Dijital Dönüşümün içine bir grup üfürükçü girdi

Bir süredir Türkiye’nin gündemine dijital dönüşüm girdi. Karar merciinin yöneticiler olduğu dünyada dijital dönüşüm ciddi sorunlar yaşamaya gebe. Danışman şirketlerin kulislerinde gidişattan duyulan rahatsızlık konuşulmaya başlandı… Ben de ters giden konuları derleyelim istedim.

En büyük tehdit teknoloji şirketleri, yine ürün satmaya çalışıyorlar

Teknoloji şirketleri bir iki danışman görüntülü satış şirketi ile danışanlara yani müşterilere sızıyorlar. Çıkan reçete ise nedense hep aynı şirketin ürünlerini içeriyor. Bir süre sonra danışmanı aradan çıkarıp sadece satışa yönelmeye başlıyor. Bunun en son noktası ise teknoloji şirketlerinin danışmanı içinde dijital dönüşüm paketleri oluşturması. Hatta bunu sürdürülemeyen dijital dönüşüm endeksleriyle ilişkilendirenler bile var.
Hatta danışmanlık şirketlerinin de dijital dönüşüm yazılımları hazırlayıp sattıklarına denk geldim.

İşin içine bir grup üfürükçü girdi

Önce sosyal medya, arkasından da konuşmacı pazarı, teknik olmayan birçok kişinin teknoloji konusunda ahkam kesmeleri için cesaretlenmelerine sebep oldu. Ben bu gruba “teknolojik üfürükçüler” diyorum. Bu grubun yapay zeka, kognitif öğrenmeye algoritma konuları popülerleşmeye başlayınca ortadan kaybolacaklarından eminim ama o zamana kadar dijital dönüşüm de bu üfürükçülerin tehdidi altında. Danışanlar bunların bir iki sözünden etkilenip bazen kendi ayakları ile oltaya geliyorlar.
Malum bu ülke üfürükçülerden çok çekti. Çok dikkatli olmak, sorgulayan beyninizi iki dedikodu, iki ilginç isime kurban etmemek lazım. Bu üfürükçüleri kendilerine verdikleri garip sıfatlarla çok rahat tanırsınız. Dijital Yaşam Uzmanı, gelecek yaşam uyum koçu filan diyorsa gerçek bir ünvanı hiç olmamıştır! Kısaca üfürükçü diyebilirsiniz.

Dijital dönüşüm satın alınacak bir ürün, paket bir upgrade değildir

Birçok yöneticinin bir danışman ile anlaşıp ya da yönetim kuruluna bir CDO (Chief Digital Officer) sokup sonra hadi yap dediğini görüyorum. Dijital dönüşüm prosesleri belli bir reçete değildir. Her kurumun karakterine göre değişiklik gösterir. Bir akşamdan bütün sistemleri değiştirip kalkılacak bir konu değil hiç bitmeyecek bir yoldur. Bir kişiye zimmetlenecek bir konu hiç değildir. Türkiye’nin dijital dönüşümde en başarılı şirketlerinde yöneticilerle konuştuğumda çoğunun dijital dönüşümde çok eksiğimiz var dediğini duyuyorum. Bunun tek bir sebebi var. Dijital dönüşüm devamlı yapılması gereken bir iştir. Tıpkı idari işler gibi her gün yeniden yapılmalıdır. Tek farkla… Hep aynı işi değil, her seferinde bir yeniliği yapmak lazımdır.

İşin önemli kısmı insandır

Dijital dönüşüm sadece teknik bir konu değildir. Kurum içi iletişim ve eğitim de işin önemli parçalarından biridir. Bu nedenle projelerde çoğunlukla IK, idari birimleri ve kurumsal iletişimi de işin içine sokarız. Değişiklik özellikle mavi ve pembe yakalıları korkutur. Onların korkması istenilen bir durum değildir. Bu nedenle mavi yakalıların bir kısmının da projenin icra komitelerinde yer almasını isteriz.
Ayrıca projenin başında stratejiyi belirlerken de onların çekinceleri, istek ve düşünceleri stratejinin belirlenmesinde, alımlarda çok önemlidir.

