktur. Zira tanıştığı erkeğin nasıl olması gerektiğini o belirleyecektir. Nasıl yaşadığı yeri, içinde bulunduğu grubu değiştiriyorsa, erkeğini de o en yaşaması için en uygun şekle getirecektir.
Sanayi devrimi ile birlikte toplu üretim önemli bir mekanizma haline geldi. Tabii toplu üretimin en önemli etkisi ise standartlaşmaydı. Erkek egemen toplumlarda, yediğiniz yiyecekten, giydiğiniz giysiden okuduklarınıza kadar herşey toplu üretiliyor ve belli bir standart üzerine oturtuluyordu. Bu bir erkeğin hayatını yaşamaktan en mutluluk duyacağı dünya idi.
Bu dönemde kadın sadece kendi erkeğini şekillendirmekte ve kendi gününün geleceği ana kadar beklemekteydi. Toplu yaşam bir noktadan sonra iflas etmeliydi. Bu dönem geldiğinde ise kadın iktidara hakim olmalıydı. Toplum içinde bu kırılmayı en rahat göreceğiniz alan “”mass media””nın önemli bacaklarından biri dergilerdir. Önce toplumun hepsinin beğenisini toplayan ve her kesim tarafından okunan dergiler piyasaya çıktı. Bu dergiler korkunç tirajlar yapıyorlardı. Bir süre sonra dergiler okurlarının bire bir ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştılar ve sonunda motorsiklet dergisi, hamile kadın dergisi, klasik caz sevenlerin dergisi diye “”demassification”” geçirerek son derece fazla parçaya bölündü. Toplumda bu gerçekleşirken, kadın ise önce temizlikçi, arkasından pembe yakalı şimdilerde ise beyaz yakalıların konumunu fethetti. Bu arada tam da bu faaliyetler gerçekleşirken internet denen ilginç devrim gerçekleşti. Artık bulmacanın bütün taşları oturmuştu. Standartlaşmaktan sıkılmış bir toplum, onu bu beladan kurtarabilecek bir teknoloji ve bunu sağlayabilecek bir iktidar artık bir aradaydı. Bu noktadan sonra bir iki yıldır sadece internet üzerinde yaşadığımız ve olgunlaştırdığımız toplumun her ferdine inen kişiselleşme, hayatımızın her anında varolmaya başladı, ve var olmaya devam edecek. Artık standart kırmızıyı algılarımızla özelleştirmek zorunda kalmayacağız her an hepimiz farklı görebileceğiz.
Bunun zor bir dönem olduğunu ve herşeye uygulanamayacağını düşünüyorsanız size bir örnek vereyim. Geçenlerde sahil yolunda bir “”Lamborghini Countact”” yanımdan adeta süzülürcesine geçti. Benim ilk şaşkınlığım bu hayranı olduğum arabayı hemen bu kadar yakınımda görmekti, sonra ise başka bir konu dikkatimi daha çok çekti, arabanın üzerindeki boya aldığı ışığa göre renk değiştiriyordu. Dolayısıyla arabanın ne renk olduğunu anlamak mümkün olmuyordu.
İnternet üzerinde bu gelişmenin aldığı şekiller ise artık son derece farklı. Bir zamanlar yeni bir siteye girdiğinizde beğenilerinizi bir anket doldurarak bildirmeniz gerekirdi. Fakat artık böyle bir mekanizmayı kullanmıyoruz. Siz gezerken beğendiğiniz ve üzerine tıkladığınız haberler büyük bilgisayarlarda not ediliyor, daha sonra bu siteye yeniden girdiğinizde öncelikli olarak okuduğunuz konu size daha üstte geliyor. Bu konuyu konuştuğum önemli bir yerin webmaster’ı arkadaşım, bu anketleri neden koymadıklarını şöyle anlattı.
“”Biz anket koyuyoruz, orayı doldururken okuyucu yanlış düşünebiliyor. Fakat şimdi tam olarak ne istediğini biliyoruz””
Bu noktada bilgisayarlar artık huylarımızı, mutluluklarımızı, ilgilerimiz, hoşlandıklarımızı yani bizi bizden daha iyi biliyorlar. Tıpkı annelerimiz, eşlerimiz, sevgililerimiz, kadınlarımız gibi….
NETleşmek üzere…

