Real Monsters

Adı: Ekim
Soyadı: Önen
Nick: Canavar (daha sanal ortamlarda kullanmadı)
Nick babası: Atıf Ünaldı
Yaşı: 3 (Kendisi 4 olduğunu ısrarla söylüyor)
Görevi: 3 yaşındaki bir çocuğun yapması gereken herşey. Koltuklardan atlamaktan, evin en ücra köşelerini karıştırmaya kadar bir çocuğun yapması gereken herşey.
Bu göreve seçilmesinin sebebi:
Siemens sistem sorumlularından Engin Çetinkaya (arkadaşımız) birgün, Cavit’lere gider (Canavar’ın canavar babası) . Evde oturulurken, uzun zamandır ilgi göstermediği için, canavar ile oynamak ister.
Ne oynayalım, nasıl oynayalım derken. Canavardan bir fikir çıkar. Korsan oyunu oynanacaktır. Engin (akıllı ya!!) hemen tek gözünü kapatır ve haykırır:
– Tamam ben korsan oldum, getir bakalım kılıçları.
Canavar acıma duygusu ile Engin’e bakar. Konuşmaz, kilitlenir. Bu büyükler ne yapmak istiyor gibi Engin’e son birkez bakar. Arkasını döner, sakince yürür. Masanın yanına gelir. Hala suratında bir üzüntü vardır. Sandalyeye çıkar, sonra masaya. Bilgisayarın power tuşuna basar. Öğretmek isteyen bir üniversite hocası tavrıyla Engin’e seslenir:
– Buraya gel!!
Engin’in şaşkın şaşkın bakar. Tıpkı kendisini avlamak üzere pusu kuran kaplanı farkeden bir ceylan gibi korkulu ve ümitsiz bakmaktadır. Eli hala tek gözünü kapatmaktadır. Derin bir nefes alır ve bilgisayar ekranına yönelir. Canavar Engin’in geldiğini farkedince, mağrur bir tavırla “”Bak bu korsan oyunu”” der. Ekranda mouse ile oyun ikonunu göstermektedir.Çift tıklar, oyun açılmıştır. Engin suratındaki şaşkın ifadeyi silmeye çalışır. Yıllarca kendisinden büyüklere bilgisayar teknolojileri ve kullanımını anlatırken, karşısında gördüğü o şaşkın ifade artık kendi yüzündedir. Engin yaşlanıyormuyuz diye düşünür. Bu arada canavar açılan oyunda karşısına gelen soruya “”Bak bu soruya yes diye cevap vereceğiz. Y ye basmamız lazım”” der. Engin (yaşlı adam) yorulmuştur. Üzülmüştür.
Zira bir gece önce, işin arasında sıkılıp iki kafadar bu oyunu çözmeye çalışmışlardır. Fakat bir fıçının ne altından ne de üstünden geçememiş, geçemedikleri bu kısımda oyunu bırakmak zorunda kalmışlardır. Engin bunu hatırlayınca. “”Canavar filan ama burada takılacaktır nasıl olsa, bekle olum kazanan sen olacaksın?”” diye düşünür. Fakat canavar beklenenin aksine, fıçının yanına gelince hiç şüphe etmeden fıçıyı tutar kaldırır ve kenara atar. Engin artık ne yapacağını bilemekte, kekelemektedir konuşmakta zorluk çekmektedir.
İşte böyle dostlar. Bu yeni oluşan kültürü 3 yaşındaki bir çocuk, bizden daha iyi anlıyor. Artık genç olmamıza rağmen biz bile kendimizi geliştirmemiz lazım. Yoksa opera önünde smokin giyen kokoreççinin korktuğu başımıza gelir. Toplum bizi dışlar.
Netleşmek üzere…

