Hidrojen Kafalılar

1 atom sayılı bir element olmakla birlikte peryodik tablonun ilk elementidir. Hidrojen oldukça hoş bir elementtir aslinda , herşeyi bir ve bire yakın sayılardan oluştuğu için oldukça kolay bir elementtir.
Iridium, 77 atom sayısıyla peryodik tablonun altlarinda yer alır. Şekli kübik olup simetrik bir yapısı vardır. Motorola Amerika’da bir şirket. Bir proje geliştirmişler, atmosfere birkaç uydu atacakalarmış. Projenin ismini atom sayısından dolayı iridyum koymuşlar. Sonra sistemden 11 tane uydu kaldırdıklarında da sistemin işlediğini farketmişler ve 66 uyduluk bir proje haline getirmişler. Motorola reklamlarında gördüğünüz o insan azmanı gibi görünen ama (ilk cep telefonlarımıza göre oldukça küçük olan) cep telefonunu bu projenin görünen yüzü. Amaç dünya üzerindeki her noktayı kapsama alanına dahil etmek. İsterseniz bu konuda http://www.iridium.com ve http://www.mot.com/GSS/SSTG/projects/iridium/ adreslerinden bilgi alabilirsiniz.
İnternet 2, mevcut internet yapısına çevre yolu mantığıyla eklenecek bir otoban. Bütün kısıtlamalar ve çarpık yerleşmeleri ortadamn kaldıracak bir dosya. Bu da yetmez her Amerikalı’nın evinde fiber optik hat olmalı. Hemen çalışmalara başlandı.
Bir başka bakış açısı. En eski model uydulardan ilkini düşürdük, ikincisini “”başarıyla”” yerleştirdik. Başarı sözcüğüne dikkat. Düşürmek başarısızlık değil düşürmemiş olmak başarı. Adam öbür tarafta bir şirket olarak 66 uyduyu patır patır atmış. Aslında iki uydu var ama 77-11=66 yapınca ben de 2-1=1 yapmayı gerekli buldum.
Ne olacak bu uydularla, zamanın Bakanı televizyonda şov yapıyor tencere kapağıyla net yayın alma sanatı üzerine. Ne oldu? Boş.
En çok kazanan kit. Özelleştiriliyor. Aman önce onu özelleştirelim ki elimizde kalmasın. Hukuki engeller falan derken ne kit, ne özel mutant bir yapı. Arayıp kiminle görüştüm diyorsunuz devlet memuruyum konuşamam diyor. İsmini bile vermiyor. Sonra 3 milyonluk görüşme için faturanız ekleniyor ekleniyor 19 milyon oluyor. Biz özel şirketiz diyorlar.
Arkasından hadi hop biz hata ettik düzeltelim diyorlar. Kafanızda süper güçlü hatlar mükemmel bir yapı öne sürüyorlar sonra tarifeler bir açıklanıyor ki servis sağlayıcılar daha ucuz.
Yıllardır üniversiteler birbirine bağlanacak, furya başladı tabii herkes katılacak, her devlet dairesinin sonuna net ekle yeni bir proje. Açıklama istenince de devlet memuruyum. Ohh ne ala.
Evlerinize kablo getiriyoruz. Onlarca kanaldan yayın alacaksınız hem de cam gibi. Önce müzik kanalı var bizde diye en baba kanal kalktı ve bundan bahsedilmedi bile. Onu gömdük sonra para kazanamıyoruz diye diğerlerini de gömme eylemi. İşin altında bir de şu var;
Biz bunu yapamıyoruz kar ortakları alalım. Bu adamlar bizim işimizi yapsın ne uğraşacaz. Bu şebekeyi düzeltin üzerine de %25 ekleyin size iki yıl zaman. Onlarda cevap veriyor iyi o zaman biz bu yıl abone olmak isteyen herkesi geri çevirir bu yıl altyapıyla uğraşırız sonra gelecek yıl abone alırız. Peki bu yıl abone olmak isteyenler ? Onlar kendi hatlarını kendileri yapsınlar, parasını versinler heryere hat çekelim.Ama ben eski aboneyim eski hattımıda ben çektirdim ve devlete hibe ettim zaten ben sizin kit’e her ay 100 milyon para ödüyorum bir yığında vergi veriyorum onlar nereye gidiyor? Esssss….
Hani 1990’da telekominikasyonda dünya ikincisi olan yapı. Dünyanın en büyük telekominikasyon şirketlerini bile burdan kaçıran mevzuat nasıl bir şey?
Peki bir soru daha, insanları e-ticarete iten MAI’lerin burada ne işi var. Bilgisizce çıkarılan yasaların başımıza açtıklarını kim temizleyecek. Globalleşme yutuyor diyorlar. Bu doğru değil, biz sadece kendi kurallarımızla oynamaya çalışıyoruz ve bu mümkün değil.
Sen önce isim satma sonra içerik niye yok de. Peki yeni isimler çıkardın eskilerini ne yapacaksın. Neymiş Amerika’nın yaptığı hataymış. Mutlaka!?!?. Adamlar bu yüzden bu kadar başarılılar. En iyi Türkçe içerikli site listelerine bir bak bakalım kaç tane tr soyadlı site bulacaksın.
Adamlar mükemmel çalışan sistemlerini tekel oluşturuyor diye 4 şirkete böldüler. Yok tek elden olsunki kontrolü kolay olsun. Hadi interneti tek bir noktadan çıkaralım, bir de proxy programı yaptıralım üniversitelerimizde.. Dünyadaki tek akıllı biziz ya!?!?!
Hepinize iyi çalışmalar.
Not: Şu aralar Nokia 9110, Ericsson GC25, Toshiba Libretto gibi oldukça geniş yelpazedeki ürünleri inceliyorum. Yazılarımda bu tip ürünlerin kullanımları hakkında bilgiler vermeyi ve deneyimlerimi anlatmayı düşünüyorum. Bu ürünler hakkında yaşadığınız sorunları veya beğendiğiniz yönlerini bildirirseniz hep birlikte çözüm bulmaya çalışırız.