Dijital dönüşüm insanla ilgiliyse, neden dijital dönüşüm diyoruz?

Bu tam tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkar sorusu. Dijital dönüşüm camiasında bir grup dijital dönüşümü teknik satış olarak algılarken, bir grup da insanı ortaya almak lazım demeye başladı. Tabii yeni bir grup daha ortaya çıktı. İnsanı ortaya alan ve teknoloji bilmeyen biri ne yapabilir? grubu. Yani iki kutuplu bir sistem üç hizip grup çıkardı.

Dijital Dönüşüm yapacak yöneticilere çok kısa hızlı yol haritası

Bu bilgiler ışığında hatalar yapmadan ilerlemek için, çok basit bir yol haritası var. Öncelikle mutlaka bir danışmanla çalışmak. Size bu danışmanı veya danışmanlığı bedava vermek isteyenler olacaktır. İnternet çağında biliyoruz ki bedava peynir sadece fare kapanında olur! Sakın özgür iradenin ve en önemli silahınız olan danışmanı karşı tarafın eline vermeyin, elinden almayın. Danışmanı size yakın, özgür birinden seçin ki özgür iradenizi ipotek altına alınmasın. Bir son uyarı, o danışmanın da icraata girmesine izin vermeyin. İcraat yöneticinin, uyarmak, izlemek, tavsiyede bulunmak danışmanın görevidir. Herkes haddini bilmeli.

Facebook 50 milyon kullanıcının Token’ını çaldırdı?

Google’ın bir ay kadar sakladığı güvenlik açığının ortaya çıkmasından birkaç gün önce facebook 50 milyon kişinin token’larını çaldırdığını söyledi. Bu birbirine yakın tarihlerde oluşan güvenlik açıklarının ülkelerin ticari savaşlar yaptığı dönemde şirketler de birbirlerinin şifrelerini çalmak için savaşıyor olabilirler mi sorusunu aklıma getiriyor? Sonra yok, yok öyle olsa bu savaşın sonu bizi Einstein’ın 3. Dünya savaşı taş ve sopayla olacak sözüne getiriyor. Vazgeçiyorum.
Facebook genelde kriz yönetmeyi bilemeyen bir şirket, o yüzden önce şifrelerinizi bile değiştirmenize gerek yok, sadece bir kere sistemden çıkıp girin yeni token üretilsin denildi. Bu arada token, kullanıcı adı ve şifreniz bir makinede doğrulandığında aynı makinede şifre yazmadan girmenizi sağlamak amacı ile kullanılıyor facebook’da.. Ancak geçen sürede farkettik ki; 50 milyonun değil ama bir kısım insanın bilgileri çoktan çalınmış, “black market”da satışa konulmuş. Fiyatlar ise 3-5 dolar arasında satılıyor. Bu konuda facebook’dan bir açıklama gelmedi ama sanıyorum internet diyarında Amazon’dan sonra en güvenli sisteme sahipler. Bu sorunu da bir daha karşılarına çıkmamak üzere çözeceklerinden eminim.

Mobil video uygulamaları çok başarısız

Clevertop’un 100 milyon cihaz üzerinde, medya ve eğlence kategorisindeki uygulamalar üzerinde yaptığı araştırma özellikle mobil vidyo uygulamalarının yüzde 43’ünün bir ay sonra silindiği yolunda. Hepimizin en önemli sabit kıymetlerinenden biri olan telefonumuzun ana sayfasında ise hiçbir şekilde kalmıyorlar. En iyi OTT vidyo uygulaması bile 2 haftada “churn” (abone kaybı) yaşıyor. Hatta indirildikten sonra ilk ayda üç kereden fazla kullanılan yüz uygulamadan sadece 27’si. Bu bana video alanında insanların ihtiyaçlarını karşılayan kullanıcı deneyimi yüksek uygulamaların daha yapılmadığını gösteriyor. Bu konuda gidilecek daha çok yol var. Küçük ekran ve mobil hat üzerinde iyi bir uygulama yazabilmek için hem medyayı hem de yazılım dünyasını çok iyi bilmek gerekiyor.