Haftanın lafı: btw..Oscar is not a frog. Phrozen Crew…

5K

Çağımız iletişim çağı. Bu malum cümleyi duyunca tepkinizin ne olduğunu görür gibiyim. İşte tam da bu duyguyu yakalamak için bu cümle ile başaladım yazıma. Sizden ricam bu duyguyu içinizde saklı tutun çünkü bu yazıyı okurken ve okudukdan sonra bu duyguya ihtiyacınız olacak.
Her hafta size ne kadar hızlı ilerlememiz gerektiği ve bu ilerlemeye ne kadar hızlı uyum sağlamamız gerektiğinden bahsediyorum. Bu artık benim için monoton bir gidiş halini aldı. Dünya’da işte aynen bu sorunla uğraşıyor şu aralar. Endüstri devrimi hepimizi o kadar tekdüze ve kalıplı hale getirdiki yaratııcı fikirlerimiz yok oldu. Yaratıcı güce sahip insanlar ise bu devrimin çarkları arasında tuzla buz olup eriyip gitti. Hepimiz özel yaşamını bile, bir mavi yakalının monoton iş hayatı gibi yaşıyoruz. Bu bizi buraya kadar getiren “”sistem”” isimli mekanizmanın bir getirisi. (Bu sistem kelimesini tırnak içinde yazmam, benim düşünce yapımın içinde böyle bir şey olmamasından kaynaklanıyor.)
Peki internet ile gelen yenilikler bize neyi verdi. Evet, bir düzen ve sistem vardı, ama bunun dışında daha yaratıcı şeyler yapılabilir ve bu yapılanlar sisteme ters düşmeyebilirdi. Bu nedenle dünyada internet mucizesine inanan her insan, etraftan gelebilecek bu zeka ve yaratıcılık kıvılcımlarına kapılarını açtı. Çünkü kuralları ve yaşam tarzıyla yeni bu platform üzerinde durabilmek bu duygulara bağlıydı.
İnternet mucuzesine inanan biri olarak ben de bu çorbada bir tuzum olsun istedim. Okuyucularıma, okulların da kapanmaya başladığı şu günlerde bir sürpriz yapayım istedim. Bu amaçla bir ufak bilgi ve tasarım yarışması tertipledim. İsterseniz sizi biraz daha heyecanlandırmak için öncelikle bu yarışmanın hediyesinden bahsedeyim. Hediyemiz 15 inç bir monitör. Flat square ve gerçek 15 inç nir NEC monitör. Şimdi gelelim bu bilgi yarışmasının kurallarına. Sizden içeriği ve bu içeriğe bağlı olana görsel malzemeleri ve objeleri ile tamamı 5K gelen bir sayfa yapmanızı istiyorum.Ama dikkat edin tam 5K olması lazım daha fazla olan hiçbir sayfa yarışmaya katılamayacaktır. Bunu winzip veya .zip dosyası çıkaran herhangi bir programla sıkıştırıp atif.unaldi@mecramax.com adresine e-maillemenizi istiyorum. E-mailinizin içine adınızı, adresinizi ve telefon numaranızı, varsa icq numaranızı da yazmayı unutmayın.
Katılım şartları konusunda, hiçbir kuralımız yok. Netizen olmanız yeter. İnternet’I sevmeniz ve biraz düşünmeniz, biraz da çarpıcı bir fikre sahip olmanız yeter. İşte tam bu noktada yazının en başındaki cümleyi okuduğunuzda hissettiğiniz duyguyu hatırlamanızı istiyorum. Yaptığınız sayfanı o duyguyu yaratmamasına dikkat edin.
Şimdi de isterseniz gelelim değerlendirme yöntemine. Çok güzel bir buluş dediğimiz herşey olabilir. İçinde şiir olan güzel düzenlenmiş sadece text içeren bir sayfa bile olabilir. Herşey ve herkes kabulümüz. Hatta birden fazla sayfa ile de bu yarışmaya katılabilirsiniz. Tek bir arzumuz var, “”off yine mi bundan…”” dedirtmemesi.
Kazananı 2 hafta sonra yine bu sayfalardan ilan edeceğiz. Hediyenizi ise bu yarışmada bize monitörü sağlayan Genpa COM aracılığı ile size ulaştıracağız. Bize yardımlarından dolayı onlara da teşekkür ederim.
Unutmayın bu sadece bir fikir jimnastiği ve ileride bu konuda organize edeceğimiz gerçek bir yarışmanın ön hazırlığı. Umarım hepimizi mutlu edecek tasarımlarla karşılaşırız…Bu arada tasarım ile ilgili her türlü sorununuzu konuşmak için benimle bağlantı kurabilirsiniz.. uin: 3886866
NETleşmek üzere…
Haftanın Sözü: Love Thee Gerçek bir aşk sözü. (Yazarın notu: İLKE’siz aşk olmuyor.)
Haftanın Şarkısı: Frank Valli & The 4 Season , You are just too good to be true.