Dijital hesaplar

Internet üzerinde haberleşme artık öyle bir noktaya vardı ki, geçen yıl oldukça revaçta olan diğer iletişim araçları ile Internet arasında ara kapılar açma fikri bu yıl gereksiz görülmeye başlandı. Bunun anlamı şu; artık Internet’ten başka haberleşme platformu öngörülmüyor. Uzmanlar birkaç yıl içinde Internet’in, gündelik yaşamımızda gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerin yüzde doksanının üzerinde yapılacağı bir platform olacağını söylüyorlar. Bunu kabul etmemek eldeki verilerle gerçekten imkansız. Internet’in bu hızlı yükselişine finans sektörü de kayıtsız kalamadı. Yeni açılan bu mecradaki pastadan büyük bir dilim alabilmek için en kısa yoldan en etkin şekide bu platforma geçmek gerekiyor.

Bankacılık sektörüde Internet üzerinde ne gibi fırtınalar kopmuş olduğunu görmüş olmalılarki, internet üzerinden para yatırma işlemi hariç her türlü faaliyeti gerçekleştirebilen sanal şubeleri geciktirmediler. Internet’in teknolojinin en son noktasına kadar kullanıldığı bir platform olması yüzünden para işlemlerinin güvenliliği oldukça önemli bir hal alıyor. Para transferleri sırasında bazı hayati bilgilerin Internet üzerinde bunu kötü amaçlarla kullanabilecek insanların eline geçmemesi, geçerse bile kullanamayacağı şekilde olması bu güvenliğin en önemli kuralı. Bu amaçla para akışı sırasında kullanılacak olan bu tür bilgilerin belli mantıklarla şifrelenmesi gerekiyor.

Internet üzerinde bu oldukça önemli bilgilerin bulunduğu paketler bu sayede güvenle dolaşabiliyorlar. Bu paketleri şifreleme metodları oldukça değişik. Bunların en eskisi ve en verimsizi kullanıcıda bulunan bir anahtar ile şifrelenen bilgilerin, bankadaki anahtar tarafından açılması. PGP denilen bu sistemi kullanacak her kullanıcının şifreli paketlerini açmak için bankada bir çift çözücü anahtar bulunması gerekiyor.

İkinci yöntem ise kullanıcının bilgilerini formun üzerinden direkt olarak şifreleyerek almak. Aslından bu sistem oldukça güvenli olmasına rağmen biraz verimsiz. Çünkü kullanıcının hayati bilgilerinin yanında şifrelenmesi son derece gereksiz bazı bilgiler de şifreleniyor. Bunlarin arasinda isim ve soyad gibi oldukça gereksiz bilgiler de var. Internet bankacılığı şu an güvenlik sistemi olarak bunu kullanıyor. Bu şifreleme yöntemi içinde de bazı seviyeler var. Bu seviyeler içinde en etkin olanı 128 Bit’lik güvenlik sistemi. Amerika bu teknolojinin ülke dışına çıkmaması için elinden geleni yapıyor. Fakat geçen sene haziran ayında alınan bir kararla bu teknolojinin uluslarası hizmet veren bankalara da dağıtılabileceği kararı alındı. Bunun için yerinde tespit yapıyorlar . 128 Bit güvenlik için başvurduğunuzda Amerikadan banka olduğunuzu kontrol etmek için iki memur gelim sistemlerinizi kontrol ediyorlar. Bu kontroller yapılmasının en yaygın sebebi güvenliğin, yanlış bir kullanım olduğunda çözülemeyecek kadar güçlü olması. Yıllar önce savaşlarda devlet bilgilerinin düşmana ulaşmaması için kullanılan şifreleme metodları geliştirilerek bankalarda para transferi için kullanılacağını hatta bunun Internet üzerinden dağıtılacağını kim tahmin edebilirdi ki?

Internet bankacılığının ikinci önemli dayanağı ise, verdiği hizmete endeksli. Bu noktada bir Internet bankasının hizmetini üç seviyede toplamak mümkün.

· Sadece bilgi veren sistemler
Genel bilgi amacıyla yapılmış bu sistemler güvenlik bile gerektirmezler. Internet bankacılığnın en prematüre hali sayılır. Amaç bilgiyi en geniş kitleye (bütün internet kullanıcılarına) ulaştırmaktır.