Sibermekanlarda proje yönetimi

Siber ortam üzerindeki her proje üç ana fazdan oluşur. Planlamak yani tasarım bu fazların en önemlisidir. Çünkü projenin genel yapısının hazırlanması aşamasında yapılacak en ufak hata daha sonra hedef oluşumda büyük sapmalara yol açacaktır. Bu sapmalardan dönüş için yapılacak yeni planlamalar ise iş gücünün boşa kullanılmasına neden olacaktır.
Planlamanın ilk safası, projenin amaçlarının oluşturulmasıdır. Bir internet projesi birçok konuyu hedef alabilir. Normal büyüklüklerdeki bir kobinin bile birbirine entegre etmeye ihtiyaç duyacağı üç veya dört proje bulunur. Bu projelerin kısa zamanda yerini alabilmesi için, hedef kitlenin sınırlandırılması projenin marjlarının çizilmesi büyük bir gerekliliktir.
İnternet projelerinin en önde geleni yani katarın başı kurum kimliğinin oluşturulacağı bir prezantasyon sitesidir. Bu son derece önemlidir çünkü nasıl kurum kimliğini oluşturan logo, renkler ve tipografi değişmiyorsa bu siteninde isim, tasarım ve yapısının çok fazla gelişmemesi gerekmektedir. Bu nedenle bu projenin gerçekleştirilmesi aşamasında son derece önemli iki sorunun şirket yetkilileri ve kurum kimliğini oluşturan kişiler tarafından çözümlenmesi gerekmektedir. Bu soruların birincisi hedef kitedir. Hedef kitlenin yani şirketin kurum kimliği ile ilgilenecek kulanıcıların karekter ve yapıları belirlenmelidir. Bunu yaparken internet danışmanları önemli bir ihtiyaçdır. Çünkü bir internet projesindeki kullanıcıların demografik yapıları nasıl grafik tasarımını etkiliyorsa, kullanıcıların tahmini teknolojik yapılandırmaları da siteyi planlayacak takım için o derece önemli bir hal alır.
Bu nedenle daha planlama aşamasında bu sorunun çözülmesi gerekmektedir. Düğümün ikinci önemli parçası ise, şirketin kurumsal kimliğindeki karakteridir. Bu ise projenin geliştirileceği teknolojinin ne olması gerektiğini belirleyen ikinci önemli parçadır. Dünyada hiçbir medyanın kullanıcıları o medyaya ulaşmak için kullanmaları gereken teknolojilerin eksikliğinden medyayı sorumlu tutmazlarken, internet bu talihsiz durumun bir parçasıdır. İnternet kullanıcıları, bilgisayarlarındaki font eksikliklerinden, ayarlanmamış çözünürlüklerine hatta çalışmayan işletim sistemlerine kadar her konuda internet teknolojilerini ve tasarımcıları sorumlu tutarlar. Bu nedenle tahmini hedef kitlenin bağlandığı bilgisayardan, bağlantı hızlarına kadar herşey internet projesinin bir parçası, tasarımcının dikkate alması gereken konular kapsamındadır. Dünyanın herhangi bir yerinde 14 saniyeden daha uzun sürede karşılık alınamayan bir site bağlantı hızı ne kadar düşük olursa olsun başarısız olarak nitelendirilir. Renk uyumları, kullanılan görsel malzemenin kalitesi de projeyi başarı ile başarısızlık arasında getirip götürebilir. Bu nedenle tasarımdaki dikkat son derece önemlidir.
Planlama aşamsında dikkat edilmesi gereken ikinci konu ise projenin genişleyebilir olmasıdır. Her ne kadar bu artık kullanılmayan bir yöntem olsa da bazı şirketler kurumsal kimliklerini yansıtan sitelere ürünlerini de yerleştirmek isteyebilirler. Bu katalog mantığı ile yapılan bir planlama olup her ürünle birlikte kurumsal sitede bazı yenilemeler yapılmasını gerektirir. Her nekadar kabul edilebilir gibi olmasa da bu mantıkla hazırlanan bir sitede bu genişlemelerin öngörülüp yapının ona göre yerleştirilmesi gerekmektedir.
Planlama konusunda ihtiyaçlar karşılandıktan sonra üretim aşaması gelir. Bu faz aslında sanıldığından daha çok parçalı ve birbirinin içine geçmiş kompleks bir yapıdır. Bu aşamada teknolojiyi üreten yani projeyi gerçekleştiren teknik grubun bir süre kendisine gelen bilgileri değerlendirmesi gerekir. Unutulmamalıdır ki, planlama için ne kadar çok zaman harcanırsa, üretim için o kadar az zaman harcanır. Çünkğ planlama aşamasının net bir şekilde bitirilmiş olması aşamasında her geri dönüş üretim aşamasının yeniden başlaması ile sonuçlanır. Bu nedenle planlama aşaması bitilrilmiş olan bir proje o noktada üretilmelidir. Daha sonra üzerine eklenmesi gerekenler ikinci döngüde sisteme eklenmelidir.
Planlanan, üretilen bir proje aslında bitmiş sayılmaz. Bu noktada önemli aşamalardan bir diğeri de o projenin yönetilmesidir Artık yapılan projelerin çoğu iki taraflı bir ineraksiyona sahiptir. Yani hem kullanıcı hem sitenin sahibi olan şirket, sitenin geliştirilmesi için yeni bilgiler eklemeye başlar. Zaten bir projenin yaşamasıda bu eklentilerle mümkün olacaktır. Planlama ve üretim aşamasında şirketler yaptıkları projenin yönetilmesi gerektiğini unutmamalıdırlar. İnternet yaşayan bir ortamdır ve yaşayan her ortam gibi ihtiyaçları vardır. Bunları karşılamak ise projenin sahibi olan şirketin sorumluluğundadır, sorumluluğunda olmalıdır. Bu nedenle projenin yürütülmesi için bir birim oluşturulması bir gereklilikdir. Bu noktada yapılan en büyük yanlış zaten bir sorumluğa sahip olan bir elemana bu işin ikincil bir iş olarak verilmesidir. İnternet projelerinde zaman son derece önemlidir. Amerika’da yapılan bir araştırmada bir şirketin destek hattına geçen bir telefon mesajına 24 saat içinde cevap verilmesi müşteriler için yeterli olurken, bu bilginin e-mail ile gönderilmesi aşamasın cevabın 6 saat gibi kısa bir sürede gelmesini istemişlerdir. Tabii gelmeyen bu cevaplar, daha sonra bizim zincir mesaj dediğimiz şekilde kısa sürede şirketi kötüleyen bir kampanya haline dönüşebilir. Bu noktada Türkiye’nin “”Mahir”” isimli bir genci kısa zamanda bir internet ünlüsü haline getirdiğini kesinlikle unutmamak gerekir. Yani bu zincir yapılar bu ülkede son derec başarılı bir şekilde işlemektedir.
Aynı zamanda bir internet projesinin başarısı onun ne kadar kişi tarafından kullanıldığına da bağlıdır. Bu kullanım oranı sitenin yaşayan bir yapı olması ve kaç kişiye duyurulmuş olduğu ile doğru orantılıdır. Artık birçok şirket yaşayan projelerinin içine pazarlama ve basına tanıtım modülleri eklemeyi de uygun buluyorlar.
İnternet devinimlerden oluşan bir ortam olduğundan, kesin başlangıç ve kesin sonlanmaların olması beklenemez, beklenmemelidir. Dolaysıyla web projeleri devamlı devinim halindedir. Her fazın bitimi bir diğerinin başlaması ihtiyacını doğurur. Bu doğum herzaman yeni bir yapının oluşmasına yardımcı olur. Fakat unutulması gereken en önemli nokta sonlanan her fazın projeyi daha üst bir mertebeye taşıdığıdır. İnternet _her ne kadar “”cyberspace”” terimi Türkiye’de “”Sanal Ortam”” gibi yanlış bir şekilde kullanılıyorsa da_ bir siber ortamdır ve sibernetik bilminin bütün oluşumlarında olduğu gibi amaç doğayı taklit etme işini devinimlerle en üst seviyeye çıkarmaktır. Dolaysıyla siber ortam da oluşacak projelerinizin asıl amacının alışmış olduğunuz sistemleri internet platformuna taşımak ve bu sayede daha fazla verim almak, giderleri azaltmak ve her process için harcadığınız enerjiyi azalatmak olduğunu unutulmamalıdır.
NETleşmek üzere…