IP (Internet Pizası)

Köşe yazarları peryodik acılar çekerler. Tabii peryodik dergilerde yazan köşe yazarları. Hepiniz bunu konu alan yazıları mutlaka okumuşsunuzdur. Yazı yazma zamanı geldiğinde kafanızdaki binlerce düşünce ya uçar yada iç editörümüz bir kısmını yayınlanmaya değer bulmaz..
Aslında bu hafta yazmayı planladığım çok fazla önemli konu vardı. Bunlar üzerinde düşünüp acılar içinde kıvranırken bir anda çalışma masamdan kalktım. Bu ani hareketimin sebebi karşımda duran problemlerin hepsinin yürek kabartıcı ve bir köşe yazısına sığmayacak kadar büyük olmasıydı.. Eskiden olsaydı hemen en yakın duvara yaklaşır ve ne olacak bu devletin hali? Yakarışlarımı duvarla en yakın haberleşme şekliyle (hızlıca dokunma) paylaşırdım. Ama artık olgunlaştım ve büyüdüm şimdi her olgun Türk genci ve/veya kurumu gibi gücümü benden güçsüz olanlar üzerinde kullanmayı tercih ediyorum. Bunlar heran elimizin altında bulunan mouse’lardan (editörüm düzeltmeden ben düzelteyim_ bilgisayar faresi), bilgisayara kadar herşey olabiliyor. Gerçi bir süre faresiz kalınca, şimdi fareme çok iyi bakıyorum. Zaten son zamanların modasına uyup altından kırmızı ışıklar saçan bir Microsoft mouse aldım ve ona canım gibi bakıyorum…
Bu düşünceler içinde kıvranırken birden gözüm elimdeki pizaya ilişti. Bu pizayı internetten almıştım. Ben de herşeyi bırakıp hepimiz rahatlayalım diye size bu pizzadan bahsedeceğim. PizzaInternetto diye bir pizacı. Adresini veya telefonunu sorsanız bilmiyorum, çünkü onları internetten buldum. http://www.pizzainternetto.com adresine bağlandığınızda göreceksiniz. Güzel bir web sitesi, tasarımın genel kriterlerine uyulmuş. Bir elektronik ticaret uygulaması olarak ise gerçekten takdire şayan. Çünkü siteyi oluştururken onbinlerce dolar harcanmamış. Web sayfaları, bir cgi programi ve iki java script var. Ama işte optimizasyon tam olarak budur. Yapan insanları kutlamak lazım, ihtiyaçlarını güzel analiz etmişler ve doyurucu olacak herşeyi koymuşlar. Mesela spariş vermeye kalktığınızda önce çalışma saatleri ile ilgili bir uyarı mesajı alıyorsunuz. Arkasından script sizin bilgisayarınızdaki saati kontrol edip çalışma saati içinde olup olmadığını inceliyor. Belki bu kontrolü server üzerinden yapmak daha doğru bir çözüm olurdu ama dediğim gibi sistem yeterli ve çalışıyor. Eğer siz bilgisayarınıza özen gösteriyor ve saatini doğru çalıştırıyorsanız, bu sizin için hiç sorun olmayacak. Sonra sparişlerinizi alan bir başka ekrana geçiyorsunuz. Bu ekranda işaretlediğiniz sparişler yine bir javascriptle toplanıyor sonuç anında gösteriliyor. Son olarak da adres bilgilerinizi yazıp pizzanızın gelmesini bekliyorsunuz. Bu arada pizzaların isimlerine dikkat ederseniz başka hoş birşey daha var. Pizzaların isimleri online 1 diye başlayıp online 10’a kadar gidiyor. Benim favorim Online 8 ve ev işi profiterol. Hepimize afiyet olsun.