· Elektronik bilgi transfer sistemleri
Bu sistemler interaktif bankacılık içinde yeralır. Amaç kullanıcının ihtiyacına yönelik, özel mesajlar iletmektir. Buradaki mesaj kavramının içine otomatik oluşturulan, kişiye özel e-postalar da girmektedir. Mesaj listeleri ve bilgiyi ihtiyaca göre kullanıcısına ulaştıran herşey bu yapının bir parçasıdır.

· Bilgiyi tam transfer eden sistemler
Fiziksel işlemler hariç her türlü yapıyı bankacılık sistemi içine eklemiş yapılardır. Türkiye’de Internet bankacılığı yapan bütün kurumlar neredeyse bu son yaklaşımın içindedirler.

Internet bankacılığını inceleyebilmek için devamlı değişen ve her geçen gün farklı teknolojileri içine alan bu sektörü yakından tanımak gerekir. Yandaki kutuda bu konuyla ilgili uzun zamandır toplanmış linkleri bulacaksınız.

[kutu]

http://www.aba.com American Bankers Association (ABA)

http://www.bai.org Bank Administration Institute (BAI)

http://www.wimsey.com/~emandel/BankCD.html Bank CD Rate Scanner

http://www.bmanet.org Bank Marketing Association (BMA)

http://www.census.gov/ftp/pub/hhes/www Census Bureau

http://thomas.loc.gov/ Congressional legislative information

http://www.comsumerworld.org Consumer World

Haber Kaynakları:

http://www.adage.com Advertising Age

http://www.americanbanker.com American Banker

http://www.bankrate.com Bank Rate Monitor

http://www.barrons.com Barrons

http://www.businessweek.com Business Week

http://www.economist.com The Economist

http://www.forbes.com Forbes Magazine

http://www.pathfinder.com/fortune Fortune 500 Online

http://www.investors.com Investors Business Daily

http://www.kiplinger.com Kiplinger Online

http://www.pathfinder.com/money Money Magazine

http://www.newsweek-int.com Newsweek International

http://www.nytimes.com New York Times

http://www.sfgate.com San Francisco Chronicle/Examiner ‘The Gate’

http://pathfinder.com Time Warner

http://www.usatoday.com USA Today

http://www.usnews.com US News & World Report

http://www.wsj.com Wall Street Journal

http://www.washingtonpost.com Washington Post

Internet Bankacılığı hakkında kaynaklar:

http://kiwiclub.bus.utexas.edu/banks.html Dünya bankaları

http://www.bankweb.com/bankweb.html BankWeb

http://www.Bank-source.com Bank Source.com

http://www.netbanker.com/resources/fullserv.html NETBanker – true internet banks

http://www.omega-performance.com/hotlist.html Omega Performance

http://www.orcc.com/banking.htm “Online Resources & Communications”

http://www.qualisteam.com/aconf.html Qualisteam

http://www.aaadir.com Dünya Bankalari

Kredi Kartı ve özel kart merkezleri:

http://www.americanexpress.com American Express

http://www.discovercard.com Discover Card

http://www.mastercard.com MasterCard

http://www.smartcrd.com Smart Card Form alanları

http://www.smart-card.com Smart Card

http://www.visa.com VISA

Araştırma ve danışmanlık kaynakları:

http://www.ac.com Andersen Consulting

http://www.arthurandersen.com Arthur Andersen Worldwide

http://www.bah.com Booz Allen & Hamilton

http://www.cinfo.com/home.htm Columbia Information Systems

http://www.colybrand.com Coopers & Lybrand US

http://www.dttus.com Deloitte & Touche

http://www.edgardunn.com Edgar, Dunn & Company

http://www.ey.com Ernst & Young

http://www.forrester.com Forrester Research

http://www.gallup.com Gallup Organization

http://www.us.kpmg.com KPMG Peat Marwick

http://www.nielsen.com Nielsen Company, AC

Amerika’daki diğer finans bilgi kaynakları:

http://www.sec.gov

http://www.sba.gov

http://www.ssa.gov/

http://www.law.cornell.edu/ucc/ucc.table.html

http://congress.org

http://www.house.gov/white/internet_caucus/netcauc.html

http://congress.nw.dc.us/congressorg/hbank.cmm.shtml

http://congress.nw.dc.us/cgi-bin/subcom.pl

http://congress.nw.dc.us/congressorg/nscucmm.shtml

http://www.senate.gov/committee/banking.html

http://www.commercepark.com/AAAA/washington/sfc.html

http://www.house.gov

http://www.senate.gov

http://www.worldbank.org/

[/kutu]

Internet şubenizi seçerken;