Wapmıycam

Annem küçükken bana “”haydi Atif”” dedeğinde “”haydimem”” dermişim. O zamanlar küçüktük.Tabii bir de ters doğmanın üzerime yüklediği ağır sorumluluğu düşünürsek bu cevap insanı pek şaşırtmıyor.. Geçenlerde televizyonda wapma yaa diye bir nida ile karşılaşınca o eski günlere geri döndüm. İçimde bir kıpırtı oldu. Bu kıpırt belli taşları yerinden oynatmış olmalı ki, büyüdü büyüdü ve içinde bulunduğum nezih ortama rağmen “”wapmıycam”” haykırışıyla dışarı çıktı.
Biz yıllardır bu teknolojilerin üzerilerine makyajlar atarak halka sevdirmeye çalışan aslında çok harika bir yaşama sahipmiş gibi görünen, ama geceleri yataktan “”acaba yeni bir teknoloji çıktı da benim mi haberim olmadı?”” korkularıyla uyanan bir gurup insaniz.. Aslında tanıma bakarsanız, korkularımızdan yola çıkarak pek insan demek garip olur.. İşin en komik yanı ise, bir konuya konsantre olup öylesine peşinden koşturuyoruz ki etrafımızda olup bitenlerden uzaklaşıp farklı bir aleme gidiyoruz.. Bu arada biz sanal alemimizde yaşarken dünyada bıraktığımız bedenimizin başına gelenleri ise ancak canımız yanınca farkediyoruz..
Dolu dizgin o teknoloji senin bu teknoloji benim koştururken, son 4-5 yıldır kulağımızın yanına bir eklenti geldi. Adına cep telefonu diyorlar. Gerçi neden cep telefonu dediklerini anlamakta çok zorluk çekiyorum. Zira bu telefon cepte durduğu gibi durmuyor. Bu cep telefonu denen nesne daha çok beyne yakın kulak yanı gibi mekanlarda konuşlanmayı seviyor… Ne kadar mobil ofis, hareketli telefon kulübesi, yürüyen banka diye bizi kandırsalar da bir süre sonra bilişimcilere hemen ulaşılabilen teknik destek hattı, gençlerin nerede olduğunu anlamaya yarayan baskın aracı olarak kullanılıyor.. Yani bu telefonlar bir süre sonra öğrencilerin prangası, bilişimcilerin ise müşterilerinin onu heryerde bulabileceği baş düşmanı halini alıyor.. Buraya kadar olan kısım, aslında çok beklendik gelişmeler. Hele bu telefonların yurt dışında hangi meslek grupları tarafından kullanıldığını biliyorsanız.
Gelelim asıl rahatsızlığa. Bundan bir yıl kadar önce devlet bu telefon çılgınlığını farketti. Durdurmak, halkımızı bu kötü araçtan kurtarmak için sigaraya, içkiye bile yapmadığı vergi eklentileri yaptı. Bunun da etki etmediğini farkedince, her türlü bütçe açığını, telefon kullanıcılarına kardeş payı ile dağıttı. Bir süre sonra faturanıza baktığınızda karşınıza diğer ücretler, tgm, ekp ücretleri ve özel işlem vergisi, özel iletişim vergisi gibi diğer hiçbir ücretlendirme sisteminde göremeyeceğimiz kadar çok özel kalemler ekledi. Hatta faturalarınıza bakarsanız vergiler toplandıktan sonra çıkan rakama bir de vergi ekleniyor. Yani devletimiz bize birşeyler anlatmak için vergiden bile vergi alıyor.Biz bunlarla yüce devletimizin neyi anlatmak istediğini bir türlü anlamak istemedik. Aslında kendimizi teknolojiye o kadar çok endekslemişiz ki etrafımızdaki gelişmelere at gözlüğüyle bakıyoruz.. Ama artık bu gözlükleri çıkarmamız lazım. Ben kendi adıma devletimin bana anlatmak istediğini anladım ve cep telefonumu kapatma kararı aldım. Cep telefonumu devletim bu ek kalemleri kaldırıp bana kullanabilirsin işaretini vermeden de açmayacağım.
Artık devletimin bana gösterdiği işaretleri daha iyi görüyorum. Bir süredir odaklandığım wap teknolojisi bile artık ilgimi çekmiyor.. Devletime birkez daha bu aydınlatmasından dolayı teşekkür ediyorum…
NETleşmek üzere… Eğer devletim bunu istiyorsa…