Web’in kaşifi Tim Berners-Lee “decentralized web” ile yeniden gündemde

Hemen kızmayın, “decentralized” a Türkçe karşılık aramalarımız devam ediyor. Geçenlerde yaptığım çalışmada, “dağıtık”, “ortanca”, “adem-i merkeziyet”, “bağımsız”, “merkeziyetsiz” gibi öneriler geldi. Çalışmalar devam ediyor çünkü adem-i merkeziyet merkeziyeti dışarı almaktan ziyade merkezi insana çeviriyor, merkeziyetsiz bir merkezin olduğuna işaret ediyor. Ancak sistem bunlardan çok merkezi yapısı olmayan bir fikri, bakış açısını ifade ediyor. Bu konuda yardımcı olmak isteyenlerin maillerini (atf@atifunaldi.com.tr) adresine bekliyorum.

Tim Berners-Lee yıllardır internette en çok kullandığımız web’in kaşifi, şimdi de MIT üniversitesi ile birlikte, webin yeni bir versiyonunun peşinde. Bu yeni proje ile web daha güvenli, içerik ve yazılımın birbirinden ayrıldığı yeni bakış açısı ile ortaya çıkacak.

Adidas, Nike, Ralph Lauren’den özel müşterileri için mobil uygulama

Sadakat kartları gibi, herkesi kapsamayan, sadece özel müşterilerin yükleyeceği uygulamalar son dönemde çok revaçta. Adidas’ın StudioConnect, Nike’ın Nike Plus Unlocks, SNKRS ve Ralph Lauren’in pop App’i bunlara örnek olabilir. Tabii bu uygulamalara sadakat kartların ilk zamanları gibi bakabiliriz. O dönemlerde segmentasyon yapamadığı için kartlar herkese aynı kampanyaları uyguluyorlardı. Şimdi pazarlama profesyonelleri yönetmeyi başarsa, teknik açıdan neredeyse bütün sadakat sistemleri bunları yapabiliyor.
Uygulama radarlarının altında kalan bu özel programlar pazarlama alanında, özellikle gelecek on yılda ciddi avantajlar sağlayacakmış gibi görünüyor. Tabii bu programların ayrıca indirilebilir olması yerine hali hazırdaki programların içine eklenmesi, birçok şirket için daha iyi sonuçlar verecek,müşterilerinin kendilerini ayrımcılıkla suçlamasına engel olacaktır ancak bunu kullanabilecek bir pazarlama departmanı var mıdır? Şüpheliyim!

Teknoloji dünyasının Gordion düğümlerini kim çözecek?