1.. Trafiğin az olduğu merkezi bir yerde olmasına dikkat edin;
Internet şubenize giderken en kısa zamanda ulaşmak için, sitenizi hattı geniş ve Internet bağlantısına yatırım yapmış bir bankadan seçin. Yalnız bu bankanın hatlarının az kullanılan hatlar olmasına özen gösterin aksi takdirde trafiğe yakalanma ihtimaliniz yüksek olur.
2.. Güvenliğe özen göseterin:
Unutmayın ki banka memuruna bilgilerininizi ulaştırmak sizin sorumluluğunuz. Bu aşamada kaybolan hiçbir şeyden banka sorumlu değildir. Bu yüzden şubenizi en azından caydırıcı olması açısından güvenliği yüksek bir bankadan seçmeniz gerekmektedir. Bunu anlamak için o bankanın sitesine bağlanıp şubeye ulaştığınızda tarayıcınızın altındaki kilit yada asma kilitin üzerine tıklayın. Gelen ekranda 128Bit SSL yazıyorsa o banka güvenlidir.
3.. Internet’ten hangi işlemler:
Internet üzerinden hangi işlemlerin yapılabildiğini kontrol edin. Bu işlemler ne kadar fazlaysa o kadar az sorun yaşarsınız.
4.. Deneyebiliyorsanız müşteri olmadan şubeye bağlanıp arayüzün kullanımının kolaylığını deneyin. Bu size daha sonra kullanımda kolaylık sağlıyacaktır.

Sanal Aristokrasi tacını devrediyor

İnternet bir bilgi, birikim platformu. Bu nedenledir ki son dönemin bütün başarı hikayeleri bu mantığın üzerine kurgulanmıştır. Hikayemiz internet olunca başarının ana kaynağı da bilginin var olmasıdır. Bilgi ve zeka genel para kazançlarından biridir. Gerek ticari gerekse sosyal her türlü yapı taşı nette yeni yeni oluşmakta olduğunundan ve benzeri yapıya sahip bir uygulama daha önce bulunmadığından internet ezberci zihniyeti içinde barındırmaz. İnternet ölçümlenebilir olmadığı gibi, öngörülebilir de değildir. Psikoloji ve sosyolojinin alışılagelmiş metodlarının dışında bir yapısı vardır. Bu nedenledir ki başarı hikayeleri iyi niyet ve ziyaretçiye duyulan iyi niyet üzerine yapılandırılmıştır.
Şu ana kadar okuduklarınız artık çok eski zamanların mitleri olmaktan başka birşey değil artık. Geçenlerde Nasdaq üzerinden gerçekleşen kriz dot com istilasını yavaşlatmakla kalmayıp, belli noktalarda mühendis ve iletişimcilerin yani teknik adamların güçlerini de ellerinden aldı.
Aslında her ne kadar önsezilerim bunun asparagas bir yaklaşım olduğunu hissettirse de bunu açıklayacak cesareti bulamadım. Çünkü elimde yada benimle düşünen kimsenin elinde bunu kanıtlayacak elle tutulur gözle görülür bir kanıt yoktu. Kanıt bulunmadığı gibi internete inanan, bunu bir güç ve yerleşen bir yapı olarak gören bizleri de affallatmıştı. Hemen arkasından son derece büyük bir vuuruş daha yedik. Bu sefer medya kuruluşlarından gelen genel bir yaklaşımla karşı karşıyaydık. Medyacıların bazılarının 2001 yılı sonunda internetin hafızalarımızda tatlı bir anı olarak kalacağı fikrini açıklamaları bizi başka yönlerden de üzdü. Özünde fen bilgisi taşıyan kişiler bu büyük hatalara hep düşerler. Bu sosyal gücü olan insanların sosyal yaşamı kendi erekleri dahilinde yönlendirmelerinin bir eseriydi aslında. Ne üzücü ki bizim bu numarayı yutmamızı sağlayacak hiçbir gücümüz yoktu.
Bu oyuna çok kolay gelip. Bir anda bütün gücünü psikolojiden alan ekonomimiz batıp gitti. İşin fena tarafı, bundan yaklaşık bir iki hafta sonra, asıl güç odakları ortaya çıktı. Geleneksel ekonominin güç odakları önce önemsemedikleri sonra da gücünün etkisiyle fena hissettikleri net ekonomisini avuçlarının içine almak için yeni yöntemler oluşturmaya başlamışlardı. Psikolojisini kırmak için ticari bir enformasyon savaşını başlatan bu şirketler, öne korkunç bir karalama kampanyasına girerek suni gündemlerle krizi yaratmış. Sonra kriz nedeniyle dökülen şirketleri çok ucuz paralarla toplamışlardır. Talancı bir psikolojinin meyva ağacına saldırması gibi birşey. Önce ağacı sallarsın, en olgun meyvalar yere düşünce de bunları toplarsın. Biz de bu basit doğal kuramın kurbanı olduk.Artık intenet üzerinde bilgi değil, ticari zeka para edecek. Ne yazıkki artık internet üzerinde aristokrasinin krallığı bitti. Burjuvazi bu savaşı da kazandı.
Yıllardır ilgiyi nete çekmek için yıpranan ben artık bilemiyorum, internetin ticari açıdan ilgilenilebilir bir yapı olması beni sevindirmiyor.
Bu hafta içinde çok hoş toplantılara katıldım. Bunların ilki Bilgi Üniversitesi MBA programı hakkındaydı. Son derece bilgi aldığımı söylemek isterim. İkincisi ise Internet reklamcılığı üzerine bir yapılan bir kahvaltı forumuydu. Son derece başarılı ve keyifli olduğunu söylemek isterim. Toplantıda beni en çok mutlu eden iki konuşmanın birisini IBS araştırma şirketi gerçekleştirdi. Ülkemde 2.5 milyon internet abonesinin toplam 4 milyon kişi tarafından kullanıldığından bahsetti. Bu gerçekten ilginç bir bilgi. Demekki Türkiye’de ISP’ler için pasta daha bitmemiş. Daha da önemlisi suni bir kriz hissi içinde olmalarının pek bir anlamı yok.Ama ortada genel bir kriz havası var.
Açıkcası sevinsem mi üzülsem mi karar veremiyorum… Yine de, günün birinde …
NETleşmek üzere…