GrafiNET

GrafiNET

Web ve internet, şu ana kadar bilgisayarla birlikte varolan olgulardı. Bu nedenle, bir internet kullanıcısının miyop, hipermetrop olup olmadığını bilemezsiniz ama iki önemli konuda çok net bilgiye sahipsinizdir.
1. Bir internet kullanıcısı çok farklı ürünlere sahip değilse_ki bu pek olmaz_ oturur pozisyondadır.
2. Büyük bir ihtimalle ekrana bakıyordur.

Bu basit iki bilgi biz çok ilginç denizlere götürür. Hemen isterseniz inceleme başlayalım. Kullanıcının oturur vaziyette olması bizim yapacağımız grafik tasarımını nasıl etkiler sorusunu öncelikle kendimize soralım. Tabii bunu çözümleyebilmenin en iyi yolu insanın tabiatında oturma fiilinin aslında yapay bir hareket olduğunu bilmek ve oturur durumd insanın aslında ne kadar rahatsız olduğunu anlamakdan başlar. Bu rahatızlık internet kullanıcısını huzursur, huysuz ve en önemlisi sabırsız yapar. Bir de internet hatları ile ilgili teknolojik yetersizlikler bir araya gelince, bir sitenin görsel malzemesinin gerçekte kullanılacak yazılı basın veya hertürlü medyuma göre son derece yetersiz olduğu görülür. İşte başarı bu teknik yetersizlikler içinde bile belli bir harmoniyi, düzeni yakalamaktır. Aslında internet teorisini anlayan herkes bunu kolayca yapabilir. Bilinmesi gereken ilk kural hiçbir televizyon kullanıcısı kötü bir televizyonla izlediği yayının başarısız olduğunu düşünmez, ama bir internet kullanıcısı bu konuda bir guru, bir otoritedir. Daha internete bağlandığı ilk anda karşısına gelen her türlü görüntüyü acımasızca eleştirir ve daha iyisini kendisinin yapabileceğini söyler. Bu fikri yoketmenin hiçbir yolu yoktur. Dolaysıyla bir webmaster ve webdesigner herzaman kendisine söylenen komik fikir ve acımasız eleştirlere sabır gösterip, fikrinin doğruluğu konusunda şüphe etmemelidir.
Bu sosyal olguyu bir yana bırakırsak bir internet grafiği ile uğraşmada ilk dikkat edilmesi gereken kuarıl hatlardaki yavaşlık olduğunu anlarız. Internet konusunda yaşanan en büyük sorun budur. Internet trafiği paketlerden oluşur. Bu paketler sunucu ile alıcı arasında modem bağlantısı varsa 700 byte, leased line veya kablo sistemi varsa 1024 byte civarlarındadır. Dolaysıyla yaptığınız her 10 kb gibi küçük resimle bile 10 – 15 paket civarında bir veri trafiği demektir. Bunun içine hatalı paketler ve hata kontrol sistemleri de girince, paket sayısı 20 – 30 civarına ulaşabilir. Dolaysıyla resmin transferini hızlandırmanın birincil yöntemi dosya boyutunu düşürmektir. Bir web sayfası html kodu da dahil olmak üzere 30 – 40 kilobaytı geçmemelidir. Bunun üzerindeki her türlü bilgi kullanıcı sabırsızlandıracaktır.
Eğer elinizdeki resim gereğinden büyükse bunu parçalara ayırmak ve html kodunda bu resimleri birleştirmek doğru olacaktır. Her resmin html kodundaki bilgisinin içinde sunucu üzerindeki yeri yazılmalıdır. Bu bir gereklilik değil zorunlulukdur. Aksi takdirde resim kesinlikle görüntülenemez. Bunun dışında html kodu içinde bir resim gören bir alıcı sunucuya resmin ekranda ne kadar yer kapladığını sorar. Sunucu ise resime bakıp ekrandaki genişliği konusunda bilgiyi gönderir. Html kodu içine resmin ekrandaki kaplayacağı yer yazılırsa, bu her resim için gerçekleştirilen diyalogdan kurutulunmuş olunur. Bir resmi web sayfanız içindeki koda farklı bir boyut bilgisiyle yazarsanız, resmin bu bilgiler ışığında alıcını browser’ı tarafından yeniden render edildiğini göreceksiniz. Bu pratik görünmesine rağmen oldukça yanlış bir yöntemdir. Bu şekilde ortaya çıkan resimlerde distortion çok büyük boyutlardadır.