NETleşmek üzere

Güvenmek?

Eskiden internet ve bilgisayar hakkında öyle ortalık yerde konuşmazdık. İnsanlar bize marslı gözüyle bakardı. Şimdi o kadar ilginç bir hal aldı ki; televizyon programıma konuk olan herkes, internetten çok rahat bir şekilde bahsediyor. Dünyada ilk kez tamamen sanal bir ürün olan Yahoo’nun reklamını Eurosport’ta gördüğümde gözlerim dolmuştu. Şimdi Türkiye’de bile böyle web siteleri var. Kendi reklamlarını yapıp, para kazanıyorlar. Hatta basın ve halkla ilişkiler konusunda da insanlar çalıştırıyorlar.
Eskiden program konuklarımız, web hakkında bahsettiğimizde bize marslı gözüyle bakarken, bu hafta konuk olan gurup Kargo’nun fan sitelerini gezdik. Web sitesi olmayan ünlüler ise, bu durumdan hayıflanıp, hemen benden çözüm bulmamı istiyorlar. İşin komik tarafı, yaptığım küçük bir araştırmaya göre, konuklarım olan ünlülerin yüzde doksanı daha önce güvensiz bir web design şirketi tarafından aldatılmış veya taciz edilmiş.
İnsanlar bu duruma rağmen internete güveniyor ve geleceği ondan ümid ediyor.
Bir süredir internet üzerinde sörf yaparken çeşitli trojan pingleri atan yüzlerce insanla karşılaşıyorum. IP’leri belli olan, bu insanlar oldukça saf bir şekilde bir oraya bir buraya saldırıyorlar. Birçok kişi bu insanların kısa zamanda amaçlarına ulaşıp istekleri herneyse onu gerçekleştiriyorlar. Birkaç web design şirketi bu sayede korkunç paarlar da kazandı. Peki sormak istiyorum, bu şirketler saygın mıdır?
Veya bu insanlar internet üzerinde etkin olacaklar mı? Tek kelime ile “”Hayır””. Web platformu normal yaşama oldukça benzer, ne kadar çok riske ederseniz o kadar çok kazanır, ne kadar çok hile yaparsanız o kadar alt bir karakter halini alırsınız.
Internet’I Amerika’nın keşfine benzetmek çok doğru olur. Önce topraklar boştu. Herkes bir alan kapabilmek için yarıştı. Artık kasabalar kuruldu. İnternet eskisi gibi ıssız ve ilkel bir alan değil artık. Emin olun çok kısa zaman içinde kanun adamları bu kasabalara gelip, bir düzen yerleştirmeye çalışacak. Tabii bu çalışmanın karşısında, iflah olmaz kanun kaçakları da olacak. Sonunda nette şehirler kurulmaya başlayınca saygın amaçlarla çalışan kişiler bu işin en büyük payesine sahip olacak. Bunu unutmamak gerektiğini düşünüyorum…
NETleşmek üzere…