Boğaziçi Fizik bölümündeki bir hocam yıllarca unutamadığım bir teorisinden bahsetmişti. Bilim adamlarının en yaratıcı dönemleri 30’lu yaşlarmış. Fizikte ise yeni bir kırılım yüz yılda bir olurmuş. Bu nedene o yüz yılın sonunda yaşı 30 civarında olan en zeki ve biraz da şanslı fizikçi adını tarihe yazdırırmış. Beğeniriz, beğenmeyiz, kırılımları farklı tanımlarız ama genelde teknoloji ve bilimde bazı kırılım anları vardır. Bundan sonra ki süreç ise tahmin edilen geliştirmeler sürecidir.
Geçenlerde youtube kanalımdaki günlük yayınımda da bahsettiğim uçan araçlarla ilgili konuyu Alphan Manas ile konuşurken, pil teknolojisinin ilerlemesi gerektiğini söylemişti. Ben de peki gelişmelerin ötesinde bir inovasyon bekliyor musun? diye sordum. Videoda da anlattığım gibi burada kimyasal pillerin yerini mikro prosessörlerin alması bekleniyormuş.
Son dönem teknoloji dünyasına baktığımızda yapay zeka, sanal gerçeklik, uçan ve otonom araçlar gibi konularda ciddi kırılımlar gördük. Ama sanki çok yakınımızda görünen bu gelişmeler nedense ne kadar kürek çekersek çekelim, ulaşamadığımız hedefler olmaya başladı. Hep tamamlayıcı bazı gelişmeler bekleniliyormuş gibi duruyor.
İşin ilginç kısmı bu inovasyonların teknoloji dünyasında soluksuz bekleniliyor olması. Yani ciddi bir talep var, sorun Gordion düğümü gibi ortada ama gelip kesecek bir İskender çıkmadı. Tabii yazacağım alanlarda bu sorunları çözenler o dünyanın İskenderleri olacak.
Yapay zeka ve Robot etik kodlarını oluşturun
Robotlar, otonom araçlar ve tabii arkasında yapay zeka son 20 yılda ciddi sıçramalar yaptı. Ama herkesin kafasındaki en büyük özellikle otonom araçlarla harika anlatılabiliyor. Zaten benim okuyucularımın çoğunun bildiği gibi aracın içinde bir kişi dışarda ise bir kişi var ve araç bunlardan birini öldürmek zorunda. Yaşama şansları eşit olan bu iki kişiden hangisini seçer? Soru ciddi kafa karıştırıyor. Soruyu biraz daha büyütüp Asimov’un kitabına getirirsek. Robot eğer sıfırıncısı da dahil, üç robot yasası ile sınırlandırılmışsa, insanlığın geleceğini korumak için bir insanı öldürebilir mi? İşte bu soruların ilkine Mercedes bir cevap verdi. Ama bu sadece bir kaosa sebep oldu. Dünya buradaki düğümü çözecek bir İskender arıyor. Asimov’un yasalarına dördüncüyü ekleyecek birini bekliyor. Yapay zekada etik değerler konusunda bir denetim ve kurallar oluşumu nasıl sağlanır? Bir regülasyon sistemi oluşturulabilir mi? Teknoloji dünyası soluksuz sonucu bekliyor.
Bu konuda Avrupa Birliği bir komisyon kurdu. Türkiye’den RTÜK üyesi Taha Yücel bu komisyonun bir parçası. Geçen dönemde de bu konuyu gündeme getirmek için röportajlar verdi. Ancak konu çok yeni ve üzerinde çok çalışmak mutlaka gerekli.
Nesnelerin İnternetine tercüman olun
Ericsson her yıl mobil dünyayı inceleyen bir rapor yayınlar. Ben her yıl bu raporu keyifle okurum. Zira içinde çok ciddi analizler bulabilirsiniz. Daha önce bu raporda 2020 yılında internete bağlanan nesneler için sansasyonel bir öngörüde bulunmuştu. Ancak bu yıl zaten ulaşılamaz görünen rakamı bir adım daha yukarı çekmişler. Bu demek ki; her gün dokunduğumuz ve internetten haberleşen cihazların sayısı gittikçe artacak. Peki beklenenden bile daha çok büyüyen bir sektörde ne gibi sorun olabilir? Buradaki sorun insandan kaynaklanıyor. Tarih boyunca hep farklı dillerden konuşan insanın yaptığı makinelerde farklı dillerde konuşuyor. Bu nedenle dilleri birbirine çevirebilen bir yapı bu sektörün İskender’i olacaktır. Tabii daha önce veriyi XML ve API’lar ile entegre edenler olduğundan buradaki düğüm çok karışık değil.
Sanal Gerçekliği baş ağrısından kurtarın
Saydığımız popüler teknolojiler arasında en yaygını sanal gerçeklik. Ancak yıllardır geldi gelecek dediğimiz gözlükler hala hayatımızın bir parçası olamadı. Bunun iki sebebi var. Birisi hem gözlüklerin ağırlığı hem de sağladığı sanal dünya yüzünden uzun süre kullanımlarda baş ağrısına sebep oluyor. İkincisi ise bu dünya aktif olmayı gerektiriyor ama bir kumanda ile idare edilemeyecek kadar da gerçekci. Bu nedenle yenilikci kumanda çözümlerine ihtiyaç oluşuyor. Çok deneme var ama bir İskender yok.
Bunları çözerken ihtiyaç duyduğunuz çıkış noktaları
Bu alanlarda bir çözüm üretmek için önünüzde iki yol var. Ya alışılmış kurallardan yola çıkacaksınız yada bütün kuralları bozan ve yeni kural setleri yaratan bir çözüm bulacaksınız. Hangi yolu denerseniz deneyin, dijital dönüşümün bir numaralı kuralını kırmamanız gerekiyor. Yani insanı çözümün tam ortasına koymak gerekiyor.
Eğer çözümünüzün daha uzun süre hayatlarında olmasını istiyorsanız, bir kuralı mutlaka yıkmalısınız. O da çözümünüzün tüketim toplumundan ziyade akıllı toplum kurallarına uygun olması.