Elimizdeki resimin web standartlarına uygun şekillendirilmesi, yüzlerce trik içeren bir harekettir. Dosya boyutundan sonra dikkat edilmesi gereken en önemli konu, resim için seçilen formattır. Web browserları çok çeşitli resim formatlarını desteklerler. Bunların içinde en yaygın ve bütün browserların kullandığı formatlar gif ve jpeg’dir . İki formatın birbirine göre çok değişik sıkıştırma yöntemleri vardır. Jpeg formatındaki resimler, yüksek sıkıştırılma kapasitesine sahiptir. Bu nedenle, özellikle geniş palet bilgisine sahip, fotoğraf gibi görsel malzemelerde jpeg formatının kullanılması uygundur. 216 renk altı palet bilgisi bulunduran grafik gibi kavramlarda ise gif formatını kullanılması gerekmektedir.
Eğer görsel malzeme bir grafikse ki, butonlar ve web sayfasının işlemesi için gerekli olan görsellerin hepsi grafiktir, gif formatını kullanılması gerekmektedir. Palet konusunda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta bu tip resimlerin browser tarafından daha hızlı render edilebilmesi için 256 renk kullanılması gerekmektedir. Fakat Netscape browserlar bu sistem renk bilgilerinin 40 tanesini kendi logo gösterimlerine ayırmışlardır. Bu bize 216 renk bırakır. Bu renklerin sistem tarafından kullanılan bir paletten alınması gerekir. Bu nedenle özellikle grafik programlarında web safe paletten renklerin seçilmesi gerekmektedir. Bu tip işlevsel grafiklerin anlatımı yetersizdir. Anlatımı kuvvetlendirmenin en kolay yolu yazılarla grafiği desteklemektir. Bu durumda font becerileri grafik bilgilerinin içine girer. Font seçiminiz hedef kitlenin algılama oranlarına göre değişir. Ama font büyüklüğünde dikkat etmeniz gereken en önemli nokta küçük boylarda font kullanmanız gerekiyorsa tırnaklı typefaceleri kullanmanız. Bu arada eğer küçük boy fontlar kullanıyorsanız, anti-aliased kullanmamanız iyi olur. Bu sayede küçük boy fontların algılanması daha kolay olur.
Eğer elimizdeki resmin paletin de çok renk varsa jpeg formatını uygulamakda yarar vardır. Bu durumda paletin renklerinde birbirine yakın olanları birleştirmekde yarar vardır. Bu işi yapan optimizasyon programları vardır. Çok renk varsa resimin boyutu artar. Bu tip resimleri siz de optimizasyon programları kullanmadan yapabilirsiniz. İlk yöntem resmin kolorize edilmesidir. Eğer bunu yapabilecek bir programınız yoksa, size tavsiyem resminizin üzerine yüzde oranını sizin belirleyeceğiniz bir layer yerleştirmeniz. İki layerı daha sonra birleştirdiğinizde_ ki gif ve jpeg için bunu yapmanız zorunludur_ renk paletinizin birbirine yakın renklerden oluştuğunu göreceksiniz.
Renk oranlarını düşürmek de bu şekilde mümkün olacakdır.
Son olarak yazımızın başında internet kullanıcısının durumu ile ilgili ikinci anlattığımız konuyla ilgilenelim. Monitör başında oturan kullanıcı, belli noktalarda tv izleyicisi ile aynı algılama sistemlerini kullanır. Örneğin tv olarak verilmesinin, tv yayıncılığında bir takım standardların daha çok şekil almasıdır. Aslında yayıncılığın medyumlarına göre renk seçimlerinde değişiklikler olur. Kağıt, fotoğraf gibi belli bir zemin üzerine basılan medyalarda, kağıdın renginin o medyada kullanılabilecek en açık renk olması ve bu rengin hep üzerine uygulanan renkelere ekleniyor olması, bu tip medyalarda doymamış (unsaturated) renklerin kullanılmasını gerekli kılar. Monitor tabanlı medyalarda ise renk sorunsuz bir şekilde işlenebildiği için bu sıkıntı yoktur. Bu durumda rengin arkasındaki ışık ve ortamın genel ışık oranları önemli olur. Göz için bir kontrast oluşturmamak için kullanılabilecek en mantıklı palet doymuş renklerden oluşur (saturated). Bu izleyici de daha güvenilir bir intiba bırakır.