Protestoss

Medya olarak internet çok komik objelerin uçtuğu bir mekan. Geçen gün bu medyayı kullanarak bir arkadaşım çok sevdiği bir karikatürü bana mailledi. Aslında karikatür denilmesine rağmen “”hiç de komik değildi.”” Bunu tabii ona söyleyemedim. Hepiniz merak ettiniz şimdi değil mi? Karikatür de bir çocuk elinde küçük bir tüy testere, koca koca ağaçları yıkmış. Ağaçların üzerinde yahoo, amazon filan yazıyor. İşte böyle fiziksel sistemler ne kadar kuvetli olursa olsun web de genç bir çocuk elindeki modası geçmiş bir bilgisayarla bütün bu sistemleri yok edebilir. Bu aslında beklenmesi gereken bir olaydır. Yanlış anlamayın bu benim, bu tip faaliyetleri desteklediğim anlamına gelmesin. Zarar vermek, hele hele büyük kütlelere zarar vermek kabul edilebilir hareketler değildir.
En son geçen gün ÖSS sınavından bir önceki gece, ortalık birbirine girdi. Nedeni bir web sayfasıydı. Bu sayfada, ÖSS sorularının internet üzerinden formu dolduran herkese ulaştıracağı yolunda bir yazı vardı. Belli ki bu işi çok genç çocuklar tezgahlamışlardı. Arkadaşlarının düştükleri duruma belki de gülüyorlardı. İşin bu kısmı aslında çok üzücü. . Aslında ne yalan söyleyeyim yetkililerin bir tip bir durum karşısında bu kadar aciz kalması çok hoşuma gitti. Yıllardır bakın yeni bir jenerasyon gümbür gümbür geliyor diyordum. Artık geldi hadi bakalım uğraşın. Peki iktidar şu an sizin elinizde ya bu gücü de kaybettiğinizde ne olacak? Bence en kısa zamanda bu yasaklayıcı, muhafazakar tavırlarınızı bırakında şu teknolojinin getirdiklerini öğrenip mantığına alışmaya başlayın yoksa kocaman bir çınar gibi devrilirsiniz.
Lakin, bu birkaç gencin information war, bunun çalışma sistemi ve ne etkin bir silah olduğu konusunda bilgileri yoktu. Eğer yakalanırlarsa kamu kaynaklarını kötü amaçlarla kullanmak yüzünden hüküm giyeceklerini de muhtemelen bilmiyorlar. Ama ne mutlu ki bu gençleri siz internet yöntemleri ile hiçbir zaman yakalayamayacaksınız. Neden mi? Çünkü yapılandırmayı bu tip bir deşifeye yönelik değil yasaklamaya yönelik kurmaya çalıştınız. Halbuki sistemi o kadar net kurup bu insanları o kadar kolay yakalayabilirdiniz ki!
Lakin kimsenin işini doğru dürüst yapmadığı bir ülkede bu konuda bilgiyi kimden alacaktınız. İnternet Üst Kurulundan mı? Hayır, onlar şu an bir vakıf kurmayla uğraşıyorlar. Neden mi? Üst Kurulların elinden para geçmiyor, parayla oynayamıyorlarmış. İnternet Üst Kurulundan bu bilgiyi alamazsınız neden mi? Çünkü bu kurul Özgit hocaya kızgın olduğu için domain işini kontrol etmeye karar verdi. Peki biz yıllardır şu domain işini yanlış yapıyoruz dediğimizde bu insanlar neredeydi? O zaman iyi dostlardı.
O şartlarda olsaydı belki hiçbirimiz bu konuyu dikkate almayacaktık. Aslında bu yazıya ilk başladığımda da amacım bu tip bir durumda sistemin kendini koruyup, sorumluların ortaya çıkması için nasıl bir yapılanma içine girmesi gerektiğini yazmaktı. Ama bu yetkililere dert olmuyorsa niye ben kendi jenerasyonumun silahını sabote edeyim.Eğer merak eden varsa bu teknolojiyi araştırsın bulsun, bulamıyorsa bir bilene sorsun.
NETleşmek üzere…