Veriye ulaşmak…

Hangi filmdi hatırlayamıyorum. Bir köy filminde evlenme yaşı gelen hanımlar, bir biber ekip bunu saksısı ile köyün çeşmesine getirirlerdi. Eğer bu hanımın taliplisi varsa, gider o biberi yer ve bu beyanını açık saçık belli ederdi. Bir hanım biberin köy çeşmesine getirmekle, evlilik fikrine hazır olduğunu deklare ettiği gibi, aynı zamanda bu biberi köy delikanlılarından herhangi biri yiyebileceği için, izdivacı konusunda herkesin talip olma hakkının olduğunu da kabullenirdi.
Şüphesiz köy ortamları, birlikte yaşam ve sosyalliğin en son noktasına kadar yaşandığı mekanlardı. Bu nedenle internet ile aralarında korkunç bir bağlantının var olduğuna inanıyorum. Özellikle protokollerdeki çeşitlilik, platform değişken olması ve kapalı toplumlarda yaşanan birbirini (internet üzerinde belki kişinin fiziksel bilgileri konusunda fazla bir detayı bilme imkanınız yok ama sanal özelliklerinin çoğuna hakim oluyorsunuz ) bilme özelliği internet ile çok benzeşiyor.
İnternet üzerinde de web alanına konulan her türlü bilgi,belge, data, kayıt aslında ister istemez su başına getirilen biberler gibidir. Siz bu verileri web üzerinden kullanıma açtığınızda, biberinizin de herkes tarafından yenilmesini göze almış olursunuz. Tabii köy ortamlarında hanımlar eğer talipleri varsa oların gücü ve etkisi, karşılıklı gidip gelen enformasyonlar ile biberin yanlış kişi tarafından yenilmesini engellerler. İnternette ise bunu yapma yetkisi ve yetisi sistemlere bakım ve güvenlik hakkı olan sistem yöneticilerine verilmiştir. Bu yöneticilerin görevi kısaca sunucu makinenin “”up and ready”” olmasını sağlamak ve biberi yeme hakkına (“”permission””) sahip kullanıcının bibere her istediği an ulaşabilmesini sağlamak. Tabii bu noktada arkadaki koca veri tabanının tamamına değil kendisine izin verilen kısmına ulaşılmasını sağlamak için 1’ler ve 0’lar dışında ara mantıklarda işlemekte. Zira herkesin bazı verileri sonuna kadar kullanma hakkı olduğu gibi, bazılarını da kesinlikle bilmemesi gerekmektedir. Biz 1994 yılında müşteri bilgileri üzerinde bazı eklemeler yaparken bütün veri tabanını bütün kullanıcıların görebileceği bir alana koymuştuk. O zaman zaten 100 – 200 kullanıcı vardı ve hepsi birbirini tanıyordu. Şimdi bu noktada çok şeyin değiştiğini görüyoruz. Kullanıcıların birbirleri hakkında bilgi sahibi olmalar şirketin ticari hareketlerini de kısıtlar bir noktaya getirdi. En azından prestij düşüklüğü yaşatıyor.
Bu bilgilerin kullanımı ve korunumu konusunda biraz kafa yormak gerekirse. Öncelikle çok önemli bir noktayı unutmamak gerekir. Siz bilgilerinizi web’e taşıdıysanız biberin yenilme hakkını herkese vermişsiniz demektir. Bu size saldıran, verilerinize ulaşmaya çalışan ve hatta ulaşan herkesi haklı konuma getirir. Çünkü veriyi koyduğunuzda korumasını da yapmanız gerekmektedir. Tıpkı su başına biberini getiren güzel bir kadının ve taliplisinin o biberi koruduğu gibi. Yalnız güvenlik ile ilgili bilmeniz gereken çok önemli bir kural daha vardır, bu da hiçbir sistemin yüzde 100 güvenli olmadığı bilgisidir. Bu nedenle eğer çalınmasını istemediğiniz bir veriniz varsa bunu web’e koymamanız daha doğru olacaktır.
Bir önemli konu da web’e yerleştirdiğiniz verinin formatıdır. Geçenlerde internet üzerinde bir sitede bir sorgulama ekranı ve devamında ise excel tablosu benzeri bir verinin geldiğini fark ettim. Sorgulama içinse “”like”” kullanılmış olduğu dikkatimi çekti. Önce “”a”” yazıp aratarak içinde “”a”” olan bütün veriye ulaşmayı düşündüm, sonra araya “”%”” koymanın verinin tamamına ulaşmamı sağlayacağını fark ettim. Yirmi dakika içinde bütün veri bilgisayarıma inmişti. Ne yazık değil mi? Değerli bulduğunuz bir verinin bu kadar kolay alınabiliyor olması. İşte web üzerinde dikkat edilmesi gereken bir noktada bu verinin bu kadar kolay bir şekilde el değiştirmemesini sağlamak. Sonuç olarak kendi verisini korumayı bilenler veya bu veriyi en iyi şekilde dağıtanlar internet üzerinde ayakta kalacaklar.
NETleşmek üzere…

İşini Doğru Yapmak..