WEB’de Tasarım Kriterleri:

Web sitesi tasarım üç ana evreden oluşur.
1. Plan
2. Tasarım öncesi
3. Tasarım

Plan:

Amaç:
İnternet üzerinde yer kaplayan, her oluşumun balli bir amacı vardır. Bu amaç, sitenin oluşturulması aşamasında yapılacak olan her türlü faaliyete bir sorumluluk yükler. Amacınız hedef kitlenize, hedef kitleniz ise kullanacağınız teknolojiden, sayfanızda yer alacak her türlü içeriğe yön verir, anlam yükler.
İnternet üzerinde dolaştığınızda sitelerin genel olarak 5 ana amaç üzerine oluşturulduklarını görürsünüz.
a. Haber
b. Danışma
1. Database’e bilgi aktarımı
2. Database’den bilgi alınması
c. Eğlence
d. Tanıtım
e. İletişim

Bir web sitesi tasarımına başlamadan önce bu sitenin hangi amaca hizmet etmesi gerektiğini son derece belirgin cizgilerle ayırmalısınız, gerekirse siteyi belirgin bir şekilde ikiye bölerek bu ayrımı gerçekleştirmelisiniz. Aksi takdirde, ziyaretçileriniz aradıklarına ulaşamayacak ve siteniz oluşum amacını uygulayamayacaktır.
Her ziyaretçi tipinin kendine ait bir davranış, bir algılama mantığı vardır. Bu mantığa uygun oluşturulmamış bir sitenin amacını gerçekleştirmesi beklenemez.,
Haber amacı ile sitenize uğramış bir ziyaretçi, en kısa ve en az süsleme ile habere ulaşmak ister. Ama eğlence için sitenizi ziyaret eden kullanıcı ise gözüne hoş görünen, kendisini belli zamanlar arasında oyalayacak objelere ihtiyaç duyacaktır. Bu iki ziyaretçi birbirlerinden kesin olarak ayrı hatta birbirleri zıt yapılar içerirler.

Hedef Kitle:
Sitenizin amacı, sizi doğruca hita etmek istediğiniz topluluğa ulaştırır. Bu topluluk sizin bu sitenin amacına ulaşması için ihtiyacınız olan bir nevi müşteri kitlesidir. Amacınız doğrultusunda çizdiğiniz portre, hedef kitledir. Bu hedef kitle belli ortak amaçlar doğrultusunda web üzerinde sörf yapan, belli davranış normlarına sahip, ortak istek ve ortak beğenilerle birbirlerine bağlıdırlar.
Bu durumda iyi bir web sitesi bu kullanıcıların ortak paydalarına hitap etmek zorundadır.
– Bu grubu birbirine bağlayan nedir?
– Nerelerde bulunurlar?
– Bir yığın bilgi ve şeklin arasından ilgilerini ne çeker?

Bu soruların hepsinin belli cevapları vardır ve bu cevplar sitemizin üzerinde duracağı temeli oluştururlar.
Kapınıza gelen kargo servisinin paketi vermeden önce şarkı söylemesi size ne kadar itici gelirse, haber almak amacıyla sitenize bağlanan bir kullanıcıyı müzikle karşılamak da o derece yanlış ve anti-sempatiktir.
Sitenize bağlanacak olan hedef kitle ayı zamanda kullanmanız gereken, teknolojileri de belirleyen önemli etmenlerdendir. Unix tabanlı bir programın sitenizde tanıtımını planlıyorsanız, kullanıcılarınız text bazlı bir browser ile bağlanabileceklerini de öngörmeniz gerekir. Aynı zamanda kullanıcılarına Netscape 2.0 dağıtmış bir servis sağlayıcı iseniz. Sayfalarınızda 3.0 browserlarla görülebilen bir teknoloji kullanamazsınız.