Medya olarak internet çok komik objelerin uçtuğu bir mekan. Geçen gün bu medyayı kullanarak bir arkadaşım çok sevdiği bir karikatürü bana mailledi. Aslında karikatür denilmesine rağmen “”hiç de komik değildi.”” Bunu tabii ona söyleyemedim. Hepiniz merak ettiniz şimdi değil mi? Karikatür de bir çocuk elinde küçük bir tüy testere, koca koca ağaçları yıkmış. Ağaçların üzerinde yahoo, amazon filan yazıyor. İşte böyle fiziksel sistemler ne kadar kuvetli olursa olsun web de genç bir çocuk elindeki modası geçmiş bir bilgisayarla bütün bu sistemleri yok edebilir. Bu aslında beklenmesi gereken bir olaydır. Yanlış anlamayın bu benim, bu tip faaliyetleri desteklediğim anlamına gelmesin. Zarar vermek, hele hele büyük kütlelere zarar vermek kabul edilebilir hareketler değildir.
En son geçen gün ÖSS sınavından bir önceki gece, ortalık birbirine girdi. Nedeni bir web sayfasıydı. Bu sayfada, ÖSS sorularının internet üzerinden formu dolduran herkese ulaştıracağı yolunda bir yazı vardı. Belli ki bu işi çok genç çocuklar tezgahlamışlardı. Arkadaşlarının düştükleri duruma belki de gülüyorlardı. İşin bu kısmı aslında çok üzücü. . Aslında ne yalan söyleyeyim yetkililerin bir tip bir durum karşısında bu kadar aciz kalması çok hoşuma gitti. Yıllardır bakın yeni bir jenerasyon gümbür gümbür geliyor diyordum. Artık geldi hadi bakalım uğraşın. Peki iktidar şu an sizin elinizde ya bu gücü de kaybettiğinizde ne olacak? Bence en kısa zamanda bu yasaklayıcı, muhafazakar tavırlarınızı bırakında şu teknolojinin getirdiklerini öğrenip mantığına alışmaya başlayın yoksa kocaman bir çınar gibi devrilirsiniz.
Lakin, bu birkaç gencin information war, bunun çalışma sistemi ve ne etkin bir silah olduğu konusunda bilgileri yoktu. Eğer yakalanırlarsa kamu kaynaklarını kötü amaçlarla kullanmak yüzünden hüküm giyeceklerini de muhtemelen bilmiyorlar. Ama ne mutlu ki bu gençleri siz internet yöntemleri ile hiçbir zaman yakalayamayacaksınız. Neden mi? Çünkü yapılandırmayı bu tip bir deşifeye yönelik değil yasaklamaya yönelik kurmaya çalıştınız. Halbuki sistemi o kadar net kurup bu insanları o kadar kolay yakalayabilirdiniz ki!
Lakin kimsenin işini doğru dürüst yapmadığı bir ülkede bu konuda bilgiyi kimden alacaktınız. İnternet Üst Kurulundan mı? Hayır, onlar şu an bir vakıf kurmayla uğraşıyorlar. Neden mi? Üst Kurulların elinden para geçmiyor, parayla oynayamıyorlarmış. İnternet Üst Kurulundan bu bilgiyi alamazsınız neden mi? Çünkü bu kurul Özgit hocaya kızgın olduğu için domain işini kontrol etmeye karar verdi. Peki biz yıllardır şu domain işini yanlış yapıyoruz dediğimizde bu insanlar neredeydi? O zaman iyi dostlardı.
O şartlarda olsaydı belki hiçbirimiz bu konuyu dikkate almayacaktık. Aslında bu yazıya ilk başladığımda da amacım bu tip bir durumda sistemin kendini koruyup, sorumluların ortaya çıkması için nasıl bir yapılanma içine girmesi gerektiğini yazmaktı. Ama bu yetkililere dert olmuyorsa niye ben kendi jenerasyonumun silahını sabote edeyim.Eğer merak eden varsa bu teknolojiyi araştırsın bulsun, bulamıyorsa bir bilene sorsun.
NETleşmek üzere…