Artık bu yazıyı okuyanların büyük bir çoğunluğunun hayatında bir iki saatlerini internet üzerinde geçirdiklerini varsayıyorum. Bu varsayımımın doğru olduğunu sizlerden gelen mailler ve icq mesajları ile daha net kavrayabiliyorum.
Bu nedenle artık bize internet hizmetleri veren veya internet üzerinde bize hizmet veren şirketlerini işlerini olabildiğine doğru yapmaları gerektiğine inanır oluyorum. Bu şirketler üzerinde yaşanan her sorun bizim hayatımızı etkiliyor.
Bu nedenle bu hafta internete bağlanmak ile başlayarak, birkaç Türkçe web sitesine ulaşan konularda bazı görüşlerimi sizlerle paylaşmak istedim.
TT
İnternet’ten bahsedince Türkiye’de büyük çoğunluk telefon hatlarını önemsemek durumunda kalıyor. Çünkü bu ülkede bir servis sağlayıcı giden çetin yol telefon hatları üzerinden geçiyor. İşe bir IT profesyoneli tarafından baktığınızda ise TT sadece bu konuda değil servis sağlayıcıların modem sayılarına, ülkenin internet çıkışına kadar her konuda sorumlu olduklarını görüyorsunuz. TT internet için bu kadar çok önemli iken, yapısını incelemeye kalktığınızda çok ilginç bir durumla karşılaşıyorsunuz. Özelleştirme kervanına ilk katılan KİT larden biri olmasına rağmen, iletişimin önemli bir kısmını sağladığı ve bu nedenle hassas bir noktada olduğundan dolayı bir türlü, özelleştirme konusu gerçekleşememiş. Bu nedenle de ne Kit ne de özel şirket arada derede özel bir statüye sahip. Bu statü ise hakimiyeti TT brokratlarının insiyatifine bırakıyor. Bu nedenle özelleştirilmesi hergeçen gün daha da zorlaşıyor.
Zaten özelleşse bile büyük bir kısmının devletin kontrolünde olması gerektiği hem bizim tarafımızdan, hem de bu yasalara hakim insanlar tarafından, hatta ordu tarafından bile (güvenlik sebebiyle) gerekli görünüyor. Bu noktada küçük hisseye sahip bir konsorsiyum’un yada ortağın bu noktada TT’nin işleyişi konusunda ne kadar etkin olacağı merak konusu.
Bu konular açığa kavuşsa bile TT’nin fiyatının belirlenmesi bile önemli bir sorun. Bu noktadada işin en kötü durumu TT’nin bu özerk yapısında bütün işlerin kilitlenmiş olması. TT’nin ya herşeye rağmen bir adım ileri gidip en kısa zamanda özelleştirilmesi yada bir adım geri atarak KİT veya benzeri bir statüde devlet kuruluşları arasına girmesi şart. Belki de TT’yi parçalara ayırıp bir kısmını satmak daha mantıklı. Unutulmamalı ki tam bu noktada vakit nakittir. Eğer bu şekilde giderse devlet bu kurumun satışından istediği faydayı sağlayamayabilir.
ISPLER
Kablolu yayın üzerinden internet bağlantısı alan kişilerin yaşadıkları zorlukların, bulundukları yerde hizmet veren taşaron kablo şirketi ile ilgili olduğunu bildiklerini zannetmiyorum. Unutmayın kablolu tv üzerinden internet yayını ülkenin her tarafında aynı şirket üzerinden çıkmıyor. Taşaron kurumlar var. Bunlardan Ultra TV’ye bağlı olanların son derece mutlu olduklarını biliyorum.
Kablolu yayın üzerinden internet bağlantısı almıyor, bu iş için telefon hatlarını kullanıyorsanız, servis sağlayıcılarınızın sorunları ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Superonline ve Siemens üzerinden hizmet alan birçok servis sağlayıcıların kullanıcılarının şu aralar hiçbir sorun yaşamadıklarını çok net biliyorum. Fakat küçük servis sağlayıcıların bu konuda çok başarılı olduğunu söyleyemiyeceğim.
Tabii bu genelde hizmetin yerine göre değişiyor.
NTVMSNBC
Ixir’in hizmet kaynaklarından birisi. Aslında başarılı bir program ve uygulama olduğunu MSNBC sitesinden çok net olarak görüyoruz. Aynısı bütün program altyapısı ile Türkiye’de de yayın yapıyor. Bu nedenle çok başarılı bir girişim ve kaynak. Fakat eminim kullanıcıları dikkatinden kaçmıyordur, bazı haberler çok özensiz yazılıyor. Birde alt sayfalarda NTVMSNBC logosunun altında “”Home Page”” yada “”Return to MSNBC”” gibi yazılar var. Bunları biraz dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum.
NETleşmek üzere….