Apple, Tesla ve diğer gelişmeler

Birkaç haftanın gelişmeleri, ciddi bir birikim oluşturdu. Ancak geçtiğimiz haftanın gelişmeleri ciddi anlamda önemli görünüyor. Apple’ın geleneksel WWDC organizasyonu, teknoloji dünyasının bir süredir neredeyse 6 aylık bire düşen yeni cihaz çıkarma alışkanlığını güçlü bir fren ile durdurdu. Ancak bu ne gibi zararlara sebep olur, bunun üzerine kafa yormakta yarar var. Tabii aynı hafta içinde Tesla’nın yatırımcıların kararı ile Elon Musk’ı CEO görevinden alması söz konusuydu. Kararı ve sonuçlarını da incelemek gerekiyor.

Apple bekleneni veremedi
Apple kullanıcıları bir süredir, markanın takipçi durumuna düşmesinden rahatsızlar. Ancak iTunes, iCloud üzerinden oluşan ekosistemin oldukça sağlam temellere sahip olması yüzünden bir değişiklik yapmıyorlar. Gerçi iphone’un sadece telefon özelliklerini kullanan, fotoğrafları, yedeklemeleri yapmayanlar hızlıca android cihazlara geçiş yaptılar.
Apple’ın kemikleşmiş kullanıcı kitlesi için, WWDC her yıl yeniliklerin çıkıp, marka ile ilgili övünmek anlamına gelir. Bu yıl ne yazık ki bekleneni vermedi. Hiçbir donanım yeniliği yapmayan Apple daha çok işletim sistemlerinin yenilenmesinden bahsetti. Hem mobil tarafta iOS 12 hem de bilgisayar kategorisinde yeni bir MacOS’un müjdesi verildi. Ancak iOS tarafında birkaç mimoji ve bilgisayar tarafında ise sadece dark mode(beyaz alanların kara olması) özelliği dışında yenilik olmaması aslında iOS 12 değil, iOS 11.5’çıkmış izlenimi verdi. Bu teknoloji dünyasını oldukça üzdü.
Tabii teknoloji dünyasının bir kısmı aslında ciddi bir optimizasyonun yapıldığını. Bu sayede cihazların en eski versiyonlarında bile güncelleme yapılması imkanı oluştuğunu söylese de, bunun kemikleşmiş kullanıcıların kendilerini rahatlatmak için oluşturdukları söylentiler gibi görünüyor.
Bir süredir apple ürünleri kullanan birisi olarak kişisel yorumum, markanın geçmiş donanımları da desteklemek yolunda aldığı kararın, Steve Jobs’ın yenilikçi yaklaşımlarını gerçek anlamda gömdüğü ve Microsoft’un yıllarca çıkamadığı bu bataklığa düştüğü yolunda.
Her ne kadar CEO’su da olsa, yönettiği şirketi cinsel tercihleri üzerinden ürünler üretmeye zorlaması da Tim Cook’un sürdürülebilir bir yönetim içinde olmadığı hissini veriyor. Zira WWDC’de Apple Watch’lar adına eski işletim sistemi üzerinden yapılan tek tanıtım Pride saat yüzüydü. Yönetimsel anlamda her sıkıştığında Tim Cook’un cinsel tercihlerini gündeme getirmesi insana acaba pozitif ayrımcılık durumu taciz mi ediliyoru düşündürüyor. Ben bunu hem etik hem de yönetimsel açıdan doğru bulmuyorum.