Design Öncesi:

Web siteleri belli bir içerik üzerine kurulur. Bu içerik sayfanızı ziyaret edecek kullanıcıya öncelikle vermeniz gereken üründür. Fakat bir web sitesinde, önceliği teşkil eden en önemli noktalardan biri ise içeriğin sınıflandırılmasıdır. Bu sınıflandırılma işlemi güncelleştirme sürelerine göre düzenlenebilir. Eğer güncellenme süreleri birbirine yakınsa, ayrım hedef kitlenin ortak algılama noktalarına göre oluşturulmalıdır. Unutulmamesı gereken en önemli nokta internet kullanıcısının son derece sabırsız olduğudur.
Bilgi belli bölümlere göre sınıflandırıldıktan sonra, bu bilginin güncellenme periyotlarına bakılarak statik veya dinamik sayfalar oluşturulur. Statik sayfalar içindeki bilginin zamana veya kullanıcıya göre değişmediği sayfalardır ve içeriği öncelikli olarak bir tanıtım yada bir şirket bilgisi ile sınırıdır. Dinamik sayfalar ise belli değişkenlerle şeklini değiştirmese de içeriğini değiştiren sayfalardır.
Bir web sitesinin sayfaları arasında belli oluşumların kullanılması, o siteyi birbirine bağlar. Bu olgular logo, renk seçimi, ortak layout gibi bölümlere dallanır. Oluşturmaya çalıştığınız site bir şirkete aitse daha önce belli normlar üzerinde çalışılmış bir logo sizin en büyük yardımcınızdır. İyi planlanmış bir logo web sitesi ile aynı amaca sahiptir. Renk seçimi ve şekil oluşumu olarak sitenizde kullanmanız gereken kriterleri size ulaştıracaktır. Bunun dışında sayfalar arasında tekrar eden öğelerin belli lokasyonlara konması da sayfalarınızı birbirleri ile ilişkili kılar.
Design anında dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri ise, oluşumundan hemen sonra geometrik artış gösterecek olan sayfalarınıza sitenizin layout’unda yer bulabilmenizdir. Bu genişlemenin hangi dallara olacağını design anında öngörüp bu noktaları açık bırakmalısınız. Elektornik bir magazinin belli bir peryoddan sonra arşivlenmesi gerektiğini tahmin etmeli, ve arşiv opsiyonunu bu sitenin oluşumu anında bile hesaba katmalısınız.

Design

Sitenizin design anında insanlarda online duygusunun oluşturulması ana amacınız olmalıdır. Ziyaretçi bu sayede sayfalarınızdan hoşnut kalacaktır. Dinamik sayfalar için bu hissi oluşturmak zor değildir, fakat statik sayfalarda html dışında bu hissi verebileceğine inandığınız, ve yaygın olarak kullanılan bazı teknolojileri de kullanmalısınız.
Oluşum aşamasında başta palet olmak üzere, genel optimizason tekniklerine de dikkat etmeniz gerekmektedir. Aksi takdirde kullanıcı boş yere oyalamış olursunuz. Bu optimizasyon teknikleri genel olarak;
1. Gif, jpeg seçiminin yapılması ve optimizasyonu
2. hareketli resimlerde palet ve renk optimizasyonu
şeklinde olabilir.
İnternet kullanıcısı kendisine en kısa sürede tepki gösteren sayfalara daha sıcak bakmaktadır. Bu amaçla syafalarınız ( en azından başlangıç sayfalarınızın) hızlı yüklenebilir olmasına son derece dikkat etmelisiniz.

Sonuç olarak toparlamak gerekirse; bir web sitesi oluşumunda genel amaç: İnternet kullanıcısı havuzundan; hedef kitleni seçilip, oluşturulan siteye yöneltilip vermek istediklerini iletilerek kulanıcının internete geri yönlendirilmesidir.

Bir web sitesi oluşumunda_ herhangi bir aşamada_ yapılması gereken bazı önemli kurallar vardır:

– Resimleri bölünebilecek en küçük parçalara bölmeye özen göster, renk optimizasyonu yap.
– Animasyonlarda frame sayısı ve frame arası değişen pixel optimizasyonu yap.
– HTML dışında scripting language kullanmaya özen göster, bu sayede etkileşimi sağla
– Mouse over event’i kullan
– Update yap
– Bir paragrafta çok link kullanma
– İnternet kültürüne uygun hareket et (Büyük harf kullanmamaya özen göster)
– Yasaklama, teşvik et
– Orijinal olun

Aynı zamanda yapılamaması gerekenleri de sıralamakta yarar var:

– Teknoloji canavarı olmayın
– Kullanıcı hakkında bilmeniz gerekenden fazlasını öğrenmeye çalışmayın.
– Web design’ı teknik bir iş dışında bir sanattır, başkalarının yaptıklarını kopyalamaktansa kendi eserinizi yaratın…