Benden Duymuş olmayın:

Malum yılbaşı geliyor. Herkes bayram, yılbaşı, tatil telaşı içinde. Bu nedenle sektörde iş konusunda çok fazla bir gelişme yok. Ama yine de bayram sonrası netleştirilmek üzere birçok anlaşma prensipten onaylanıyor.
– Önemli bir servis sağlayıcımız eski bir ürünlerini yeni bir yüzle yakında lansman yapacaklar. Bu sayfaları okuduklarını biliyorum. Doğru bir anlaşma yaptıklarını söylemek istiyorum
– Bir diğer servis sağlayıcımız ise Türkiye gerçeklerini görerek bazı kararlar aldı. İnsanın aklına tek bir atasözü geliyor. “”Ayağını yorganına göre uzat”” Yoksa ya yorganın şekli bozulur yada ayaklarını kesmek zorunda kalırsın.
– Gelecek yıl dizüstü pazarının korkunç hareketleneceğini hissediyorum. Bu konuda çok net gelişmeler var. Umarım Türkiye distribütörleri bu işin ne kadar önemli olduğunu farkediyorlardır. Bu arada servis sağlayıcılara özel not. Birçok servis sağlayıcı yılbaşından hemen sonra dizüstü kampanyalarına çıkarken yarı yolda kalmamak için dikkat etmenizi öneriyorum.
– Malum laf dizüstünden açılmışken, pazardaki pastanın büyük payının sahibi belli oldu gibi, ikinci ve üçüncülük için bakalım ilk aksiyon kimden gelecek.
Haftanın sayısı:
0

Bu hafta Informationweek eski yazı işleri müdürü Orsa Halkla İlişkiler yeni danışmanı Doruktan Türker ile bir toplantı yaptık. Bana haftanın sayısı olarak 0 ‘ı niye kullanmadığımı söyledi. İşte kullanıyorum. Bu yazıyı okuduğunuzda Symantec’teki bilgilere göre W32.Kriz virüsü için hazırlık yapmak için sıfır gününüz kalıyor. Virüsün bir versiyorun 25 Aralık’ta aktif olacak. Bios’u silen bir CIH türevi bu virüsten kurtulmak için http://www.symantec.com/press/2000/n001219c.html adresindeki yazıyı okumanızı tavsiye ederim.

Bilgisayarcılar?

Öncelikle hepinize en içten bir merhaba demek istiyorum…
Bunu bir bilgisayaracı olarak değil ama bir internetci olarak yapmam gerektiğini çok NET biliyorum. Nedeni ise belki de bu iki sektöründe nasıl kısa zamanda biribirinden ayrıldığını görmem. Bu aslında pek kolay bir gelişme olmadı. Çünkü internet profesyonelleri hep bilgisayar programcıları ile aynı kefeye konuldu ve belki de bir süre onların arasında gizlendi.
Geçenlerde çok sevdiğim bir dostum, bir toplantı esnasında “”4 yıl bilgisayar programcısı olan insanların Amerika’daki davalarda şahitliklerinin geçersiz olduğundan”” bahsetti. Bunun doğruluk oranını bilmemekler birlikte bu faraza üzerinde bir beyin cimnastiği yapmanın gerekli olduğunu hissettim. Her zaman olduğu gibi yine önümüze gelen bu önermeye kısaca bakan bir insan bunun bilgisayarcıların gerçeklik duygularını yitirmelerinden kaynaklandığını düşünür. Ama aslında bu olabildiğine yanlış bir fikirdir. Bir bilgisayar programcısı bu önermeyi gördüğünde, önce sinirlenir ve daha çok sisnirlenir. Sanılanın aksine bu sinirlerin sebebi kendisine soylenen hakaret olarak da algılanabilecek cümlemidir? Hayır, aslında gerçek sebep bilgisayar programcısının bu önermeyi anlayamamış olmasıdır. Anlayamadığı için bu önermeye daha çok sinirlenir. Sinirlenmesi ise bu önermeyi daha çok doğrular.
Bu önermeyi bu şekilde önemli kılan ve anlaşılamaz olan nedir? Evet gerçekten bilgisayar programcılarının gerçeklik duygularını yitirmiş insanlardır. Paki gerçek nedir? Matrix filminde Morpheus gerçeğin ne olduğunu çok doğru bir anlatımla çok basitçe beyine giden sinyallerden başka birşey değildir diye ifade etmişti. İşte tam bu noktada, önemli olan sinyallerin oluşturuluş anında kullanılan input cihazlarının standardıdır. İnsan söz konusu olduğunda ise bu standarddaki sapma inanılmaz boyutlara ulaşmaz mı? Gördüklerinizi, duyduklarınızı ve bunların içinden hangilerini filtreleyip, hangilerini önemsediğimizi bizden başka kim daha iyi anlayabilir? Tabii ki kimse. Peki bu farkı yaratan nelerdir? Lokasyonumuz, kültürümüz, daha özel olarak yetişme şeklimiz, beslenme şeklimiz, tecrübelerimiz, hatta kan basıncımız, alışkanlıklarımız, sevdiklerimiz, sevmediklerimiz. Bu kadar parametrenin predictable olması sizce mümkün mü? Daha genel bir bakışla, belki de hayatımızın büyük zamanını geçirdiğimiz işimiz bunun en belirleyici özellii olabilir.
Bir bilgisayarcıyı diğer insanlardan ayıran özellik ne olabilir? Tabii ki bilgisayara olan yakınlığı. Bu beraberlik bilgisayarda değil ama programcıda çok önemli deişikliklere yol açar. İnternetcilerin aksine, bilgisayarcıların yaptıkları bir programdan alacakları sonuçlar çok tahmin edilebilirdir. Bir internet profesyoneli yaptığı sitenin sonuçlarını tahmin edemeyebilir ama bilgisayar programcısı için bu çok nettir. İkinci önemli konu algoritma. Bir bilgisayar programcısı için ir algoritmanın tek bir getirisi olur. Parametreler girer, process çalışır ve sonuç oluşur. Bu sonuç her parametre için aynıdır. Hayatta ve gerçek bir hayat similasyonu olan internette bu gerçekten mümkün değildir. Böyle olsaydı, bugün Amazon, Yahoo gibi şirketler ve genç zenginler olmazdı. Algoritma sonucunun tek olması belki bilgisayar programcısının gerçeklik duygusunu yoketmez ama her content’e bağlı ve ona anlam katan context’i görememesine neden olur. Hatta uzun süre bilgisayar programı yazan bir kişinin her cümleden ancak ve sadece bir sonuç çıkarması da bunun en belirgin örneğidir.
Bu nedenle gerçek değil ama context yani mecaz anlam bir bilgisayarcının hiçbir zaman algılayamayacağı bir vurgudur.
NETleşmek üzere.