Tesla Elon Musk’ı görevinde tutarak yanlış yapıyor

Geçen haftanın en ilginç gelişmelerinden biri de Tesla yatırımcı toplantısında Elon Musk’ın CEO görevinden alınacağının oylanmasıydı. Beklenen olmadı ve Elon Musk ile kardeşi görevlerini korudu. Bunun üzerine Tesla’nın Apple’ın Steve Jobs’ı yönetimden uzaklaştırarak yaptığı hatayı yapmadığı yolunda yorumlar yapılmaya başlandı. Steve Jobs, tasarım dünyasından gelen ve kullanıcının isteklerine yoğunlaşmış bir yöneticiydi. Ancak Elon Musk’ı çok sevmeme rağmen ayakları yere basan bir yönetici profili çizmediğini söylemek gerek. Boring Company ismi ile kurduğu şirkette alev makinası üretip satması, pazarlamadan çok üretime yoğunlaştığı hissini veriyor. Profil olarak da bir fizikçi olmasından dolayı herhalde kurumsal bir yapı için çatlak profesör tanımlamasına daha çok uyuyor. Yanlış anlamayın, ben Musk’ı ve yaptıklarını uzun süredir takip ediyor ve çok takdir ediyorum. Ancak Paypal’ın başında olmaya devam etmesi halinde şirketin bu seviyelerde olamayacağını düşünüyorum.
Yani aslında rüştünü ispat ettikten sonra bir girişimin onu o noktaya getiren yıkıcı inovasyonu üreten kişiden uzaklaşması gerektiğini düşünüyorum. Bazı girişimciler hasbelkader bir yıkıcı girişimi bazen de araklayarak ortaya koyarken, bazı girişimciler her an yıkıcı inovasyonlar ortaya koyabilirler. İşte bu ikinci türdeki insanların girişim bir noktaya geldikten sonra şirketten ayrılması hatta kendine bir Ar-Ge şirketi kurması doğru olur. Çünkü bu ikinci türün üretimi inovasyondur.
İşte Elon Musk bu grubun üyesi.

Youtube kanalım

Televizyonların danışmanlıklarını yaptığım dönemlerden bu yana devamlı youtube yöneticileri ile bir araya geliyorum. Bu konuşmaların birinde bir tavsiyeyi dinleyerek yıllar önce açtığım youtube kanalımı günlük bilişim yorumları yayınladığım bir kanal haline getirdim. Takipçilerim her gün yapıcı yorumlarıyla bana yol gösteriyorlar. Mesela daha önce programıma konuk aldığım, Türkiye’nin başarılı fotoğrafçılarından Mustafa Kemal Dolaşır sayesinde kadrajımı düzenledim. Önerdiği ışığı en kısa zamanda alıp, mikrofonla sesimi size daha iyi duyurabileceğim. Siz de yorum yapmak isterseniz http://www.youtube.com/c/atifunaldi adresinden beni takip edebilirsiniz.