Reklamcının Net Rehberi

İnternet’i diğer medyalardan ayıran çok basit bir özelliği var. Genişleyebilirlik…. İnternet’i fiziksel amaçlarınız dışında her şekilde ve her iş kolunda rahatça kullanabilirsiniz. Dolaysıyla diğer mecraların aksine internet devamlı gelişen ve yenilenen bir yapı olarak uzun yıllar karşımıza çıkmaya devam edecektir. Bunu hiçbir kuvvetin durdurması mümkün değildir. Buna bir örnek vermek gerekirse, Amerika’da son yıllarda yapılan bir araştırma kullanıcıları %80’inin internet’e bilgisayardan ulaşmak istemediğini ortaya koymuş. Bu araştırmayı analiz edersek karşımıza iki sonuç çıkıyor. Birincisi bu araştırma sonuçları bilgisayar satışlarının yakında düşeceğini öngörürken, bunun internet kullanımını etkilemeyeceğini ifade ediyor. Tv teknolojilerini düşündüğümüzde bunun ne kadar ilginç bir gelişme olduğunu daha net görebiliyoruz. Bir televizyon kanalının, tv satışlarıın azalmasından etkilenmemesi düşünülemez ama internet artık bilgisayardan ayrı, kendine özerk bir platform halini alıyor.
Yeni platformun yeni ve geometrik yükselen bir reklam pastası olduğunu da gözden kaçırmamak gerekir. Geometrik gelişmeye örnek olması açısından birkaç rakam vermek sanırım yararlı olur. Dünyada internet üzerinde reklam için dönen para, 1995 yılında 100 milyon dolarken, bir yıl sonra 390 milyon dolara yükselmiştir. Aynı mantıkla bu rakam bu yıl tahminlerin neredeyse iki katı yüksek çıkmış, büyük forecast şirketlerinin tahminleri 4.4 milyar dolarken, bu rakam 9 milyar dolar olarak hesaplanmıştır. Türkiye’de ise yine aynı yıllarda bu rakamlar telaffuz edilir hale gelmiştir , 1999 yılında 5 milyon dolar iken ekonominin iniş çıkışlarına rağmen 2000 yılında 9 milyon dolarlara ulaşmıştır. 2001 yılında Türk şirketleri ilk defa internet reklamlarını bütçede kalem olarak almış olduklarından, bu yıl 75 milyon dolarlık bir tahmin oluşmuştur. Bu sayede Türkiye’de reklam bütçesinde belli bir paydanın internet üzerinden döneceği de tahmin edilmektedir.
Türkiye’ye odalanırsak yeni gelişen bu bütçenin üzerinde sanılanın aksine bilişim şirketlerini payı düşüktür. Bilişim şirketleri, reklam kalemlerini son derece düşük tuttukları için bunun internet üzerindeki yansıması da pek yüksek değildir. Türkiye’de internette reklam veren şirketlerin %31’i tüketici firmaları iken, yalnızca %16’sı bilişim ürün ve hizmetlerine aittir. Yani tüketiciye ürün satan e-ticaret firmalarının interneti reklam mecrası olarak daha fazla kullandıklarını bu sayede ise hedef kitlelerine daha kolay ulaştıklarını varsayabiliyoruz. Aslında internetin gelişimini takib eden herkes bunu kolayca farkedebilir. İnternet kullanımı için özel donanım gerektiren bir yapıdır. Dolaysıyla erişebilir olmak için, belli bir ilk yatırımın yapılmasına gereksinim duyar. Bu yatırımı ise ancak ve ancak gelir düzeyi AB grubu olan kişiler yapabilir. Bu noktadan yola çıkarsak, internet kullanıcısına erişebilir olmak, daha az reklam ulaştırmak gibi görünse de ürününüz eğer yüksek gelir seviyeli kullanıcıları hedefliyorsa doğru kitleyi hedeflediğiniz anlamına gelir.
İnternet profilini, yani reklam hedef kitlesini öngörürken, daha genel bir bakış atmakta da yarar var. Türk internet kullanıcısı, %83 erkek olan bir grup. Bu grubun ortalama yaşı ise 28 civarında. Dolaysıyla genel hazırlanan internet reklamları, 28 yaşında erkek ve alım gücü AB ile C1 arasına giren bir grubu hedefliyor. Tabii bu bilgiler sizi yanıltmasın, internet dünyası interaktif bir platform olduğundan, davranış şekillerinden kullanıcıların profillerini ortaya çıkarmak ve kullanıcının ihtiyaçlarına göre reklam yapmak son derece mümkündür. Söz gelimi chilek.com sitesi bir genç kızın ihtiaç ve isteklerine göre hazırlanmıştır. Dolaysıyla kullanıcıların büyük bir kısmı bu profildeki alıcılardır. Dolaysıyla bu hedef kitleye ulaşmak isteyen bir şirket için son derece doğru bir sitedir.
Tabii reklam verenler açısından internet üzerinde reklam vermenin toplam nüfus üzerindeki oranı da son derece önemlidir. Türkiye’de internete erişebilir insanların toplam nüfusa oranı %12 civarındadır. Fakat ülkemizin coğrafik yapısını göz önüne alırsak bu oranın büyük bir kısmının İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde yoğunlaştığını çok net görebiliriz. Bu da sadece büyük şehirlerde yoğunlaşmış firma ve organizasyonlar için ayrı bir avantajdır.
NETleşmek üzere…