TekelNet

Yıllar önce iki meraklı oturup iki bilgisayarı birbirine bağlamış. Graham Bell, söz konusu olduğunda bu belki son derece büyük bir başarı sayılmazdı ama şu an bir bakış açısına göre (bu bakış açısı fikirlerine son derece saygı duyduğum bir gazeteci büyüğüme aittir) kapitalizmin iki çıkış noktasından biri olabilecek kadar önemlidir.
İnternet önce bir lüks, bir oyun aracı daha sonra da her fikrin üzerinde yaşadığı bir bilgi platform, bir hayat tarzı olarak okullarımıza, işyerlerimize ve hatta kolumuzdaki saatlere kadar yerleşti. Bu bilgi platform üzerine önce elzem olmayan bilgilerimizi yerleştirdik. Ama artık VPN lerle birlikte en hayati bilgilerimizde dahil herşey bu bilgi sathının üzerine yerleşeti.
İnsanın haberleşme adına yaptığı herşey bu ağın bir parçası oldu. Şu an canlı yayınlar da dahil olma üzere herşey bu ağın bir parçası.
Bu bilgi ağına web-centric bir gözle baktığımızda bizi ençok rahatlatan şey kaotik bir yapının varlığıdır. Doğal olmanın bir numaralı kuralı bu. Kendinden gelişen ve doğal yollarla büyüyen her “”yaşayan”” formun kaderi belkide. Peki bu kaotik yapı bazı noktalarda zorlamalarla düzenli bir yapıya dönüştürülürse ne olur?
Avusturalya yakınlarında bir adada fare popülasyonunun artışı üzerine yapılan araştırmada doğa bilimcileri, bu gidişatı durdurabilmek için adaya kedi getirmeye karar verdiler. Gelen kediler fareleri yeyince asıl sıkıntının farelerin çoğunlukla yedikleri böceklerin artışında olduğunu görmüşler. Adadaki böcek popülasyonu artınca da doğaya birkez daha müdahale ederek belli bir kuş türünün adada bulunmasını sağlamışlar. Kuşlar baskın bir şekilde üremeye başlayınca da o adadaki en önemli kuş türlerinden birinin soyu tükenmişti. Belgesellere meraklı biçok kişinin hatırlayabileceği bu olay, daha sonra büyümenin doğal yapısına ters düşülmemesi konusunda belki de en önemli kıstaslardan biri olmuştur.
İnternet üzerindeki yapı genel olarak çok başıbozuk ve kaotik bir şekilde büyümesine rağmen bu büyüme oldukça doğal bir düzlemde gerçekleşmektedir ve bu doğallık bir müdahaleyi gereksiz hatta yanlış kılmaktadır.
Bir ülkenin bütün internetinin tek bir noktadan çıkması durumunu varsayalım. Sonra bir başka ülke ile arasında bir sorun çıktığını ve bir şekilde bu çıkışın kapandığını varsayalım. (Bunun bir yöntemi ambargo diğer yöntemi ise bir bombalama olabilir.) Bu durumda bu ülke haberleşmesini neyle sağlayacak. Yada bir başka durum bütün internet bağlantıları tek bir hat üzerinden verilsin. Herkes aynı noktadan internete ulaşsın o zaman sonuç ne olacak? Bu hat bozulduğunda kim sorumlu olacak? Ne kadar tazminat ödeyecek? Veya hiçbir sorun yokken gayet rutin bir teknik düzenlemenin kimseye haber verilmediği düşünelim firmaların uğradıkları kesintiden kayıplarını kim ödeyecek? Nasıl hesaplanacak ve bu karşılanabilir bir zarar mıdır?
Bunları yaşayacak bir ülkenin var olduğunu zannetmiyorum veya 2000 yılında ayakta kalabileceğina inanmıyorum.
Netleşmek üzere…